Yazarlar Edip Emil Öymen 17 TEMMUZ 2016 / 09:24

Sosyal Gelişme İndeksi 2016

Harvard hocalarından Michael Porter ve Harvard’ın komşusu MIT’den Scott Stern’in yönetiminde hazırlanan Sosyal Gelişme İndeksi 2016 yayınlandı (Social Progress Index).
 
Bu indeks, ülkelerin rekabetçiliğini ve zenginliğini GSYH (GDP) ile değil, sosyal-toplumsal ölçütlerle belirliyor: Gelir düzeyi, bir ülkenin “gelişmişlik” düzeyini göstermeye yetmediğinden... Aralarında neden-sonuç ilişkisi yok, korelasyon var. Bu korelasyon düşük de olabilir. Ekonomik büyüme elbette önemli, ama sosyal kalkınmayı garanti etmiyor, ölçmüyor.
 
İndekste 2014 yılı ölçümünde Türkiye 132 ülke arasında 64’üncü sıradayken, 2015’te 58’inci sıraya yükseldi. Ancak işin ilginç tarafı, 2014’teki Sosyal Gelişme İndeks puanı 65.31’ken, 2015’teki 66.24’e inmişti.
 
2016 sıralamasında Türkiye (bu sefer) 133 ülke arasında 58’inci sırada. Puanı 67.82. Bunun anlamı açık: Yerimizde durmuyoruz, ileriye doğru kıpırdıyoruz, ama adım atmıyoruz. Başkaları ise yanımızdan koşarak geçiyor. Y erimizi korumuşuz, ama ileriye geçememişiz.
 
TEPAV, 2014’teki sonuç hakkında şu yorumu yapmıştı: “Türkiye, orta-üst gelir grubuna dahil bir ülke olup, aynı zamanda vatandaşlarına temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir ortamdan fazlasını sağlayamayan, özellikle haberleşme, bireysel haklar, hoşgörü ve yükseköğretime erişim gibi alanlardaki başarısızlığı nedeniyle onların kendilerini geliştirme ve gerçekleştirmelerini zorlaştıran bir ülke resmi çizmektedir. Bu alanların, büyük ölçüde, gelir seviyesinden ziyade, yönetişim kalitesi ile ilgili olması, ülkemizin kendi gelir grubundaki dikkat çeken konumunu açıklamaya yardımcı olabilir. Sosyal Gelişme Endeksi’nden Türkiye’nin çıkarabileceği en önemli ders, artık kalkınma hedeflerini belirlerken altyapı veya güvenlik yerine eğitimde fırsat eşitliği, haberleşme özgürlüğü, ayrımcılıkla mücadele ve cinsiyet eşitliği gibi alanları önceliklendirmesi gerektiğidir.” (Sosyal Gelişme Endeksi Türkiye İçin Ne İfade Ediyor? No: 201421)
 
 
ETİKETLER : 1080