Yazarlar Edip Emil Öymen 13 MART 2016 / 10:38

Watson başkan olsun

Bir ABD başkan aday adayı, “Şimdi ben en meşhur caddede (New York 5’inci Cadde’de) birini vurup öldürsem, tek bir oy bile kaybetmem” diyebiliyor. Yine aynı kişi, “Yetersiz eğitimlileri seviyorum. Bugüne kadarki başarımı, onlara borçluyum. Böyle devam edeceğim,” diyebiliyor. Yine, “Ben tamahkar ve hırslıyım. Parayı seviyorum. Hırs, hırs, hırs” diyebiliyor. Bu kişi, Amerika’daki engin medya özgürlüğü sayesinde karikatüristlerin, medyanın, tv sohbetçilerinin alay konusu. Ama adım adım, partisinin başkan adaylığına doğru ilerliyor: Emlak imparatoru Donald Trump.
Her hafta dünyanın hallerini sağlam yorumlarla aktaran The Economist, evvelki hafta Trump’ı kapağına Sam Amca kılığında taşıdı. Yanda görüyorsunuz: “Really?” Yani, saf ve iyi niyetli açıdan bu sözcük, “Gerçekten mi?” demek. Ama hınzır ve kötü niyetli açıdan aynı sözcük, “Yok daha neler! Ay inanmıyorum! Gerçek olamaz!” demek.
Dünya Ekonomik Forumu’nun blogu’nda bu konuda şu yorum yapıldı: “Acaba Amerikan Başkanlığı için IBM’in Watson (adlı über süper bilgisayarı) aday olsa?” Pardon? Başkan aday adayları o kadar yetersiz görünüyor ki, hazır tam şu sırada robotlar, şeylerin interneti konuları ayyuka çıkmışken ABD için de Mr Watson neden “başkan” olmasın? DEF gibi gayet ciddi ve yön gösterici bir kurumun blogu’nda böyle bir sorunun tesadüfen sorulmadığı muhakkak.
Dahası var... ABD’nin en ağırbaşlı gazetesi Washington Post da aynı konuda bir makale yayınlamaz mı? “Siz Trump’dan mı kaygılanıyorsunuz? 100 yıl içinde robotlar başkan olabilir.”
Watson, IBM’in süper bilgisayarı. Büyük veriden anlam çıkartan bir veri analizcisi. Watson için vakıf var, Facebook sayfası, sitesi de... Yapay zekanın kralı şimdilik o. Kuantum bilişime doğru giderken, daha ileri Watsonlar çıkacak. Ama acaba bunlar, bazı işlemleri pek hızlı yaptıkları, kopyaladıkları kadar “bir insan gibi” de düşünebilecek mi? Fütürist Ray Kurzweil’e inanacak olursak, “İnsan-makine ayrımının kalmayacağı bir tekilliğe (singularity) gidiyoruz.”  
Watson’un Mr President’liği mümkün değil ama, bize pek uzak, pek lüks, pek yabancı bu tartışma (a) ABD’de şu sıradaki başkan aday adayları hakkında “al birini vur ötekine” umutsuzluğuna işaret ediyor, (b) veri temelli ekonomisiyle ileri bir bilgi toplumunda siyasette yaratıcı ve yenilikçi fikirlerin nasıl oluştuğunu ve kamuoyunda nasıl tartışıldığını gösteriyor. Tabii ki her şeyin başı Anayasa’ları. Bağımsızlık Savaşı sırasındaki kavga döğüş, varoluş-yok oluş kargaşasında dahi bugün için bile en liberal anayasayı düşünebilmişler. Özgür düşünce, inovasyonun oksijeni.  
Bütün bunlar bir yana, Obama’nın 2007’de sosyal medyayı kullanarak yaptığını, bugün Trump çok daha gelişkin bir teknolojiyle yapıyor. Bu, ayrı bir yazı konusu.
 
ETİKETLER : 1063