Yazarlar Edip Emil Öymen 08 OCAK 2017 / 10:14

Yılın kitabı: Sevgili Veri

New York’ta yaşayan İtalyan tasarımcı Giorgio Lupi ile Londra’da yaşayan Amerikalı Stefanie Posavec, 52 hafta (bir yıl) boyunca birbirlerine posta kartı postaladılar.
Bir an için burada duralım: Ne yaptılar, ne yaptılar? Birbirlerine posta kartı postaladılar. (“Bizim” burada olağan soru: Hala posta kartı var mı? Posta var mı?)
Bu iki hanımın yaptığı, bir veri/bilgi tasarımı projesiydi aslında. Verinin milisaniyede dünyayı dolaştığı bir düzende, birbiriyle “kaplumbağa postası” ile yavaş veri ilişkisi kurmak. (Aslında ona kaplumbağa demezler, sümüklüböcek derler, ama “bizde” yarattığı olumsuz duygu nedeniyle öbürünün adını verdim).
Ne işe yaradı bu postalaşma? Kendilerini “enformasyon tasarımcısı” olarak tanımlayan bu grafik sanatçılar, gündelik yaşamlarını birbirlerine elle çizdikleri semboller, şekiller, renklerle anlattılar. Ortaya çıkan 104 kart ve öyküsü o kadar ilgi çekti ki Londra’da çağdaş sanat sergileriyle tanınan Somerset House ve daha sonra Bilim Müzesi’nde sergilendi. 2015 ve 16’da iki önemli tasarım ödülü kazandı. Princeton Üniversitesi Mimarlık Yayınevi ve Penguin, kitap olarak basmaya karar verdi. Ortaya “Sevgili Veri” çıktı 300 sayfa.
Sanki bir çocuk kitabı kadar renkli, basit çizgili, hiç de ciddi bir konu içermiyormuş gibi görünen tasarımıyla bu A4 boyutundaki kitap, içeriği nedeniyle New York’taki Museum of Modern Art (MoMA) tarafından kalıcı olarak sergilenmeye layık bulundu. Kitap, MoMA’ya alındı!
Bu başarı öyküsü bize ne diyor? Veri analizi denilince akla sadece dijitalleşme mi gelmesi gerek? Oysa veri/bilgi analizi analog da olabilir...di, ama artık analog “herşey” demode! (Aslında, bize öyle geliyor). 
Benzer bir başka analog başarı daha var, güncel: Siz bunları okurken 8 Ocak’ta Altın Küre Ödülleri verilmiş olacak. “La La Land” (Aşıklar Şehri) 7 dalda aday gösterilmişti. En iyi aktör Ryan Gosling, en iyi aktris Emma Stone, en iyi senaryo ve en iyi yönetmende Damien Chazelle, en özgün müzik, en özgün şarkı (City of Stars).
Film, bütün canlılığı bir yana, çok çok “renkliydi.” Yani perdeden renk fışkırıyordu. Neden? Meğerse analog çekilmiş (artık “kullanılmayan” CinemaScope tekniğiyle). Dijital dijitalleşme diji diye sayıkladığımız şu dönemde, yaratıcı bir yönetmen, filmini dijital değil sinemaskop çekince aniden fark yaratabiliyor. Oscar’a giden yolda Altın Küre.  
ETİKETLER : 1104
" Bu sitede yer alan yazılar (içerik) üzerindeki 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu altında düzenlenen tüm maddi ve manevi haklar eser sahibi olan BThaber'e aittir. Söz konusu içerikler eser sahibinin izni olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz. "
Fetih Mah. Tahralı Sok. Kavakyeli Plaza C Blok No: 7 D: 5 34704 Ataşehir / İstanbul
+90 (216) 291 13 90
E-BÜLTEN