Dosya Finans ve Bankacılık 18 ŞUBAT 2013 / 08:34

Bankaların kendi BT şirketlerini kurmaları sektörü nasıl etkiliyor?

Finans sektörünün BT alanındaki öncülüğü, şirket içerisindeki yapıların büyüyerek dışarı hizmet vermeye başlamasına sebep oluyor. Bu durum BT sektörüne nasıl etkiler yaratıyor?

Türkiye bankacılık sektörü, uzun yıllar bilişim sektörüyle doğrudan etkileşim içerisinde olduğunu ifade eden Software AG Türkiye Başkan Yardımcısı Gökhan Arıksoy, “Sektör, hemen her yeni teknolojiyi uygulayıp benimseme olanaklarını araştırdı, bu yeni teknolojileri ürünleriyle bütünleştirmek suretiyle rekabet avantajı yakalayabilmeyi arzuladı” dedi.
Finans sektöründe yeni teknolojilerin benimsenmesi konusunun sürdüğünü dile getiren Arıksoy, “Bu çaba halen sürüyor tabii. Ancak bu ürünler, henüz yurtiçi değerlerini tam olarak yakalamamışken, ihraçlarını düşünmek için erken adım atmış olabiliriz. Bankacılık sistemimiz genellikle Türkiye’ye özel enstrümanlar taşımakta olduğu için de, ihracı ile ilgili ayrıca bazı zorluklar içeriyor olabilir” açıklamasında bulundu.
Finans sektörü bölgede yeni fırsatlar yaratıyor
“Bankaların kendi teknoloji şirketlerini kurması, BT’nin dinamiklerinin banka ile farklılık gösterdiği durumlar dikkate alındığında daha esnek bir yapıya kavuşmalarını sağlayabilir” diyerek sözlerine başlayan KoçSistem Finansal Müşteri İlişkileri Grup Yöneticisi Hatice Kartal, şirketlerin teknoloji şirketleri kurmasının getireceği ek süreç ve sorumlulukların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
Kartal’a göre, Türkiye, finans sektöründeki sağlıklı yapısı sayesinde bölge ülkelerinde yeni fırsatlar yaratıyor. Türkiye pazarına yön veren bankaların son yıllarda bölge ülkelerinde şube açtıklarını, banka satın aldıklarını aktaran Kartal, “2013 yılında da bu eğilimin artacağını öngörüyoruz. Bankacılıktaki deneyimimiz, ürün çeşitliliğimiz ve dinamizmimiz sayesinde bölge ülkelerinin bu alandaki gelişimlerine değer katabiliriz. Bu durum yetişmiş bilgi teknolojileri kaynaklarımız için de yeni fırsatları ortaya çıkarıyor” şeklinde görüşlerini belirtti.
Bankadaki BT ekonomik değer yaratabilir
Bankaların kendi teknoloji şirketlerini kurmalarını son derece olumlu bulduklarını belirten Kobil Türkiye Ülke Müdürü Ümit Yaşar Usta, “Bu şirketler daha çok bankaların ana fonksiyonlarının analizi, kurulumu ve bütünleştirmesinde görev alıyor. Ancak uzmanlık gerektiren pek çok alanda dış şirketlerden destek alıyorlar. Bu desteklerin arasında yazılım, donanım, danışmanlık ve hizmet satın alımını sayabiliriz. Söz konusu dış destek alımı ise pek çok yerli şirket için fırsatlar yaratıyor. Türk bankalarının teknolojiyi en iyi kullanan çözümlerine baktığımızda kullanılan bankacılık teknolojilerinin bölge ülkelerine ihraç edilebileceğini de gözlemliyoruz” dedi.
Navigator İş ve Bilgi Yönetim Hizmetleri İş Uygulamaları Hizmet Yöneticisi Melike Ayköse’ye göre, finans ve bankacılık sektörü bilişim teknolojilerini en yoğun kullanan sektörlerin başında geliyor. Bu sebeple kendi kaynaklarıyla kendi teknolojilerini üretmeleri hatta bu teknolojileri dış müşterilere sunmaları bile şaşırtıcı değil. Bu durum bilgi birikimi transferinin ekonomik değere dönüşmesi, dolayısıyla ihraç edilebilmesi büyük olasılık taşıyor.
Ayköse’nin verdiği bilgilere göre, sektöre hizmet veren şirketler için tabiki olumsuz ancak tedarikçi şirketler inovasyon anlamında gelişmeye devam ediyor. Bu açıdan bakıldığında zamanla sektör kendi dengesini kuracak.
Teknoloji desteğine öncelik verilmelidir
“Ülkemizde, gerek bankalar gerekse de benzeri büyük kurumların kendi teknoloji şirketlerini hizmete geçirme nedenleri grup içerisinde hizmet etme, ayrı bir yapı olarak odaklanma ve Ar-Ge teşvikleri gibi konulardır” diyerek sözlerine başlayan IBM Küresel İş ve Teknoloji Danışmanlığı, Finansal Hizmetler Sektörü Lideri Ümit Altınay, finans sektörünün içinde bulunduğu yoğun rekabet ve büyüyen pastadan pay kapma öncelikleri de kurumların rekabet avantajı sağlayacak teknoloji desteğine ciddi öncelik vermeleri gerektirdiğini vurguladı.
Altınay’a göre bankacılık teknolojileri satış veya ihracatı bankalar için ihmal edilecek düzeyde ve kurum içi ihtiyaç ve öncelikler, tekrarlanabilir projeler ve ürün haline getirilmiş yazılımların geliştirilmesinin önünde ciddi engel oluşturabilir. Altınay sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bununla birlikte teknoloji ihtiyaçları ve olgunluğu açısından bankalarımıza hizmet sağlayan şirketlerin, Türkiye’de olgunluk seviyesine getirdikleri ürünlerini rahatlıkla yurt dışında konumlandırama imkanı bulmalarına katkı sağlıyor.”
Obase Genel Müdürü Bülent Dal sözlerine bankalarla ilgili bilgiler vererek başladı:
“Bankalar, özellikle operasyonel çekirdek bankacılık çözümleri, perakende bankacılığa ve kart uygulamalarına dayalı çözümleri, hayati, kesintisiz çalışması gereken çözümleri kendileri geliştirmeyi tercih ediyor.”
Dal’ın verdiği bilgilere göre bankalar, uygulama geliştirme, iş zekâsı, veri ambarı, veritabanı, CRM, kurumsal performans yönetimi gibi platform ürünlerini ise bilişim sektöründen temin ediyorlar. Bülent Dal sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bilişim sektörü ile uzman danışmanlık ve profesyonel hizmetler çerçevesinde verimli bir işbirliği içinde olunduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizde kullanılan teknolojiyi yurtdışına ihraç edebilmek için özellikle deneyimleri tekrarlanabilir hizmet ve ürünlere dönüştürmek ve paketlemek ilk şarttır. Elinde çözüm bulunmayan, sizin çözümlerinize ihtiyaç duyan ve satış gücü yüksek olan yabancı iş ortağı bulmak hızlı yayılmaya önemli ölçüde yardımcı olacaktır. Özellikle gelişmekte olan pazarlardaki yeni kuruluşlar ve orta boy işletmeler implemantasyonu kolay ve proje riski düşük paketlenmiş çözümlere sıcak bakmaktadır. Şansın yüksek olduğu büyük pazarlarda ofis açmak ise gelişimi hızlandıracaktır.”
ETİKETLER : Sayı:909