Dosya Finans ve Bankacılık 18 ŞUBAT 2013 / 08:37

Türkiye finansta BT kullanımında nerede?

Sektörün kullanıcılarına Türkiye’nin BT kullanımında nerede yer aldığını, hangi konularda gelişmesi gerektiğini sorduk.

Finans ve bankacılık alanında BT kullanınımını birebir gerçekleştiren yöneticilerden de görüşlerini ve BT sektöründeki geliştiricilerden beklentilerini aktardı. BT teknolojileri konusunda 2 yıl öncesine göre ciddi bir evrim yaşandığının altını çizen Yapı Kredi Bankası Veri Ambarı ve Veri Madenciliği Geliştirme Yöneticisi Ahmet Vefa Erdem, “Bu süreç 2013’te hızlanarak devam edecek gibi görünüyor. Yeni kavram ve teknikler ortaya çıktığı gibi, eskiden beri bilinen ve kullanılan kavramlar da anlam değiştiriyor” diyerek bu yıl hakkında kısa bir değerlendirmede bulundu.
2012 boyunca gündemde kalan popüler konular “sosyal medya-lokalizasyon-mobilite” üçlüsü, bunları paralelde destekleyen Büyük Veri (Big Data) ve büyük veri üzerinde analitik teknolojiler olduğunu hatırlatan Erdem, “Hemen herkes ve tabii finans sektörü BT çalışanları da bu teknolojilerden nerelerde yararlanabiliriz diye düşündü, fizibilite çalışmaları yaptı. 2013 yılı artık niyetin harekete geçtiği yıl olacak” dedi.
“Türkçe’de duygu analizi çözülebilmeli”
Erdem’in verdiği bilgilere göre, birçok büyük veri projesine imza atıldığına, en azından başlandığına şahit olacağız. Sosyal medyadan faydalanma çok gündemde ancak bildik anlamda batıda kullanıldığı şekliyle kullanılabilmesi için sosyal medyada akan içerikten “duygu analizi” (sentiment) tekniği Türkçe’de çözülemediği müddetçe İngilizce konuşulan ülkelerdeki kadar yol alamayacağız. Bu konuda dilbilimcilere ve teknoloji geliştiricilere yerelleştirme anlamında ciddi rol düşüyor.
Bu yılın gündemini Erdem şu şekilde özetleyerek anlatmayı sürdürdü:
“Makineden makineye iletişim ile üretilen (M2M) yapısal olmayan verinin ve kayıtların analizi de gündemde. Ancak akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazların finans sektöründe bir kanal olarak kullanımına dönük penetrasyon henüz yetersiz durumda. Bu nedenle M2M datanın analizi şimdilik finans kuruluşlarının değil iletişim şirketlerinin bir sorunu olarak kalmaya bir süre daha devam edecek. Bankacılık sektörü ise internet ve ATM kanallarından gelen yapısal olmayan verileri analiz ederek birtakım analitik çözümler üretmeye çalışacak.”
Şubesiz çözümler öne çıkacak
Yapı Kredi Bankası Veri Ambarı ve Veri Madenciliği Geliştirme Yöneticisi’nin verdiği bilgilere göre, bankacılık sektörünün önündeki en ciddi yapısal dönüşümlerden biri olan “doğrudan bankacılık” konusu, tamamen şubesiz ve teknolojiye dayalı çözümler olarak öne çıkmaya başlayacak. Bankalar bu yapıyla teknolojiyi özümsemiş ve alacağı hizmetler için şubeye gitmeden her işlemi yapmak isteyen, tamamen mobilize olmuş genç nesli kazanmak istiyor. Gerek mobil cihaz kullanan nüfusun büyüklüğü gerekse akıllı mobil cihazlara dönük bankacılık çözümlerinin penetrasyonu konusunda ülke olarak batıya göre daha avantajlı olduğumuz ortada. Bu nedenle bu model büyük başarılar kazanmaya aday gibi görünüyor.
Yüksek bağlanabilirlik tüm yaşamı değiştirdi
Bu yüzyılın başında yüksek bağlanabilirlik (hyperconnectivity) kavramının öne çıktığını belirten Odea Bank CTO’su Tayfun Küçük, geçtiğimiz on yılda giderek artan bir hızla hayatımıza girdiğini belirtti. “2012 yılında sadece mobil veri trafiği 2000 yılındaki toplam küresel internet trafiğinin 20 katına çıkarken, 2013 yılında mobil bağlı cihazların sayısı dünya nüfusunu geçti” diyerek sözlerini sürdüren Küçük, yüksek bağlanabilirliğin sektör için önemli bir değişimi başlattığına dikkat çekti.
Yeni nesil çözümlerle birlikte değişen sektörü Odea Bank CTO’su şu şekilde aktardı:
“Zaman-mekân farklılıkların iletişimde yarattığı engeller azaldı, fikir ve düşüncelerin serbestçe paylaşıldığı sosyal medya kullanımı arttı, akıllı mobil cihazlar - hızlı mobil internet erişimleri ve bulut servisleri hayatımızın vazgeçilmez önemde birer parçası haline geldi ve bu değişim kaçınılmaz olarak finans ve bankacılık alanında da bilgi teknolojilerini tanımından organizasyon yapılarına kadar pek çok alanda etkiledi. Kurumlar, bilgi teknolojileri alanında bu değişime uyum gösterebildikleri ölçüde operasyonel verimliliklerini iyileştirebildiler. Bağımsız platformlar halindeki sistemleri tek ve bütünleşik sistemler haline dönüşürken bulut bilişim ile hızlı - ölçeklendirilebilir ve esnek yapılara ulaştılar, ‘büyük veri’ ve bu ‘büyük veri’ nin gerçek zamanlı bellek–içi analiziyle ulaşılabilen iş zekası uygulamaları karar verme kültürlerini değiştirdi, tümleşik iletişim (unified communications) iş süreçlerini hızlandırdı ve kullanıcılara cihaz/işletim sistemlerinden bağımsız çözümler sundu.
Türkiye’de üretilen çözümler ihraç edilebilir mi?
Türkiye’deki bankalar bünyelerinde oluşturduğu BT yapılarını ayrı bir şirkete dönüştürecek kadar çok yatırım yapıyorlar. Bu yatırımların karşılığı da gelir kazandıran bir yapıya dönüşebiliyor. Bu durumun sektörde hizmet veren şirketlere etkilerini yine sektörün oyuncularından dinledik.
Kurulan BT yapısının şirketleşmesinin hem olumlu hem de olumsuz yönleri bulunduğunu belirten Yapı Kredi Bankası Veri Ambarı ve Veri Madenciliği Geliştirme Yöneticisi Ahmet Vefa Erdem, olumlu yönler için şunları söyledi:
“Olumlu etkileri herkesçe bilindiği üzere, BT nin ayrı bir kar-maliyet merkezi haline gelerek verimlilik bakış açısına göre çalışması, bazı örneklerde görüldüğü gibi banka BT’sinin belli bir holding çatısı altında birçok şirkete hizmet verebilmesi ve uzmanlık düzeyini artırması, Ar-Ge projelerine imza atarak ya da yerinde Ar-Ge tanımına uyarak teşvik ve fonlardan faydalanabilmesi sıralanabilir.”
Olumsuz yönleri konusunda uyarılarda bulunan Erdem, “Bu tip tüzel kişilik haline gelmiş kurum BT departmanlarının rekabetçi ortamda bir marka haline gelmesi ve bölgesel yada küresel pazarda ürünler hizmetler sağlaması beklendiği kadar gerçekleşemiyor. Sadece finans sektörü değil telekom gibi daha teknolojik ve rekabetçi sektörlerde de böyle. Tam tersine, dışarıya  BT teknolojilerini ihraç edenler genellikle kurumların kurduğu BT şirketleri değil onlarla birlikte çalışarak bilgi birikimi edinmiş hizmet veren üçüncü partiler oluyor” açıklamasında bulundu.
Maliyet ajantajı yaratması gerekiyor
“Bankaların artan rekabet ortamı ve azalan kar marjlarına karşın sürdürülebilir ve verimli bir iş modeline sahip olabilmeleri için hızlı, esnek ve en önemlisi ölçek ekonomisi ile maliyet avantajı yaratabilmeleri gereklidir”diyerek sözlerine başlayan Odeabank CTO’su Tayfun Küçük, BT altyapısının içeriden ve dışarıdan sağlanabileceğini aktardı.
ERP örneği vererek konuyu pekiştiren Küçük, “Günümüzde değişik sektörlerde sayısız firma, sınırlı sayıda bulunan kurumsal kaynak planlama – ERP – yazılımlarını kullanabiliyorsa ve bunları üretimden satışa kadar kendi iş süreçlerine uyarlayabiliyorlarsa bankalarda temel bankacılık yazılımlarını dış alımla sağlayarak kendi iş süreçlerine uyarlayabilirler” dedi.
“Banka bünyesinde BT şirketi kurulması olumludur”
Teknolojide meydana gelen gelişmelerin ekonomik kalkınmaya destek sağladığını vurgulayan Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdür Dr.Soner Canko, “O nedenle, bankaların kendi teknoloji şirketlerini kurması hem sektörümüz hem de ekonominin gelişimi açısından büyük öneme sahip. Yeni projeler teknolojiye daha çok ihtiyaç duymamızı sağlayacağı için sektörde hizmet veren şirketlerin (bünyelerindeki BT yapısının şirketleşmesinin) olumsuz etkileneceğini düşünmüyorum” dedi.
Türkiye’de ödeme sistemleri sektörünün gelişmiş bir altyapısı bulunduğu bilgisini veren Canko, bu altyapı ile birçok ülkenin ithal etmek istediği modellerin geliştirildiğini söyledi. Canko sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Türkiye ödeme sistemleri sektörü, dışarıdan ithal edilen sistemlerle değil, kendi geliştirdiği modellerle ilerlemeye devam ediyor ve bu sayede büyümede büyük bir başarı yakalıyor. Türkiye ödeme sistemleri, son teknoloji ile oluşturulan gelişmiş altyapısı, “dünyada ilk” özelliğini taşıyan taksitli ödemelerden nakit puan toplama fırsatlarına kadar uzanan birçok yenilikçi ürünü, chip&PIN uygulaması ve ulusal sayısal cüzdanı ile dünyanın en büyük ve önemli pazarlarından biri konumuna geldi. Ülkemizde geliştirilen ödeme sistemi teknolojilerine tüm dünya ilgi gösteriyor. Türkiye’de faaliyet gösteren birçok yazılım ve donanım şirketinin ürünleri yurtdışına ihraç ediliyor.”
Bu sene 14-15 Mayıs tarihlerinde Dubai’de gerçekleştirilecek olan Cards & Payments Middle East etkinliğine Türkiye’nin “Onur Konuğu” olarak katılacağı bilgisini veren Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdürü, sektörde faaliyet gösteren çözüm ortaklarının da BKM ile birlikte katılım göstereceğini aktardı. Aynı organizasyon Eylül ayında İstanbul’da da gerçekleşecek.

İnternet ödemelerinin payı artacaktır

Ödeme sistemlerinde BT kullanımının yarattığı etkiler hakkında bilgiler veren Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdürü Dr. Soner Canko, “Ödeme sistemleri sektöründe son dönemde yaşanan değişimlerin başında, e-ticarette güvenliği artıran yeni teknolojiler, temassız kart uygulamaları, ön ödemeli kartlar, mobil ödemeler (NFC-Yakın Alan İletişimi) ve toplu taşıma ile ilgili yapılan pilot uygulamalar geliyor. Yeni teknolojilerin kullanımının yaygınlaşmasının ardından gelecek dönemde günlük hayatımızda değişimlerin yaşanacağını öngörüyoruz” açıklamasında bulundu.
İnternet üzerinden ödemelerde çok daha fazla gelişme potansiyeli olduğunu belirten Canko, internet üzerinden yapılan ödemelerin toplam ödemeler içerisindeki payının daha da artacağını düşündüklerini sözlerine ekledi. BKM’nin 2012 yılında yaptıklarından da söz eden BKM Genel Müdürü şunları söyledi:
“BKM Express” isimli sayısal cüzdanımızı geliştirdik ve 2012 yılı içerisinde kullanıma sunduk. Kart bilgilerini kullanmadan, hem hızlı, hem kolay hem de güvenle alışveriş yapmanıza olanak tanıyan BKM Express sayesinde, internetten alışveriş hacminin önümüzdeki dönemde daha da artan bir ivmeyle yükselmesini bekliyoruz. BKM olarak bu alanda yeni projelerle varlığımızı sürdüreceğimizi ve e-ticaret sektörüne destek olmaya devam edeceğimizi söyleyebilirim.”

Türkiye NFC uygulamalarında önde gidiyor
NFC konusunda da Türkiye’nin birçok ülkeyi geride bıraktığını aktaran Canko, “Ödeme sistemleri konusunda öncü uygulamaları Türkiye’de dünyanın birçok ülkesinden çok daha önce geliştiren BKM’nin, NFC teknolojisi ile mobil ödemelerin hayata geçmesi üzerine kurduğu altyapı, tüm bankaları, tüm mobil operatörleri ve tüm cep telefonu markalarını destekleyecek şekilde konumlandırıldı. BKM’nin TSM (Trusted Service Manager-Güvenilir Servis Sağlayıcı) rolünü üstlendiği bu altyapı dünyada ilk olma özelliğini taşıyor” bilgilerini verdi.

Günümüz teknolojileri de mevzuata uyacaktır

Türkiye’deki bankacılık sektörünü değerlendiren Odeabank CTO’su Tayfun Küçük şunları söyledi: “Ülkemizde bankacılık alanında süregelen yoğun rekabet ve 2000-2001 krizlerinin ardından yaşanan yeniden yapılanma programlarının sonuçları sektörde teknoloji kullanımını artırırken, bu teknoloji finansal sektöre yönelik yasal otoritenin düzenleme ve denetim faaliyetlerine uygun olarak geliştirilmiştir. Bu nedenlerle ülkemizde geliştirilen bankacılık teknolojilerinin sadece bölge ülkeleri için değil çok daha geniş bir coğrafyada çeşitli ülkelere ihraç edilebileceği, günümüz teknolojileri ile hızla yerelleştirilerek ilgili ülke mevzuatlarına uyumlu hale getirilebileceğine inanıyorum.”

Dışa açılan şirket bağımlı kalmaya devam ediyor

Oluşabilecek olumsuzlukların sebebini de açıklayan Yapı Kredi Bankası Veri Ambarı ve Veri Madenciliği Geliştirme Yöneticisi Ahmet Vefa Erdem, bir kurumun kendi içinden çıkarak tüzel kimliğe kavuşmuş BT şirketleri halen bir kurumla organik olarak bağlı durumda kaldığına dikkat çekti. Erdem’e göre, gerek iş süreçleri, gerek performans değerlendirmeleri ve personel politikaları nerdeyse birebir aynı ve bu durum esnekliklerini, rekabetçiliklerini ve yaratıcılıklarını öldürüyor.
ETİKETLER : Sayı:909