Genel 30 ARALIK 2012 / 10:00

2023 hedeflerinin amiral gemisi: BT’de sürdürülebilir büyüme

OECD’nin 2012 yılı için hazırladığı bilim, teknoloji ve endüstriyi konu alan raporu, son yıllarda dünyadaki ekonomik durgunlukla beraber ortaya çıkan tabloyu özetledi. Özellikle Batı ve Güney Avrupa’da düşen Ar-Ge harcamaları göze çarparken, Asya ülkelerindeki tüm harcamaların yükseldiği görüldü. Çin, Hindistan ve Güney Kore’deki harcamalar artarken, o ülkelerdeki şirketlerin Ar-Ge harcamalarının her yıl yüzde 20 ila 29 arasında artış gösterdiği belirlendi. Kamu harcamalarındaysa Yunanistan, İrlanda, Slovenya ve İspanya’nın kısıtlamaya gideceği tahmin edilirken, Türkiye, Almanya, Danimarka, ABD ve Fransa gibi ülkelerin harcamalarını benzer seviyelerde tutacağı aktarıldı.
Uçak, BT donanımı ve sağlık ekipmanlarında satışlar düşerken, yazılım ve sağlık hizmetlerindeki yatırımların arttığı ortaya çıktı. Tüm yatırımlara genel olarak bakıldığında, kriz öncesine dönüşten söz etmek için erken olduğu görülürken, krizin özellikle daha az eğitimli çalışanları vurduğu bilgisi verildi. OECD ülkeleri arasında uzun süreli işsizlik oranlarının artması göze çarparken, yeni alanları bulmakta zorlanıldığı raporun neticesinde yer aldı.

Ekonomik veriler, sanayileşmiş ülkelerin krizden çıkarak yeniden büyümeye gidebilmesi için birkaç yılın geçmesinden söz ediyor. Buna karşılık Türkiye, Hindistan, Brezilya ve Çin’in büyümelerini sürekli hale getireceği ekonomistlerin ilk sözleri arasında yer alıyor. Çok uluslu şirketlerin de Türkiye’de daha yerleşik düzenlere geçmeleri, yatırımlarını artırmaları da bunu gösteriyor. Ancak Türkiye’nin diğer gelişmekte olan ülkelere göre temel farklılıkları bulunuyor.

Türkiye ithalatçı ülke olmanın ötesine geçemiyor
Kalabalık nüfuslarını iyi değerlendiren gelişmekte olan ülkeler, yatırımlarını teknoloji alanında yoğunlaştırarak gelirlerini artırıyor. Türkiye’nin henüz BT alanındaki üretimi istenilen seviyede değil. Son on yılda 2009 yılı dışında her yıl büyümeyi başaran Türkiye BT sektörü, 30 milyar dolar olarak hesaplanan büyüklüğü içerisinde iyi bir ithalatçı olmanın ötesine geçemedi. Teknolojiyi çabucak benimseyip kullanıyor ancak üretimde yol alamıyoruz. Oysa 20. yüzyılda kaçırdığımız sanayileşme trenine hiç binmeden yeni nesil teknolojiler üretebilecek durumdayız.
Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün ekonomik ve sosyal kalkınmaya etkisine ilişkin farkındalığı artırmak ve 2023 hedeflerine ulaşmak için ele alınması gerekli önemli konulara dikkat çekmek üzere hazırladığı ‘2023 Hedefleri Yolunda Bilgi ve İletişim Teknolojileri Raporu’nu açıkladı. Açıklanan raporda, Türkiye’deki BT endüstrisinin yüzde 71’ini 21 milyar dolar ile iletişim pazarı oluşturduğu hatırlatılarak, “Bilgi teknolojileri yaklaşık 9 milyar dolarlık bir paya sahiptir. Türkiye, BİT‘nin iyi bir kullanıcısı ve bu alanda kullanılan ürünler (yazılım ve donanım) açısından tam bir ithalatçı ülke durumundadır. Türkiye BT sektörü ürün ve hizmetlerinin yarattığı dış ticaret hacmi 7,6 milyar dolar, cari açığa etkisi ise 2,5 milyar dolar düzeyindedir. Sektöre yapılacak yatırımlar, sektörün büyümesini ve cari açığın azalmasını sağlayacağı gibi sektörün etkileşim içinde olduğu diğer sektörleri de olumlu etkileyecektir” denildi.
Raporda, dünyanın 17. ekonomisi olan ülkemizin hem nüfusunun hem de ekonomisinin dünya genelindeki payı yüzde 1’in üzerinde olmasına rağmen, küresel BT pazarından aldığı payın yüzde 0,75’te kalmasının Türkiye’nin potansiyelini işaret ettiği vurgulandı.


2023 hedefi için büyüme oranı 3 katına çıkmalı
2023’te BT sektörünün 160 milyar dolar seviyesine çıkabilmesi için önümüzdeki on yıl içinde sektörün mevcut büyüme hızının yaklaşık 3 katı oranında (yüzde 15 seviyesinde) olması gerekiyor. BT açısından en büyük eksikler arasında girişim sermayesi ve ortaklık eksikliği, kamunun ihale odaklı ihale politikaları, fikri mülkiyet hakları ile ilgili ihlaller, yüksek vergi oranları, iş yapış kültürü ve iş planlama eksikliği ile üniversite-sanayi işbirliğinin yetersizliği sayıldı. Raporun sonuç ve öneri kısmındaysa şu başlıklar vardı:
• Mevcut eğitim politikaları, program ve müfredatları sektör ihtiyaç ve beklentilerini karşılamak üzere gözden geçirilip geliştirmesi,
• Üniversiteler ve TÜBİTAK gibi kurumların araştırmalarının ticarileştirilmesi için özel sektör ile işbirliğinin artırılması,
• Yerli tasarım ve üretimi teşvik eden kamu ihaleleri,
• Kaynakların optimize edileceği bir yapı kurulması,
• LTE, siber güvenlik ve FATİH Projesi gibi markalaşma potansiyeli yüksek konuların değerlendirilmesi gerekiyor.

Geleceğin ekonomisi: Yenilenebilir enerji ve sağlık hizmetleri

Jeremy Rifkin tarafından üçüncü endüstri devrimi olarak ortaya atılan kavramla birlikte yenilenebilir enerjiye geçiş, binaların enerji tesislerine dönüştürülmesi, hidrojen ve diğer enerji depolama teknolojileri, akıllı elektrik şebekesi, melez ve elektirik tabanlı ulaşım öngörüleri bulunuyor. Avrupa Birliği’nin aldığı kararlarda da bu devrimle birlikte yapılacak yatırımların yönü görülüyor.
OECD’den Julia Laplane’in kaleme aldığı makalede de OECD ülkelerinin 2050 yılında 65 yaş üzeri nüfusunun yüzde 26’ya ulaşacağı hatırlatılıyor. 1960’lı yıllarda sadece yüzde 9 olan 65 yaş üstü kişilerin artması, sağlık hizmetlerinin evde verilmesi konusunu alevlendirecek. Teknolojinin katkısıyla insanların kendi başlarına çok daha uzun süre yaşayabilmesi hedefleniyor. Ayrıca yapay retina implant ve cihazlarıyla görme kaybının önüne geçilmesi bekleniyor.
Teknoloji bu yaşlı nüfusun günlük yaşantısını da kolaylaştırmayı amaçlıyor. Çevrimiçi alışveriş ve eve servisin yanı sıra hareket algılayıcılarıyla ve robotlarla güvenlik hizmetlerinin verilebilmesi de kısa sürede gündeme gelecek. Tüm bunlarla birlikte yaşlıların kendilerini yalnız hissetmelerinin de önüne teknolojiyle geçilmesi hedefleniyor. Nielsen’in raporuna göre, Facebook kullanıcılarının yüzde 25’ine yakını 50 ila 64 yaş aralığında bulunuyor. Tüm bu veriler önümüzdeki dönemde yatırımların nereye yapılacağını, hangi alanlarda iş geliştirilmesi gerektiği konusunda fikir veriyor.
ETİKETLER : Sayı:902