Genel 17 ARALIK 2012 / 09:32

İstanbul teknoloji merkezi olarak yükseliyor

2012 yılında Bilgi Teknolojileri pazarının 31 milyar dolar büyüklüğüne ulaşması bekleniyor.

Alanında Avrasya bölgesinin en büyüğü olan CeBIT Bilişim Eurasia Fuarı’nı bu yıl da İstanbul’da başarıyla gerçekleştirdik, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün saygın temsilcilerini İstanbul’da ağırladık.
Fuarın yanı sıra, bu kapsamda “Sosyal Medya” başlığı altındaki bir oturuma da konuşmacı olarak katılmak memnuniyet vericiydi.
Bu fuarın verdiği mesajlardan biri hiç şüphesiz İstanbul linkine tıklayanların, barış ve kardeşlik adresinde buluşmasıdır. İstanbul’un profilinde hoşgörü yazıyor, sevgi yazıyor, muhabbet ve kardeşlik görülüyor. İstanbul kelimesi sekiz karakterdir ama o sekiz karaktere insanlığın özlemini çektiği binlerce karakterlik mesajları tek başına sığdıracak kadar derindir, anlamlıdır.
Dünyada sevgiyi arayan, barış ve huzurun adresini soran, kardeşliğe hasret kalan kim varsa İstanbul onlar için bir tık ötededir. İstanbul’un kapsamı alanı bütün bu hasret ve özlemleri giderecek kadar, bütün insanlığı kucaklayacak kadar geniştir, engindir.
Küreselleşmeyle birlikte zaman ve mekan kavramlarının iyice değiştiği, tek bir tıkla dünyanın akışının değişebildiği bir dönemde yaşıyoruz. Dolayısıyla yaşadığımız çağın en önemli gereklerinden biri bilişim sektörünü yakından takip etmek, bu sektördeki gelişmelerin gerisinde kalmamaktır.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde başlayan özgürlük ve demokrasi hareketlerinin fitilini Tunuslu 26 yaşındaki bir bilgisayar mühendisinin ateşlemesi manidardır.
Herkesin şunun farkında olması gerekir ki artık özgürlüklerin önündeki bütün şifreler bir bir kırılıyor. Demokrasiyi ve halkın iradesini fütursuzca ‘hack’leyen yönetimler bir bir çöküyor.
Baskı ve şiddet virüsü, en etkili antivirüs programı olan özgürlük karşısında yaşam alanı bulamayacak, bu virüsleri yayanlar da sistemden tamamen temizleneceklerdir.

En son Birleşmiş Milletler’de tarihi anı hep birlikte yaşadık ve Filistin Devleti’nin BM nezdinde tanınmasının mutluluğunu hep birlikte yaşadık. Burada da sosyal medyanın dünyanın ilgisini nasıl Filistin meselesine çektiğine şahit olduk.
Daha nice böylesine anlamlı hikâye sosyal medyanın etkisine örnek verilebilir. Tahrir Meydanı’ndan haberleri, o özgürlük mücadelesini sosyal medyada biz de yaşadık, hissettik. Somali’nin, Arakan’ın dramına sosyal medyadan birlikte çözüm aradık. Gazze’de akan kanın durdurulması için en etkili kampanyalar sosyal medyada yürütüldü. Filistin’in BM’de gözlemci devlet olması için sosyal medyada düzenlenen kampanyalar BM salonunda yankılandı.
Sosyal medyayı önemseyen ve kullanmaya özen gösteren bir siyasetçi olarak asla buradaki paylaşımları sanal olarak görmüyor, aksine bunlarına hayatın ta kendisi, hayata dair gerçek paylaşımlar olduğuna inanıyorum. Burada yazılan her bir görüşü adeta bir anket niteliğinde yönlendirici olarak görüyorum.
Sosyal medyaya sadece bir iletişim kanalı olarak bakmak eksiktir, haksızlıktır. Sosyal medyayı aynı zamanda bir “sosyal meydan” olarak da değerlendirmek gerekir. Sosyal medyayı güçlü kılan da aslında budur.
Dünyada Facebook kullanıcı sayısı Ekim 2012 itibarıyla bir milyarı aştı. En büyük Facebook kullanıcısı 155 milyon 710 bin ile ABD, onun ardından 43 milyon ile Endonezya ve Hindistan geliyor. Türkiye 31 milyonu aşan abonesiyle dördüncü sırada yer alıyor. Facebook’un bu yıl 1,5 milyar dolarlık bir gelire sahip olacağı tahmin ediliyor.
Twitter’ın şu anda 140 milyonun üzerinde kullanıcısı var. Günde yaklaşık olarak 340 milyonun üzerinde ‘tweet’ atılıyor. 2013 yılında Twitter’ın gelirinin 1 milyar doları ve net kazancının 110 milyon doları geçeceği tahmin ediliyor. Türkiye’deki Twitter kullanıcıları saniyede 20 Tweet atıyor. Tweetlerin yüzde 58’i İstanbul, yüzde 13’ü Ankara, yüzde 11’i İzmir’den atılıyor.
Bir istatistiğe göre Türk internet kullanıcısı ayda ortalama 7,8 saatini sosyal ağlarda geçiriyor.
İşte böyle bir zamanda hiç kimsenin ben teknolojiye, bilişime direnirim diyerek ayakta kalması söz konusu dahi olamaz. Yeni dünya düzeninde güçlü olmak isteyen birey ve toplumların bunu ancak dijital çağa ayak uydurarak başarabilecekleri aşikardır.
Hükümet olarak son 10 yılda bu anlayışla iletişim kanallarının önündeki tüm engelleri kaldırdık. Bilgi ve iletişim teknolojilerine yatırım yaparak Türkiye’yi çağın ilerisine taşımanın, çağın eğilimlerine ayak uydurmanın gayreti içinde olduk.
Cumhuriyetimizin 100. yılı paralelinde geliştirdiğimiz 2023 kalkınma hedefleri ile Avrupa Birliği’nin ortaya koyduğu amaçlara ulaşmayı hatta daha da ötesine gitmeyi öngörüyoruz.
Türkiye bilim ve teknolojide AB ülkelerinin standardını yakalama konusunda önemli bir mesafe almış durumda. Nitekim AB müzakerelerinde açılışını ve geçici olarak kapanışını yaptığımız fasıl Bilim ve Araştırma faslıdır.
FATİH Projesi hükümetimizin teknolojiye ve dijital çağa yön verme iradesine ayna tutan tarihi ve küresel çapta örnek bir projedir.
2011 yılında Türkiye’de donanım, yazılım, hizmet, elektronik haberleşme, e-ticaret, savunma sanayi, çağrı merkezi, mobil cihazlar pazarları toplam büyüklüğü 66,7 milyar TL olarak gerçekleşti.
E-ticaret pazarı 18,4 milyar TL; savunma sanayii yazılım ve hizmet pazarı 600 milyon TL; çağrı merkezleri 1,8 milyar TL ve mobil cihazlar pazarı 5 milyar TL olarak gerçekleşti.
Bilgi teknolojileri pazarı 33 milyar dolara ulaştı.  Geniş bant abone sayısı 8 milyona çıktı. 27 kamu kurumunun 223 hizmeti e-Devlet Kapısı ile sunuyor.
Donanım, yazılım ve hizmet, elektronik haberleşme, e-ticaret, savunma sanayi, çağrı merkezi 2011 yılı toplam istihdamı ise 125 bin 847 kişi oldu.
2012 yılında Bilgi Teknolojileri pazarının 31 milyar dolar büyüklüğüne ulaşması bekleniyor.
2002’de Türkiye’nin 36 milyar dolar olan ihracatı içinde, hem düşük hem de orta seviye teknolojili ürünlerin payı yüzde 47’ydi. 10 yıllık süreçte düşük teknolojili ürünlerin payının yüzde 26’ya gerilediğini, buna karşılık orta seviye teknolojiye sahip ürünlerin payının ise yüzde 70’lere çıktığını görüyoruz. 2023 yılında üretim ve ihracatımız içinde yüksek teknolojili ürünlerin payını en az yüzde 20 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz.
Ar-Ge ve teknolojiye yönelik çalışmalar neticesinde, ülkemiz geçen yıl 118 bin marka başvurusuyla Avrupa’da ilk sırada yer almıştır.
2011 yılında ülkemizdeki Ar-Ge harcamaları yaklaşık 12 milyar TL olmuştur. 2011’de milli gelir içindeki payı yüzde 1’e yaklaşan Ar-Ge yoğunluğumuzu, 2023 yılında yüzde 3’e çıkarmayı hedefliyoruz.
Halkımız için teknoloji artık bir lüks değil, temel ihtiyaç haline gelmiştir ve Türkiye’nin büyük bir bölümü teknolojiye, internete rahatlıkla ulaşabilir hale gelmiştir.
Geçtiğimiz ay Türkiye’nin 26 ilinde yaşları 13-29 arasında değişen 3 bin kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen bir araştırmaya göre gençlerin yaşadığı hanelerin yüzde 71,4’ünde bilgisayar bulunuyor.
Türkiye’de gençlerin yüzde 8,3’ü sabah kalktığında ‘’tuvalete bile gitmeden’’ internete girdiğini belirtirken, yüzde 4,7’si ise yataktan kalkmadan internete girdiğini söylüyor.
Gençlerin yüzde 28,4’ü de evden çıkmadan internete girdiğini belirtiyor. Türkiye’nin yüzde 98’inde standart ya da akıllı telefon bulunuyor. Araştırmaya göre, gençlerin yüzde 47’si için internet ‘’vazgeçilmez’’ nitelikte.  Her 3 gençten 2’si, dijital cihazların sosyal statü gösterdiğini belirtirken, yüzde 53,9’u teknolojik cihazları kullanmayan kişilerin ‘’çağın gerisinde’’ kaldığını düşünüyor.
Araştırmaya göre, gençlerin yüzde 54,7’si interneti sosyal ağlara bağlanmak için kullanıyor. Gençler sosyal ağlarda günde ortalama 53,5 dakika geçiriyor.
Türkiye’nin artık bu noktadan geriye gitmesi sözkonusu olamaz. Aksine hükümetimiz reform sürecindeki kararlılığıyla, takip etmek bir tarafa, Türkiye’nin dünyadaki bu değişimi yönetecek konuma ulaşması için hızla ilerlemeye devam edecektir.
YORUMLAR
Murat YILMAZ 19 ARALIK 2012 / 11:49 0 0
istanbul mu Türkiye mi bir karar vermemiz gerekiyor
istanbul; ticaret merkezi, finans merkezi, kültür merkezi, turizm merkezi, sanayi merkezi, teknoloji merkezi, spor merkezi, fuar ve kongre merkezi, sağlık merkezi, eğitim merkezi, alışveriş merkezi, eğlence merkezi, hava ulşaımının merkezi .....
Bir yerde bir yanlışlık var. ip, formula pisti ile koptu. Bir kişi çıkıp yahu güneydoğu kangren olmuş kesilecek bir uzuv halini almış. istanbul'a 3. hava limanı, 2. boğaz, 3. boğaz köprüsü, 2 uydu kent, bilişim vadisi, ..... Bir başkent kaldı istanbula taşınmadık. Onu istanbula taşıyalım olsun bitsin.
Kayseri, konya vb şehirler kendi kabuğunu kırmaya çalışıyor. öve öve bitiremiyoruz. ancak istanbulla kıyaslandığında aralarında 50 yıllık gelişmişlik farkı var.

istanbul için bazı sınırlamalar, diğer ille riçin teşvikler hatta zorunlu bir takım adımlar atılması gerekiyor. İsatanbulun nüfusunu 10 milyonun altına düşrüp birey ve yaşam kalitesini artırmamız gerekiyor. İstanbul ve diğer şehirlerimizi kıyasladığımda, güçlü ve sağlam göğüs kasları olan ancak cılız bacak ve kol kasları olan halter sporcu gibi görüyorum.