Genel 06 ŞUBAT 2014 / 17:36

Kendi cihazını getirme, seç

Ofise getirilen kişisel cihazlar maksadının dışında kullanılıyor.
Son birkaç yıldır çalışanların kendi cihazlarını iş amacıyla kullanması karşısında işletmelerin çözüm bulmakta zorlandığı görülüyordu. Birden fazla işletim sistemi ve sürümdeki telefon ya da tabletin iş ağlarına bağlantı kurması karşısında güvenlik endişeleri taşıyan BT yöneticileri, gerekli kuralların konulması konusunda çekimser kalıyordu. Birçok kurum, çalışanlar kendi cihazını kullanmak istediğinde kontrol ve güvenlik nedeniyle izin vermiyordu.
IDC’nin öngörüleri hakkında bir konuşma yapan Charles Anderson, BYOD kavramının yeterli yatırım geri dönüşünü sağlamadığını ifade etti. Anderson, yatırım geri dönüşünün yetersizliğinin yanı sıra kullanıcılara verilen destek, yönetim ve güvenlik harcamalarının da masraflı olduğuna dikkat çekti. Çalışanların cihazlarını yanında taşımasının küçük bir etkisi olduğunu vurgulayan Anderson, “Kurumlarında kendi cihazlarını kullanma izni verilen çalışanlar bu cihazlarla ne yapıyor? E-posta erişimi veriliyor ancak zaten bu kişiler çoğunlukla ofislerinde ya da iş bilgisayarları önlerinde çalışıyor” şeklinde konuştu.
Singapur’daki bir örnek üzerinden konuşmasını sürdüren Anderson, “Ofise getirilen kişisel cihazlar maksadının dışında kullanılıyor. Çoğunlukla kimseye belli etmeden film ya da televizyon izlemeye yarıyor bu cihazlar. BYOD kavramına izin veren bir şirkette ağ geniş bant ihtiyacının bir ayda ikiye katlandığı görüldü. Bunun çok basit bir sebebi var; insanlar gün boyunca YouTube’tan çıkmıyor” dedi.


CYOD neyi değiştirecek?
Kendi cihazını seç (Choose Your Own Device - CYOD) kavramı çalışanlara belli oranda bir serbestlik getirirken, BT yöneticilerinin kontrolü elden kaybetmelerinin önüne geçiyor. Kurumlar çalışanlarına kullanabilecekleri cihazları ve işletim sistemini açıklıyor. Bu cihaz sayısı 10’u geçmezken, en fazla iki işletim sistemine izin veriliyor.
Bir kurumda mobil cihazlardaki ağırlık aynı işletim sisteminde olduğunda yönetim kolaylaşıyor. Kimseye zorla bir cihaz verilmezken seçme özgürlüğü tanınıyor. IDC’nin 2014 öngörülerinde ilk sırada yer alan CYOD kavramının yanı sıra, yıl içinde hangi konuların öne çıkacağını IDC şu şekilde sıralıyor:
1. BYOD kavramının bitişi, CYOD kavramının doğuşu
2. Birebir pazarlamanın sosyal ve içeriksel farkındalıkla yeniden tanımlanması
3. İnternet bağlantılı cihazların konum bilgilerinden fırsatlar elde edilmesi
4. Hizmet olarak büyük veri (BdaaS)
5. Mobil ve e-ticaret patlaması için yeni modeller
6. Teknoloji devlerinin yakın endüstrilere adım atması
7. “Her şeyin interneti” kavramına uygun ürün ve iş modelleri
8. İş ortağı platformlarının inovasyonu
9. Yazılım tanımlı altyapıların yükselişi
10. Mobilite, analitik, sosyal ve bulut konularında başarısız proje fırtınası
2014’te neler değişecek?
2014 öngörülerinde Gartner da 10 stratejik teknoloji eğilimi belirledi. Bu eğilimlerde ilk olarak göze çarpan IDC’nin vurguladığı gibi mobil cihazların yönetimi konusunun öne çıkması. Gartner’a göre, 2018 yılına kadar cihaz, bilişim tarzları, kullanıcı bağlamları ve etkileşim paradigmaları “her şey her yerde” stratejisinin açığa çıkmasına sebep olacak. Bu sebeple çalışanların getirdiği cihazlar üzerindeki kurallar belirlenirken oldukça dikkat etmek gerekiyor. Belki de IDC’nin söylediği gibi kurumların kullanılacak cihazlar arasında seçim yaptırması da geçerlilik kazanacak.
Gartner’ın diğer öngörülerinde de mobil uygulamalar öncelikli sırada geliyor. Tarayıcı üzerinden geliştirilen kurumsal uygulamaların JavaScript ile HTML5’in de yardımlarıyla yaygınlaşacak. Geliştiricilerin bu süreçte kullanıcı arayüzlerini tasarlarken daha zengin ses ve video uygulamalarına yer vermesi öneriliyor. Ayrıntılı uygulamalar yerine daha küçük ve hedefe yönelik uygulamalar öne çıkıyor.
Her şeyin interneti kavramı kişisel bilgisayar ve mobil cihazların ötesindeki kurumsal yaşamı işaret ediyor. Ancak kurumlar ve teknoloji sağlayıcılarının henüz kurumlar için yaygınlaşan bu kavramı kullanma niyeti pek görünmüyor. 2014 yılında bu konuya ağırlık verileceği tahmin ediliyor.
Melez bulut ile kurumlar özel bulutlarını oluştururken, dışarıdaki bulutlarıyla bir arada çalışmasını sağlıyor. İşletmenin kendi kurduğu özel bulutunun dışarıdaki bulutla da çalışabilecek şekilde tasarlanması gerekiyor.
Bulut ya da istemci mimarisi gün geçtikçe değişiyor. İstemci, internet bağlantılı bir cihazda çalışan zengin bir uygulama olurken, sunucu ise fazlasıyla esnek bir bulut bilişim platformunda tutuluyor. Bulut bir kontrol noktasına dönüşerek sistemin kontrol edilmesini sağlıyor. Bu noktada yeniden tarayıcı tabanlı mobil uygulamaların öneminin ne denli arttığını hatırlatmakta fayda var.
Kişisel bulut çağı ile cihazların üzerindeki yük azalıyor. Elbette elimizdeki cihazlar hâlâ önem taşıyor ama oluşturulan bulutlar depolama, paylaşım, yönetim ve güvenlik konularında yeni fırsatlar sunuyor.
Yazılım tanımlı herhangi bir şey (Software defined anything – SDx) 2014 yılında hayatımızda çok daha fazla yer alacak. Yazılım tanımlı;
• ağ,
• veri merkezi,
• depolama alanı,
• altyapı gibi teknolojiler üreticiler tarafından daha çok dillendirilecek.
Web ölçekli BT ile büyük bulut hizmet veren şirketlerin iş modellerine bakış açısı değişiyor. Gartner’ın kendi ifadesi olan “web ölçekli BT” kavramı, kurumların ihtiyacına göre mimarilerin oluşturulmasını ifade ediyor. Bununla birlikte veri merkezlerinin de daha çevreci yaklaşımlarla yeniden tasarlanması da bu kavramın etkisiyle fazlalaşıyor.
Akıllı makineler IBM’in Watson’ında olduğu gibi daha fazla öneriler getiren bir yapıya kavuşuyor. Kurumların önümüzdeki dönemde kendi akıllı makineleri için yatırımda bulunması bekleniyor.
3B yazdırma piyasının 2014 yılında yüzde 75 oranında artış göstermesi bekleniyor. Kurumlar için 3B yazdırma işinin prototip ve kısa sürede üretim aşamasında işe yaradığının anlaşılmasının ardından artışın önümüzdeki yıl oldukça fazla olması bekleniyor.