Genel 11 KASIM 2012 / 11:22

Mobil uygulamalarda vergi dönemi

Yurtdışından indirilen mobil uygulamaların nasıl vergilendirileceği hala netlik kazanmadı. Maliye Bakanlığı, 2011 yılında indirilen 200 milyon dolar ederindeki mobil uygulamalardan vergi alamadı.

Türkiye’de akıllı telefon ve tablet kullanıcı sayısının her geçen gün artmasına paralel olarak indirilen mobil uygulama sayısı da hızla artıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) 2012 ilk çeyrek resmi pazar verileri raporuna göre, 1 milyon 859 bin 250 kişi mobil bilgisayar üzerinden, 8 milyon 790 bin 698 kişi de mobil cepten internete bağlandı ancak 2011 yılında indirilen 200 milyar dolar değerinde mobil uygulamalardan vergi mükellefi olan şirketler -örneğin Apple- Türkiye’de vergi mükellefi olmadığından Maliye Bakanlığı mobil uygulamaları vergilendiremedi.

1 dolarlık uygulama da vergiye tabi olacak
Maliye Bakanlığı’na bağlı Gelirler İdaresi’nden yetkililer Türkiye’de indirilen uygulamaların vergilendirilmesi ile ilgili “Mükellefin Türkiye’de KDV mükellefi olmaması nedeniyle bu işlem üzerinden hesaplanacak KDV’yi içeriği cep telefonuna yükleyen kişinin beyan edip ödemesi gerekmektedir” açıklamasında bulundu ancak bunun uygulama olarak nasıl gerçekleşeceği netlik kazanmadı.
Vergi Hukuku boyutunda görüşünü aldığımız Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Erhan Çağşırlı’nın belirttiğine göre, yetkililerin açıklaması 1 Mayıs 2012’de yürürlüğe giren KDV Genel Tebliği’ne dayanıyor. KDV Genel Tebliği’ne göre Vergi Mükellefiyeti olmayan kişilerin verdikleri hizmetlerin KDV’nin konusuna girebilmesi için Türkiye’de yapılması gerekiyor ancak bu hizmeti veren şirket Türkiye’de değilse KDV’nin tamamı hizmetten faydalanan yurtiçindeki muhatap tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecek. Yani kısacası uygulamayı indiren milyonlarca kişinin vergi sorumlusu olarak yüzde 18 KDV ödemesi gerektiği durumu ortaya çıkıyor ancak Çağşırlı, KDV Tebliği’nin ilgili bölümleri incelendiğinde verilen örneklere bakıldığında vergi mükellefi olmayan nihai tüketiciler ile ilgili bir örneğe yer verilmediğine dikkat çekiyor ve bu durumu şöyle yorumluyor: “Örnekler incelendiğinde acaba maliye KDV mükellefi olmayan derken nihai tüketiciler değil de çeşitli nedenlerle vergi mükellefi olup sadece KDV mükellefi olmayanları mı kastediyor sorusu akla gelmiyor değil. Ancak kanun metninde herhangi bir mükellef grubuna istisnai durum bildirmediğinden yanlış yorumladığımızı ümit etsek dahi milyonlarca uygulama indiren kişinin vergi sorumlusu olarak yüzde 18 KDV ödemesi gerektiği durumu ortaya çıkıyor. Yine aynı tebliğde kısmi olarak tevkifata tabi tutulan KDV’lerde 1.000,00 TL olarak belirlenen bir sınır var ancak Tam Tevkifat kapsamına giren işlemlerle ilgili herhangi bir alt sınır konulmadığından 1 dolarlık bir uygulama indirmek dahi yüzde 18 KDV tevkifatına tabi bir işlem olacak demektir. Bu sorumluluğun tüm tüketicileri herhangi bir alt sınır olmaksızın kapsaması içinden çıkılmaz sorunlar gebe durumdadır.”
Tüm bu belirsizlikler kanun hükümlerinin nasıl uygulanacağına dair soruları akla getiriyor. Çağşırlı mali idare nihai tüketicilerden bu şekilde vergi alacak ise, bu uygulamaya bir alt istisna sınır konulması ve mükellefiyet tesisini çevrimiçi yapmayı sağlayacak bir altyapının kurulması konusunda acilen adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.

“Kolay uygulanabilir bir düzenleme şart”
MOBİLSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Kubilay Erdoğan, uygulamada ilgili kuruluşun ülkemizde vergi mükellefi olmamasından kaynaklı olarak, yapılan alışverişler adına bu işlemi yapan kişinin vergi dairesine gidip beyanname vermesi pratikte çok mümkün görünmediğini belirtti ve ekledi: “Yapılan alışverişin miktarı ve sıklığı göz önüne alındığında, tüketicilerin her bir işlem için vergi dairesine gitmesi ve beyanname vermesi hem tüketiciler, hem de vergi daireleri adına son derece zor bir süreci başlatacaktır. Kullanım zorluğu yaratan her uygulama tüketiciyi kullanımdan imtina ettirecektir. Bu sebeple, konuya ilişkin daha net bir çözüm yolu bulunması ve uygulanması kolay bir yöntem oluşturulması oldukça önemli. Tüketicilerin her bir alım sonrası vergi dairesine gidip beyanname vermek zorunda kalmaları yerine, ilgili yurtdışı şirketlerinin Türkiye’de vergi mükellefi olmasının sağlanması veya yerel şirketlere de ÖİV ve KDV’nin kaldırılması gibi aynı vergi ayrıcalığının tanınması bir çözüm yolu sağlanabilir.” Erdoğan, aynı zamanda adil rekabetin sağlanamadığına da şu sözlerle dikkat çekti: “Aynı hizmeti ülkemizde sağlayan şirketlerin yerel vergi mevzuatında vergi mükellefi olmaları sebebi ile kazançları vergilendirilirken, hizmeti yurtdışından veren şirketlerin vergilendirilememesi adil rekabetin sağlanamaması, ürün-hizmet ithalatı ile ülkemizin cari açığına olumsuz etki etmesine neden oluyor.”
ETİKETLER : featured Sayı:895