Genel 26 AĞUSTOS 2013 / 08:00

NSA skandalı fırsata dönüşür mü?

ABD’nin Bilgi Teknolojileri ve İnovasyon Vakfı’nın (ITIF) NSA skandalından sonra yaptığı araştırma, önümüzdeki üç yıl içerisinde ABD’li bulut bilişim şirketlerinin 21,5 ile 35 milyar dolar civarında bir kayba uğrayacağını ortaya çıkardı. Raporda, ABD’de NSA’in (Ulusal Güvenlik Teşkilatı) bulut hizmeti veren şirketlerin sunucularına doğrudan ulaşabildiğinin ortaya çıkmasının ardından ABD’nin küresel bulut pazarında 2016 yılına kadar yüzde 10-20 arasında bir iş kaybı yaşayacağı öngörüldü.
Raporun satırbaşları şu şekilde oluştu:
• 2012’den 2016 yılına kadar küresel pazarda bulut bilişim harcamalarının yüzde 100 oranında artması beklenirken aynı zaman aralığında BT harcamalarının yüzde 3 artması öngörülüyor.
• 2011 yılında gerçekleşen 13,5 milyar dolarlık BT ve bulut yatırımlarının yüzde 41,5’i, 5,6 milyar doları Kuzey Amerika kıtası dışındaki ülkeler tarafından gerçekleştirildi.
• ABD haricindeki piyasaların büyüme eğilimini sürdürmesi ve genel bulut platformlarının 2016 yılına gelindiğinde 207 milyar dolarlık bir piyasa oluşturması bekleniyor.
• ITIF’ın ABD bulut piyasasıyla ilgili iki senaryosu bulunuyor. İlki, ABD’li bulut şirketlerinin Asyalı ve Avrupalı rakiplerine göre yüzde 10 oranında pazar payı kaybedeceği ancak yerel pazarda müşteri kaybetmeyeceği yönünde. İkincisiyse ABD şirketlerinin küresel piyasada yüzde 20 düşüş yaşaması, buna rağmen yerel pazarda beklentileri karşılayacak bir artış sağlanması.
Gözlemlere bakıldığında şimdiden ABD’li bulut bilişim şirketlerinden hizmet almak üzere anlaşma yapan ABD dışındaki şirketlerin yüzde 10’nun şimdiden anlaşmalarını iptal ettiği ortaya çıktı. Ayrıca çalışma kapsamında yapılan ankete göre, katılımcıların yüzde 56’sı bulut hizmetlerini ABD merkezli bulut bilişim şirketlerinden almaya sıcak bakmıyor.

Avrupa’da boykot çağrısı yapıldı
Birçok ülkeyi sarsan bu dinleme ve izleme haberlerinin ardından, son dönemlerde oldukça gündemde olan bulut servisleri ile ilgili kişisel verilerin korunması, güvenlik ve kişilerin tüm bunları nasıl depolama alanları sağlaması gerektiği üzerine yaşanan endişeler çoğalmaya başladı. Avrupa Birliği’nin bu konuda yaptırımları ve soruşturmaları gündeme gelirken, Almanya ve ABD arasında istihbarata anlaşması için görüşmelerin sürdüğü bildirildi. Batı ülkelerinin sıkça güvenlik endişeleri nedeniyle hedef gösterdiği Çin, ortaya çıkan istihbarat skandalından sonra ABD’li şirketlerin araştırılacağını duyurdu.
Fransa ve Almanya ortaya çıkan endişeleri gidermek adına ulusal bulut hizmeti konusunda girişimlerde bulunurken, Almanya’daki birçok bakan ABD’li bulut servis sağlayıcılarını boykot etme çağrısında bulundu. Almanya İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich, “İletişim konusunda endişe duyanlar, Amerika sunucularına gitmeyen hizmetleri kullanmanın bir yolunu bulmalıdır” açıklamasını yaptı.
ITIF’ın hazırladığı rapor, özellikle Avrupa’da ciddi oranda yapılan bulut yatırımlarıyla birlikte bulut pazarında pay kaybetmeye başlayan ABD’nin dinleme skandalı sonrasında ciddi oranda müşteri kaybedeceği sonucunu çıkardı. Forrester Research Analisti Frank Gillett ise NSA skandalı nedeniyle ABD şirketlerinin bazı finansal kayıplarının olabileceğini ancak uzun vadede tahmin edilenden daha az zarar yaratacağı görüşünde.

Avrupa ve Asya’daki bulut sağlayıcıların gelişmesi bekleniyor
Son dönemlerde oldukça yüksek rakamlarda bulut yatırımı yapan Avrupa ve Asya pazarının ise ABD’nin bulut pazarında pay kaybetmesinden avantaj sağlayacağı ve pazarda daha yüksek oranlarda pay sahibi olacakları tahmin ediliyor. Estonya Başbakanı Toomas Hendrik Ilves’e göre Avrupa’nın kendi bulutunu oluşturma zamanı geldi. Hatta Ilves, Avrupa ülkelerinin de izleme faaliyetlerinde bulunabileceğini belirterek ABD’nin kendilerinin izlemesinin yanı sıra Avrupa’daki baskın ülkelerin; Finlandiya, Estonya, Danimarka gibi küçük ülkelere istediklerini uygulayabileceklerini, bu konuda önlem alınması gerektiğini açıkladı.
Britanya merkezli BT hizmetleri ve bulut bilişim sağlayıcısı ANS Grup Başkanı Scott Fletcher yaşanan durumla ilgili şu açıklamalarda bulundu:
“Daha önce gündeme gelen Patriot Kanunu nedeniyle Britanya’daki insanlar verilerini ABD’deki sunuculara koymaktan imtina ediyorlardı. Zira bu kanun hükümetin bulutta yer alan verilere bakabilmesini yasallaştırıyordu. Prizma skandalı da Birleşik Krallık ile ABD arasında bir anlaşmayla verilerin güvende olmadığı algısını oluşturdu. Bu sebeple herkes bize gelip özel bulut hizmeti vermemizi istedi.”
Uzmanlar, bulut servis sağlayıcılarının kullanıcıların verilerini devlet ya da herhangi bir kurum veya kuruluş tarafından erişimi engellemek ve güvenliğini sağlamak için daha fazla şifreleme yapmaya odaklanacaklarını ifade ettiler.

Türkiye için fırsat olabilir mi?
Tüm dünyanın dinleme ve veri sızdırma konusunda çalkalandığı günlerde Türkiye’de kamu tarafından yeterli bir açıklama ya da konunun incelendiğine dair bir duyuru yapılmadı. Kamuda sessizlik sürerken, ülkemizdeki bulut şirketleri için dünyadaki bu çalkalanma bir fırsat olarak görülebilir. Bulut bilişim pazarında ABD’li şirketlerin baskın olduğu düşünüldüğünde kaybedecekleri yüzde 10’luk pazar payı milyarlarca doları işaret edecektir. Eğer güvenilir ve gerçekten ihtiyaçları karşılayabilecek bulut çözümleri üretilirse büyüyen pazarda Türkiye, hem iç hem de bölge ülkelerinde söz sahibi şirketler çıkarabilir.

Prizma (Prism) nedir?

ABD’nin yurtdışındaki tüm istihbarat verilerini toplamak için kullandığı program. Edward Snowden’ın ortaya çıkardığı verilere göre, aralarında Google ve Facebook gibi popüler uygulamaların bulunduğu Amerikan şirketlerinin sunucuları doğrudan hükümete açıldı. Bulut üzerinde barındırılan tüm verilerin ABD hükümetinin istediği gibi incelenmesine ve işlenerek anlamlı hale getirilmesinin sağlandığı ortaya çıktı.
ETİKETLER : Sayı:935