Genel 28 EKİM 2012 / 11:17

Sürekli gelişimin anahtarı: Açık kaynak

Büyük veri ve bulut bilişim kavramları açık kaynak projelerin gelişimini hızlandırırken, kurumsal alanda önemli cirolar elde eden dev teknoloji şirketleri de açık kaynağın değerini görmeye başladı. Peki ne oldu da daha önce açık kaynağa canavar gibi bakan şirketlerin bakış açısı değişti?

IBM, Microsoft ve diğer dev şirketler son zamanlarda açık kaynak projelerin büyük destekçileri oldular. Son 10 yıl içerisinde dev teknoloji şirketlerinin düşük bir hızda da olsa açık kaynak projelere destek verdiği görülürken, büyük veri ve bulut bilişim bu desteğin ivmesini oldukça artırdı. Eskilerin aklında yer eden “açık kaynak projelerinden para kazanılmaz” fikri değişirken, artık teknoloji şirketleri de açık kaynak üzerinden para kazanmanın yolunu bulmuşa benziyor. Önümüzdeki 5 yılın en önemli eğilimleri olarak göze çarpan büyük veri ve bulut bilişimde başarının yolu da açık kaynak projelerden geçiyor.
Bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden birini Microsoft temsil ediyor. Açık kaynak kodlu projelerin gelişimin önündeki en önemli engellerden biri olarak görülen yazılım devi, açık kaynağa kucak açtı dersek yanılmış olmayız. Şirket son zamanlarda geliştirdiği teknolojiler ve açık kaynak kod projelere verdiği destekle adından söz ettirdi. Öyle ki şirket, 2011 yılında Linux’a destek verenler arasında ilk 20’ye adını yazdırdı. Hatta Microsoft’un sanallaştırma teknolojisi işletim sistemi Hyper-V platformunda Linux uyumlu sürücüler barındırılabiliyor. Ayrıca bulut platformu Azure üzerinde PHP, Java ve Ruby desteği de veriliyor. Son dönemde büyük veri denince akla gelen ilk platform olan Hadoop’un da en büyük destekçilerinden biri olan Microsoft, bu yolla Excel ve PowerView gibi basit araçları üzerinden büyük veri analizlerinin yapılabilmesinin önünü açmayı hedefliyor. Şirket daha da ileri giderek ASP.NET 4.0 MVC, Web API ve Razor View Engine’ın açık kaynak kodlu olması gerektiğini açıkladı. Alınan kararla ASP.NET, şirketin açık kaynak ekosisteminin merkezini oluşturan CodePlex üzerinde açık olarak geliştirilmeye başlandı. Oysa bundan on yıl önce Microsoft CEO’su Steve Ballmer aynı Linux için “kanser” benzetmesinde bulunmuştu.Şirketler yalnızca ürettiklerini açık kaynağa dönüştürmedi. Örneğin, IBM açık kaynak dünyasına iş akış süreciyle başlayarak kendi içinde çalışma metotlarını değiştirdi. Günümüz IBM’inde çalışan forumları, vikileri ve diğer ağlarla geliştiriciler sürekli iletişim halinde kalabiliyor. Bunun yanında şirket dışında geliştirilen yüzlerce açık kaynak projesi, müşteriler, rakipler ve şirket dışındaki geliştiricilerle sürdürülüyor.

Tercih açık kaynaktan yana
Açık kaynak yalnızca dev şirketler tarafından tercih edilmiyor. NASA’nın oluşturduğu Openstack projesi, standart bir donanım üzerinde çalışabilen bir bulut tabanlı işletim sistemi için tasarlandı. Dell, AMD, Intel gibi şirketler de bu projeye destek veriyor. Proje kapsamında, dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan şirket ve bireysel geliştiriciler iyi ortam yaratarak çalışmalarını sürdürüyor. Mozilla’nın Firefox web tarayıcısı gibi başarılı projeler, dev şirketlerin açık kaynağa bakışını da değiştiriyor.
Açık kaynak projelerin başlangıcında her zaman geniş çaplı katılımla daha kalitelisini elde etmek oldu. Açık işbirlikleri katılımcı bir iş modelini doğurdu. Başarılı projeler de şirketlerin kendilerini sorgulamasını sağladı. Açık işbirliği modeliyle işlenen süreç kapalı bir alanda yapılan Ar-Ge’nin çok önüne geçti. Geniş katılım riskin dağıtılmasını sağlarken, yeni bir kültür oluşturdu. Bu model ayrıca müşterilerle şirketleri iş ortağı yaptı. Doğrudan müşterilerin taleplerini gerçekleştirmeye çalışan şirketler, açık kaynak projelerde müşterilerin de katılımcı olabileceğini gördü. Hem iş süreçleri kısaldı hem de beklentiler tamamıyla karşılandı. Bu durum aslında Lego’nun müşteriyle olan iletişime benziyor. Danimarkalı oyuncak üreticisi web sitesi üzerinden müşterilerinin kendi oyuncaklarını tasarlamasına izin vererek üretime geçti. Bugün dünyanın dört bir yanından tasarlanan oyuncaklar üretilerek gönderiliyor.
Bulutun temelinde yer alan süreklilik, ölçeklenebilirlik ve güvenilirlik kurumsal düzeyde açık kaynak yazılımlarla birlikte gerçek olabiliyor. Bu yazılımlar çokça kişiselleştirilebiliyor, güvenlik ve hesaplanabilirlik imkanı sağlıyor. Daha da basit bakarsak kapalı sistemlerde sürekli bir şirkete bağlı kalarak destek ve hizmet alınırken, açık kaynak olduğunda uygun geliştiricileri işe alarak süreklilik, maliyetten tasarruf gibi avantajlar elde etmek de mümkün. Web sunucularının yazılımı olarak öne çıkan açık kaynak yazılım Linux, kişiselleştirilebilir ve ölçeklenebilir yapısıyla sürekli tercih ediliyor. Linux’un yanı sıra Google da Android ile tüm mobil dünyaya damgasını vurdu. Bundan birkaç yıl önce birileri açık kaynak mobil işletim sisteminin dünyanın ilk sırasına oturacağını anlatsa, sanırım kimse inanmazdı.
Esnek inovasyon altyapısı, yeni yetenekler kazanma fırsatı da açık kaynağın potansiyelini ortaya koyuyor. Hem şirket içinde hem de dışında açık kaynağın faydaları dev şirketleri çekiyor. Bu eğilimde olan şirketler hızla kendilerini geliştiriyor.
ETİKETLER : featured Sayı:893