Dosya Giyilebilir Teknolojiler 09 KASIM 2015 / 05:00

Taşınabilir teknolojiden giyilebilir teknolojiye geçiyoruz

Giyilebilir teknolojiler yavaş yavaş hayatımızın bir parçası oluyor. Giyilebilir teknolojilerin mümkün hale gelmesinin başlıca sebebi, taşınabilir teknoloji için tasarlanmış olan donanımların artık fazlasıyla gelişmiş olması.
1947 yılında vakum lambalarından transistöre geçiş yapılmasıyla beraber günümüz bilgisayarlarına giden yol açıldı. Oda büyüklüğünde bilgisayarlar zaman içerisinde evrim geçirerek masamızın hemen yanına koyabileceğimiz “küçüklüğe” ulaştı. Bir süre sabit bir şekilde, sadece kasa içerisinde kullanılan bilgisayarlar gün geçtikçe daha az enerji tüketmeye, daha az ısınmaya ve dolayısıyla daha küçülmeye başladılar. Bu küçülme ve az enerji tüketme olayı belirli bir seviyeye geldiğinde üreticiler, “Bilgisayarı nasıl taşınabilir hale getiririz?” sorusunu sorgulamaya başladılar. Böylece ortaya dizüstü bilgisayarlar çıktı.
Bilgisayarların en temel donanımı olan işlemciler, gün geçtikçe daha küçük bir teknolojiyle üretiliyorlar. Günümüz işlemcilerinin 14 nanometre teknolojisiyle üretildiğini görüyoruz. Nanometre değerinin düşmesi, hem daha az ısınma hem de daha düşük güç tüketimi anlamına geliyor. Bu iki gelişimin birlikte yürüyor olması, taşınabilirliği de beraberinde getiriyor.
Dizüstü bilgisayarlardan netbook’lara geçiş, hemen ardından ortaya çıkmaya başlayan yeni nesil akıllı telefonlar, akıllı telefonların inanılmaz derecede ilgi görmesi sayesinde firmaların bir anda tüm odağını akıllı telefonlara çevirmesi – yatırımını buraya yöneltmesi ve bunun sonucunda teknolojiyle iç içe olanların bile yetişmekte zorlandığı bir mobil teknoloji gelişimi… Bir anda yatırımın dibine vuran mobil donanım sektörünün birkaç yıl içerisinde aldığı yol takdire şayan.
Tıpkı bilgisayar donanımının gelişip, taşınabilir bilgisayarlara imkan sağlayacak hale gelmesi gibi, mobil cihazlar da gelişip teknolojinin giyilebilmesine imkan sağlayacak hale geldi. Buradaki tek fark ise aynı zamanda bağlantı teknolojilerinin de gelişmesi sebebiyle giyilebilir cihazların, akıllı telefonları bir nevi bulut servisi olarak kullanıyor olması. Hali hazırda herkesin cebinde bulunan akıllı telefonlar aslında o kadar yetenekli cihazlar ki aynı zamanda kendi donanımı dışında çalışan farklı cihazlara bağlanıp, işlemlerini gerçekleştirip, aynı zamanda sonuçları ekrana yansıtabiliyor. Tabii bu minik bir örnek; çok daha farklı uygulama biçimleri de gerçekleştirilebiliyor.

Giyilebilir sensörler
Mobil teknolojilerle beraber gelişen bir diğer alan ise sensörler. Akıllı telefonların içerisine daha fazla sensör sığdırmak için firmalar teknoloji yatırımlarını bu yönde de yaptılar ve ortaya gerçekten çok küçük, çok az güç tüketen ve son derece taşınabilir sensörler çıktı. Bu sensörler, bluetooth gibi düşük güç tüketen bağlantı seçenekleriyle akıllı telefonlara bağlanarak, akıllı telefonların bir aksesuarı haline geliyorlar. Biz ise bu sensörleri farklı formlarda giyebiliyoruz. Günümüzde bu tip giyilebilir teknolojilere verilebilecek en iyi ve en yaygın örnek, akıllı bileklikler (akıllı saatlerle karıştırmayalım). Akıllı telefonlara bluetooth ile bağlanan bol sensörlü bileklikler, topladıkları verileri sürekli olarak akıllı telefona aktarıyor. Akıllı telefonlar da gerek internete bağlanarak sosyal ağlarla paylaşıyor, gerek buluta gönderiyor, gerek tüm hesapları yapıp bilekliğe sonucu gönderiyor; bileklik de yürümemiz gereken yolun ne kadarını yürüdüğümüzü gösteriyor, gerekse sadece basit bir şekilde saklıyor. Veri, akıllı telefona ulaştıktan sonra her şey mümkün. Fakat bu tip cihazlar, hala çok büyük oranda akıllı telefonlara bağımlılar. Akıllı telefonlar bu denli güçlü cihazlarken ve kolayca bağlanılabiliyorken, basit işlevlere sahip bileklikleri işlemciyle, ekranla ve dolayısıyla büyük bataryalarla donatmak, hem maliyet hem de taşınabilirlik açısından negatif etki yaratacaktır.
Günümüzde bu tip giyilebilir cihazlar, çok çeşitli örneklerle karşımıza çıkıyor. Az önce bahsettiğimiz akıllı bileklikler, özellikle yürüyüş - koşu yapan gençler arasında son derece yaygın. Diğer taraftan Quadro’nun akıllı ateş ölçeri gibi cihazlar var ki bu tip cihazlar sağlık sektöründe ciddi bir devrime sebep olabilir. Bebeğin vücuduna sarılan minik bir sıcaklık sensörü, bağlı olduğu akıllı telefona sürekli olarak sıcaklık raporu veriyor. Sıcaklık, belirli bir seviyenin üzerine çıktığında ise (ki bu belirli seviyeyi biz belirleyebiliyoruz) akıllı telefonumuz alarm vermeye başlıyor.
Şeker ölçüm cihazları da evrim geçiriyor; sürekli kan alıp minik bir cihaza okutmak yerine günümüzde kolumuza yapıştıracağımız bir bant üzerinden şeker sonuçlarımızı minik cihazla öğrenebiliyoruz. Yakın gelecekte bu bantlar akıllı telefonlarla da uyumlu hale gelecek ve istediğimiz an kan şekeri değerimizi öğrenmek için sadece telefonumuza bakmamız yeterli olacak.
Buraya kadar bahsettiğimiz ürünler, dışa bağımlı giyilebilir teknoloji cihazları. Ürünlerin tamamı akıllı telefonlara bağımlı; bütün bağlanabilirlik ve işlem gücünü telefonlardan alıyor. Bu tip cihazların dezavantajı akıllı telefona ihtiyaç duymamız olsa da bu halleriyle çok düşük güç tükettikleri ve maliyetleri çok ucuz olduğu için giyilebilirliği en kolay uygulanabilir cihazlar konumundalar.

Yarı bağımlı veya bağımsız giyilebilir bilgisayarlar 
Bilgisayar küçüle küçüle telefon boyutuna gelebildiğine göre elbette ki biraz daha küçülüp saat formunu alacaktır; aldı da. Günümüz akıllı saatlerine baktığımızda içerisinde işlemcisi, depolama birimi, RAM’i, onlarca sensörü, ekranı, hoparlörü ve güç kaynağı bulunan komple birer sistem olduklarını görüyoruz. Apple Watch ve Samsung Gear S2, günümüzün en bilinen akıllı saatleri.
Akıllı saatler, bir zamanlar akıllı telefonların ilk çıkış dönemlerindeki gibi az sayıda uygulamaya sahipler. Henüz bu cihazların ne şekilde kullanılabilecekleri tam olarak keşfedilebilmiş değil. Keşfedildiği kadarını da uygulamak –düşük işlem gücünden dolayı- pek mümkün değil. İşlem gücünün düşük olması ise sanılanın aksine çipin küçük olmasından kaynaklı değil; çipi besleyecek olan bataryaların saat içerisinde kullanmak için yeterli performans / hacim oranını sergileyememesinden kaynaklı. Yani daha güçlü bir çip kullanılabilir fakat bu durumda saatin içerisine zar zor sığdırılan 300 – 400 mAh’lik bataryalar birkaç saat içerisinde tükenecektir. Yine de basit işlevler için bu cihazlar kurulum sonrasında
Yarı bağımlı veya bağımsız giyilebilir cihazlara sonlandırılmış bir proje olan Google Glass’ı da dahil edebiliriz. Kendi içerisinde komple bilgisayar bileşenleri barındıran ürün kaybolup gitmiş olsa da yakın gelecekte, daha iyi bataryaların ortaya çıkması ve daha güçlü mobil işlemcilerin üretilmesiyle beraber tekrardan gündeme oturacaktır.

Akıllı telefonları giyebilmek 
Günümüzün en revaçta giyilebilir teknoloji ürünlerinden biri de VR – AR gözlükler. VR (Virtual Reality) gözlükler, gözümüzün önüne 2 adet ekran çekerek direkt olarak gözlerimize ayrı ayrı görüntü veriyor. İki ayrı ekrandan iki ayrı görüntü verilebildiği için çok kolay bir şekilde 3D elde edilebiliyor. Ayrıca VR gözlükleri başımıza tam anlamıyla taktığımız için, içerisindeki hareket sensörleri sayesinde başımızın hareketini algılayıp, görüntüyü de buna göre hareket ettirebiliyor. Tüm bunların birleşimiyle ortaya, beynimizin bile ayırt etmekte zorlandığı bir gerçeklik ortaya çıkıyor. Yeni yeni emeklemeye başlayan bu teknoloji, şimdilik büyük oranda eğlence amaçlı kullanılıyor. Yaygınlaşmasıyla beraber özellikle oyun sektöründe büyük bir devrim yaratacak.
Türkiye’deki Pandora isimli şirket ise bu teknolojiyi kullanarak mimarlık sunumları hazırlıyor. Projeyi 3D ortamda hazırlayan firma, VR gözlükler sayesinde binanın inşaatı bitmeden müşterilerin bina içerisinde gezmesini sağlıyor. Yakın gelecekte çok daha fazla alanda kullanılmaya başlanacaktır.
AR (Augmented Reality) gözlükler ise VR gözlüklerden farklı olarak, saydam ekranlar kullanıyor. Böylece kullanıcı, aynı zamanda gerçek dünyayı görebiliyor. Microsoft’un HoloLens’i şimdilik az sayıdaki örneklerden biri. Bu cihazların amacı ise gerçek dünyaya ekstra görüntüler eklemek. Tabii bunu bir örnekle anlatmak gerekiyor. Mahallemizde yürüyoruz, gözümüzde AR gözlüğümüz ve çalışan bir uygulamamız var. Bu AR gözlük, yol boşken bir anda yandan bir tankın çıkıp ortalığı yakıp yıktığını 3D olarak, son derece gerçekçi bir şekilde görüntüleyebilir. Ya da havaya baktığımızda gökyüzünden düşen bize doğru düşen bir uçağın modelini görüntüleyerek adrenalinin dibine vurmamıza sebep olabilir.
Akıllı telefonlar ve bunların yüksek çözünürlüklü ekranları, gerekli lenslerle ve gözlük kasasıyla birer VR gözlük haline gelebiliyorlar. Hatta karton ve akıllı telefonla bile VR gözlük yapılabiliyor. Samsung Galaxy S6 ile Gear VR ise birleşerek gayet başarılı bir VR gözlük oluşturuyor. Akıllı telefonların gücü VR gözlüklerin ihtiyaç duyacağı görüntüyü hazırlama konusunda yeterli olsa da bu noktada –şimdilik- ekran sıkıntısı bulunuyor. 500 küsür ppi (pixel per inch) değerindeki ekranlara normal şartlarda baktığımızda hiçbir pikseli göremiyor olsak da gözümüzün dibinden, lens ile taktığımızda bütün pikseller ortaya çıkıyor. Bu durum, daha yüksek çözünürlüklü ekranlara ihtiyaç duymamıza sebep oluyor. Samsung şu sıralar 3200 ppi’lık ekranlar üzerinde çalışıyor. Bu ekranların gelmesiyle beraber VR teknolojisi ciddi anlamda kullanılabilir bir hale gelecek. VR ve AR gözlüklerin kullanım alanları ise hayal gücümüz ile sınırlı. Ne gibi uygulamaların çıkacağını, nelerle karşılaşacağımızı merakla bekliyoruz.

Akıllı saatler, sektörün lokomotifi olacak
Akıllı saatler, günümüzün en revaçta giyilebilir teknolojilerinden biri. Pek çok firma kendi akıllı saatini piyasaya sürüyor. İlk parti saatlerin neredeyse tamamı dörtgen biçiminde ekrana sahipken ikinci nesil saatlerde yuvarlak ekranlara yer verilmeye başlandı. Böylece yıllardır görmeye alıştığımız mekanik kol saatlerine daha çok benzediler.
Apple’ın WatchOS 2 işletim sistemiyle beraber uygulama geliştiricilerin Apple Watch için uygulama hazırlamalarının önü açılmış durumda. Google’ın Android Wear adını verdiği işletim sistemi de akıllı saatlere hayat veriyor. Özellikle Android Wear’ın gelişimi, akıllı saat sektörünün gelişimini ciddi anlamda etkileyecektir. Yeni teknolojiler, sensörlerin daha da küçülmesi, çiplerin daha az güç tüketmesi ve bataryaların verimlileşmesiyle beraber saat sektörü bir anda “uçuşa” geçebilir; tıpkı zamanında akıllı telefonlarda olduğu gibi.
 
ETİKETLER : 1045