Görüş 29 TEMMUZ 2011 / 15:49

61. HÜKÜMET PROGRAMI VE BİLGİ TEKNOLOJİLERİ

ULUSAL

61hukumetBaşbakan 61. Hükümet Programı’nı TBMM’de açıkladı, arkasından da yeni hükümet güven oyu aldı. Hükümet programında, bilgi teknolojilerine ilişkin ilk dikkatimi çeken 3 konu var.
Birincisi, hükümet yine “bizim yönetimimizde bilgi teknolojileri konusunda şuradan şuraya geldik” tür bir gelişme çizgisiyle övünüyor. Oysa, ülkemizdeki gelişmenin yeterli olup olmadığını anlamak için diğer ülkelere göreceli olarak nerede olduğumuza bakmak gerekir. Ülkelerin bu konuda en etraflı “karnesi,” Dünya Ekonomik Forumu’nun Ocak 2010’da yayımladığı “Küresel Bilgi Teknolojileri, 2010-2011” raporunda veriliyor. BThaber’in 25 Nisan – 1 Mayıs 2011 tarihli 818. sayısında ayrıntılı olarak sunduğum bu rapora göre, 2006 yılında Türkiye 52. sıradayken, şimdi 71. sıradadır! Son bir yılda, 69. sıradan 71. sıraya düşerken bizi geçen 2 ülke Sri Lanka ve Bulgaristan olmuştur. Dolayısıyla, bilgi teknolojileri konusunda ülkemiz için bir gelişme değil, gayet vahim bir gerileme söz konusudur. 61. Hükümet Programı’nda bu gerilemeyi tersine çevirmeye yönelik bir strateji veya politika maalesef yoktur.
İkincisi, yaklaşık 9 yıldır ülkeyi yöneten AKP’nin bilgi teknolojilerine yaklaşımı “arz” yönlü politikalardır. Yani, teknolojiyi, yetersiz de olsa, topluma ya eğitim kurumlarına verilen bilgisayarlar  gibi  donanımlarla veya topluma sunulan e-devlet uygulamaları kanalıyla sunan politikalardır. 61. Hükümet Programı’nda “arz” yönü ağır politikalara devam edileceğini görüyoruz. Oysa, “arz” yanında, hatta önünde yer alması gereken “talep” politikalarıdır. Yani, sunulan teknolojiyi kullanma bilgi, bilinç ve yetisinin geliştirilmesidir; bu teknolojiye ihtiyaç yaratılmasını sağlayan politikalardır. Nitekim, Dünya Ekonomik Forumu raporunda, en kötü durumda olduğumuz alt endeks, bilgi teknolojilerini kullanmak için gerekli bilgiye, ilgiye ve donanıma sahip olmayı içeren “Hazırlıklılık”dır. Bu alt endeksde 81. sıradayız. Gana’dan (80.), İran’dan (78.), Moğolistan’dan (75.), Namibya’dan (71.) bile gerideyiz. Pakistan’dan (60.), Kazakistan’dan (56.) ve Kenya’dan (55.), Ürdün’den (52.), Azerbaycan’dan (49.) hayli hayli gerideyiz. 61. Hükümet Programı’nda, “Hazırlıklılık” konusunda durumumuzu düzeltecek “talep” yönlü politikalar yerine, Fatih projesi ve elektronik kitap dağıtımı gibi “arz” yönlü politikalar ön plandadır.
Üçüncüsü, günümüzün en ciddi sorunu olarak kabul edilen, telekulaktan siber-saldırılara, mahremiyet ihlalinden siber-suçlara kadar uzanan tehditlere karşı siber-güvenlik politikalarına 61. Hükümet Programı’nda tek bir kelimeyle bile değinilmiyor. Telekulak ve mahremiyet ihlalinde şimdiye kadar sessiz kalmış olan, interneti sınırlama konularında ise sakıncalı uygulamaları olan AKP’nin 61. Hükümet Programı’nda siber-güvenlik konusunun yer almaması çok dikkat çekici ve kaygılandırıcı.

BİREYSEL

BİLGİ TOPLUMU BİREYİ OLAMAYAN EĞİTİMLİLER

“Entel ol arabesk dinle! Biri diğerine engel değil ki…. Evet, elitist tavır riyakar.” diyor Cumhuriyet gazetesinin 24 Temmuz Pazar ekine göre “… pop müziğinin en özel kadın vokallerinden, caz ve blues üzerine de parmakla gösterilen bir isim.”
Ayni “isim,” bu değerli, geniş görüşlü ve entelektüel sanatçı, 22 Temmuz tarihli Hürriyet gazetesinin Kelebek ekinde, sürmanşet olarak yayımlanan şu sözlerin de sahibi: “Çuçu’larını açanlar yüzünden internete sansür gelmeli! Çocuklarımız TV’de belgesel izlesin diye uğraşıyoruz, Twitter’da ablalar [Hilal Cebeci’yi kastediyor] ‘çuçu’larını açıyor! Benim de bir oğlum var…”
Ülkemizi kurtarma sohbetlerinde sık sık, fazla eğitimi olmayanlar kastedilerek, “halkımız cahil” lafı edilir ve “eğitim şart” diye konu noktalanır. Oysa, son derecede anlamsız bir gerekçe ile internete sansür talep eden yukarıdaki tür cehalettir esas sorunu yaratan. Denize mayo ile girmenin günah olduğunu düşünen ve erkeğin birden fazla eş almasını kabul eden anne ve babaların çocuklarını “çuçularını açan kadınlardan” korumak için “ben yapamıyorum, uygun neyse sen bilirsin ey devlet, sen koru oğlumu” diye teslim olması yadırganamaz. Devleti yönetenler de bu talebi, kendi ideolojik tercihleri yönünde uygulamalarla karşılar doğal olarak! Ama yukarıdaki “isim”in ve benzerlerinin böyle düşünmesi, ülkemizde iyi eğitimlilerin, hatta entelektüel yetişkinlerin ve kanaat önderlerinin bile genel olarak internet ve sosyal ağlar konusunda ciddi bilgi sorunları olduğunu, bilgi toplumu bireyi olamadıklarını ortaya koyuyor.
Bireyin, özellikle çocukların ve gençlerin bilgi ve ufku olduğu kadar kimlik ve kişiliğini de özgürce geliştirmesine olanak sağlayan en güçlü teknoloji olan internet konusunda, yetişkinler için çok yaygın bir eğitim kampanyası gerekiyor. Burada, okul sınıflarında değil, yaşamın içinde özel programlar ve uygulamalar ile eğitimden söz ediyorum. Bunu da normal koşullarda, devlet ve ilgili STÖ’ler yanında sosyal sorumluluk projeleriyle şirketler yapabilir.
Hükümetin interneti sınırlama konusunda kararlı olduğunu gösterdiği ortamda, ülkemizde devletten bu konuda yararlı ve anlamlı bir girişim beklenemez. Dolayısıyla, internette çocuklar ve gençler için yararlı içerik geliştirmek, yetişkinlere de bilgi ve bilinç sağlamak amaçlarına yönelik ciddi çabalar harcamak, sivil toplum girişimlerine kalıyor.
Örneğin, 22 Temmuz tarihinde “Mashable” sitesinde (www.mashable.com), çocuklar ve gençler için toplumsal yarar sağlamaya yönelik 5 sosyal ağ ve site tanıtılıyordu:
1. TakingITGlobal: Tüm dünyadaki gençlerin somut sorunları (örneğin, ormanların yok edilmesi) çözmeye yönelik görüşlerini paylaştıkları ve girişimlerini destekleyen bir sosyal ağ.
2. RandomKid: Yukarıdakine benzer bir amaca hizmet edenlerin katıldığı bir site.
3. KooDooz: Ebeveyn izniyle girilebilen bu sitede, çocuk ve gençlerin kendi bireysel sorunlarını paylaşması ve birbirlerine öneriler yapması sağlanıyor.
4. DoSomething.org: Gençlerin hobi projeleri geliştirme ve paylaşma sitesi. Başarılı projelere ödül de veriliyor.
5. FreeRice: Yoksullara yiyecek yardımı sağlamaya yönelik çaba ve katkıların paylaşıldığı, bu konularda okullarda yarışma için de kullanılabilecek çok yaratıcı bir site.
Yukarıda sözünü ettiğim, kanaat önderi olabilecek niteliklere sahip, iyi eğitimli ve değerli şarkıcımız, oğlunu Twitter’da ve internette “çuçularını açan” kadınlardan korumak için, hükümetten internete sansür koyma talebi yapmak yerine, yukarıdaki tür içerik ve sitelerin ülkemizde gelişmesini talep ederse ve oğlunun bu sitelerle tanışmasını sağlarsa, çok daha başarılı bir anne, çok daha yararlı bir yurttaş ve bilgi toplumuna çok daha yakışan bir birey olurdu diye düşünüyorum.
ETİKETLER : Sayı:832