Görüş 14 EYLÜL 2015 / 00:52

857

Bazılarımız için anlamlı gelmeyebilir ama 857, kontenjanın içinde olan öğretmenlerimiz için çok duygulu ve sevinçli bir anı temsil ediyor. Bu sene öğretmen atamalarında 857 Bilişim Öğretmeni’ne şans verildi. Bu sayıya dahil olan o güzel öğretmenlerimizi kutluyoruz.

Bundan en az 5 sene önce iki önemli açıklama yapılmıştı. İlk açıklamayı yapan Türkiye Güvenlik Kurulu’nun ifadesi aynen şöyle idi:  “Ülkemiz için en büyük tehlike siber tehditlerdir.”

Diğeri ise hükümet programında yer alan 2023 yılında Türkiye’nin Bilişim Ülkesi olma hedefiydi. Bu açıklamalar benim gibi bilişim dünyası çalışanlarını umutlandırmış, hem ülke çapında internet kullanımı ve tehlikeleri konusunda bilinçlendirmenin başlayacağı, hem de sektörümüzün büyüyeceği hayaline kapılmıştık.

Tehditlere çözüm olarak birkaç tatbikat yapıldı, Ankara teknokentlerinde birkaç sözde Türk ürününe yatırım desteği verildi, yerli işletim sistemi Pardux için Tübitak attı durdu. Sonuç çıkmayınca şimdi belki de elektrik kesintilerine bile neden olabilen tehditler hala devam ediyor. Devlet bilgileri gidiyor, özel şirketler bilgilerinin şifrelenmesi sonucu şantaj karşılığı oluşan maliyetlere giriyor, bireyler hergün internet bankacılığında mağdur durumuna düşüyor.

Peki 2023 hedefi için ne yapıldı. Hiçbir şey. Bu hedefe ulaşmanın en temel gereksinimi olan, ilkokullardan itibaren bilişim dersleri müfredata konulmadı, öyle bir plan da yok. Hatta gerek olmadığı konusunda yetkililerin açıklamaları bile var. Son atama listesinde yer alan öğretmen sayısının sadece 857 olması da bu konuya ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor.

İlk konu ile ikincisi tamamen bir neden sonuç ilişkisi. Eğer daha fazla Bilişim Öğretmeni atarsanız küçük yaşlardan itibaren bilişimi aşılarsanız, aşılanan toplumda internet kullanımı bilgisi ve bilinci artar, ülke olarak zarar görmeyiz.

Bazı markaların bu konuda çabasını görmemek mümkün değil. Kendi etkinlikleri ile küçük yaşlara yönelik programlar uyguluyorlar. Bizim yaptığımız Çocuk Bilişim Zirvesi’nin önemini anlayıp destek olanları da var. Bu konu ülkenin en büyük sorunudur, herkes el ele vermelidir. Türkiye’nin kurtuluşu; tek sermayesi insan olan bilişim endüstrisini geliştirmesi ve bilişim ülkesi olmaktır. O zaman milyarlar ile ifade edilebilen yazılım ihracatı konuşulabilir. Yoksa ayakları yere basmayan söylemlerle ihracatımız şu kadar olmalı deyip yazılım firmalarını motive etmekle bu hedefe ulaşılmaz.

O zaman daha yüksek sesle,  “küçük yaşlardan itibaren kodlama eğitimi verilmeli” , “daha çok Bilişim öğretmeni atanmalı”, “kamu spotları ve çeşitli eğitim programları ile toplum bilgilendirilmeli” diyelim. Bazı dev markalar kendi etkinliklerini yaparak milyonlara yakın harcamalar yaparken kafalarını biraz kaldırıp bu mücadeleye daha fazla bütçe ayırmalıdırlar. Bilişim sektörü elele vererek yol haritası çıkarmalı, Sivil toplum kuruluşlarımızın desteği ile sektöre yön vermelidir. Bu yön verme büyük markaların kendi başlarına dev etkinlikler yapmaları ile olmaz, olamaz. Geçmişte olduğu gibi bir bütün artık tamamlanmalıdır, ancak böyle olursa devlet nezninde bir güç oluşur, devletin kendisi ile birlikte ülkeye fayda sağlanır.

Mutlu ve güvenli günler dilerim

Murat Göçe

BThaber Şirketler Grubu Başkanı

 

 
ETİKETLER : 1038