Görüş 09 EYLÜL 2012 / 15:59

Arkaik web döneminin hazin mirası

Bir hizmet ya da ürün alırız. Bunu yapınca biliriz ki, geçerli bir kullanım tarihi, destek hizmetleri için bağlantı olanakları, yedek parça ve servis garantisi, sizi koruyan tüketici hakları -pek çok şey daha sayılabilir- gibi birçok, olası sorunlarınızda size destek olacak çözüm de ücretli ya da ücretsiz ilgili şirketin sorumluluğu altındadır. Ya aldığımız -ürün mü, hizmet mi?- bir web sitesi ise...

İlk iki yazıda, yeni TTK ve web siteleri ilişkisine değinirken, kurumsal / şirket web siteleri hakkında da bazı düşünceleri paylaştık ve bundan sonra da her platformda yinelemeyi sürdüreceğimiz “Piyasa var, sektör yok...”  tespitimizi tekrarladık.
Şimdi, büyük fotoğrafı görmeye çalışmak anlamlı bir adım olabilir.
“Herkesin interneti, herkese internet, herkes için internet, ev tipi internet, aile interneti, milli internet, kotalı internet, sınırsız ama kotalı internet, özgür internet, kimlikle girilecek internet, resmi internet, bir teknoloji olarak internet, oyun için internet, sosyal internet, ayıp internet, tehlikeli internet, mutaassıp internet, iletişim kanalı olarak internet, ticari internet, bilgi veren internet” gibi her bakış açısına göre farklı boyutları olan bir olgu olan internet için, web sitesi yapımı ve sürdürülmesi açısından bir boyut eklemek gerekirse neler yazılabilir?

Neye internet diyoruz?
İnternet sitesi dediğimiz ürün/hizmet, esasen pek çok katman, bileşen ve süreçten oluşuyor, bir akış tanımlarsak:
• İçerik yaratım süreçleri
• Tasarım süreçleri
• Uygulama ve revizyonlar
• Sunum ve kabul
• Yayınlama
• Bakım ve devamlılık
• Yeni olası istek ve değişiklikler
• Yeniden bakım ve devamlılık + Güncellemeler ...
Bu başlıkların her biri de kendi içinde ayrıntılı aşamalara sahip, ama şu an temel konumuz değiller. Ayrıca, bu kaba listedeki döngüde, konunun elektronik, mekanik, mühendislik, pazarlama, satış ve yatırım kısımlarına hiç girilmedi...
Süreç en karmaşık aşamalardan geçerek nihayet tamamlandığında, yani eninde sonunda her şey, birer “basit” web sayfası olarak karşımıza çıkıyor, biz de; sonsuz miktarda ve giderek artan web sayfasının, belirsiz bir toplamı olan bu gerçekliğe, internet demiş oluyoruz.

Çözümlerin çözümsüzlüğü?
Bir web sitesi yaratmak ve yönetmek için, çok miktarda bağımsız araç, gereç, bilgi, bağlantı, kaynak, mekan, araç, bütçe ve bilgili insan gerekiyor; üstelik, ne yazık ki -zorunlu olarak- çözümlerin büyük bir bölümü 15-20 yıl öncesinden, internetin ilk çağlarından kalma.
Çok sayıda içerik yönetim sistemi, bu konuda sorunu çözmeye çalışıyor ama, eski çözümlerin çoğu, kaçınılmaz olarak gerekli olmakla birlikte, sistemi yavaşlatan (örneğin: barındırma ile ilgili verilmiş abartılı sözler = Sınırsız barındırma gibi) bazen durduran (alan adının zamanında yinelenememesi ve sonrasındaki sorunlar) bir etken olarak soruna dahil oluyorlar: Alan adı yönetimi, barındırma, e-posta ayarları, dns ayarları, tasarım değişiklikleri, güncelleme krizleri vs...
Benzeri sayısız sorunun yönetimi, çok kısa bir süre sonra umulandan çok daha zor, hatta çözümsüz hale getiriyor devamlılığı. Arkaik web döneminin mirası olan birçok uygulama, kural, alışkanlık ve artık yanlış hale dönüşmüş yetersiz bilgiler iş akışlarını tıkayan büyük bir çöp yığınına dönüşüyor.

Bir örnek olay
Hayali bir web ajansı üzerinden düşünmeyi deneyelim: Rakamlar kurgu olmakla birlikte, mantıksal yapı tutarlıdır, herkes; müşteri sayısı ya da ciro rakamlarını kendi uygun gördüğü rakamlar üzerinden değerlendirebilir, esas olan 2. yıl gelirleri ve giderleri olacağı için, aradaki makas önemli.
İlk 10 web sitesi müşterisi, ilk 3 ayda gelmiş olsun ve yıl sonuna dek 38 müşteri edinmiş olalım, bu müşterilerden de -atıyorum- ilk yıl toplamında ortalama (aslında biraz iyimser yazdım rakamı) 5 bin dolar, toplamda da: ~ 200 bin dolar ciro yapmış olalım. Masraflarımızın da bu cironun yarısı olduğunu varsayarsak (vergi hariç) 100 bin dolar kazanmış görünüyoruz ve fakat 2. yıl bu kadar müşteriden internet ölçülerinde alınabilecek maksimum para (aslında biraz yüksek yazdım rakamı) 750 dolar ortalamadan yaklaşık 30 bin dolar olacak. Çünkü 1. yıl, toplantılar, planlama, tasarım, site yapımı ya da programlama vs. gibi bütçeler ve müşterinin para ödeme hevesi vardı, 2. yıl bunlar yok.
Böylece 2. yıla 170 bin dolar ciro eksiğiyle başlamış oluyoruz ve bir süre sonra her şey çığırından çıkıyor. Yeni müşterilerle sürece yükleniyoruz, diğer yıl geldiğinde, müşteri istekleri birikmiş - maliyetler artmış, tek tek sorunlar büyümüş, müşteriler tatminsiz, şirketler mutsuz, her şey kilitlenmiş. Bu böyle gidiyor. Gelişme genelde böyle oluyor, bu felaketten paçayı kurtarabilen web ajansı şirketler var ama; bu şirketlerin müşteri sayısı artmıyor, daha pahalı işlere girişiyorlar. Eski müşterileri terk ediyorlar, alttan hızla ve saldırganca gelen, daha ucuza aynı işleri yapan/yaptığını iddia eden şirketlerden, kendilerinin özel oldukları iddiasıyla ayrılmaya çalışıyorlar vs... En azından Türkiye’de durum böyle, ama dünyada da farklı olduğunu sanmıyorum.

En güzel alan adı henüz alınmamış olandır
Dünyadaki en iyi alan adlarının domain parking şirketlerinde rehin olduğunu düşünürsek, durumun vehameti ve bir başka boyutu -alan adı takip sistemi ve anlaşılırlığı, kullanılabilirliği- daha da net anlaşılacaktır. Her internet kullanıcısının kaybettiği en az bir alan adı vardır.
Önce sektör, sonra endüstri sorunu: Sürdürülebilirlik
Eğer buraya kadar anlaşılır yazabildiysem, şöyle devam edilebilir; demek ki önümüzde, birçok açıdan tespit edebildiğimiz, dönüp dolaşıp çarpıştığımız, hangi yöne gidersek gidelim kaçamadığımız çok büyük bir sıkıntımız var: Sürdürülebilirlik. Gerçek hayattaki karşılığı da şu soru: Bir web ajansı, yılda 83 müşterisine ait 347 site yapabilecek mi? Daha da kritik olan, bu hizmeti yıllarca sürdürebilecek mi?

Basit gerçekler karmaşık hakikatin özetidir
Canalıcı soru şudurArkaik_Web_Doneminin: Bir web sitesi nasıl endüstriyel bir ürün/hizmet haline gelebilir?
Çözüm yoksa durum vahim: 550 milyon site var deniyor ama Alexa bunlardan sadece ilk 100 bin siteyi günlük izliyor ve ilk 10 bin siteyi önemsiyor. Ben 550 milyon köprü yaptık ama bunların sadece 100 bini yıkılmayabilir ve gerçekte 10 bini sağlam ve 1000 tanesi işe yarar deseydim, bunun bir anlamı olur muydu?
Görülebileceği üzere pek çok açıdan konuya girilebilir ama her seferinde, tek bir noktaya çıkıyoruz: Sürdürülebilirlik ve devamında gelen eksiklerin nasıl giderilebileceği. Ve asla değiştiremeyeceğimiz şu hakikate karşı direnmenin bir anlamı yok: İçerik Kraldır ve öyle de kalacaktır. Zira internet, içeriktir.
ETİKETLER : Sayı:887