Görüş 12 AĞUSTOS 2011 / 11:10

Avrupa’da havalar çok ‘bulutlu’

Havalar gerçekten bulutlandı. Ne var ki; yazımızda sözü geçen bulutlanma meteorolojik bir olgu değil. İngilizcesi ile ‘Cloud Computing’ adı verilen, Türkçeye ‘Bulut Bilişim’ olarak çevrilen teknolojik bir terimden söz etmek istiyoruz.
Bulut Bilişim terimi istenilen her yerden, her zaman kolayca erişilebilen, paylaşımlı yazılım ve donanım ögeleri (örneğin, şebeke, sunucular, bellek, uygulama programları, işletim sistemleri, servis programları vb.) içeren platformlar üzerinde bilişim servis ve uygularmaları verip/almaya karşılık kullanılıyor. Böyle bir ortamda, kullanıcıların sistem yönetimi, bellek kısıtlaması, güncel program yüklemiş olmak gibi kişisel ya da kurumsal çabaları en aza indiriliyor.
Bulut Bilişim yeni yeni ısınan Avrupa bu konudaki girişimleri ile dikkati çekiyor. Londra’da ‘En geç 90 dakikada paketinizi alıcınıza ulaştırıyoruz’ sloganıyla adından söz ettiren tanınmış kurye şirketi Shutl geçtiğimiz günlerde artık Bulut Bilişimle hizmet vereceğini açıkladı. International Herald Tribune’de yer alan habere göre, şirket adına konuşan yöneticiler yaratıcı fikirlere ihtiyaçları olduğunu, Bulut Bilişimin bunu tam anlamıyla karşıladığını öne sürdüler. Bazı hukiki sorunları tam olarak çözemeseler de, Shutl daha şimdiden her gün en az 1000 Amazon.com paketini Bulut Bilişim altyapısını kullanarak gerçekleştiriyor.
Aslında, dünyanın en büyük parakendecileri arasında sayılan Amazon.com Bulut Bilişim kullanan Shutl ile işbirliği yaparak, dolaylı yoldan pek çok başka firmaya da ekmek kapısı açmış oldu. Bunlar arasında Fransız Demiryolları İşletmesi SNCF ve İspanyol bankası Bankinter sayılabilir. Amazon.com için kullanılan Bulut Bilişim sunucuları İrlanda’nın başkenti Dublin’de bulunuyor.
Ancak, beri yanda, Avrupa Birliği’nde yürürlükte olan Veri Gizliliği (Data Privacy) yasalarına göre bireylere ilişkin özel bilgilerin 27 üye ülke dışına herhangi bir yolla transferi 1995 yılından bu yana yasaklandı. Böyle bir durumda, Avrupa’da Bulut Bilişim yapmak isteyen pek çok büyük firma çekingen davranıyor. Sonuç olarak Bulut Bilişim aracılığı ile indirilecek/yüklenecek bilgilerin saklanacağı sunucular Avrupa yerine daha çok Asya, Amerika ya da başka uzak bazı ülkelere yerleştiriliyor. Uygulamanın Avrupalı işletmecilere bir başka yararının da bu hizmeti söz konusu ülkelerde Avrupa’ya kıyasla daha ucuza elde etmeleri olduğu görülüyor.
Bulut Bilişim henüz istisnai uygulamalarla Avrupa’nın orasında-burasında ortaya çıksa da, Araştırma kuruluşu Gartner’a göre iyi bir momentum yakalamış durumda. Avrupa’da 2015 yılında 29,5 milyar dolarlık iş hacmiyle Bulut Bilişim’in yüzde 4,3 lük bir pazar payına ulaşacağı varsayılıyor. 2011 yılında ise bu miktarın 24,7 dolar olacağı hesaplanıyor.
Gartner, sadece Amazon.com, Salesforce ve Microsoft’un Bulut Bilişimde dünyada yarattığı iş hacminin 2011 yılında 60 milyar doları aşabileceğini iddia ediyor. Amerika ile Avrupa’yı karşılaştırırsak en önemli farkın Amerika’da Bulut Bilişime büyük firmaların, Avrupa’da ise nispeten küçük ve orta ölçekli firmaların yatırım yaptığı anlaşılıyor. Avrupa’nın en büyükleri arasında ancak Avrupa Uzay Ajansı (European Space Agency) ve Fraunhofer Enstitüsü’nü sayabiliriz. Bu belirgin farkın nedeni olarak, yukarıda değindiğimiz gibi bilginin gizliliğini esas alan hukuki uygulamaların Bulut Bilişime elverişli olmaması gösteriliyor. Küçük ve orta ölçekli firmaları Bulut Bilişime cezbeden şey ise beklenildiği gibi maliyet azaltıcı etkileri oluyor. Veri saklamak ve işlemek için sunucular barındırmak, bunların bakım ve işletimini yapmak, sistemleri sürekli güncellemek Bulut Bilişim hizmeti sunan firmalar sayesinde katlanılabilir seviyelere geriliyor. Amazon’un kendi müşterileri üzerinde yaptığı istatistikî araştırmalar sonucunda çıkan değerler bunu doğruluyor. Kendi Bilişim merkezlerini oluşturmak yerine Amazon’un Bulut Bilişim altyapısından yararlanan kuruluşlar yüzde 20 ile yüzde 30 arasında bir maliyet tasarruu sağlıyorlar.
Avrupa’da Bulut Bilişimin ivme kazanabilmesi için ilgili taraflar gözlerini Brüksel’e dikmiş durumdalar. Çünkü yasal iyileştirmeler 27 üye ülkenin tümü kapsayacak şekilde Avrupa Komisyonu’nda alınacak kararlarla mümkün gözüküyor. Bulut Bilişim Sayısal Ajanda’dan Sorumlu Komisyon Üyesi Vivien Reding’in önceliklendirdiği ve sonbahar bitmeden bir çözüm getirme sözü verdiği konu olarak ortada duruyor. Reding’e göre Veri Gizliliği yasasını tamamen kaldırmak olanaksız. Ancak uygulamasında bazı esneklikler sağlanabilir. Bunun için Avrupa Konseyi olduğu kadar Avrupa Parlamentosu ve Bakanlar Konseyi de taşın altına elini koymalı. Sonuç olarak, bu iyileştirme hem şirketlerin hem de bu şirketlerin hizmetlerinden yararlanacak tüketicilerin çıkarına olacak.
Reding’in bu kararlı tutumundan cesaret alan Oracle, Cisco Systems, SAP, Apple ve Google gibi küresel firmalar da Avrupalı kanun koyucular üzerindeki baskılarını artırıyorlar. Nitekim geçtiğimiz Ocak ayında Fransız Parlamentosu’nda Microsoft adına bir konuşma yapan Brad Smith fransız parlamenterlerin Veri Gizliliği yasasının yumuşatılması, bu sayede Bulut Bilişimin önündeki engellerin kaldırılması için uyardı.  Aynı şirketin Avrupa Birliği’ndeki Operasyonlardan Sorumlusu Ron Zink, ‘1995’te yayınlanmış bir kanunun çağın gereklerine göre yeniden yorumlanmasının zamanının gelip de geçtiğini’ söylüyor. Aynı düşünceleri paylaşan, Capgemini Şirketi Küresel Servisler Teknolojilerinden Sorumlu Karl Deacon ‘Avrupa geri kalmak istemiyorsa, geri kalmış veri tranferi yasalarını değiştirmeli’ önerisinde bulunuyor. Ona göre mevcut yasalarla Bulut Bilişimin Avrupa’da başarıya ulaşması hemen hemen olanaksız. Hızla bir şeyler yapmak gerekli. Bu konuda Açık Veri Merkezleri Birliği (Open Data Center Alliance) gibi açık standartları belirleyen örgütlenmeler Avrupa’ya yardımcı olabilir.
Eğer Avrupa zamanında uyanamaz ve Bulut Bilişimde çağın gerisinde kalmayı sürdürüse ne olacak. Bu soruya yine Gartner’ın analistlerinden Ben Pring cevap veriyor. ‘Elbette Amazon, Microsoft gibi küresel firmalar uzaktan seyretmekle yetinmeyecek. Avrupa’da lokal veri merkezlerini ayrı ayrı locasyonlarda kurarak işlerini sürdürecekler. Ancak bunun bir maliyeti olacak, onu da Avrupalılar ödeyecek’ diyor. Ben Pring, bizim gibi Avrupanın dibinde bulunan ve her türlü altyapısının buna imkân vereceği bilinen bir ülkeye de ipucu vermiş oluyor. Türkiye önümüzdeki dönemde elini çabuk tutup, Bulut Bilişim sunucularını barındırma konusunda avantajlı bir ülke durumuna geçerse yasal zorunluluklardan dolayı Asya ve Amerikaya muhtaç hale gelen Avrupalı şirketler için can simidi olabilir ve ülkemiz bu hizmetten önemli bir döviz geliri elde edebilir.
ETİKETLER : Sayı:834