Görüş 18 MART 2012 / 14:40

Barselona Mobil Dünya Kongresi’nin ardından

İlk GSM Kongresi’nde dünyaya SMS servisi tanıtılmış, Başkan Yardımcısı Al Gore TV kameralarının önünde ABD’de ilk GSM mobil telefon görüşmesini gerçekleştirmişti. Hemen ertesi yıl Fransa’nın Cannes şehrine alınan kongre 2006 yılına kadar bu şehirde yapıldı. Şehirler arasındaki yarışmayı kazanan Barselona bayrağı Cannes’in elinden aldı ve bu yıla kadar Mobil Dünya Kongresine evsahipliği yaptı. 2010 yılında yapılan yeni yarışmada da Paris, Köln, Milano, Münih gibi şehirleri ardında bırakarak 2013’ten itibaren ikinci kez beş yıl daha ev sahipliği yapmak üzere vize aldı. Büyük şehirlerin dünyanın en görkemli Mobil İletişim Endüstrisi Panayırına ilgi göstermeleri şüphesiz boşuna değil. Bu yıl 27 Şubat’tan 1 Mart’a kadar süren etkinliğe tam 205 farklı ülkeden 67 bin ziyaretçi geldi. 1400 farklı şirket ürün ve servislerini görücüye çıkardı.
Bu yıl Barselona’da Mobil Dünya Kongresini unutulmaz kılan bir başka şey de güneşli havaların bu güzel şehre gelenlere şehrin güzelliklerini olabildiğince görme fırsatı vermesi oldu.
Dışarıda zaman zaman işçi ya da öğrenci protestolarına katılanlar caddeleri doldururken, kongre alanında Mobil İletişim Dünyası’nın her kesiminden ziyaretçiler birbirinden ilginç konuşmaları dinlediler, birbirinden üstün ürünleri incelediler, birbirinden yetenekli servisleri denediler.
Avrupa başta olmak üzere yer kürenin geniş bir coğrafyasında ekonomik sıkıntılar uzun zamandır gündemin en önemli maddesini oluşturuyor. Buna rağmen mobil iletişim endüstrisi büyümeyi sürdürüyor. Şimdi 1,9 trilyon dolar büyüklüğüne erişen endüstrinin daha da büyüyeceğinden kimse kuşku duymuyor. 2011 rakamlarına bakıldığında işletmecilerin yatırıma harcadıkları miktarlar neredeyse aynı kalırken, tüketicilerin servis ve ürünler için yaptıkları harcamaların arttığına tanık oluyoruz. Bu da endüstrinin itici gücü oluşturuyor. Yatırımların daha kısa sürede geri dönmesi işletmecileri cesaretlendiriyor.
Barselona_2Kongrenin düzenlendiği tarihlerde dünyada cebinde SIM kartı taşıyan abone sayısı 5,3 milyarı aşmıştı. Bir başka deyişle dünya nüfusunun yüzde 77’sine ulaştı. Sadece Hindistan’daki abone sayısı 850 milyonu geçti. Çin’de sayı 973 milyona geldi. Herhalde dünyada ilk kez bir ülke 1 milyar abone sayısına 2012’de ulaşmış olacak. Geçen yıl üreticilerin ağırlık verdiği bir başka şey akıllı telefonlar oldu. Dünyada akıllı telefon kullananların sayısı yarım milyara çok yaklaştı.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki potansiyeli ateşleyen etmenlerin başında sayısal medyanın gücü geliyor. Nüfusu kalkınmış ülkelere göre nispeten genç olan bu ülkelerde kullanıcılar müzik ve filmlere mobil iletişim araçları ile erişiyorlar. Bugün içerik dağıtım sistemleri dünyada en gözde bilişim ürünleri haline geldi. Aynı şekilde mobil finans sistemleri sundukları e-Ticaret ya da ‘cepten para gönder’ gibi servislerle işletmecilerin portföylerinde olmazsa olmazlar arasına girdiler. Bu alanda Visa ve Master Card gibi kartlı ödeme sistemi hizmeti sunan küresel şirketlerle büyük işbirlikleri yapılıyor. Aynı motivasyonu başka alanlara da yaymak isteyen üreticiler, işletmeciler, içerik sağlayıcıları ulaşım, enerji, sağlık ve eğitim sektörlerinde arayış içindeler. Nitekim, Ford Otomobil Şirketi’nden Doug VanDagens Barselona’da herkese çağrıda bulunarak ‘’mobil iletişim endüstrisinin henüz otomobillere değmediğini, bu alanda yapılacak çok iş olduğunu ve Ford’un işbirlikleri istediğini’’ duyurdu.
Barselona’da yapılan konuşmalarda bir gerçek ortaya çıktı ki; gelişmekte olan ülkeler bakır kablo veya koax kablo üzerinden genişbant altyapısını beklemeye tahammülsüzler.
Onlar bir an önce
LTE ile buluşup doğrudan mobil genişbanta atlamak istiyorlar. Dünya Bankası bu konuda bir araştırma yaptırdı. Eğer kalkınmakta olan bir ülke LTE teknolojisine geçerek genişbant penetrasyonunu yüzde 10 artırırsa, bunun ulusal gelire katkısı yani kalkınma adam başına yüzde 1,3 oluyor. Sonuç olarak, bu gibi ülkelerde gelişmenin lokomotifi yalnızca elektrik ve su değil, aynı zamanda da her yerden mobil genişbanta erişim.
Ne var ki; bu potansiyeli gören

işletmeciler LTE yatırımı yapmak için çok heveslenirken son yıllarda önemini gitgide artıran OTT (Over The Top) oyuncuları uykularını kaçırıyor. Nasıl kaçırmasın. Böylesine pahalı yatırımı yaptıktan sonra verdikleri hemen her hizmeti neredeyse bedavaya hazır altyapı üzerinden internet olanaklarını kullanarak sunabilen OTT oyuncuları mobil iletişim işletmecilerini işlevsiz kılabiliyor.  Hem de onlara bir kuruş ödemeden. Dünya
GSM Birliği Yönetim Kurulu Başkanı (aynı zamanda Telecom Italia CEO’su) Franco Barnabe Mobil Dünya Kongresi’nde yaptığı konuşmada dikkati gelecekte
OTT oyuncularının rolüne çekti. Önümüzdeki dört yıl içerisinde sadece mobil işletmecilerin 800 milyar dolarlık yatırım yapacaklarını, aynı süre içerisinde 2,7 trilyon dolarlık yeni iş hacmine olanak sağlayacaklarını, buna karşın OTT oyuncularının oturup altyapıların gelişmesini beklediklerini söyledi. Barnabe’ye göre OTT oyuncularının da ellerini taşın altına koyma zamanı geldi. Onun bu çıkışına Singapur’lu işletmeci Starhub’ın CEO’su Neil Montefiore’un yanıtı ilginç oldu. Montefiore’ye göre sorunla başetmenin bir tek yolu var. Mobil işletmeciler de OTT oyunculuğuna soyunmalı.
LTE için yatırım
yapma ne kadar
sorunlu olursa olsun, dünyada birçok yerde şimdiden kullanıma başlanıldı bile. 30’dan fazla ülkede LTE şebeke sayısı 50’yi çoktan aştı. Kullanıcı sayısı şimdilik 10 milyon civarında. Ancak, 2016’ya gelindiğinde, LTE şebeke sayısı en az 70 ülkede 200’ü bulacak. Abone sayısı yarım milyarı geçecek. LTE teknolojisini kullanan cihazların sayısındaki artış gelecek yıl yüzde 20, kümülatif olarak 2014’te yüzde 33, 2015’te yüzde 50’yi bulacak.
LTE’de şu an için yarışı Nokia Siemens Networks (NSN) önde götürüyor. 52 şebeke için imza atmış durumda. Diğerleri ise hemen arkasından geliyorlar. Güney Kore 2014 yılına gelindiğinde mobil iletişimden yararlanan tüm Korelilerin yarısının LTE kullanıcısı olacağını iddia ediyor.
Ericsson LTE üzerinden ses servisi ile LTE’deki iddiasını gösterdi. Bu servisi kullanan abone LTE şebekesinin dışına çıktığında kesinti olmadan konuşmasını 3G, o da olmazsa GSM üzerinden sürdürebiliyor.
Alcatel-Lucent ise altyapıdaki yenilikleri ile göz doldurdu. Gittikçe küçülen baz istasyonları, Light Radio Cubes ile dikkat çekti. Aynı
alanda Ericsson da yaptığı çalışmaların sonucu olarak aynı pico hücre üzerinde hem LTE hem de WiFi teknolojisini desteklediğini gösterdi. Huawei küçük baz istasyonlarına Atom Cell, NSN ise Flexi Zone adını veriyor. Küçük baz istasyonlarını bu kadar öne çıkarmalarının haklı bir sebebi var. 2016 yılında her 100 baz istasyonunun yüzde 90’ı küçük boyutta olacak.
Gelecek yıl, 25-28 Şubat tarihleri
arasında yine Barcelona’da, yine pek çok yenilik sergilenecek. Ancak bu kez Mobil Dünya Kongresi daha büyük bir mekanda, Fira de Barcelona Grand Via’da olacak. Çünkü ilgi her yıl daha da artıyor.
ETİKETLER : Sayı:863