Görüş 19 KASIM 2012 / 15:34

E-ticaret, Çin’in büyüme hızından daha fazla büyüyor

Son beş yıla dönüp bakarsak, küresel e-ticaretin ortalama yılda yüzde 13 büyüdüğüne tanık oluyoruz.

A.T. Kearney Araştırma Şirketi geçenlerde çevrimiçi alışveriş üzerine yaptığı bir çalışmanın raporunu açıkladı. Çevrimiçi ticaretin küresel anlamda nasıl büyüdüğünü göstermesi açısından rapor piyasada oldukça ilgi gördü. Sektörün büyümesinin itici gücü olarak perakende alışveriş yapan tüketiciler gösteriliyor. Çünkü, bir ürün almak isteyen tüketici eğer alışverişini bizzat kalkıp giderek yapıyorsa; alışık olduğu ve hep alışveriş yaptığı yerlerde gerçekleştiriyor. Oysa sanal alemde bu biraz daha değişik. Fiziksel mesafeler ortadan kalktığı için alıcının kriterleri başka alanlara kayıyor. En ucuz, en çok çeşit, kampanyalar, taksit olanakları, eve/işe teslim koşulları, teslimatta çabukluk, ödemenin ötelenmesi, kullanılmış, spot ya da antika ürünlere kolayca erişim gibi kriterler öne çıkabiliyor. Dolayısıyla, mağaza, depo, çalışan, vitrin, raflar, kasa işlemleri gibi masraflardan kurtulan satıcılar ellerinde tek bir ürün dahi olsa sanal alemde bir yerde bu ürünlerinin tanıtımını yapıyor ve kolayca müşteri bulabiliyorlar. Müşteriler de çevrimiçi alışveriş yapmadan önce mutlaka bir tarama yapıp, birçok siteye giriyor, aradıkları ürünleri buralarda mukayeseli olarak inceleyebiliyorlar. Hem alıcı, hem de satıcı için sınırsız, cazip alışveriş ortamlarına her gün binlercesi katılıyor. Sanal alışverişi körükleyen bir başka farklılık da ürün sahibinin ürününü e-posta, SMS ya da arama motoru, günlük elektronik gazeteler gibi mecralar aracılığı ile tanıtabilmesiyle ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra, büyük çevrimiçi satış platformları stok tutma gereği duymadıkları gibi ürün yelpazelerini de bir alışveriş merkezinin tüm kapasitesinin üzerine çıkarabiliyorlar. Belki de en güzel yanı; haftada 7 gün, 24 saat sanal mağazalarını açık tutup, müşteri ne zaman, nereden, ne almak isterse istesin, ona bu hizmeti bekletmeden  verebiliyorlar.
Son beş yıla dönüp bakarsak, küresel e-ticaretin ortalama yılda yüzde 13 büyüdüğüne tanık oluyoruz. Sistemin getirdiği avantajlar hızla büyümesinde önemli rol oynuyor. Örneğin Amerika’da lüks tüketim ürünleri satan Neiman Marcus internetten satış yapan Çinli bir moda platformunda kısmen hisse aldı. Böylece Çin’e gidip mağaza açmaktan kurtuldu ve uzaktan Çinli tüketicinin eğilimini tespit edebildi. Fransa’nın tanınmış modacısı Louis Vuitton Hennessy bünyesindeki kozmetik ürün markası Sephora’yı Latin Amerika’ya risksiz sokabilmek için Brezilya’da Sack’s’ı satın alarak benzeri bir yaklaşım sergiledi.
İşi daha da ileriye götüren e-ticaret şirketlerine bakarsak, en iyi örneklerden birisi İngiliz Argos şirketinin yaptıklarıyla anlaşılabilir. Argos geçen yılın sonlarında Çin’in en büyük elektronik üreticilerinden Haier ile bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma sayesinde Argos sadece Shanghai’de bir showroom açmakla yetinecek ama elektronik sipariş veren tüketicilerin ürünlerini tüm Çin’e yayılmış 6 binden fazla Haier mağazasında teslim edebilecek.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, gelişmekte olan ülkelerde yerel çevrimiçi alışveriş sitelerinin küresel sitelere göre tüketiciler tarafından daha cazip bulunması. Şili’de Falabella ve Cencosud piyasanın yüzde 40’ını elinde tutuyor. Bu oran Brezilya’da B2W ve Magazine Luiza için yüzde 30’larda. Benzerlerini Asya, Doğu Avrupa ve Ortadoğu’daki birçok ülkede görmek mümkün. Sonuçta, böyle bir ortamda rekabet edecek küresel oyuncuların ya yerel ortama var gücüyle uyum sağlaması, ya da mevcut e-ticaret siteleriyle işbirliğine gitmesi gerekiyor.
A.T. Kearney’in raporuna dönersek, araştırma kapsamına alınan 30 gelişmekte olan ülke pazarı belirli noktalarda birbirinden ayrışıyor.
Çin: Bu ülkede çevrimiçi alışverişin maddi büyüklüğü 23 milyar dolarla Amerika’dan hemen sonra ikinci sırada. 2006 yılından bu yana büyümeye bakarsak, ortalama her yıl yüzde 78 büyüme gerçekleştirdiğini anlıyoruz. Gelecek beş yılın sonunda e-ticaret hacmi 81 milyar doları aşacak gibi görülüyor. Çin’de yaşayan 513 milyon internet kullanıcısından 164 milyonu çevrimiçi alışveriş yapıyor.
Brezilya: Çin kadar dikkat çeken bir başka ülke şüphesiz Brezilya. 80 milyon internet kullanıcısının yılda 10,6 milyar dolarlık sanal alışveriş yaptığı biliniyor. 2017’ye kadar büyüklüğün 18,7 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Çin’de olduğu gibi Brezilya’da da çevrimiçi alışverişi tercih eden tüketicilerin profili orta sınıf. Bu tür tüketiciler ucuzu bulmaya çalışıyor. Eve teslimatta para ödemeye yanaşmıyorlar. Taksitli alışverişlerde faiz istemiyorlar. Genellikle toplu alışveriş olunca indirim yapan siteleri ziyaret ediyorlar.
Rusya: Avrupa ülkeleri arasında en büyük internet nüfusu Rusya’da yaşıyor. 60 milyon internet kullanan her dört kişiden biri mutlaka çevrimiçi alışveriş yapıyor. Rusların diğer ülke vatandaşlarından farkı, alışveriş sitelerini cep telefonlarından da takip etmeleri. Her Rus cebinde ortalama 2 cep telefonu taşıyor. Şimdi 9 milyar dolar civarında olan sanal alışveriş büyüklüğü 2016 yılı geldiğinde 16 milyar doları aşacak. Bu değer daha da yukarılara çıkabilir, ancak bir an önce lojistik olanaklarının artırılması gerekiyor. Eve teslimde coğrafyanın büyüklüğü nedeniyle sorunlar yaşanıyor. Böyle olunca, e-ticaretin yüzde 80’i Moskova ve St. Petersburg’da gerçekleşiyor.
Şili: Latin Amerika’nın bu geri planda kalmış ülkesi internet üzerinden alışveriş istatistikeri ile komşularına fark attı. İleri teknolojiye meraklı Şilililer iletişim altyapısının da gelişmesine paralel olarak e-ticareti 2006 yılından bu yana her yıl yüzde 27 büyüttüler. Her 100 internet kullanıcısının 71’i çevrimiçi alışveriş yapıyor. Bu sayı diğer ülkelerin çok önünde. Ancak nüfusu az olduğu için geçen yıl e-ticaret hacmi 749 milyon dolarda kaldı. Şili’de de Türkiye gibi kredi kartı kullanımı yaygın olduğu ve her yetişkin en az 4 kredi kartı taşıdığı için adam başına yılda 158 dolarlık çevrimiçi alışveriş seviyesine gelmişler. Brezilya ve Arjantin dahil Latin Amerika’nın tümünde bu ortalama sadece 44 dolar.
Türkiye: A.T. Kearney raporunda Türkiye’ye de önemli yer ayırmış.  Türkiye’nin farkı Şili’nin aksine çok güçlü lojistik servis verebilmesinden ortaya çıkıyor. İstanbul’dan 500 km uzaktaki bir tüketici 24 saat içerisinde siparişini eline alabiliyor. İnternet kullanıcıları ayda ortalama 30 saatlerini web sayfalarında gezinerek harcıyorlar. Kullanıcıların en az yarısı bu gezinti sırasında beğendikleri ürünleri çevrimiçi alışveriş ile ediniyor. Hızla büyüyen e-ticaretin farkında olan hükümet yasalarla aldığı tedbirler sayesinde tüketicileri en üst düzeyde korumaya çalışıyor. Şimdilik e-ticaret hacmi 1,3 milyar dolar civarında. Ancak diğer alanlarda olduğu gibi çevrimiçi alışveriş alanında da yatırım yapmak isteyen küresel şirketler Türkiye’yi radarları altında tutuyorlar. Geçen yıl Güney Afrika’nın en büyük medya şirketlerinden Naspers Türkiye’nin en büyük perakende sanal alışveriş sitesi Markafoni’nin yüzde 70’ini satın alarak çoğunluk hisselerini ele geçirdi. 2012 ve sonrasında benzeri girişimler daha da sıkça görülecek.
ETİKETLER : Sayı:896