Görüş 10 ARALIK 2012 / 10:26

Hayalet içerik...

“Hayalet ağlar” biçiminde yazılarak yapılacak bir aramanın sonucunda, özellikle görseller ayrıntılı incelendiğinde, dehşet apaçık olarak gözlenebilir.

Hayalet ağlar canlılık olan bütün sularda insan etkinliğiyle oluşan ölümcül tuzaklardır. Eskidiği için denizden alınmayan, fırtınada kaybolan, koparak su altında gerili kalan balık ağları, sepetler, oltalar, ne yazık ki avlanmayı sürdürür ve gerçek bir cehenneme dönüşür canlılık için...
Web içeriğini çöpe çeviren, canlılığını tehlikeye sokan, sürdürülebilirliği olanaksızlaştıran “hayalet içerik” de giderek büyüyen bir cehennem ateşine dönüyor gibi görünüyor...
Geçtiğimiz ay, iş görüşmeleri için gittiğimiz başkentin büyük bir semtindeki mütevazı şirket misafirhanemizde iken, birtakım eşofman almak gereği oluştu, çünkü çantalardan ve evdeki yedeklerden çıkmamıştı gereken giysi. Doğal olarak internetten “semt adı + marka” araması yaparak bazı adres ve telefonlara ulaştık. Fakat, telefonlardan biri hiç açılmıyordu, diğeri de büyük bir emlak şirketinin telefonu olmuştu. Böylece dükkanları tek tek bulmaya çalışmak dışında bir seçenek kalmadı o koca semtte, 460 bin kayıtlı nüfus olduğu bilgisini eklersek konu daha anlaşılır hale gelecektir.



 Herkes buna benzer deneyimleri her an yaşıyor, zaten başımıza ilk kez gelen bir durum da değil.

Hayalet içerikle nasıl baş edeceğiz?
Arama motorları SEO çalışması yapılarak trafik yönlendirilen, ama amaca uygun içeriği barındırmayan siteleri yeniden değerlendirebilecek ve gösterimlerini azaltacak algoritmaların peşinde.
Yakında tanıtımını yapmayı planladığımız bir ağ projemiz için, İzmir’de veri araştırması yapan arkadaşımız İpek’ten gelen rapor aynen şu şekildeydi: “Ve ilginç olan bir çilingirle konuşmamdı: Kendisi 2-3 kez site yaptırmış yaklaşık olarak her biri için 500’er lira vermiş. Şu anda da yapımda olan bir sitesi varmış. Esas web sitesine çilingirlerin ihtiyaç duyduğunu iddia ediyor kendisi. En çok Google’da üst sıralarda yer almamaktan yakınıyor.”
Gerçekten ihtiyaç sahibi biri kendini ifade edebildiğinde, uzman görüşü olabilecek derinlikte tespitler çıkıyor, ki biz de 3. yılını dolduran ülke turunda bunu her seferinde yeniden görerek şaşırmaya devam ediyoruz.
Sevgili Cemal Süreya, 1989 yılındaki bir söyleşisinde şöyle aktarır: “Michelet, ortaçağ ya da feodalite için şöyle diyordu: “Ortaçağ bir kerede bitmedi, bin kerede bitti.”
Bu cümleden olarak; “hayalet içerik” belki bir kerede bitmeyecek ve belki bin kerede de bitmeyecek, ama en azından azaltmanın bir yolu bulunamazsa, geneli çöpe dönüşen “Kaçırılmış fırsatlar denizi” haline gelmiş internet sitelerinin oluşturduğu süprüntü kod seli, zaman, emek ve para yutmaya devam edecek, kaynakları kurutana dek.
Hayalet içerik, canlı maliyetler üretmeye, daha doğrusu gerçek bütçeleri emmeye ve işe yaramaz hale getirmeye, dolayısıyla işini seven ama kazanç sağlayamadığı için daha iyi yapmaya çalışmaktan vazgeçen birçok yetenekli insanı da sektöre gidiş konusunda umutsuzluğa sürüklemeye devam ediyor.
Geçen hafta yapılan bir toplantıda misafir şirket sahipleri, şirket isimlerini duymadığımızı söylediğimizde çok üzüldüler ve yılda 100 bin liraya yakın radyo reklamı ve SEO maliyetleri olduğundan söz ettiler. Biz de onlara iki soru yönelttik:
1. Hiç arama sonuçları içinde paralı reklam kısmına tıkladınız mı?
2. İlk birkaç saniyede açılmayan sitelerin ve ya sayfaların açılmasını sabırla bekliyor musunuz?
Tahmin edileceği gibi, iki soruya da “Hayır” yanıtı verdiler, peki insanlar neden kendi yapmadıkları birçok şeyi başkalarının yapacağını varsaymaktalar?

Kolektif bilinçdışı
Analitik psikolojinin bir konusu olan “kolektif bilinçdışı”, semboller, imgeler, dil ve yaşantı deneyimlerimizin yaşadığımız kültürün ürettiği kodlar dahilinde hafızamızda yer alması, çok zaman da davranışlarımıza etki etmesiyle ilgilidir.
Carl Jung, kişiye özel deneyimleri kapsayan kişisel bilinçdışından ayrı tuttuğu için de kolektif bilinçdışı, bir türün tamamının kişisel deneyimlerini bir araya getirerek organize eder.
Şirket sahibi arkadaşlarımız da kişisel seçimleri ve deneyimleri tam tersi olmasına karşın, tanıtım planlamalarını kolektif bilinçdışı tarafından belirlenen kurallara göre yapmayı tercih etmiş görünüyorlar.
“İnsanlar teknolojiyi, her zaman iletişimi güçlendirmek ve kendilerini yalnız başına yaşadıklarından daha büyük ve daha anlamlı bir şeyin parçası olarak hissedebilmek için kullandılar (kolektif bir bilinçdışına, ya da en azından paylaşılan bir düşe duyulan inanç hala bizimle).” Siber-uzay adlı kitapta, Joanna Buick ve Zoran Jevtic, şunu da ekliyorlar: “Ve Sanayi Devriminin üretim yöntemlerinin gösterdiği gibi, yöntem ve teknolojilerin kendi parçalarının toplamından daha büyük olduğu bakış açıları vardır.”

Beynimiz: Gerçek uzmanlık alanımız
“Giyim ve su taşımacılığı gibi temel buluşlar son Buz Çağı’ndan evvel tüm gezegeni dolaşmamızı sağlamıştır. Bizim uzmanlık alanımız beynimizdir. Beynimizin doğayla olan etkileşimi, kültür aracılığıyla, başarımızın anahtarı olmuştur. Kültürler yeni tehditlere ve ihtiyaçlara daima genlerden daha hızlı uyum sağlar.” Sık sık alıntı yapmak durumunda kalacağımız, İlerlemenin Kısa Tarihi adlı eserinde Ronald Wright böyle yazıyor.
Eğer insanlık tarihine baktığımızda bunu görebiliyorsak, kültür bizi tehditlerden koruyup, ihtiyaçları idrak etmemize destek sağlayacaksa umut var hala diyebiliriz diye düşünmek istiyorum, çünkü, gezegeni dolaşmak için yerimizden bile kalkmamıza gerek kalmaması heyecan verici olduğu kadar endişe kaynağı da aynı zamanda.
Suyumuzu kendimiz bulmuyoruz ve giysilerimizi kendimiz yapmıyoruz, arabaları yıkamıyor, kendimize gözlük de yapmıyoruz fakat, hala web sitelerimizi kendimiz yapmaya çalışıyoruz.

Kürkçü Dükkanı: Piyasa ve sektör
Piyasa ve sektör sözcükleri artık hayatımızda, Laurel ve Hardy, Oris ile Vonti, Dr. Jekyll ve Bay Hyde, Zeki Metin gibisinden bir ikili gibi yer etti ama bir an önce bunları birbirine düşman olmaktan kurtarmamız gerekli.
“Yeni ekonomi internet ekonomisi” diyor Cisco Sistemleri’nin Başkanı ve CEO’su John Chambers: “İnternet ekonomisi, iş fırsatlarını, ülkeleri ve insanları yeniden şekillendiriyor; herkes için eşit şartlar oluşturuyor ve endüstri devriminden beri en önemli ekonomik değişimi tetikliyor.”
(Kaynak: http://newsroom.cisco.com/dlls/fspnisapi0b1e.html)
En önemli ekonomik değişim ve insanlık tarihi boyunca ilk kez herkesin gözü önünde ve herkesin katılımı ve etkisiyle yaşanan, en köklü dönüşümün ana hattı olan milyonlarca web sitesinin içeriği olan trilyonlarca sayfa, katrilyonlarca sözcük, ölçülemeyecek miktarda insan emeği, zaman, heves, beklenti ve yatırım, hayalet ağlara takılmış ölü balıklar gibi öylece, hayalet içerik olarak çürümeye terk edilmiş durumda...
ETİKETLER : Sayı:899