Görüş 24 EKİM 2010 / 18:00

Sayısal Gündem Zirvesi’nin Ardından...

Geçtiğimiz Eylül ayının 27’sinde, Avrupalı Telekomünikasyon Şebeke İşletmecileri Birliği (ETNO) ve Financial Times Gazetesi Brüksel’de tam gün süren ortaklaşa bir etkinlik düzenledi. ‘Sayısal Gündem Zirvesi’ (The Digital Agenda Summit) adını taşıyan etkinlik bundan böyle her yıl tekrarlanacak. Sektörün önde gelen işletmecileri, üreticileri, çeşitli ülkelerden düzenleyici kurum ve bakanlık yetkilileri ile Avrupa Birliği Temsilcileri’nden oluşan kalabalık bir dinleyici kitlesine hitap eden isimler arasında Deutsche Telekom, France Telecom, Telecom Italia, KPN, Belgacom, Portugal Telecom, Ericsson, Nokia Siemens Networks gibi büyük kuruluşların genel müdürleri yer alıyordu. ‘Avrupa’nın Altyapısını Bir Adım Öteye Taşımak: Yüksek Hızda İletişim Şebekeleri İçin Akıllı Politikalar’ ve ‘Gelecek Kuşak Şebekelerde Servislerin Geleceği: AB İçin Tek Pazar Yaratmak’ başlıklarını taşıyan iki oturumun ağır topu elbetteki açılış konuşmasını yapan Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Sayısal Gündem’den sorumlu komisyon üyesi, 68 yaşındaki Hollandalı ekonomist politikacı Neelie Kroes’di.
3 Mart 2010 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından kamuoyuna duyurulan ‘Avrupa 2020: Akıllı, Sürdürülebilir ve Katılımcı Büyüme için Strateji’ başlıklı ve gelecek on yılda yapılması gerekenleri ele alan iş planında Avrupa için Sayısal Bilgi ve İletişim Planlarına anahtar rolü verilmişti. Bu belgede, Avrupalılar’a göre son birkaç yıldır yaşanan ekonomik kriz 1930’larda bu yana görülen krizlerin en şiddetlisi olarak niteleniyor. Artan borçlar, işsizlik ve büyüme hızlarındaki sert düşüşlerle karşı karşıya kalan Avrupa, düzelmeye başlayan ekonomisinin kırılgan yapısının ancak uzun vadeli planlarla yok edeilebileceğine inanıyor. Yaşlanan nüfus, iklim koşullarındaki etkileyici değişim, küreselleşmenin ekonomik baskıları, kaynakların yetersizliği gibi sorunlar lokomotif bazı sektörlerin öne çıkarılması ile çözülebilir tezini savunanlara göre sayısal bilgi ve iletişim teknolojileri bu sektörlerin başında geliyor.
Avrupa Komisyonu Avrupa Birliği’nde büyüme hızının yeniden istenen düzeylere yükseltilebilmesi için genişbant şebeke altyapılarının hızla kurulmasının şart olduğunu öne sürüyor. Bu iddianın ardında yatan gerçekler arasında Amerika ve Asya’nın çok gerisinde kaldıkları tespiti de var.  Ne var ki; hem işletmeciler, hem de üreticiler bu talebin 27 üye ülkeyi kapsayacak şekilde karşılanması için en az 300 milyar avroya ihtiyaç olduğunu, bugünkü regülasyon rejimleri ile bu yatırıma girişecek şirket sayısının çok yetersiz olacağını söylüyorlar. Zira, bakır tele dayalı mevcut iletişim regülasyonunun yeni ve pahalı fiber altyapısı için beklentileri karşılamayacağı kanısındalar. Herhangi bir yatırım yapmamasına karşın, regülasyon nedeniyle yatırım yapan işletmecinin altyapısını paylaşma hakkına sahip rakip işletmeciler, ‘o zaman kim yatırım yapacak, kim paylaşacak?’ sorusunu gündeme getiriyor. Bu da yatırım yapacak şirketlerin cesaretini  kırıyor.
Brüksel’deki konferansta konuşan France Telecom Genel Öüdürü Stephane Richard Avrupa Komisyonu’na seslenerek “Eğer geniş bant iletişim şebekelerini emtia gibi görüyorsanız, fiber yatırımının gerekliliğini hissedarlarımıza anlatamayız” diye uyardı. Telecom Italia Genel Müdürü Franco Barnabe, bu gidişle Avrupa’da yeralan şebeke altyapılarının, içinden geçen içeriği dışında değer taşımayan veri kanallarına dönüşeceğinden korktuğunu dile getirdi ve “Biz, altyapı sahibi işletmeciler, Google, Skype ya da Facebook’un yanında nasıl para kazanacağız?” sorusunu ortaya attı. “İçerik sağlayıcılar bedelini ödemeden hizmet vermeyi daha ne kadar sürdürecekler?” diye devam etti.
Portugal Telecom Genel Müdürü Zeinal Bava, Avrupa Birliği’nde rekabet düzenlemelerinin henüz dengeyi sağlayacak yapıda olmadığına, bu konuda daha yapılacak çok iş olduğuna işaret etti. Ancak, acele edilmezse sektörün ayakta kalmasının zor olacağını vurguladı.
Bütün bu sıcak tartışmalar Komisyon Üyesi Neelie Kroes’in açılış konuşmasında değindiği konulara cevap yetiştirme kaygısından ortaya çıktı.
Kroes konuşmasına, artık büyük düşünme ve büyük oynama zamanının geldiğini söyleyerek başladı. “Bugün insanlık adına ne edindiysek bilimin ve teknolojinin sayesinde edindik. Bazıları görmezden gelse de araştırmacılar sanki birer sihirbaz gibi aklımızı başımızdan alıp bilmediğimiz yerlere götürüyor” diye devam eden Kroes, “Bir fark var, bilim göz yanılgısı, ilüzyon değildir” diye ekledi. Ter, gözyaşı ve sermaye olmadan bilimsel başarılara imza atılamayacağına vurgu yapan Kroes, artık bilgi ve iletişim teknolojilerindeki araştırmalarla bağlantısı olmayan hemen hiç bir araştırmadan söz edilemeyeceği gerçeğine değindi. Kroes’e göre Avrupa’nın geleceği bilgi ve iletişim teknolojilerindeki inovasyonlara bağlıydı. “Avrupa Birliği bu konuda üstüne düşeni yapmaya kararlıdır” diyen  Kroes “Yine de inovasyonu sadece devlet yapmaya kalkarsa hem riskler çok büyür, hem de tamamlama süresi beklenenden uzun olur” diyerek endişesini dile getirdi. Ona göre, devletin yatırımları elbette çok önemliydi ama taşın altına herkes elini koymalıydı. “Avrupa Birliği olarak biz, gelecek kuşak şebekelerin altyapısına yüz milyonlarca avro yatıracağız” diye kesin ifadeler kullanan Kroes, “Bizim yaptığımız kamu-özel sektör işbirliğinden başka bir şey olmayacak” diye açıkladı. “Geleceğin interneti benim çocuğum gibi. Enerjiyi etkin kullanan binalar için bilgi ve iletişim teknolojileri, tümüyle elektrikle çalışan taşıtlar, geleceğin fabrikalarında bilgi ve iletişim teknolojileri gibi konular Avrupa  2020 Staratejisi’nin temel taşları olacak” diyen Kroes için ancak bu yatırımlarla dünya lideri olunabilir. Bir zamanlar Amerika ve Japonya ile rekabet ederken şimdi rekabet edilecek ülkeleri gösteren listenin uzadığına dikkati çeken Kroes sektördeki her oyuncuyu bu büyük rüyayı gerçeğe dönüştürmek için yatırıma çağırdı.
Sayısal Gündem’den Sorumlu Avrupa Komisyonu Üyesi Neeli Kroes’in önderliğinde Avrupa Birliği, geniş bant iletişim için hedefleri çoktan belirledi. Avrupa 2020 Stratejisi belgelerinin içeinde de yer alan bu hedeflere üç kritik noktada ulaşılması öngörülüyor. Birinci nokta, 2013 yılına dek Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin vatandaşlarının tümünün geniş bant erişim imkanına kavuşturulması. İkinci kritik nokta, 2020 yılına dek herkesin 30 Mb/s’dan daha az olmayacak bir hızla ulaşacağı geniş bant altyapısının tamamlanması. Üçüncü ve son kritik nokta ise, İnternete evlerden en az yüzde 50’sinin 100 Mb/s ya da daha yukarılarda hızla erişilmesi. Bu hızlar için sabit ya da mobil iletişim teknolojisi ayırımı yapılmıyor. Üye ülkelerin her birinin kendi ulasal planlarını söz konusu kritik noktaları dikkate alacak şekilde hazırlamaları isteniyor. Bu hedeflere uygun yapısal değişikliklerin, finans kaynaklarının ve yatırım yapacak şirketlerin zaman yirilmeden devreye sokulması, gerekli frekans düzenlemelerinin tamamlanması için vurgu yapılıyor. Hatta, daha ileriye gidilerek, ülkeler bazında bir karne sistmininin uygulanacağı, her yılın sonunda ülkelere başarılı olup olmadıklarını gösteren notlar verileceği anlatılıyor.
Avrupa Birliği penceresinden bakınca yapılmak istenenler, beklentiler, hedefler, tarihler ve kriterler ortaya konulmuş durumda. 27 ülkenin başarımı ölçülecek, geride kalanlar uyarılacak, önde olanlar teşvik edilecek. O zaman akla hemen şu soru geliyor: Biz henüz üye olmadığımız için böyle bir zorunlu yaptırıma tabi değiliz. Ancak Avrupa ile Sayısal Gündem’de ara açılmaması için bize kim hedef koyacak? Kim denetleyecek? Kim teşvik edecek? Yine biz. Bu gerçeği bilerek zaman değerlendirilmeli.
mustafa.aykut@turktelekom.com.tr
ETİKETLER : Sayı:793