Görüş 28 KASIM 2010 / 18:00

Yarının sayısal dünyasını bugünden kurmak


9 Kasım 2010 tarihinde Dünya Telekomünikasyon Birliği (ITU) Senegal’in başkenti Dakar’da Küresel Endüstri Liderleri Forumu’nun üçüncüsünü düzenledi. Üreticiler, işletmeciler, düzenleyiciler ve hükümetlerden temsilcinin hazır bulunduğu forumda ICT sektörünün dünyadaki geleceği tartışıldı. ‘Yarının Sayısal Dünyasını Mümkün Kılmak’ ana teması üzerinde yoğunlaşan tartışmalarda ‘Kablosuz İletişimi Güvenli Hale Getirme’ ve ‘Hafif Dokunuşlu (Light Touch) Politikalar ve Düzenlemeler Yapma’ konuları ele alındı.

Kablosuz iletişimi güvenli hale getirme
Bugün mobil-sabit hat karışık olmak üzere ancak 350 milyon kişinin genişbant internet erişimi olanağı bulduğu varsayılmaktadır. 2015 yılına dek bu sayıyı 1,5 milyarın üzerine çıkarabilmek için kablosuz genişbant teknolojilerinin önemli bir rol üstleneceğine inananların sayısı bir hayli kabarıktır. Kablosuz genişbantı teşvik edecek uygulamaların başında m-sağlık ve m-eğitim gibi kitlesel servisler gelmektedir. Bu yıl 16 Eylül’de, ITU Bilgi Toplumu Dünya Zirvesi’nde (WSIS) ve 20-22 Eylül arasında, Birleşmiş Milletler’in Yeni Binyılda Kalkınma Hedefleri Zirvesi’nde ele alınan konular arasında da bu iki servis öne çıkarılmıştı. Ancak, altyapıya yatırım yapacak işletmecileri cesaretlendirecek tedbirleri almak düzenleyici kurumların ve kanun koyucuların vizyonları ile mümkün olabilecektir. Altyapının şehrin kalabalık kesimleriyle sınırlı kalmayıp kırsal alanlara kadar yaygınlaşması da işletmecilere verilecek güvencelerle sağlanabilir.
Forumda hükümetlere ve düzenleyici kurumlara iletilmek üzere hemfikir olunan 9 öneri şu şekilde sıralandı.
1. Hükümetler genişbant iletişimi en ucuza mal edebilecek şekilde ve pazar rekabetini koruyarak yeniden frekans düzenlemeleri yapmayı düşünmelidir. Sayısal ekonominin anahtarının genişbant olduğu gözden ırak edilmemelidir. Her genişbant kullanımındaki yüzde 10’luk artış, ulusal gelirde doğrudan yüzde 1’lik artışa neden olmaktadır.
2. Hükümetler spektrumları dağıtırken olabildiğince teknoloji bağımsız kararlar almalıdır. Bu sayede, endüstrinin aynı spektrum üzerinde kendisini yenileyebilmesinin ve en üst düzeyde verim elde edilebilmesinin önü açılmalıdır.
3. Hükümetler spektrumları harmonize etmeli, ederken yeni servislerin bu frekanslarda kolayca hayata geçirilebileceğinden emin olmalıdır. Sonuçta, yaygın servislerin gerçekleşmesiyle büyük ekonomik ölçekler oluşturulmalı ve tüketiciler servislerden en ucuz maliyetle yararlandırılmalıdır.
4. Düzenleyici kurumlar frekans planlaması yaparken gelecekteki gereksinimleri önemsemek zorundadır. Uzun vadeli planlamalarda kırsal alanların geleceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Düzenleyici kurumların yapacakları çalışmalarda öncelik kritik servisleri (örneğin acil aramalar) ihmal etmeden kıt kaynaklardan en optimum verim elde etmeye yönelik olmalıdır.
5. Spektrumu harmonize ederken hem bölgesel, hem de küresel olarak geleceğe yönelik işletmeci sayısı ve ekonomik ölçekler üzerine doğru varsayımlar yapılmalıdır.
6. Harmonizasyon boşa çıkan frekansları en iyi değerlendirecek şekilde gerçekleştirilmelidir. Bu konuda işletmeciler, yayıncılar, kamusal frekans kullanıcıları ve düzenleyici kurumlar görüş birliğinde olmalıdır.
7. Hükümetler yaşayan, sürdürülebilir ve rekabetçi bir ortamda her türlü spektruma adil erişimin garantisini vermelidir. Kırsal alanlara hizmet götüren işletmecilere sağlanan spektrumun ekonomik bedellerle temin edilmesi hükümetlerin görevleri arasında olmalıdır.
8. Düzenleyici kurumlar spektrumların en etkin şekilde kullanılmasını teşvik etmelidir.
9. Düzenleyici kurumlar mobil işletmecilerin altyapılarını paylaşmalarına olanak vermeli, buna uygun politikalar geliştirmelidir. Çevreyi koruma adına aynı noktayı birden fazla işletmecinin farklı teknolojiler için bile olsa kullanmasının önü açılmalıdır.
Hafif dokunuşlu politikalar ve düzenlemeler oluşturma
Sağlam temelli bir telekomünikasyon sektörünün daha da ilerleyebilmesi için adilce düzenlenmiş bir ortama ihtiyaç vardır. Burada düzenleyici kurumların karşı karşıya oldukları en büyük zorluk, işletmecilere zorlayıcı tedbirler getirerek onları hem korumak, hem de günlük operasyonlarında yapacakları yanlışlıklardan alıkoymaktır. Düzenlemeler yatırımın önünde engel oluşturmamalıdır. İnovasyona yönelik çalışmalarda heves kırıcı olunmamalıdır. Kısaca, düzenlemelerle dokunuş çok sert olmak yerine daha hafif olmalıdır.
Forumda hafif dokunuşlu politikalar ve düzenlemeler oluşturma konusunda da hükümetlere ve düzenleyici kurumlara iletilmek üzere yine 9 öneride hemfikir kalındı.
1. Düzenleyici kurumlar adil rekabeti sürdürmek için elinden geleni yapmalı, ancak pazar zarar gördüğünde müdahil olmalıdır. Tüketicilerin çok seçenekli servislere en iyi fiyattan kolayca ulaşması hedeflenmelidir.
2. Düzenleyici kurumlar gerekmedikçe sonradan müdahil olacakları düzenlemelerden kaçınmalı, adil rekabet için düzenlemelerini mümkün olduğunca önceden öngörebilmelidir. Bu yaklaşım liberalleşen ya da özelleşen yerleşik işletmeciler için daha fazla önem taşır.
3. Hafif dokunuşlu düzenlemeler daha çok lisans sözleşmelerinin ihlal edilip edilmediğine, anti-rekabetçi uygulamaların olup-olmadığına bakar. Her adımı en ince ayrıntısına kadar izlemek söz konusu değildir.
4. Düzenleyici kurumlar ve kanun koyucular hedeflerini ve düzenleme politikalarını çok net olarak ortaya koymalılar. İstikrarlı ve sonraki düzenlemelere uyumlu geçişlerin olabileceği politikalar sektörün tüm taraflarının görüşlerini alarak oluşturulmalıdır. Risklerin azaltılması, kalıcı ve öngörülebilen düzenlemelerin yapılması başlıca amaç olmalıdır. Bu sayede uluslararası anlaşmalara uygunluk sağlanmış ve yatırımlar teşvik edilmiş olur.
5. ICT sektörüne yönelik özel vergilendirmelerin olumsuz etkileri zaman içerisinde kanıtlandı. ICT ürün ve servisleri vergilerle pahalandıkça tüketicilerin ilgi alanından uzaklaşılıyor. Bu da ICT sektörünün gelişmesini engelliyor. Bazı ülkelerdeki aşırı vergi yükleri sayısal uçurumun büyümesisini tetikliyor. Bu yüzden hükümetler, pazar yapısını bozacak derecede vergilendirmelerden uzak durmalıdır.
6. Düzenleyici kurumlar ve kanun koyucular diğer ülkelerdeki eşdeğerleriyle diyalog içersinde olmalı, sürekli bilgi alış-verişinde bulunmalıdır. Yeni, inovatif ICT uygulamalarında ileriye gitmiş ülkeler bilgi ve becerilerini diğerleriyle paylaşmalıdır. Bu alanda bölgesel inisiyatifler cesaretlendirilmelidir.
7. Gelişmekte olan bir çok ülkede Evrensel Hizmet Zorunluluğu için fonlar oluşturuldu. Ancak, görülüyor ki; fonlarda toplanan paralar gereken yere gerektiği gibi harcanmamaktadır. Bu konuda, şeffaf, katılımcı ve adil dağıtım sağlayan mekanizmalar geliştirmelidir.
8. Gelişmekte olan ülkelerde erişim özellikle kırsal alanlarda yaygınlaştıkça yaşam kalitesinde de belirli değişimler gözlenmektedir. Kırsal alanda mahrumiyet yaşayan insanların kendileri dışında kalan dünya ile ilişkisini sağlamak üzere erişimin yaygınlaştırılması için hükümetler ve düzenleyici kurumlar işletmecilerle elbirliği yapmalı, onları desteklemelidir.
9. Düzenleyici kurumlar bulundukları ülkelerdeki tarifeleri benzeri başka ülkelerdeki tarifelerle hiç olmazsa yılda bir kez karşılaştırmalı, buna göre önlemler alması gerekiyorsa almalıdır.
ITU’nun dışında, Avrupa Birliği’nin iş planında da olan Sayısal Gündem (Digital Ajanda) ülkemizde de dikkatle izleniyor. Sayısal Gündem’in Türkiye’ye uygulanabilirliğine ilişkin olarak yapılabileceklerin Avrupalı uzmanlarla birlikte tartışılacağı “Yarının Dijital Ajandasını Bugünden Kurmak” adlı konferans 30 Kasım 2010 tarihinde İstanbul’da gerçekleşecek. Ulaştırma Bakanlığı, BTK, Türk Telekom, Vodafone, TÜBİSAD, TESID, DPT, Avrupa Komisyonu, Digital Europe, Cisco, Microsoft, Intel, Oracle gibi baş aktörlerin yer alacağı konferansta Avrupa 2020 Stratejisi ile Türkiye 2023 Stratejilerinin ne kadar örtüştüğü irdelenecek.
ETİKETLER : Sayı:797