İnsan Kaynakları 14 EKİM 2011 / 10:47

Paran mı var, hem derdin hem fırsatın var!

Yerel piyasalar bitti, yaşasın dünya piyasaları.

Eskiden her ülkenin kendi mütevazi para ve sermaye piyasası vardı. Hepsi bir mesai saati ekseninde açılır ve kapanır, günün kazanan ve kaybedenleri belli olurdu. Dünya piyasaları mı? Dünya o zaman yatırım için çok büyüktü. New York Borsası’nda işlem yapmak bir hayaldi veya bilfiil orada olmaya, cepte de biraz fazla para bulundurmaya bağlıydı.
Ama hızla gelişen teknoloji; para ve sermaye piyasalarını da 24 saat işlem yapılabilen, hem de bunu dünyanın dört bir yanında kurgulama fırsatı sunan bir platforma dönüştürdü. Artık Nasdaq’ta gözünüze kestirdiğiniz bir teknoloji hissesini almak istiyorsanız, tek yapmanız gereken aracı kurumunuzla bunu konuşmak, hatta belki buna gerek bile kalmadan, kendi çevrimiçi hesabınızda alım kararı vermek veya tersine, bir satış kararını hayata geçirmek… İstanbul’da akşamın bir zamanı İMKB’yi kapattıktan sonra, New York Borsası’nı takip edebilir, veya biraz doğuya yönelip Uzakdoğu piyasalarında ertesi gün için strateji belirleyebilirsiniz. Hem de sadece para ve sermaye piyasaları için değil.
Emtia ve türev piyasalarından yapacağınız işlemle sadece sıcak suya karıştırıp içmeyi bildiğiniz kakaoda dünyanın bir ucundan 3 ay vadeli kontrat alabilir, 4 ay sonra bakır fiyatlarının ulaşması beklenen değere paranızı yatırıp, tahmininiz doğru çıkarsa, kaldıraç oranına bağlı olarak kârınızı cebinize koyabilirsiniz.

Yatırımda ‘tahmin’ değil, ‘analiz’ zamanı
24 saat işlem yapma olanağı sunan piyasalar denilince, ilk akla gelen örnek Forex piyasası. Ayrıca, saat farklarından dolayı 24 saat yatırım yapma olanağı veren hisse senedi piyasalarını da unutmamak gerek. Son dönemin kuşkusuz en önemli yatırım aracı olan altın için 24 saat işlem olanağı var. Diğer piyasalar ise, döviz ve buna bağlı parite araçları olarak sıralanıyor.
Mehmet Cobanİyi güzel, ama son birkaç yıl, bu ‘açık’ piyasa eğilimine darbe vurdu, biraz sekteye uğrattı gibi gözüküyor. Dünyanın farklı coğrafyaları kendi dertleri ile cebelleşirken, bu ‘dünya yatırımcısı’ eğilimi, ilgisi biraz kenara çekilmiş, uygun zamanı kolluyor gibi gözüküyor. Arada yatırım yapan yok mu? Tabi ki var. Ama bu sıkıntıların durulması, daha çok yatırımcının yerelden çıkıp uluslararası bazda farklı piyasalarda adımlar atmasını sağlayabilecek. Bu süreç, yatırımcıların konuya daha gerçekçi, daha ‘analiz tabanlı’ bakmasını da sağlayabilecek.
Çünkü Bigpara.com sitesi müdürü Mehmet Çoban’a göre, küresel bazda tüm piyasalarda çevrimiçi işlem yapma olanağı var. Ama bu durum, yatırımcıya çok fazla artı getirmiyor. “Düşünün, elinizde bir portföyünüz var ve bu portföyü kullanmak için önünüze binlerce enstrüman çıkıyor” diyen Çoban, şu saptamayı yapıyor:

Her haberi değerlendirmeyi bilmek gerek
“Finansın birinci kuralı iyi analizdir. İyi analiz yapabilmek için ise yatırım yaptığınız pazarı çok iyi tanımanız gerekiyor. Pazar ne kadar büyük olursa, pazara hakim olma yetiniz o derecede küçülüyor. Bunun sonucu malum. Bu durumda, bahsettiğimiz finansın birinci kuralını daha ilk maddeden çiğnemiş oluyorsunuz.”
Piyasa analisti Volkan Kuğucuk’a göre de dünya 24 saat üretiyor, çalışıyor. Dünyanın bir tarafı mesai gününü bitirirken, diğer tarafı yeni güne hazırlanıyor. Ama bu kesintisizlik, Kuğucuk’un da belirttiği gibi, fırsatlar kadar riskleri de beraberinde getiriyor. “Örneğin gelen bir haberi çok işi değerlendirmek gerekir ki, bazen çok olumsuz gibi görünen haberler, aslında iyi etüt edildiğinde piyasada beklenen olumsuz etkiyi yaratmayabilir” açıklamasını yapan Kuğucuk, devam ediyor: “Yaşanan kesintisizlik aslında işlemciler için bir anlamda ‘yeni para kazanma’ alanlarını da beraberinde getiriyor.”

Güven faktöre aldırır da, sattırır da!
Ama bir de, işin bahsettiğimiz ‘küresel kriz’ yönü var. Mehmet Çoban, “Dikkat ederseniz küresel kriz sonrası piyasaların toparlanması çok uzun sürüyor” derken, bunun temel sebebinin de güven olduğunun altını çiziyor. Krizden ağır darbe yiyen, kendi ulusal sıkıntısıyla değil, dünyanın derdiyle dibe vuran yatırımcıyı tekrar piyasaya çekmek ve onun yeniden yatırım yapmasını sağlamak da, bu kaybolan güvenden dolayı çok zor. Çoban’a göre, bu olumsuz durumdan en çok etkilenen başlıklardan biri de zaten 24 saat işlem yapma ilgisi. “Çevremde profesyonel işi bu olmasına karşın, kriz sonrası piyasa ilgisini minimuma çeken kişiler biliyorum” örneğini veren Çoban, eklemeden geçmiyor: “Bunun sadece yatırımcı bazında olduğunu düşündüğünüzde de, krizin piyasalara ilgiyi ne denli azalttığını görebiliriz.”
Volkan Kuğucuk’a göre ise, bu piyasalarda işlem yapma iştahında aslında hiç azalma olmadı. Burada vadeli işlem piyasalarının ise belirleyici bir rolü var. Foreks piyasaların gerçek amacının riski ‘hedge’ etmek olduğunu söyleyen Kuğucuk, bu yapıyı şöyle tanımladı:

Risk alma iştahını abartmamalı
“Fiziki olarak dolar aldığınızda, dolardaki düşüşe engel olamazsınız. Ancak Foreks piyasalarında doların düşeceğini öngörüyorsanız, doları satıp düşüşten gelir elde edersiniz. Bu durumda, elinizde bulunan fiziki doların düşüşünden etkilenmezsiniz.

Gerçek mantık; dünyadaki her türlü gelişmedeki riskleri bertaraf etmek. Ama bu, ‘spekülatif amaçlı işlem yapılmıyor’ anlamına asla gelmesin. Sonuçta görünüm ne olursa olsun, dünyada dolaşan para sürekli sistemin içinde ve olmaya da devam edecek.”
Kuğucuk, Lehman Brothers’ın iflasıyla tetiklenen küresel krizin, aslında 24 saat işlem ilgisini etkilemediği kanısında. Kriz; kazanç ve kayıpları beraberinde getirdi, o kadar. Yani Kuğucuk’un tabiriyle olması gereken doğal süreç de buydu. 24 saat yaşayan piyasalar anında ve hızlı hareket ettiği için çok olumsuz durumlarda bunun para kazandırma potansiyeli olduğunu da hatırlatmadan geçmeyen Kuğucuk, şu örneği vererek, bir hatırlatmayı yapmadan da geçmedi:
“Örneğin avro-dolar paritesi yükselirken, bir anda avro bölgesinden gelen olumsuz habere düşüş yönünde tepki verdiğini düşünürsek, yatırımcı bir anda pariteyi satıp, daha düşük seviyeden alım yapabilir, kazanç sağlayabilir. Ama 24 saat kesintisiz piyasalarda asıl önemli olan şudur ki; risk alma iştahının mutlaka kontrol edilmesi gerek.”

Yatırımcı ayağını yorganına göre uzatmalı
Bu arada, dünya piyasalarını kucaklama ilgisinde bir azalma varsa bile, bunun tek günah keçisi dünyanın ekonomik krizi değil. Yani Çoban’ın tabiriyle, eksiklik sadece 24 saat işlem mantığında değil. Çünkü piyasanın geneline yayılan en temel sorun, yatırımcıların bilgi eksikliği. Dünya piyasalarını, işleyişlerini, artı ve eksi yönlerini bilmeyen, dünya ekonomisini etkileyen gündem maddelerini takip etmekte yetersiz kalan yatırımcının ısrarla ‘dünya yatırımcısı’ olma çabası, ona sonuçta zarardan başka bir şey getirmiyor. İşte bu nedenle, yatırımcı önce kendini tanımalı, yatırım yapacağı para kadar, yatırım yapacağı mecrayı, piyasayı, özelliklerini de bilmeli, bu özelliklere kendisinin uyum sağlayıp sağlamayacağını analiz etmeli. Aksi halde bir yatırım, çöpe atılan para olmaktan öteye geçemeyebiliyor. Çoban’ın bu durumdaki önerisi, piyasaları günboyu izleyecek gerekli zamanı ve olanağı olmayan yatırımcıların, kesinlikle bu işi profesyonel olarak takip eden kurumlarla çalışmaları yönünde.
Peki ya Türk yatırımcısı dünyaya nasıl bakıyor? Çoban’a göre, Türk yatırımcısının önemli bir bölümüne aslında iç piyasa enstrümanları yetiyor. Çoban ‘24 saat küresel yatırımın’ yeni bir yapı olduğu gerçeğine dikkat çekiyor.

Dünyayı ne derler toplar?

Volkan Kuğucuk’a göre, sürekli gelişim gösteren ve kendini yenileyen piyasalar karşısında, örneğin yeni yasalar da piyasaların daha sağlıklı bir yapıya kavuşmasına neden olacak. Risk iştahını kontrol edebilen, bu bilince sahip bir yatırımcı grubu da bir diğer gereklilik. Kuğucuk, eklemeden geçmiyor:
“Piyasada bu konuyu, çok da yatırımcı kararına bırakmamak gerek. Piyasa düzenleyicilerin bu risk katsayısına düzenleme getirmeli gerekiyor ki Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) bu konudaki çalışmasını tamamladı. Yatırımcıların 24 saatlik işlem süresince kendilerinin risk durumunu ayarlamaları gerek. Bu piyasa çok hızlı ve çok hareketli. O nedenle yatırımcılar işlem yapmadan önce kendilerine göre bir ‘kâr al’ veya ‘zararı durdur’ seviyelerini belirlemeli.  Bu durumda siz piyasayı izlemeseniz bile, verdiğiniz emirler o fiyatlara gelince işlemler gerçekleşir. Dolayısıyla, katlanabileceğiniz zarar ve elde etmek istediğini kârı önceden tespit edebilirsiniz. Bu yapı, borsada ‘pasife emir yazmak’ gibi düşünülebilir.”
ETİKETLER : Sayı:841