İnsan Kaynakları 25 EYLÜL 2013 / 09:28

Teknolojinin nimeti uzaktan eğitim

İnternet teknolojilerinin hızlı gelişiminin eğitim sektörüne yansımalarından biri de uzaktan eğitim. Üniversite eğitimini bilgisayar ve internetin olduğu her yere taşıyan bu sistem, öğrencilerin kariyerlerine devam ederken eş zamanlı olarak eğitim almalarına imkan tanıyor.

Uzaktan eğitimi tercih eden ödev ve vizelerini ekran başında yapan, derslere çevrimiçi katılan öğrenciler genellikle çalışan kesimden. Özellikle yüksek lisans ve sertifika programlarında öne çıkan uzaktan eğitimde az da olsa lisans programları da bulunuyor. Önlisans, lisans, yüksek lisans ve sertifika programını uzaktan alan öğrenciler sadece hafta sonu yapılan final sınavlarında okula gidiyorlar.
Üniversitelerde hızla yaygınlaşan uzaktan eğitim şu an için 80 üniversitenin 50’sinde var. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Uzaktan Eğitim Merkezi (UZEM) tanımına göre uzaktan eğitim; yüksek öğretim kurumlarında öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekanda bulunma zorunluluğu olmaksızın, öğretim faaliyetlerinin bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak planlandığı ve yürütüldüğü öğretim sistemidir. Bu bölümlerden mezun olanlara verilen diplomalar örgün programdakiler ile eşdeğer, diplomalarda uzaktan eğitim ibaresi bulunmuyor.
Gelecekte lisans programlarına daha da yayılması beklenen uzaktan eğitimin detaylarını bu işi yıllardır yapan iki akademisyenden dinledik.
“Eğitim, öğretim çoklu medyaların desteğiyle etkileşimli hale geldi”
Türkiye’deki ilk uzaktan eğitim programı İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA (genel işletmecilik) programında açıldı. “Melez modellerin çıkmasıyla lisans eğitiminde de pek çok dersimizi çevrimiçi veriyoruz. Öğrencilerin ve teknolojinin de etkisiyle zaman içinde eğitimlerde evrildi” diyen İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA Program Direktörü Yrd. Doç. Dr. Metehan Sekban, eğitim ve öğretimde yaşanan değişimi şu sözlerle anlattı: “MBA programını ilk kurduğumuzda bizim yükleme öğrencinin de indirme hızı oldukça düşüktü; mobil teknolojilerde bugünkü gibi gelişmemişti. Bu kısıtlılıkta hızı yavaşlatan görsel gönderme, video yükleme gibi imkânları kullanamıyorduk. Zamanla teknolojinin gelişmesi, internet hızının artmasıyla birlikte yetişen Y kuşağı, derinlemesine öğrenmek yerine daha yüzeysel öğrenmeye açık ve daha kısa süre konsantre olabiliyorlar. Dersini renkli anlatan, konuları örneklendiren ‘iyi hoca’ dediğimiz eğitimciler sunumlarla, derslerini destekliyorlar, öğrenme nesnelerini ardışık hale getirip öğrencilere bir hikâye anlatıyorlardı. Aslında uzaktan eğitiminde bundan pek farkı yok; metinler, videolar, vakaları kurgulayarak öyküyü anlatmaya, kavramsallaştırmaya çalışıyoruz. Seneler önce düz metinlerle başlayan eğitim bugün görseller, videoların kullanılmasıyla etkileşimli bir hale geldi.”
“Eğitimde başarı motivasyonla alakalı”
‘Çevrimiçi hayata alışkın Y kuşağı uzaktan eğitimdeki başarısı nasıl’ sorusuna, Sekban şu yanıtı verdi: “Öğrenci eksikliğini hissettiği, kendi isteğiyle öğrenmek istediği bir alanda eğitim alırsa tabii ki daha başarılı oluyor; eğer siz zorla bir bölüme yönlendirirseniz başarısının düşük olması çok olağan. Eğitim motivasyonla ilgilidir. Motivasyonu düşük vasat bir öğrenciyi Harvard’a da gönderirseniz başarılı olamaz, ancak motivasyonu yüksekse hangi üniversiteye giderse gitsin başarılı olacaktır. Vasat öğrenci aradaki farkı motivasyonuyla kapatır. Şu an bizdeki kuşak tam olarak Y kuşağı değil ancak onlarda geriden gelmeye başladılar. Ben hep insanların sınıfta değil sınıfın dışında arkadaşlarıyla birlikte bir proje için çalışırken, konuşurken daha çok şey öğrendiğini iddia etmişimdir. Uzaktan eğitimde bu yön daha zayıf. Dikey öğrenme yani sistemden ya da öğretim görevlisinden bir şeyler öğrenme söz konusudur. Sosyal ağlarda çok iyi iletişim kurabilen Y kuşağı uzaktan eğitim sisteminde de kendi aralarında çok iyi paylaşımda bulunabilir.

 

Bu onların elinde. Şu an çok tahmin edemiyorum ancak şurası kesin ki bizi motive eden şeyler onları motive etmeyecek. Bunları belirleyerek bir eğitim stratejisi ile hareket etmek gerekiyor.”
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin e-MBA programı başarılı bir program olduğunu belirtti ve bu başarının etmenlerini açıkladı: “Öğrencilerimiz genellikle altyapıları sağlam, ne istediğini ve hangi alanda zayıf olduğunu bilen kişilerden oluşuyor. Ders içeriği, ders geçme, tanışma ve iletişim kurma gibi öğelerden oluşan e-MBA sistemiyle daha da bilinçli hale geliyor.”

“Uzaktan eğitimde disiplin oldukça önemli”
Sekban’a göre, uzaktan eğitimde öğrenciler daha derinlemesine öğreniyor ancak öğrencinin deneyimli olması yani lisans eğitiminden geçmiş olması uzaktan eğitimde bir artı. Sekban, “Örgün öğretimde motivasyonu azalan öğrenciyi fark edersiniz, uzaktan eğitimde öğrenci biraz daha yalnızdır, disiplin o yüzden çok önemli. Son dakikaya bırakma yapısını göz önüne alarak özellikle ödev sistematiğimizi ona göre kurguladık. Uzaktan eğitim iç disiplin ve ertelememe gerektiriyor. Bunu yapan öğrenciler derinlemesine öğrenen, okuyan ve tüm sınavlar yazılı olduğundan yazan kişilerdir” dedi.
Sekban’ın belirttiğine göre, e-MBA programında üniversitede verilen tekrar dersleri çok etkili olmuş hatta Bursa’dan o kadar çok öğrenci gelmiş ki Bilgi Üniversitesi Bursa’da yerleşke açmış. Böylelikle uzaktan eğitim öğrencileri sanal olarak tanıdıkları kişilerle yüz yüze konuşup iş anlamında da deneyimlerini aktarma şansı yakalamışlar.

“Eğitimde karma model en uygunu”
“Gelecekte hedeflenen nitelikli eğitim nasıl olmalıdır” sorusuna Sekban’ın cevabı melez eğitim oldu: “Y kuşağını da kavrayabilmek adına uzaktan da desteklenen, Y kuşağının konsantrasyonuna göre tasarlanmış içerikleriyle, animasyonlar vs. kullanılarak zenginleştirilmiş, mobil cihazlara da uyumlu bir eğitim tasarladık. Artık insanlar iyi eğitim almak için büyükşehirlere gitmek zorunda değiller. Anadolu’dan ve yurtdışından da çok fazla öğrencimiz var. e-MBA derken aslında ‘e’yi elektronik anlamında değil İngilizce’deki ‘enhance’ yani zenginleştirilmiş anlamında kullanmak istemiştim. Şimdi m-öğrenmeden c-öğrenme ‘customize’ yani kişiselleştirilmiş eğitime doğru gidiyoruz. Benim hayalimdeki melez eğitimde bir öğrenci hangi şehirdeyse orada ders alabildiği, tabletinden mobil olarak katılabildiği, video-konferans yapabildiği bir eğitim sistemi var.”
İstanbul Bilgi Üniversitesi finans programını da uzaktan eğitime açmaya hazırlanıyor.

Halkla ilişkiler ve tanıtım bölümü ilk kez uzaktan eğitimde
Önlisans bölümlerinde ve e-MBA yüksek lisansında uzaktan eğitim olanağı tanıyan İstanbul Maltepe Üniversitesi geçtiğimiz sene İşletme, Halkla İlişkiler ve Tanıtım lisans bölümlerinde de uzaktan eğitim olanağı sunmuş. İstanbul Maltepe Üniversitesi Uzaktan Eğitim Birimi Başkanı Serdar Angün, üniversite olarak 2006 yılında hem ön lisans hem de yüksek lisans öğrenimiyle uzaktan eğitime başladıklarını, ilk sene teknik desteği dışarıdan aldıklarını ardından uzaktan eğitimin altyapısını üniversite bünyesinde geliştirerek hizmet vermeye başladıklarını belirtti ve uzaktan eğitim öğrencisinin profilini şu sözlerle tanımladı: “Bir öğrenci kendini ve zamanını iyi yönetebiliyorsa, yönlendirmelere gerek kalmadan eğitiminde üstüne düşeni disiplinli bir şekilde yapıyorsa uzaktan eğitimde başarılı olur. Bunun yanı sıra az da olsa teknolojik bir yatkınlık, temel seviyede bilgisayar ve internet kullanım becerisi olmalı. Düzenli zaman ayıramayan öğrenciler genelde başarısız oluyor.”
Önlisans ve lisans öğrencilerinin yüksek lisans öğrencilerine göre daha genç olduğunu daha çok Y kuşağını temsil ettiğini söyleyen Angün, bu kuşağın birbirleriyle iletişimin güçlü olduğunu özellikle sosyal ağlar üzerinden iletişimlerini yürüttüklerine dikkat çekti. Angün’e göre Y kuşağının hem iletişim kabiliyeti hem de derslere, projelere ilgisi yüksek. Etkileşim ne kadar artarsa dersteki başarının da artacağını belirten Angün, YÖK’ün düzenlemesiyle yüksek lisansta projelerin nota katkısını yüzde 20’ye düşürerek öğrencilerin projelere zaten az olan ilgisini daha da olumsuz etkilediğini düşünüyor.”

“Canlı derslere katılım çok düşük”
Canlı çevrimiçi derslerle desteklenen uzaktan eğitim derslerine devam zorunluluğu olmadığını bu dersleri sonra öğrencinin tekrar izleyebildiğini söyleyen Angün kayıttan izlenen derslerde de etkileşimin eksik kaldığına dikkat çekti ve ekledi “Yüksek lisans seviyesinde canlı derslere katılım maalesef çok düşük. Öğrenciler genellikle kayıttan dersleri takip ediyorlar. Canlı derse katılım oranı önlisans ve lisans da çok daha yüksek.”

“Uzaktan eğitim yeterince tanınmıyor”
Angün’ün belirttiğine göre Bilgi Üniversitesi’nde olduğu gibi İstanbul dışından ve yurtdışından da öğrenciler var. Uzaktan eğitimin en önemli avantajı çalışırken öğrenimi devam etmeyi sağlaması. Türkiye’de uzaktan eğitimin yeterince tanınmadığı konusuna dikkat çeken Angün, konuyla ilgili şunları söyledi:
“Uzaktan eğitim deyince açıköğretim gibi etkileşimsiz bir eğitim modeli akla geliyor. Oysa ki uzaktan eğitimde öğrenciler öğrenci olduklarını hissedebiliyorlar.”
“Uzaktan eğitimde yüksek lisansa talep oldukça fazla, eksik olan ve gelişmesi gereken taraf lisans programları” diyen Angün, bu konuda YÖK’ün yaklaşımının önemine dikkat çekti: “YÖK’ün lisans programlarında uzaktan eğitime bakış açısı oldukça belirleyici. Lisans programlarımız YÖK tarafından 50 kişilik kontenjanlarla sınırlandırılmış durumda. Bölümün açılacağı üniversitenin imkânları incelenip ona göre kontenjan verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun dışında tezli programlar artık uzaktan eğitim kapsamından çıkarıldı. Sonuç olarak, YÖK uzaktan eğitime ne kadar vizyoner bakar ne kadar önünü açarsa uzaktan eğitim o kadar gelişecek ve doğru tanınacaktır. Örneğin YÖK mühendislik eğitiminde yüzde 70’i uzaktan yüzde 30’u yüz yüze olacak şekilde düzenlemeler yapıyor. Bu düzenlemeler oldukça başarılı.”
ETİKETLER : Sayı:939