Dosya İş Sürekliliği 09 HAZİRAN 2014 / 08:25

Sigortanızı yaptırmadan yola çıkmayın

Bütünleşik ve kuruma özgü bir tasarımla kurgulanması önem taşıyan iş sürekliliği ve felaket yönetimi yatırımları sadece BT yapısının değil, kurumsal devamlılığın anahtarı.

İş sürekliliği ve felaket yönetimi konusunda gerek büyük ölçekli şirketlerin gerekse KOBİ’lerin ve kamunun farkındalığında farklı seviyelerde de olsa bir gelişim göze çarpıyor. İşe önce tanımdan başlayalım: İş sürekliliği, meydana gelebilecek bir arıza, felaket veya saldırıya rağmen şirketin kritik süreçlerinin kesinti olmadan ya da çok az kesintiyle devam ettirilebilmesi. Microsoft Türkiye Bulut ve İş Platformu Ürün Yöneticisi Gökben Utkun, kurumlarda güvenliğin en önemli bileşeninin, olası bir hata veya felaket durumlarında bile sistemin ayakta kalmasını sağlayacak altyapılar olduğuna işaret etti ve ekledi: “Bu mimari altyapının temel hedefi iş sürekliliğini garanti altına almak. Bu durum garanti altına alınamadığında, olası hatalar sistemlerin çalışmamasına, dolayısıyla kurumların ürün ve servisleri sunamamalarına neden olur. Bu sebeple iş sürekliliği kaçınılmaz olarak bilişim yatırımlarında önde gelen konulardan biri haline dönüştü.”
SurGATE Labs CTO’su İsmail Yenigül’ün de dikkat çektiği gibi, maalesef kurumlarda bu konuda yeterli farkındalık yok. Felaket yönetimi çoğu zaman regülasyonlardan kaynaklı zorunluluklardan dolayı yapılıyor. Çok az da olsa büyük internet siteleri tarafından coğrafi yedeklik ve yük dağıtma şeklinde uygulanıyor.
Zararı gören, yatırıma koşuyor
“İş sürekliliği ve felaket yönetiminin, tüm müşterilerimiz için ayrı ve özel olarak ele alınması gerektiği görüşündeyiz. Bu ihtiyaçla gelen her müşterimizin altyapısını ve ihtiyaçlarının boyutunu ele alarak özel proje çalışmaları gerçekleştiriyoruz” diyen KoçSistem Veri Merkezi Yönetilen Hizmetler Grup Yöneticisi Murat Saraçoğlu’nun da belirttiği gibi, iş sürekliliği ve felaket yönetiminin önemi, son zamanlarda veri kaybının ve iş kesintisinin şirketlere maliyetleri ortaya çıktıkça, özellikle büyük ölçekli şirketler tarafından fark edilmeye başlandı. Bu nedenle bir talep artışı söz konusu ve yatırımlarda bu konuya öncelik verilmeye başlandı. KOBİ’lerin farkındalığı ise, bilgi teknolojilerinin genelinde olduğu gibi henüz maalesef yeterli düzeyde değil. Saraçoğlu, bunun nedenini hem bilgi teknolojilerini kısıtlı olarak kullanmaları hem de veri kaybının ve iş kesintilerinin maliyetlere yansıması konusunda farkındalığın yerleşmemiş olması olarak açıkladı.
Şu bir gerçek ki bilinirlik artıyor, ama hala yapılması gereken çok şey var. Harcanan paralara bakıldığında, iş sürekliliği ve felaket kurtarma konuları daha çok ‘büyük şirketlerin’ tercihi gibi görünüyor. Ama Veeam Güney EMEA Bölgesi Başkan Yardımcısı Olivier Robinne’in dikkat çektiği gibi, bugün pazardaki çözümler bu harcamayı azaltıyor ve herkes için uygun bir çözüm sunuyor. Ayrıca acı ama gerçek: İş sürekliliği ve felaket kurtarma genellikle bir problem çıktıktan sonra önem kazanıyor. İş işten geçmiş oluyor ve toplam harcama oldukça yükseliyor. Oysa Robinne’e göre, iş sürekliliği ve felaket kurtarmanın BT’nin içinde olan her projenin ana parçalarından biri olması gerekiyor.

Yatırım algısı değişmeli
Büyük ölçekli şirketlerin bir kısmının iş sürekliliğini ciddiyetle ele aldıklarını ve bu konuya yatırım yaptıklarını görüyoruz. Ancak KOBİ tarafında hala iş sürekliliğini önemsemeyen ya da sadece yedekleme şeklinde algılayan kurumlar oldukça fazla. Bu tespiti yapan Turkcell Global Bilgi Yönetim Sistemleri ve İç Denetim Müdürü Mehmet Çıkrıkçı’ya göre, yatırım algısı değişmeli. Yani bu yatırımların fazladan ya da geri dönüşü olmayan maliyet olarak değil, aslında bir nevi sigorta olarak algılanması gerek. Çünkü felaketler her an olabilir ve hazırlıksız yakalanan şirketlerin ayakta kalabilmesi de mucize olur.
Günümüz şartlarında ölçek farkı gözetmeksizin tüm şirketler ve kamu sektörünün, herhangi bir kesintiyle yaşanacak verim ve prestij kaybının etkilerine karşı ihtiyaç ve ölçeklerine göre çözüm arayışı içerisinde. Sadecehosting / Telecity Group Satış ve Pazarlama Direktörü Aydın Işık, “İş sürekliliği ve felaket yönetimi bilişim yatırımlarının bütçe katmanında ek bir maliyet oluşturuyor” yorumunu yaparak ekledi: “Her ne kadar farkındalığın arttığını belirtsek de iş sürekliliği ve felaket yönetiminin öncelik sıralamasında her kurum için üst sıralarda yer aldığını söylemek mümkün değil. Bu noktada risk, iş etki analizleri gibi doğru analizlerin yapılması ve gerçekten ihtiyaçlar doğrultusunda çalışılması önemli.”
Her kurum kendine özel bir plan yapmalı
Gerek KOBİ gerek kamu kurumlarında yakın zamana kadar bu konuda çok fazla yatırım yapıldığını söylemek güç. Ancak Double-Take Türkiye Ürün Yöneticisi Ayşenur Ketenci’ye göre, son dönemde farklı ölçekteki kuruluş ve işletmelerde bu konudaki farkındalığın yükseldiğini söyleyebiliriz. Günümüz koşullarında şirketlerin, işlerin herhangi bir nedenden ötürü durmasına artık pek tahammülü kalmadı. Koşullar, sistemlerin her zaman çalışır halde olmasını gerektiriyor. Bu nedenle son dönemde artık tüm kurum ve kuruluşlar iş sürekliliği konusunda gerekli planlamaları yapmaya başladı. Sonuçta, Ketenci’nin dikkat çektiği gibi, ister bakkal olun, ister holding, iş süreçlerinin birçoğu artık sayısal platformlar üzerinde.
Bu nedenle teknolojik altyapının sürekliliği, artık tüm şirketler için birincil öncelikli ihtiyaç.
Her şeyden önce, iş sürekliliği ve felaket yönetiminin şirketler için önemli bir maliyet unsuru olduğunu söyleyebiliriz. Kamu kurumlarının da bütçe kalemlerinde bu başlıklara yer vermek için gerekli düzenlemeleri yapmaları gerekiyor. “Dolayısıyla bu konuda eksikliklerimiz ve henüz gidilecek çok yolumuz olduğunu düşünüyorum” diyen Software AG Türkiye Genel Müdürü Nil Bağdan, madalyonun öbür yüzüne şu sözlerle dikkat çekti:
“Fakat kurumların artık bu riski hesap etmesi, maliyet artışını kabullenmesi ve tüm bunları göz önünde bulundurarak geleceğe yatırım yapması gerek. Bu nedenle kurumların bu konuya ufak adımlarla ve en kritik süreçlerle başlaması yerinde olacak. İş sürekliliğine öncelik verip gerekli planlamaları yapmanın amacı, potansiyel kayıplar karşısında bu kayıpları engellemenin maliyetini dengeleyen bir süreklilik çözümü üretmek, kesinti sonrasında şirketlerin doğru ve hızlı bir şekilde aksiyon almalarını sağlamak. Her kurum, faaliyet gösterdiği alan ve iş süreçleri bakımından farklılık gösteriyor. Dolayısıyla her kurumun kendine özel bir felaket idaresi planı olması gerek.”
Hesaplı çözüm bulutta
Bu konuda farkındalıkta sektörel zorunlulukların önemli bir payı var. Bunun bir örneği olarak, Türkiye’deki bankaların yönetmelikler sebebiyle kendilerine iş sürekliliği çözümleri oluşturması, sektörde öncü bir hareket haline geldi. Bunu örnek alan diğer büyük ölçekli şirketler, kendilerini olası risklere karşı korumak için çözümler oluşturuyorlar. KOBİ tarafında ise bu farkındalığın güçlenmesi gerekiyor. KOBİ’lerin felaket senaryolarına karşı kendilerini koruyabilmeleri için elde her türlü araç mevcut. IBM Bulut ve Yönetilen Hizmetler İş Geliştirme Yöneticisi Ali Gündüz’ün de belirttiği gibi, maliyetleri düşürmek için bulut tabanlı çözümlere yönelebilirler ve kendilerini olası felaket senaryolarına karşı koruyabilirler. Gündüz, iş sürekliliğinin de tanımını yaptı: Kuruma ilişkin işin anlaşılması ve işletmenin faaliyet konusunu sürdürebilmesi için gerekli olan kritik iş süreçlerinin ve bu süreçler için gerekli olan kaynakların belirlenmesi. İlk adımın bu şekilde atılması gerektiğine dikkat çeken Gündüz’ün de belirttiği gibi, sağlam bir iş sürekliliği çözümü kuruluşun bu tür bir riskten korunmasına yardımcı olabilir ve yalnızca BT altyapısının kurtarılmasına değil, işin devamlılığına yardımcı olarak endüstri ve yasal mevzuatlara uyumluluk yönetimini de kolaylaştırır. Böylece şirketlerin her an, her yerden erişilebilir olmasını sağlar. Bu başlıkta hizmet alırken coğrafi koşulları ve farklı talepleri ölçmek ve buna cevap verecek çözümlere yönelmek gerekiyor ve Gündüz’e göre, bu hizmeti almaya başlarken ihtiyacı doğru tanımlamak, seçilecek iş ortağının bu anlamda yeterli donanımı ve deneyimi olduğundan emin olmak şart.

Bulut bilişim önemli bir avantaj

Bilişim teknolojileri alanındaki gelişmeler kapsamında felaket kurtarma ve iş sürekliliğine yönelik çözümler; ölçeği fark etmeksizin bilgiyi birincil derecede önemli olarak konumlandıran tüm kurumlar için bir ihtiyaç. Bazı kurumlar maliyetleri veya operasyonel yükü nedeniyle bu tarz çözümleri uygulayamıyorlardı. “Bulut bilişim; bu tarz şirketlerin felaket kurtarma çözümlerini konumlandırabilecekleri bir kaynak olarak devreye girdi” diyen Proline Satış Müdürü Bilginç Işık, kurumsal farkındalığı şöyle anlattı:
“Şirketlerde bilişim yatırımlarında Toplam Sahip Olma maliyeti ve düşük PUE (Power Usage Efficiency–Güç Kullanım Verimi) oranı önem kazanıyor. Enerji maliyetlerinin ve güç tüketiminin paralelinde soğutma ihtiyaçlarının maliyetli olması nedeni ile bilişim projelerine yatırım yapan şirketler; daha planlı, ihtiyaçlar paralelinde genişleyebilen, verimli, işlevsel veri merkezleri oluşturabilmeyi amaçlıyor. Veri merkezlerinde oluşan hataların büyük bölümünün kullanıcı kaynaklı ve bunların büyük bölümünün de tasarım sırasında ortaya çıkan hatalar olduğu düşünülürse, veri merkezi tasarımının profesyonelce ve ihtiyaçlara yönelik yapılması gerektiği görülüyor.”

Felakete rağmen sürekliliği sağlama’ felsefesi

İş sürekliliğinin değerini anlamak için öncelikle iş kesintilerinin maliyetini ölçmek en güvenilir yöntem. Bu arada her ölçekte şirketin artık sadece kendi yaşadıkları kötü olaylardan değil farklı sektörler de dahil olmak üzere tüm şirketlerin deneyimlerinden dersler alması gerekiyor.
‘Felaket’ başlığında sıralanan sıkıntılar arttıkça, bu sıkıntılara maruz kalan şirketlerle ilgili haberler yayıldıkça kamu, özel sektör ve KOBİ’ler arasında bilinç de artıyor. Kamu bazı düzenlemelerle her ölçekte şirketin hayatına bu başlıkta ‘sorumluluklar’ getirirken, şirketler de bu konuda en azından bir adım atma eğiliminde.
Bu konuda atılan adımların iş süreçleri için bir verimlilik kaynağı olduğu zamanla anlaşılıyor, ölçülebilir geri dönüşleri şirkete sunuyor. E-dönüşüm başlığında e-devlet sunumlarının artması ise kamunun bilişim yatırımlarında iş sürekliliği ve felaket yönetimi ağırlığını artırıyor.
Bir tarafta da, ağ yapısına bağlı cihaz sayısının artması, geleneksel risklerin, güvenlik ve verimliliğin daha yeni ve gelişmiş yöntemlerle korunmasını gerektiriyor. İş sürekliliğini sağlamayı hedefleyen bu başlıktaki yatırımlar, şirketin ayakta kalması, regülasyonlara uyması, sektöründe rekabette öne çıkması ve geneli etkileyen bir sorun anında başarı hikayesi olabilmesini sağlayabiliyor.
Ulusal ve uluslararası bazda kabul gören standartlar, sektöre özgü öncelik ve ihtiyaçlar şirketlerin iş sürekliliği ve felaket yönetimi yatırımlarında rehberi oluyor. Bu konuda yapılan yatırımlar, kurumsal faaliyetlerin her başlığı ile birebir bağlantılı ve bu yönüyle, bu faaliyetlerin devamlılığı, olası bir kesinti sonrası eksiksiz olarak yeniden ayağa kaldırılması adına hayati öneme sahip.
Tüm birimlerle olan bu bağ ışığında, felaket yönetimi ve iş sürekliliği konusunda yatırım kararı vermek, bu yapının kurumsal sorumluluğunu üstlenmek sadece BT biriminin işi değil. Tersine, şirketin her departmanında her seviyede çalışanın bu konuda kurumsal politika ve yapıyı bilmesi gerekiyor.
İşe girişte ön bilgilendirme, şirketin tüm çalışanlarının bilgilerini yenilemesi için düzenli aralıklarla iş sürekliliği ve felaket yönetimi yapısında kurumsam yapıya uygun atılması gereken adımların, önceliklerin, her birim ve her birimdeki kişilere düşen görevlerin anlatılması önemli. Birçok şirkette, bu eğitimler simülasyon çalışmaları ile destekleniyor, tatbikatlar da yapılıyor.

İş süreçleri için verimlilik anahtarı

Kurumların iş sürekliliğini sağlamaları, operasyonel çalışmaları için yaşamsal önem taşıyor. Bu nedenle her kurum iş sürekliliği kavramını nasıl tanımladığını açıkça ortaya koymalı. İş sürekliliğini BT’nin ötesinde bir yönetim fonksiyonu olarak görmek gerekiyor. Bu sayede iş sürekliliği açısından daha dinamik bir forma ulaşılabilir. Bu tespiti yapan İnnova Teknoloji Çözümleri Direktörü Ersel Karşal’a göre, iş sürekliliğinin değeri; iş süreksizliği veya iş kesintilerinin maliyetiyle ölçülürse, önemi de net olarak ortaya çıkar. Kurumların sadece kendi yaşadıkları kötü tecrübelerden değil, diğer kurumların tecrübelerinden de ders çıkarması gerekiyor. “Kamu, özel sektör ve KOBİ’ler bu konuda artan bir bilince sahip” diyen Karşal, standartların birer zorunluluk olmanın ötesinde, iş süreçleri için verimlilik anahtarı haline geldiğine dikkat çekti.

İş yapma şekilleri altyapı ile uyumlu

İş sürekliliği ve felaket yönetimi altyapıları Datacore Satış Destek Mühendisi Kadir Bakaç’a göre, birçok büyük ölçekli kurum ve kamu tarafında yeniden gözden geçiriliyor. Verinin korunmasını esas alan yaklaşımdan uygulama seviyesinde erişilebilirlik noktasına varıldı. KOBİ’ler ise daha çok yedekleme altyapılarındaki revizyon ile ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Mevcut altyapı analizleri sonrasında ulaşılması gereken iş sürekliliği ve felaket yönetimi ihtiyaçlarını tespit edip, danışmanlıkla beraber projeleri hayata geçirdiklerini söyleyen Bakaç şöyle devam etti:
“Şirket ve kurumların iş yapma şekilleri bilişim altyapıları ile ayrılmaz bir bütün halini aldı. Altyapının sürekli ayakta olması gerekliliği arttıkça, iş sürekliliği ve felaket yönetimi ‘Production/Canlı’ ortamlar kadar önemli bir noktaya ulaştı. Her şirket ve kurumun sadece doğal felaketler değil; donanım, yazılım ve insan hatalarından doğabilecek sorunlarda bilişim altyapısının ne kadar kısa sürede tekrar hizmet vermeye başlayabileceği sorusu farkındalığın başlangıcında bulunuyor.”
ETİKETLER : Sayı:975