Dosya İş Zekâsı 10 MART 2014 / 08:21

Tüm sektörler bilgilerini ‘iş zekâsı’ ekseninde değerlendiriyor

Gerek sektör bazlı zorunluluklar, gerekse yeni TTK ve gündemdeki diğer düzenlemeler her sektörde her ölçekte şirketin iş zekâsı uygulamalarına ilgisini bir tercih olmaktan çıkartıyor, bu konuda yatırımları bir gereklilik haline getiriyor.

Temelde sahip olduğu bilgiyi rekabet sırasında avantaja dönüştürmek, daha hızlı kararlar alabilmek isteyen bütün şirketler iş zekâsı uygulamalarını kullanıyor. Bu noktada özellikle rekabetin yoğun olduğu telekomünikasyon, finans ve perakende sektörleri başta olmak üzere, verinin çok hassas ve hacim olarak büyük olduğu şirketlerde iş zekâsı uygulamalarının yoğun kullanımı söz konusu. İş Zekâsı ve ERP Komitesi Koordinatörü M. Göker Sarp, sektörel düzenlemeler ve Türk Ticaret Kanunu gibi düzenlemelerin de kayıtlı veri büyüklüğünü artırdığına işaret etti. Bu gibi uygulamalar, getirdiği standart çalışma düzenleriyle rekabeti daha da önemli kılıyor. Yani Sarp’ın da belirttiği gibi, avantajı zamanında kullanmak için her geçen zamanda hızlı karar almak daha da önemli hale geliyor.
Özellikle perakende sektörü iş zekâsı uygulamalarında başı çekiyor. Bunun yanı sıra sağlık, üretim ve sigortacılık sektörlerinde ciddi analiz ihtiyaçları olduğu görülüyor. ERP, CRM ve iş zekâsı uygulamalarının tam bütünleşik bir şekilde çalıştığı bir yapıya ihtiyaç duyuluyor. Elindeki bilgilerle analizler yapıp satış, üretim, hammadde tedariki ve işgücü planlaması yapmak isteyen yeni nesil vizyoner yöneticiler, artık orta ölçekli işletmelerde görev başına geliyorlar. Model Kurumsal Çözümler Genel Müdürü Atila Zeybek, bu nedenle iş zekâsı uygulamalarının orta ve büyük ölçekli işletmeler için önemli bir karar destek aracı haline geldiğine dikkat çekti.

Yasal sorumlulukların verim getiren etkisi
Günümüzde piyasadaki rekabet avantajını korumak veya kazanmak, iş zekâsı kullanımının en önemli gerekçeleri. Ancak Zeybek’e göre, altyapı, donanım ve yazılım alanlarındaki dramatik gelişimden güç alan devletlerin yasal düzenlemeler getirmesi, e-fatura örneğinde olduğu gibi artık daha kolay oluyor. Bu açıdan ele alındığında iş sağlığı ve güvenliği, istihdama dönük teşviklerden faydalanmak için dönemsel işe alımların takibi veya finansal risklerin takibi ve raporlanması gibi konularda iş zekâsından faydalanılabilir. Zeybek şu sonucu paylaştı: “Önleyici, engelleyici ve düzeltici yasal sorumlulukların yerine getirilmesi ve risk yönetimi gibi nedenlerle iş zekâsına yatırım yapılabiliyor.”
5-10 sene öncesine döndüğümüzde, iş zekâsı ve veri ambarı gibi çözümlerin genelde büyük ölçekli diye tabir edebileceğimiz kuruluşlar tarafından talep edildiğini görürdük. Bu eğilim son yıllarda büyük ölçüde değişti. Artık küçük ve orta boy kurumlar da, sakladıkları verileri analiz etmek, bunlara dayanarak karar vererek kuruluşun yolunu çizmek istiyorlar. Bu süreç bilgisini paylaşan Oracle İş Zekâsı Danışmalığı Direktörü Tolga Yıldırım’ın dikkat çektiği gibi, eskiden büyük şirketlerde görebileceğimiz veri ambarı uygulamaları, artık her ölçekteki şirkette karşımıza çıkıyor. Veri ambarı ve iş zekâsı çözümlerinin temelde adresledikleri ihtiyaçlar analitik alanda olmasına rağmen, son yıllarda operasyonel bazı raporlamaların da bu platformlardan yapıldığı görülüyor. Kanuni raporlama gereksinimleri, kamu kurumları tarafından talep edilen resmi raporlar, artık veri ambarları üzerinden iş zekâsı araçlarıyla karşılanıyor. “Türkiye’de bu alanda çalışan danışmanlık şirketleri arasında, yasal raporlamaları kolaylaştıracak çözümler üretmiş ve müşterilerinin hizmetine sunmuş olan şirketler yer almakta” hatırlatmasını da yapan Tolga Yıldırım, düzenleme odaklı değişimi ise şöyle anlattı:
“Artık yasal raporlar eskiden olduğu gibi sadece sene sonunda, muhasebe sistemlerinin devri yapıldıktan sonra dip toplamların istendiği yapıda değil. Daha sık, daha detaylı ve karmaşık hesaplamalar gerektiren raporlar talep ediliyor yasal kurumlar tarafından. Şirketler de bu tür istekleri karşılamak üzere raporlama altyapısına yatırım yapma kararları alıyorlar. Böyle bir altyapının olmadığı durumlarda, elle hazırlanan raporlar hem hataya ve dolayısıyla yasal yaptırımlara açık hale geliyor, hem de ciddi bir emek sarfı gerektiriyor.”

E-fatura ve e-defter için hazırlık zamanı
“Türkiye’de büyük ve orta ölçekli birçok şirkette bilgiye dayalı yönetim anlayışı her geçen gün artıyor” diyen Obase Genel Müdürü Dr. Bülent Dal’a göre de Türk Ticaret Kanunu, raporların şeffaflığını gerekli kılıyor. Bu da veri dönüşümünü ve iş zekâsına yönelik teknolojilere yönelik kurumsal ihtiyacı pekiştiriyor. Intellica Genel Müdürü Kemal Ünaltuna’nın da dikkat çektiği gibi, özellikle bankacılık, telekom, sigortacılık, perakende ve son zamanlarda da e-ticaret ve medya sektörleri iş zekâsına ilgi duyan sektörler. Ancak en azından şu ana kadar sektörel düzenlemeler ve Türk Ticaret Kanunu gibi uygulamaların iş zekâsı tarafına etkisi sınırlı kaldı.

Yasal raporlamaların diğer sektörlere nazaran daha fazla olması sebebiyle bankacılık sektörü, iş zekâsı uygulamalarını kullanmak konusunda daha öncü konumda. Ayrıca yeni Türk Ticaret Kanunu’nda faaliyet raporunun düzenlenip denetçiye belli dönemlerde verilmesi zorunluluğu da var. Arete Danışmanlık İş Analitikleri ve Teknoloji Grup Yöneticisi Onur Bekmezci, her denetlemede aynı raporların kullanıcılar tarafından tekrar tekrar hazırlanması yerine, iş zekâsı uygulamalarının kullanılmasının hem raporların hazırlanmasında harcanan eforun azaltılması hem de verinin doğruluğuna duyulan güven açısından şirketlere büyük katkı sağladığına işaret etti. Öte yandan, yazılım ve donanım anlamında gelişen teknoloji ile birlikte devlet de yasal takiplerini bu doğrultuda geliştiriyor. Bu anlamda Bekmezci’nin belirttiği gibi, 2014 yılında şirketlerin e-fatura sistemine geçmesi zorunlu olacak. 2015 yılında ise e-defter zorunlu hale gelecek. Bekmezci’ye göre, bu iki düzenleme, şirketlerin ERP sisteminde ve dolaylı olarak iş zekâsı sisteminde revizyona gitmesini gerektirebilecek düzenlemeler olacak.

Sektörel zorunluluklar ilgiyi pekiştiriyor
Sağladığı faydalar ve doğru kullanımda oluşturduğu rekabet avantajları göz önüne alındığında, artık herhangi bir sektörün iş zekâsından uzak durma şansının kalmadığı
görülüyor. Özellikle çok veri üreten tüm sektörlerde daha öncelikli olarak kullanılmaya başlaması söz konusu. Yine de finans/bankacılık, perakende, telekomünikasyon, e-ticaret, üretim ve kamu sektörlerini iş zekâsı çözümlerine yönelik ilgisi diğer sektörlerin önünde. İnnova BI, EPM ve CRM Çözüm Yöneticisi Barış Taptık, yeni Türk Ticaret Kanunu ve sektörel düzenlemeler ile birlikte kurumların uymak ve uygulamak zorunda olduğu birçok teknolojik standart oluştuğuna dikkat çekti. En başta e-fatura ve e-defter gibi uygulamalar ve şeffaf raporlama ihtiyaçları kurumların iş zekâsı uygulamalarına daha hızlı yönelmelerine yol açıyor. “Yeni Türk Ticaret Kanunu ile beraber dünya standartlarında finansal raporlama ihtiyaçları oluşmaya başladı” diyen Taptık’a göre, şirketler bu tür raporlara cevap verebilmek için iş zekâsı projeleri ile verilerini anlamlı hale getirebilirler. E-fatura ve e-defter ile beraber gelen ek yasal raporlama ihtiyaçlarını karşılamak için iş zekâsı projeleri bir fırsat olabilir. Taptık, bunun şirketin ileriye yönelik planlamalarını daha rahat yapmasına yardımcı olacağını belirtirken, “Ayrıca sektörlere göre farklılık gösteren yasal raporlama standartları, şirketlerin iş zekâsı yatırımları yapmasına itecek diğer bir unsur” detayını da ekledi.

Bilgi güvenliği esastır
Siparişlerin gözlenmesi, ilgili KPI’ların ölçülmesi, kurumsal uygulamaların işleyişinin net bir biçimde görülmesi ve operasyonlar ile yönetim süreçlerinin bütünleştirmesinin sağlanması adına getirdiği çözümlerle iş ve süreç zekâsının telekomünikasyon, bilişim teknolojileri, finans, sigorta ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin en birincil ihtiyaçları arasında olduğunu söyleyebiliriz. Bu bilgiyi veren Software AG Türkiye Genel Müdürü Nil Bağdan, şu bilgileri paylaştı:
“Artık gerek telekomünikasyon, gerekse finans dünyasında müşterinin bilgileri ve her türlü işlemi, kapsamlı yasal düzenlemelerle koruma altına alınıyor. Ancak tabii her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de sahtecilik, siber kimlik gibi hırsızlık vakalarının önüne geçmek için kurumların yapılan tüm işlemleri kayıt altına alması ve raporlaması gerekiyor. Aksi takdirde kurumlar, düzenlemeler gereği çok yüklü miktarda para cezalarını karşılamak zorunda kalabildikleri gibi, büyük prestij kayıplarını da yaşamak durumunda kalabiliyorlar. Bu tür zafiyetler, yakın zamanda kurumlara, çok büyük miktarlardaki gerçek zamanlı akan veri üzerinden, hızlı ve anlık kararlar alma zorunluluğu getirecek.”

İyi bir ekip ve kuruma uygun yapı kurulmalı
Kurumlar iş zekâsı uygulamalarını hayata geçirirken ağırlıklı olarak veri kalitesinde sıkıntılar yaşanabiliyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri; hızla devreye alınması gereken iş ihtiyaçlarına paralel, ön yüz veya altyapılarda veri kalitesini sağlayacak kurallara zaman ayrılamaması veya bu farkındalığın olmaması. Kullanılan yazılımların ve uygulamaların çeşitliliği diğer bir tecrübe ve zorluk alanı. “Doğru kaynak ve doğru değerlendirme burada önem kazanıyor” diyen Turkcell Global Bilgi Kurumsal Çözümler ve İş Zekâsı Müdürü Celal Dolkan, bu başlıkta en son eğilimlerden birini, ‘son kullanıcıların tek platformdan ve basit bir şekilde tüm ihtiyaçlarını karşılayabiliyor olmak’ şeklinde tanımladı. Dolkan, “İş zekâsı alanında çözümler oluştururken, her şeyden önce iyi bir ekip kurmalısınız ve iş birimlerinizi de işin içine katmalısınız. İş zekâsı konusunda yetişmiş uzman kaynaklar bulmak, sektörün süregelen diğer zorluklarından” hatırlatmasını yaptı.

KULLANICI DENEYİMİ ÖNEM KAZANDI

Artık her ölçekteki kurum aradığı bilgiye zamanında erişebilmek, her yerdeki verilere anında ulaşmak istiyor. Bu konjonktürde, iş zekâsı çözümlerinin kurumların ana sistemlere bütünleştirilmesi etkili bir metot. IBM Türk İş Analitiği Satış Lideri Merve Göral, ayrıca, sayısal kanalların kurumsal taraftaki kullanımının da artmasının, doğru veriye hızlı ve güvenli şekilde erişilmesini daha önemli kıldığına dikkat çekti. Bir taraftan da, akıllı telefon ve tablet bilgisayarların kullanımının artması ile kullanıcı deneyimi daha önem kazandı. Göral, bu deneyimi tüm kullanıcılara yaşatabilmek için iş zekâsı çözümlerinin de “omni-channel” kavramı ile şekillenen ortamlara hazır hale geldiğine, bunun dikkate alınması gerektiğine vurgu yaptı.

YASAL DÜZENLEMELER BİR BAŞLANGIÇ

Burada genel olarak görülen eğilimler ışığında, telekomünikasyon, finans, enerji gibi sektörlerde sektörün çalışmasını düzenleyen yaklaşımlar, veri hareketlerinin saklanmasını ve geriye dönük olarak bu verilerin belirli bir zaman boyunca sunulabilmesini gerektiriyor. Tüm işletmeleri içeren yasal düzenlemelerin bir kısmı ise daha önce elle gerçekleştirilen işlemlerin tamamının sayısal ortama aktarılmasını içeriyor. Microsoft Türkiye Bulut ve İş Platformu Ürün Yöneticisi Gökben Utkun, “Bu da büyük veri miktarlarının yönetimini gündeme getiriyor” derken, ekledi: “Her iki yaklaşımda da zaten istenen raporlara ek olarak, büyüyen verileri yönetebilmek, yasal gerekliliğin yanında bu verilerden kurumun da kendi avantajına faydalanmasını sağlamak iş zekâsı çözümlerine kurumları oldukça yaklaştırıyor.”
Türkiye’de iş zekâsı çözümlerine öncelikle büyük ölçekli şirketler ilgi göstermeye başlamıştı. Ancak günümüz rekabet ortamında ayakta kalabilmek ve büyümek için farklılaştırıcı çözüm arayışları daha küçük ölçekli şirketler ve KOBİ’lerin de iş zekâsına yönelmesine yol açıyor.
Utkun, Türk Ticaret Kanunu’nun beraberinde getirdiği, şirketlerin bilgi işlem vizyonunu genişletecek ve internetle bütünleşmesini hızlandıracak uygulamaların iş zekâsı çözümlerine giden yolda önemli bir başlangıç olabileceği kanısında.

SEKTÖREL DÜZENLEMELERİN GÜCÜ BÜYÜK

Güncel uygulamalara baktığımızda telekomünikasyondan finansa, üretim sektöründen perakende sektörüne farklı birçok alanda iş zekâsının yaygın şekilde kullanıldığını görüyoruz. Teradata Profesyonel Hizmetler Direktörü Ali Rıza Kuyucu’nun belirttiği gibi, sektörel düzenlemeler ve yasal değişiklikler, şirketlerin verileri farklı şekilde barındırmaları ve raporlamaları gerekliliğini ortaya çıkarabiliyor. Bazı sektörlerde veriyi belli tarihçeyle tutma zorunluluğu getirilmesi, bazı sektörlerde merkezi birimlere yapılması gereken raporlar, iş zekâsı ve veri ambarı projelerini şekillendirebiliyor. Kuyucu, finans sektöründe yasal raporlama gereksinimlerinin, telekom sektöründe veriyi belli tarihçeyle tutma zorunluluğunun şirketleri yatırıma itebilecek düzenlemeler olabileceğini kaydetti.

VERİYİ ETKİN KULLANMAK, FAYDA SAĞLAR

Günümüzde, iş zekâsının gerekliliği konusunda ciddi bir farkındalık var. Bu nedenle, QlickView Genel Müdür Yardımcısı Müjde Işım’ın da belirttiği gibi, sektörden ve kurumun büyüklüğünden bağımsız olarak, elindeki veriyi anlamlı bilgiye dönüştürmenin ve bu bilgiyi kullanmanın yararını kavramış olan tüm kurumlarda iş zekâsına olan ilginin artarak devam ettiği gözlemleniyor. Günümüz iş dünyasının rekabetçi pazar koşullarında ayakta kalabilmek ve bulunduğu sektörde farklılık yaratabilmek isteyen tüm kurumlar, hızlı ve çevik karar alabilmek ve doğru strateji belirlemek zorunda. Işım, “Bu ise ancak eldeki veriyi etkin bir biçimde kullanmakla mümkün. Bu nedenle iş zekâsı bugün olduğu gibi gelecekte de ilgi odağı olmaya devam edecek” yorumunu yaptı ve şu bilgileri paylaştı:
“Düzenleyici kurumların talep ettiği, sayısı oldukça fazla ve sıkça değişikliğe uğrayan raporları, veri bütünlüğünü sağlayacak ve doğru bilgiyi içerecek şekilde hazırlamak, tüm kurumlar için ciddi bir zaman ve emek gerektiriyor. Bu çalışmanın sürekliliği ve zaman içerisinde raporlanacak verinin gittikçe arttığı da düşünülecek olursa, iş zekâsı çözümlerinin bu alanda da kurumlar için çok önemli olduğu görülüyor.”

AKILLI DEVLET KAVRAMI YATIRIMLARI ETKİLİYOR

Üretilen veriler arttıkça, iş zekâsı çözümlerine olan ihtiyaç da artıyor. Söz konusu ihtiyaç sektör gözetmeksizin tüm şirketlerde oluşabiliyor. Proline Strateji ve İş Geliştirme Müdürü Serhan Ünalan, önümüzdeki dönemde verilerin katlanarak büyüyeceği beklentisi göz önünde bulundurulduğunda, KOBİ’lerin ve özellikle hizmet işletmelerinin sürdürülebilir rekabet için iş zekâsı uygulamaları seçme ve hayata geçirme konusunda agresif hedefler belirlemeleri gerektiği kanısında. Genel anlamda “akıllı devlet” kavramının gittikçe ön plana çıkması ve bunun yanında, özellikle deregülasyon konusunun hayata geçirilmesi ile beraber, iş zekâsı konusunda önemli gelişmelerin olacağını da açık bir gerçek. Serhan Ünalan’ın burada örneği, enerji piyasasının deregüle edilmesinin, ‘enerji borsası’ kavramının ön plana çıkmasına sebep olması. Ünalan, bu nedenle iş zekâsı uygulamaları ile ilgili yatırımların söz konusu olduğunu söyledi.

YASAL DÜZENLEMELER VE REKABET ORTAMI

Günümüzde sektör ve ölçek fark etmeksizin tüm kurumlar, ürün ve hizmetlerinde nokta atışı kararlar ve hamleler yapabilmelerini sağlayacak, kendilerine yeni değerler katacak verileri “büyük veri”nin içerisinden alıp, bunlardan bilgi yaratma peşindeler. Şirketlere geçmişi analiz edebilme, bugünü yönetme ve geleceği öngörebilme yeteneği kazandıran iş zekâsı çözümlerini, özellikle telekom, finans, perakende, otomotiv gibi yoğun veri biriktiren ve aynı zamanda müşterilerini ihtiyaçlarına göre sınıflandırmak, onlara daha iyi çözüm götürmek isteyen sektörler talep ediyor. “Ancak öngörümüz daha pek çok sektörün önümüzdeki dönemlerde iş zekâsı çözümlerini tercih edeceği yönünde” diyen KoçSistem Ar-Ge ve İş Uygulamaları Danışmanlık Direktörü Ömer Özgür Çetinoğlu, bununla birlikte bugün ağırlıklı olarak büyük ölçekli kurumlar iş zekâsı çözümlerine daha fazla ilgi gösteriyor olsalar da, ihtiyaçlar farklılaştıkça her ölçekten kurum için iş zekâsı çözümlerinin önem kazanacağı kanısında. Düzenleyici kurumların şirketlerden talep ettiği pek çok raporu, yapılan değişikliklere uygun ve doğru bilgiyi içerecek şekilde hazırlamak artık ciddi bir zaman ve emek gerektiriyor. Söz konusu raporlamaların sürekli yapılması ve raporlanacak verilerin giderek artması, iş zekâsı çözümlerini daha da önemli hale getiriyor. Çetinoğlu’nun belirttiği gibi, kurumların uymak durumunda olduğu yasal düzenlemeler sayesinde, raporların otomasyonu standardizasyonu da sağlanıyor. Buna göre finansal tablolar, raporlama standardı olarak belirlenen TFRS’ye (Türkiye Finansal Raporlama Standartları) göre oluşturularak uluslararası standartlara kavuşturuluyor. Bu kapsamda kurumsal performans yönetimi ve iş zekâsı çözümlerini kullanan kurumlar, süreçlerini TFRS’ye uyumlu hale getirmek ve raporlamak aşamalarında avantajlı hale geliyorlar. Ayrıca bankacılık sektöründe BDDK ve enerji sektöründe EPDK için hazırlanan yasal raporların oluşturulmasında da iş zekâsı çözümleri sıklıkla kullanılmaya başlandı. Çetinoğlu’na göre, 2014 ve sonrasında şirketleri iş zekâsı konusunda yatırıma itecek güç yasal yaptırımların yanında, artan rekabet ortamı olacak.

HER SEKTÖRDE İHTİYAÇ BELİRGİNLİK KAZANIYOR

Güncel ürün ve teknolojilerdeki çeşitlilik ve bulut mimarisinin yaygınlaşması ile birlikte her ölçekteki müşteriden giderek artan bir talep gözlemlediklerini söyleyen Smartiks İş Çözümleri Direktörü A. Utkan Şanda, bununla birlikte enerji ve altyapı hizmetlerinde özelleştirmeler ve deregülasyon ile birlikte belirginleşen, perakende, finans ve üretim sektörlerinde ise sektörel düzenlemeler ve resmi raporlamalar ile yoğunlaşan bir ihtiyaç görüldüğünü hatırlattı. Şanda, özellikle gelir kayıplarının ve tutarsızlıkların tespiti ve raporlanmasına yönelik olarak kurum içi ve merkezi analiz, raporlama ve uyarı sistemlerinin gündemi oluşturduğunu kaydetti.

VERİ KALİTESİNİ YÜKSELTEN HAMLELER

İş zekâsı yatırımlarının uzun soluklu tasarlanmasının şart olduğu bir dönemdeyiz. Bu yorumu yapan SAP Satış Destek Direktörü Ahmet Engin Tekin’in de dikkat çektiği gibi, kurumların sadece mevcut ihtiyaçlarını karşılayan değil, gelecekteki ihtiyaçlarını da karşılayabilecek çözümleri değerlendirmesi, sürdürülebilir büyümenin de temeli haline gelmiş durumda. Analitik veri tabanlarının ve veri kalitesini yükseltecek veri temizleme araçlarının bir bütün olarak kurgulanması, Tekin’in de belirttiği gibi, projelerin başarısını artıran temel unsurlar arasında.
ETİKETLER : Sayı:962