e-toplum Kamu 27 MART 2016 / 14:16

Kurumsal şeffaflık anlayışının yaygınlaşmasına güvenlik engel mi?

MKK tarafından hizmete sokulan e-Genel Kurul sistemi, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP), ayrıca halka açık olmayan şirketlerin BT yatırımları da kurumsal şeffaflık stratejisinde önem taşıyor. Ama atılması gereken başka adımlar, e-imza kullanımının artması gibi başka gereklilikler de var.

Kurumsal yönetim açısından teknoloji, diğer alanlarda sahip olduğu geniş kullanım alanlarından ayrışan farklı fayda ve beklentilere sahip. Kurumsal yönetimin üzerine inşa edildiği dört temel ilke adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk olarak sıralanıyor. Bu ilkeler; uygulama alanı buldukları, bir iş yapma biçimi olarak ele alındıkları takdirde değer sunduğu gibi, kurumsal yönetim anlayışı da bu yapıyla işlevsel hale geliyor.

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) Genel Sekreteri Güray Karacar, kurumsal yönetimin odaklandığı unsurların başında yönetim kurulları ve genel kurulların geldiğine dikkat çekti. Genel kurullara hissedarların özgürce katılımları, eşit derecede bilgiyi aynı zamanda almaları ve kararlarını bu şekilde almaları büyük önem taşıyor. Türkiye’nin bu yapıda önderlik yaptığı teknolojik alan ise genel kurul toplantıları. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından hizmete sokulan e-Genel Kurul sistemi, toplantı öncesinde tüm süreçlerin elektronik ortamda yapılabilmesini mümkün kılmakla sınırlı kalmıyor, bir Türk şirketinde hissesi olan yatırımcılar, yurtdışından da elektronik olarak toplantılara katılabiliyor ve oylarını kullanabiliyor. “Teknolojinin kurumsal yönetim açısından kullanımının üst düzeyde örneği olan bu sistem, MKK tarafından yurtdışına ihraç edilir hale geldi” detayını paylaşan Güray Karacar’ın belirttiği gibi teknoloji, şeffaflık anlayışına yeni bir boyut getiriyor. Bunun bir örneği olan Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP), şirketlerin faaliyetleri ile ilgili önem arz eden bilgileri kısa sürede hissedarları ile paylaştıkları, teknolojinin nimetlerinden faydalanan diğer bir kurumsal yönetim uygulaması. Bu örneklerin teknolojinin, dayanağı şeffaflık, hesap verebilirlik, adillik ve sorumluluk olan kurumsal yönetim anlayışının hayata geçmesinde üstlendiği kilit rolü ortaya koyduğuna dikkat çeken Güray Karacar, şirketlerin bu konudaki farkındalıklarını da ‘halka açık’ ve ‘halka kapalı’ şirketler nezdinde şu sözlerle değerlendirdi: 
 
Tasarruf ve zaman avantajı
 
“Halka açık kuruluşlar, Sermaye Piyasası Kanunu’na (SPK) tabi olduklarından KAP, e-Genel Kurul gibi teknolojinin sunduğu imkanları kullanmak durumunda. Bu uygulamalara, bizim de faydalandığımız elektronik yönetim kurulu toplantı platformlarını eklemek mümkün. Farklı ülkelerde kuruluşların sundukları bu uygulamalar, yönetim kurulu toplantılarında kullanılacak gündeme dair dokümanları, lojistik bilgileri, katılım durumlarını uzaktan oylama, tartışmaya katılma imkanı ile birlikte sunarak önemli ölçüde zaman ve maddi tasarruf imkanı sunuyor. Halka kapalı kuruluşlarda ise teknoloji kullanımı yönetimsel avantajlar nedeniyle farklı şehir veya ülkelerde yayılmış kuruluşlarda önem kazanıyor. Farklı noktalardaki yönetim ekiplerinin iletişimlerinin sağlanmasında teknoloji, tasarruf ve zaman kazanımı sunuyor. Diğer yandan, raporlama da gücünü ve etkinliğini teknolojiden alır durumda.”
 
Önceliği net ve doğru belirlemek gerek
 
Kurumsal yönetimi kurgulama sürecinde, teknoloji yatırımları da belli önceliklerle kurgulanmalı. Karacar’a göre, bu noktada kurumsal yönetime dair uygulamaların çoğu için geçerli olduğu gibi, burada da şirketin neye ihtiyacı olduğunu belirlemek kritik nokta. Yasal düzenlemeleri karşılamanın ötesinde, kuruluş içinde iletişimi ve etkinliği arttıracak çözümleri teknolojiden faydalanarak geliştirmek bu noktada önem taşıyor. Bir taraftan da ihtiyaç dışı, kullanımda yer bulamayacak teknolojik kullanımı oluşturmak da bu yönde çalışanların motivasyonunu olumsuz etkileyebileceği gibi, bazı noktalarda güvenlik sorununu gündeme getirebilir. Bu uyarıyı yapan Karacar, kuruluşların BT departmanlarının güvenlik unsurunu göz önünde tutmalarının her düzeyde kuruluş için önemli olduğunun altını çizdi. Yönetim kurullarında ele alınan konuların ticari açıdan stratejik önemi düşünüldüğünde, Karacar’ın da dikkat çektiği gibi, tam olarak güvenliği sağlanamayan bir sistemin kullanımı konusunda üyeleri ikna etmenin mümkün olamayacağını da önceden kabul etmek gerek.
 
E-imza kullanımı artmalı
 
Kurumsal teknoloji farkındalığı ve bunun kurumsal yönetime etkilerini gerek Türkiye'de gerekse yurtdışında nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
“Genel kurullarda kullanılan elektronik sistemler hissedarların, yurtdışından Türk sermaye piyasasına giren yatırımcıların kuruluşlarımıza olan güveninin arttıran, bu anlamda kendilerine önemli olanaklar sunan bir teknolojik çözüm. Bu ve benzeri teknolojik uygulamaların, hepimizin hedeflediği gibi sermaye piyasasına olan güveni ve bu noktadaki derinliği arttıracağını ümit edebiliriz. Şirketlerin, kimi durumlarda trafikte araç ve personel görevlendirerek yönetim kurulu üyelerinden imza almaları gereken durumlar oluşuyor. Bunun trafiğe, zamana ve maliyete olan olumsuz etkisini düşündüğünüzde, elektronik imza uygulamasının ne kadar önemli olduğunu görebilirsiniz. Tüm bu avantajlarına rağmen, bu servisin kullanımı halen arzu edildiği kadar yaygın değil, bunun sebebini anlamak da kolay değil. Sanıyorum halen teknoloji ile barışık olmamak ve yeterince güven duymamak bu durumun altındaki temel nedenler. Güven unsurunu güçlendirmenin de teknoloji kuruluşlarının öncelikli görevleri arasında yer alması gerektiğini düşünüyorum.”