Dosya Kesintisiz Verimlilik: İş Sürekliliği 11 MAYIS 2015 / 09:23

Doğru ihtiyacı belirlemek çok önemli

Sanallaştırma teknolojilerinin en önemli avantajı şirketlerin sahip oldukları kaynakları daha etkin kullanmalarını sağlamasıdır. Sanallaştırma sayesinde fiziksel sunucuların adedi, operasyonel maliyetler, veri merkezlerindeki elektrik ve soğutma giderleri de önemli ölçüde azaltılmış bulunuyor. Sunucuların yönetimini daha etkin ve verimli hale getiren sanallaştırma teknolojileri, fiziksel sunucuların arızalanması sonucu iş süreçlerinde meydana gelebilecek aksamaların da önüne geçilmesini sağlıyor. Ayrıca gelişen network teknolojileriyle birleştirildiğinde, sanallaştırma platformu üzerinde çalışan uygulama servisleri dünyanın herhangi bir yerine kesintisiz taşınıp istenen bir veri merkezinden hizmetine devam edebilmektedir.

Verilerin dijital ortamda saklanması ile beraber verinin her zaman ulaşılabiliyor ve güvenli bir şekilde saklanabiliyor olması oldukça önemlidir. Kullanılan sistemlerde oluşabilecek birkaç dakikalık kesintiler firmalara itibar ve para kaybı gibi sonuçlara neden olabilmektedir. Bu nedenden ötürü firmaların iş sürekliliği politikalarını ve teknolojilerini oluşturması bir zorunluluk haline gelmektedir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki felaket kurtarma veya iş sürekliliği süreçlerini oluşturmamış dolayısıyla veri kaybı ve uzun süreli servis kesintisi gibi durumlar yaşayan firmaların beş tanesinden ikisi faaliyetini sürdürememektedir. Özetle iş sürekliliğini sağlam bir platform üzerine inşa etmiş her kurum risklerini de minimuma indirmiştir.
Kurum için bir uygulama ne kadar önemli ise iş sürekliliği de o kadar önemlidir. Burada belirleyici değişken zamandır. Örnek vermek gerekirse bir bankada iş sürekliliği çok kritik bir konu iken başka bir kurumda çok önemli olmayabilir. Çünkü bankada işin durduğu her dakika zarardır. Özetle şirketlerde iş sürekliliği konusundaki çalışmaların yeterliliği kurumun iş kritik uygulamasına bakışıyla da doğru orantılıdır. Dolayısıyla önemli olan doğru ihtiyacı belirlemektir. Bunun için de şirketler öncelikle mevcut iş kritik uygulamalarının etkisini en iyi şekilde analiz etmeli ve sonrasında buna paralel olarak hem donanım hem de yazılım tarafındaki ihtiyaçlarını temin etmelidir.
“Mobil cihazlarla tehditler arttı”
Güvenlik günümüzde hemen hemen her alanda hayatımızın içine girmektedir. Dolayısıyla da tehditlerin kapsamı bir o kadar artmıştır. Örneğin akıllı telefonunuza ait işletim sisteminde bulunan bir açık önemli bilgilerinizin çalınmasına sebep olabilirken, aynı şekilde işletim sisteminde her şey güncel olmasına rağmen yüklenecek bir uygulamadaki güvenlik açığı da kötü durumlara sebep olabilmektedir. Bunların yanında telefonunuzun giriş şifresinin olmaması ya da güvenli olmayan bir kablosuz ağa bağlanması gibi birçok sebepten tehdit oluşabilir. Dolayısıyla işletmeler mobil cihazlar için öncelikle bir kurum politikası oluşturmalı ve bu politikalarını da hayata geçirebilecekleri çözümleri kullanmalıdır. Pazarda oluşan bu önemli ihtiyaç sebebiyle MDM (Mobile Device Management) çözümleri adı altında birçok marka ve ürün bulunmaktadır.

Proline Sistem Çözümleri Yöneticisi Mecit Yöndem
ETİKETLER : 1021