BTK Kurumdan Haberler 04 ARALIK 2015 / 11:33

Sayan:"5G Frekansları belirlendi"


Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan, 5G'de kullanılacak frekansların belirlendiğini açıkladı.

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) 32. Ulusal Bilişim Kurultayı'nın açılış konuşmasını BTK Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan yaptı. 


WRC'nin 2-27 Kasım tarihleri arasında İsviçre-Cenevre kentinde yapıldığını söyleyen Sayan, "Bu konferansın bizim için en önemli olaylarından bir tanesi 5G’de kullanılacak frekansların planlandığı ve belirlendiği konferans olma özelliği vardı. 120’yi aşkın kişilik heyetle, bütün sektörün akademisyenleri burada buluştu." açıklamasında bulundu. 


Bilgi teknolojilerinin ve iletişimin ekonomik büyüme ile kalkınmada oynadığı rolün farkına varıldığını ifade eden Sayan, 2008'de 6 milyon olan genişbant internet abonesi sayısının Ekim 2015 sonu itibarıyla 46,9 milyonu aştığını, mobil genişbant abone sayısının 37,9 milyona, sabit genişbant abone sayısının ise 9,2 milyona yaklaştığını anımsattı. 4,5G ile mobilin daha yüksek pazar payına sahip olacağını gözlemlediklerini ifade eden Sayan, 1 Nisan 2016'da hizmete girecek 4,5G ile mobil internette hızın 10 kat artmasını beklediklerini açıkladı. 

 

Kurultaya, BTK Kurul Üyeleri Dr. İhsan Kulalı, Musa Şahin, Figen Kılıç, Hidayet Yıldız ve Kurum Başkan Yardımcısı İsmail Karayılan katıldı.

 

Dr. Ömer Fatih SAYAN’ın Konuşma Metni 

Bugün, Türkiye Bilişim Derneği 32. Ulusal Bilişim Kurultayı vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan dolayı mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Sözlerime başlamadan önce bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen ve katkıda bulunan herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum. 

 

Ülke olarak bilgi ve iletişim teknolojilerinin ekonomik büyüme ve kalkınmada oynadığı önemli rolün giderek daha fazla farkına varıyoruz. 

Günümüz dünyasında, yeni uygulamalar, ürünler ve hizmetler sayesinde veri kullanımı hem mobil hem de sabit şebekelerde katlanarak artıyor. 

Herkes için yüksek hızlı genişbant erişim artık ihtiyaç haline gelmekte. 

Sayısal ekonomi gereklerine uygun olarak bilgi-tabanlı bir topluma dönüşme ve teknoloji alanında uluslararası bir merkez haline gelme konusunda kararlı adımlar atmaktayız. 

 

Bu noktada, bilgi ve iletişim sektörüne ilişkin bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Elektronik haberleşme hizmeti sunan 4 büyük işletmecinin yıllık yatırım tutarı toplamları 4 milyar Türk Lirası civarındadır. 

Türkiye’de e-ticaret pazarının büyüklüğü her yıl bir önceki yıla göre %35 oranında büyümekte ve geçtiğimiz yıl 18,9 milyar TL’ye ulaştı. 

 

Memnuniyetle ifade etmek isterim ki, ülkemizde 2008 yılında 6 milyon civarında olan genişbant internet abonesi, Ekim 2015 sonu itibarıyla 46,9 milyonu aşmıştır. Mobil genişbant abone sayısı 37,9 milyonu aşarken sabit genişbant abonesi 9,2 milyona ulaşmıştır. 

Ancak regulation holiday anlamına gelen fibere erişim hizmetlerinin (eve/binaya kadar fiberin) pazar analizi sürecine beş yıl boyunca veya fiber internet abonelerinin sabit geniş bant aboneleri içindeki oranı yüzde 25’e ulaşana kadar dahil edilmemesine yol açan kararımız şimdiye kadar önemli bir işlev görürken, sadece bu muafiyetin devam etmesi için özellikle son dönemde artışın sınırlı kalması kabul edilemez. 

Fiber genişbant abonelerinin sabit genişbant abonelerine oranı oran 2014 sonu itibariyle 19,4% düzeyindeyken 2015 yılı ikinci çeyrek itibariyle yaklaşık yüzde 1 bir baz puan artış ile ancak 20,5% düzeyine ulaşmıştır. Eğer artış, olması gereken gibi devam etmezse, ben kişisel olarak, bu muafiyetin koşullarının tekrar değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Toplam 73,5 milyona ulaşan mobil abonelerimizin 63,6 milyonu 3G abonesidir. 

M2M (Machine to machine) aboneliğinde de rakam 2,9 milyonu geçmiştir. 

Mobil sektördeki bu hızlı büyüme trendinin, Ağustos ayında gerçekleştirilen “4,5 G IMT Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme İhalesi” neticesinde işletmecilerimizin sunacağı daha hızlı ve kaliteli hizmetler sayesinde artarak devam etmesini beklemekteyiz. 

Yeni nesil mobil haberleşme hizmetlerinin 2016 yılı Nisan ayından itibaren sunulmaya başlanmasıyla kullanıcılar mobil genişbant internet erişim hızında 10 kata varan artış görebileceklerdir. 

Şüphesiz, daha kaliteli ve yeni hizmetlerin verimliliği artırıcı etkisi zaman içinde ulusal ekonomimizin bütününe yansıyacaktır.

 

Biz BTK olarak OTT’ler, Ulusal Genişbant Stratejimiz, Fiber altyapı, İnternet hızları kapasiteler, Kapsama alanları, AKK’lar, dahil olmak üzere tarifeler, hizmet kalitesi başta olmak üzere kurum içi ve Sektörümüzü yakından ilgilendiren konularda çalışma grupları ve projelerimizi tanımladık.

 

Bu sene Ulusal Bilişim Kurultayı’nın ana teması “BİLİŞİM ve YAŞAM” olarak belirlenmiştir. Gerçekten de hayatımızın neredeyse her anında bilişim ile iç içe geçmiş durumdayız. 

 

Rakamlarla ifade edersek durumu daha net görebiliriz, İnternette sadece 1 dakika içerisinde;

• 47.000 uygulama indirilmekte, 

• 547.200 yeni Tweet atılmakta, /8 saat uyku çıkarıldığında bu yaklaşık ortalama 7 kere kontrol anlamına gelmekte. Günde ortalama bir kullanıcı 110 kez twitter hesabını kontrol etmekte, 

• Google’da 2.4 milyon arama sorgusu yapılmakta, 

• Youtube’da 2.78 milyon video görüntülenmekte, 

• 104.300’den fazla Skype araması gerçekleştirilmekte ve 

• 293.000 Facebook kullanıcısı güncelleme yapmaktadır. 

Bu inanılmaz bir rakam. İnternet platformlarında, inovasyon, altyapı, teknoloji ve internet ekonomisi, internet üzerinden gelen saldırılar, kritik altyapıların güvenlik zafiyeti, normal offline yaşamın online yaşama bağımlılığı, internette askeri ve güvenlik aktörlerinin varlığının hissedilmesi, siber savaş ve siber güvenlik dili hakkındaki konular gündemimizde. İnternetin çok katmanlı yapısından dolayı, internet güvenliği ve yönetişimi oldukça zor. 

Akademik bir söyleyiş olmamakla birlikte, İnternet küresel kamu malıdır. Burada kastedilen internetin tamamı değil, internetin çekirdeğinin bütünlüğünün bozulmaması için bakımının ve korunmasının hayati öneme sahip olduğudur. Bu yalnız ulusal bazda değil, uluslararası çapta da önemlidir. 

Başarılı bir çok paydaşlı işbirliğinin sağlanması; internette insan haklarına saygı gösterme, ifade özgürlüğü, ağ tarafsızlığı, farklılık, küresellik, güvenlik ve özel hayatın gizliliğinin korunması ve başarıyla yürütülmesi ile mümkün olabilir.

İnternetin iş dünyasında kullanımının ekonomik yaşama etkileri ve bireysel kullanımın sosyal yaşama etkileri geçtiğimiz ay Brezilya’da yapılan IGF’te ele alındı. Ayrıca, internetin temel omurgasının nasıl yönetileceği ve ayrıca veri merkezleri, internet platformları, bulut hizmeti veren şirketler gibi çok katmanlı diğer yapıların nasıl yönetileceği, bunların hükümet ile nasıl etkileşim içinde olacağı tartışılan konulardır. 

İnternet kullanıcılarının yasadışı içerikten korunması internet ekonomisinin gelişmesine büyük bir katkı sağlayacaktır. Uluslararası örgütler, devletler, sivil toplum ve internet aracılarının; internetin yasadışı kullanımıyla mücadelede yakın işbirliğine ciddi şekilde ihtiyaç olduğunu gözlemledik.

Küresel anlamda internet ve siber uzay, dünyada barışı, işbirliğini ve açıklığı inşa edecektir.

Günümüzde internet hayatımızın her alanına girmiş durumda.

“İnternete erişim hakkı”nın temel bir insan hakkı olarak kabul edilmesi hususu, uluslararası platformda tartışılmaktadır. 

İnternettel yönetim açısından hiçbir devlete ayrıcalık tanımadan hepsi için eşitlik olması gerekir. İnternetin herkesle ve her şeyle ilgili ve insanlığın ortak evi konumunda olması nedeniyle, İnternetin çok taraflı yönetişimi önemlidir. 

Herkesin uygun koşullarda ve eşit bir şekilde internete erişim olanağının sağlanması için çalışıyoruz.

İnternet ekonomisi, Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilen ve dönem başkanlığını ülkemizin başarıyla yaptığı G20 zirvesinde de en önemli konularından birisi olmuştur. 

Biz de ülkemizin 2023 Stratejik Vizyonuna uygun olarak, internete herkesin erişimi ve e-hizmetlerden faydalanabilmesi için kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. 

 

Yerli içeriğin teşvik edilmesi, internette güvenin tesis edilmesi ve güvenli internet öncelikli hedeflerimiz. 

Internet adeta bir nehir, bu nehrin yönetimi çok kolay olmamakla birlikte taşkınlara karşı önlemlerimizi alacağız, çocukların bu nehirde boğulmalarını önleyeceğiz, ancak nehrin suyundan da yararlanacağız, bize hayat verecek su değirmenlerini kuracağız, taşımacılıkta kullancağız. Bu yüzden nehrin düzenli akması için gereken tedbirleri alacağız.

Diğer taraftan, internete bağlanan cihaz sayısında önemli artışlar görülmektedir. 

2014-2020 yılları arasında İnternete bağlı nesne sayısının 10,3 milyardan 29,5 milyara çıkacağı öngörülmektedir. Ben kendi ailemden örnek vermek gerekirse 4 kişilik çekirdek aile mevcutta 10 cihazımız internete bağlı.

 

Madalyonun diğer yüzünde ise, bilişim sistemlerinin güvenlik boyutuna ilişkin olumsuzluklar yer almaktadır. 

Örneğin, İnternette sadece 1 dakika içerisinde 30 kişinin kimlik bilgilerinin çalındığı, siber saldırı yapmak için kullanılan köle bilgisayarların sayısının 2014 yılında 1.9 milyon olduğu ifade edilmektedir. 

Çevrimiçi insanların sayısı artmaya devam ederken, çevrimiçi güvenlik herkes için hassas bir konu haline geliyor. 

Özellikle çocuklar, çevrimiçi güvenlik açısından özel ihtiyaçları ve zaafları olan özel bir grup. Çocuklar için çevrimiçi güvenli bir ortam yaratmanın pek çok farklı yönü var. 

Kamu kurumları, şebeke işletmecileri, internet hizmet sağlayıcıları, özel sektör ve sivil toplumun yakın işbirliği bu açıdan kaçınılmaz bir önem taşıyor. 

BTK olarak bu konuda önemli çalışmalar yürütmekteyiz. 

Önümüzdeki yıl Nisan ayında ITU ile birlikte İstanbul’da çocukların çevrimiçi korunması konusunda önemli bir çalıştay düzenleyeceğiz. 

Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, bölge ülkelerden katılımın beklendiği çalıştay neticesinde, pek çok ülke için rehber niteliğinde sonuçlar elde edilmesi hedeflenmektedir. 

 

Ülkelerin ve toplumların sosyal ve ekonomik yaşamlarının kolaylaştırılması açısından hayati öneme sahip kritik altyapıların fiziki güvenliği kadar, siber güvenliğinin de sağlanması zorunluluk haline gelmektedir. 

Zira kritik altyapılarda; işlenen bilginin gizliliği, bütünlüğü veya erişilebilirliği bozulduğunda; bu durum, büyük ölçekli ekonomik zarara, ulusal güvenlik açıklarına veya kamu düzeninin bozulmasına ve hatta can kaybına yol açabilmektedir. 

Örneğin, 2011 yılında ABD’de Savunma Bakanlığı Pentagon; hava, kara, deniz ve uzayın ardından “Siber Uzay”ı 5. savunma alanı olarak kabul ettiklerini duyurmuştur.

 

Kritik altyapılarda yaşanacak bir kesinti ülke çapında travmalar oluşturabileceğinden; büyük hacker grupları, terör örgütleri, hatta özel birlikler çeşitli çalışmalar yapmaktadırlar. 

Yaşanmış bu örneklerden ders alıp, güçlü bir Türkiye için siber güvenliği sağlanmış güçlü altyapılar kurmamız ve sürekli teyakkuzda olmamız şarttır. 

Kaynak kodlarına sahip olmadığınız ya da yerli olarak üretmediğimiz hiçbir kritik altyapı bileşeninin güvenliğinden de emin olamayız. 

Çalışmalarımızı ve vizyonumuzu bu hususu göz önüne alarak tasarlamamız kaçınılmazdır. 

BTK olarak, tüm kritik altyapılar tarafından kullanılan elektronik haberleşme altyapısında yerli ürünlerin yer alması konusundaki teşvik ve yönlendirmelerimiz de devam etmektedir.

Ben burada özellikle hem yazılım hem de donanım konusunda çalışan firmalarımızı yapacağımız çalıştaylara ve belirlenen altyapı ürünlerinin üretimini gerçekleştirme konusunda çalışmaya davet ediyorum. %45 yerlilik oranının sağlanması için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız.

Yerlilik ve Ar-Ge şartlarını 4,5G ihalesi ile daha da ileri taşımanın gururunu yaşıyoruz. 

Bu yaklaşımın da diğer kritik altyapı düzenleyicilerine örnek olmasını diliyoruz.

 

Ülkemizdeki siber güvenliğin sağlanmasında attığımız bir diğer önemli adım ise; Siber Güvenlik Kurulu Kararı doğrultusunda BTK-TİB bünyesinde Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’ni (USOM) kurmuş olmamızdır. 

Söz konusu merkez, kritik altyapıların korunması, siber güvenliğe ilişkin tehditlerin önlenmesi ve herhangi bir siber olay anında etkin ve anlık olarak müdahale edilmesi görevlerini yerine getirmektedir. 

Ayrıca, bu merkez, internet aktörleri, kolluk güçleri, uluslararası kuruluşlar, araştırma merkezleri ve özel sektör arasındaki iletişim ve koordinasyonu gerçekleştirmektedir. 

Kritik sektörlerde, sektörün düzenleyici ve denetleyici kurumu veya sektörün ilgili olduğu bakanlık bünyesinde “Sektörel SOME” (Siber Olaylara Müdahale Ekibi) kurulmasının zorunlu tutulması da önemli bir adımdır. 

Kurulan bu sektörel SOME’ler BTK-TİB bünyesinde oluşturulan USOM ile doğrudan bağlantılı olup siber olaylara ilişkin gerekli tedbirlerin alınması için çalışmalarını sürdürmektedir. 

Konu ile ilgili bir diğer faaliyetimiz de Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın destekleri ile Kurumumuz koordinasyonunda yapılan siber güvenlik tatbikatlarıdır. 

Uzmanlık seviyesinin geliştirilmesi, bilgi güvenliği standartlarının uygulanması, kullanıcıların bilinçlendirilmesi ve siber güvenlik konusunda farkındalığın arttırılması amacı ile Ülkemizde şu ana kadar 3 ulusal ve 1 uluslararası siber tatbikat gerçekleştirilmiştir. 

Geçtiğimiz yıl ITU ile birlikte düzenlediğimiz uluslararası tatbikat 19 farklı ülkeden katılıma sahne olarak en geniş katılımlı uluslararası tatbikatlardan birisi olmuştur. Önümüzdeki süreçte özellikle tatbikatları belirli bir program dahilinde sektörün önde gelen uzmanlarının eğitimleri yanı sıra Capture the flag(Bayrağı yakala), Kendini savun , Rakibine sız tarzı yarışmaların da yeraldığı tatbikatları planlıyoruz.

 

Günümüzde sosyal ve ekonomik hayatın bir parçası haline gelen elektronik haberleşme hizmetlerinin kesintisiz şekilde sunulması amacıyla BTK olarak çıkardığımız yönetmelikle, elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmecilere de bazı yükümlülükler getirdik. 

Buna göre işletmeciler; yetkilendirmelerine ilişkin tüm hizmetlerin ve kritik sistemlerin doğal afetler, çevresel tehditler, kazalar, donanım arızaları, kasti eylemler veya siber saldırılar sonucunda kesintiye uğramasını önlemek ve sahip olduğu varlıklarda oluşabilecek kayıpları en aza indirmek amacıyla iş sürekliliği planları yapmak zorundadırlar. 

Ayrıca, bir felaket veya hata durumunda ihtiyaç duyulacak bilgi ve yazılımların kurtarılmasına imkân verecek şekilde yedekleme yapmakla yükümlüdürler. 

Yine yaptığımız düzenlemeler kapsamında; bazı işletmeciler ilgili bilgi sistemlerinin ve merkezi şebeke yönetim sistemlerinin bulunduğu yerde meydana gelebilecek herhangi bir felaketten etkilenmeyecek uzaklıkta bir lokasyonda felaket kurtarma merkezi kurmak veya kurulu bir felaket kurtarma merkezinden hizmet satın almak zorundadırlar. Bu hususların imtiyaz sözleşmeleri ve yetki belgelerinde de öngörüldüğü şekilde önümüzdeki dönemde de ciddi şekilde denetleneceğini bildirmek isterim.

 

Söz konusu denetimlerde; işletmecilerin sistemleri, sistemlere erişim izinleri, kritik verilerin nasıl korunduğu, loglama faaliyetleri, felaket kurtarma sistemleri, personel güvenliği ve fiziksel güvenliği de dâhil olmak üzere birçok farklı hususa detaylı şekilde bakılmaktadır, bakılacaktır.

 

Günlük hayatımızda elektronik ortamda yapılan iş ve işlemlerin sayısı arttıkça; gizlilik, kimlik doğrulama, veri bütünlüğü ve inkâr edilemezliğin sağlanması gibi ihtiyaçlar ortaya çıkmış ve hem bu ihtiyaçlara cevap vermek hem de hukuki geçerliliği sağlamak üzere elektronik imza uygulaması ülkemizde başlamıştır. 

Teknolojinin gelişmesiyle günlük hayatımızda haberleşme amacıyla çokça tercih ettiğimiz yöntemlerden birisi olan e-posta her ne kadar kullanım kolaylığı sağlıyor olsa da, ispat açısından zayıf kalmaktadır. 

Bu ihtiyaçtan yola çıkılarak geliştirilen Kayıtlı Elektronik Posta (KEP), elektronik ticaretin ve kamu alanında yürütülmekte olan e-dönüşüm projesinin altyapısını oluşturacak bir asli unsur olarak da büyük önem taşımaktadır. 

Yasal olarak geçerli ve teknik olarak güvenli elektronik posta olarak da tanımlanan KEP, bilinen elektronik postaya ilave olarak elektronik postanın; göndericisi görünen kişi/kuruluş tarafından gönderilip gönderilmediği, alıcıya ulaşıp ulaşmadığı ve alıcısı tarafından okunup okunmadığı ile ilgili delil hizmetlerini sunan bir sistemdir. 

KEP sisteminde elektronik postalar “güvenilir bir üçüncü taraf” rolünde olan kayıtlı Elektronik Posta Hizmet Sağlayıcıları (KEPHS) vasıtasıyla gönderilip alınmaktadır.

 

Ülkemizde KEP ile elektronik ortamda güvenli haberleşme yapabilme imkânları genişletilmiş 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Kurumumuz tarafından yapılan ikincil düzenlemelerle desteklenerek bu ortamlarda yapılan iş ve işlemlerin hukuki boyutta da geçerliliği sağlanmıştır.

2012 yılından bu yana BTK tarafından yetkilendirilmiş 7 adet hizmet sağlayıcı; yaklaşık %90’ı tüzel kişiler olmak üzere 130 binin üzerinde kullanıcıya hizmet sağlamaktadır. 

 

İddialı hedeflerimizden biri de 2020’den itibaren 5G hizmetlerini sunan ilk ülkelerden birisi olmaktır. 

Haberleşme ve yayıncılık başta olmak üzere, küresel boyutta spektrum yönetimine ilişkin konuların ele alındığı Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) nezdinde düzenlenen Dünya Radyokomünikasyon Konferansı (WRC-15) 02-27 Kasım 2015 tarihleri arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde yapıldı.

Hava, deniz, amatör, yayın, uzay araştırma ve uydu servisleri için frekans planlamasına ilişkin müzakerelerin yapıldığı ve bu konularda uygulanacak kararların alındığı Konferansta ülkemizi BTK koordinatörlüğünde ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile özel şirketlerden 120 kişilik bir heyet ile temsil ettik. 

Burada imzaladığımız Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) Genel Kuruluna sunulan Sonuç Kararı Belgesi (Final Act), Bakanlar Kurulu Kararı ile iç hukuk kuralları içinde uygulanacak.

WRC-15 Konferansında önemli bir gelişme, kamuoyunda 5G olarak bilinen IMT-2020 için üzerinde çalışma yapılacak olan frekans bandlarının belirlenmesi konusunda oldu. Frekanslar kıt kaynaklar olarak halen habercilik, yayıncılık, savunma sistemleri, uzay sistemleri gibi bir çok alanda tüm ülkeler tarafından ortak kullanılmaktadır. 

5G sistemleri, daha hızlı, daha çok çeşitli ve daha kaliteli hizmet sunacak olan teknoloji olduğu için daha geniş bant genişliğine ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle daha geniş bant sunma imkanı olan 6 GHz’den 100 GHz’e kadar farklı frekans aralıkları değerlendirilerek, 5G'ye tahsis edilebilecek aday frekans bandları belirlendi ve 2019'da yapılacak olan Dünya Radyokomünikasyon Konferansının gündemine alınmak üzere önerildi. 

5G’ye tahsis edilmek üzere çalışma yapılacak frekans band aralıkları 24.25-27.5 GHz, 31.8-33.4 GHz, 37-40.5 GHz, 40.5-42.5 GHz, 42.5-43.5 GHz, 45.5-47 GHz, 47-47.2 GHz, 47.2-50.2 GHz, 50.4-52.6 GHz, 66-76 GHz ve 81-86 GHz.

Memnuniyetle ifade etmek isterim ki, BTK olarak Ekim ayında 5G konusunda Japonya ile işbirliğine yönelik çalışmalar yapmak üzere bir protokol imzaladık. 

Ortak protokol ile, iki ülke arasında 5G alanında politika ve düzenleme konularında bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunulması ve iki ülkenin özel sektör ilişkilerinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. 

Yeni nesil haberleşme sistemlerinin, modern toplumlardaki hayati rolü, gün geçtikçe daha da önem kazanmaktadır. 

Biz de; uluslararası alanda bilgi ve iletişim teknolojilerine yönelik gelişmeleri yakından takip etmekte, ülkeler ile yaptığımız işbirliği protokolleri ile bu alanda bilgi ve tecrübe paylaşımını en üst düzeyde tutmaktayız. 

Son olarak, “BİLİŞİM VE YAŞAM” teması ile yapılmakta olan bu kurultayın, ülkemizin bilişim alanında lider ülke olma hedefine önemli katkılar sağlayacağı temennisi ile başarılar diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.


22 Yıl Önce Bu Hafta

 
 
 
 
  Web Analytics
" Bu sitede yer alan yazılar (içerik) üzerindeki 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu altında düzenlenen tüm maddi ve manevi haklar eser sahibi olan BThaber'e aittir. Söz konusu içerikler eser sahibinin izni olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz. "
Fetih Mah. Tahralı Sok. Kavakyeli Plaza C Blok No: 7 D: 5 34704 Ataşehir / İstanbul
+90 (216) 291 13 90
E-BÜLTEN