Mektup 10 KASIM 2014 / 09:57

Bir Kasım klasiği olan pastırma yazından merhaba

Kasım ayı etkinlik bazında hareketlilik hemen kendini gösteriyor. Önce bir film festivalini haber vereceğim sana, ama ilk günlerini kaçırma ihtimalin de maalesef yüksek: Suç, ceza ve adaletle ilgili sorunların, hem akademik olarak farklı disiplinler hem de sinema sanatı açısından tartışıldığı 4. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali. Dediğim gibi, 7 Kasım itibariyle festival başladı, ama sonraki günler için etkinlik takibi yapmanda fayda var. Örneğin festival kapsamında 30 film gösterilecekmiş. 13 Kasım’a kadar sürecek film festivalinin bu yılki konusu ise “Göç”. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öncülüğünde yapılacak olan festivalle, özellikle mültecilerin sorunlarına dikkat çekilmesi amaçlanıyor. Hem konu sadece sinema da değil…  Konusunun uzmanı yaklaşık 80 kişinin konuşmacı olarak katılımıyla gerçekleşecek panellerde suç, ceza ve adalet kavramları hem sinema hem de akademik açıdan “Göç” kavramı çerçevesinde tartışılacak. Yuvarlak Masa Tartışması konu başlığı ise “Sinema ve Adalet”. Detaylar için www.icapff.com sitesine baksan hiç de fena olmaz.

2013 Aralık ayı başından itibaren Türkiye’de de hayata geçen “Hayalinin Peşinden Git Kampanyası” konusunda da paylaşacaklarım var. İlham kaynağı ‘Samsung teknolojilerini kullanan insanlar’ olan kampanyada Fotoğraf Kategorisi birincisi Sertan Tiryaki, “Sedefle Yaşam” konulu fotoğraf sergisini İstanbul Taksim Metro İstasyonu’nda açmış. Kendisi de sedef hastası olan Sertan Tiryaki, sedef hastalığına yönelik doğru bir algı oluşturmak ve toplumsal duyarlılığı artırmak üzere, Türkiye’nin 10 farklı ilinde çektiği fotoğraflardan oluşan serginin açılışını böylece gerçekleştirmiş. Proje, Tiryaki’nin üyesi de olduğu Türkiye Sedef Hastaları Derneği desteğiyle başlattığı “Dokun Bana 2014” adlı projenin tamamlayıcı unsuru. Hayalinin Peşinden Git Kampanyası daha önce de “Spor”, “Girişimcilik”, “Mutfak Sanatları” ve “Fotoğrafçılık” olmak üzere dört ayrı kategoride “Meraklı Merdane” projesiyle Elvan Başarı, “Patika Oryantiring” projesiyle Caner Odabaşoğlu, “Gastro Haritalar” projesiyle Gökçen Ceylan ve bu bahsettiğim “Sedefle Yaşam” adlı projesiyle Tiryaki’yi seçmişti. Farklı başlıklarda yaratıcılığı pekiştirmek için önemli adımlar bunlar…

Yaratıcılıktan başladık madem, böyle devam edelim. “Herkes bir şeyler üretebilir/üretmelidir” mottosu ile yola çıkan ve tüm dünyada büyük ilgi gören Maker Hareketi, Türkiye’deki lansmanının ardından GelecekHane koordinasyonunda ilk etkinliğini Turkcell’in ev sahipliğinde 12 – 13 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirecekmiş. Malumun, etkinlik Turkcell’in Teknoloji Zirvesi paralelinde düzenlenecek ve organizasyon kapsamında 111 ilginç proje ve icat sergilenirken, yerli ve yabancı maker’lar katılımcılara projeleri hakkında bilgi verecek ve onlarla çalıştaylar düzenleyecek. İngilizce bir kelimeyi kullandım mektupta, bunun anlamını da detaylı olarak paylaşmak isterim: ‘Maker’; hobi amaçlı icat çıkaran, yeni bir şeyler bulan, yaptığını seven, bir şeyler araştıran, kendi kendine öğrenen, yaptığını ve öğrendiğini etrafıyla paylaşan kişiyi temsil ediyormuş. Türkiye’deki ‘maker’ hareketinin mazisi ise 20 Şubat’a, fütürist Halil Aksu’nun kurucusu olduğu GelecekHane’nin düzenlediği ‘Endüstri 2.0’ konferansına dayanıyor. Konferansta endüstriyi etki eden ‘maker’ hareketi konuşulmuş. Duyduğuma göre, o tarihten beri İstanbul Maker camiası her ay düzenli olarak toplanıyormuş zaten.

Bu arada ING Bank’ın, ‘bankacılık lisansına sahip teknoloji şirketi’ olma hedefi doğrultusunda düzenlediği bankacılık hackathon’u “Hack-ING” sona erdi. 26 projenin değerlendirildiği Hack-ING’de, internette alışverişte tasarrufu öne çıkaran “İstek mi İhtiyaç mı?” adlı proje büyük ödülün sahibi olmuş. Bireysel veya takım olarak başvuruda bulunan yazılımcılar az buz değil, kesintisiz 45,5 saat süren Hack-ING’de günlük bankacılık işlemlerini kolaylaştıracak projeler geliştirmiş. Büyük ödülü kazanan proje, internetten alışverişlerde tasarruf bilinciyle hareket etme ve alışverişi tamamlamadan iki kere düşünmeye fırsat sunuyormuş. İkinci proje ise sosyal sorumluluk projesi kapsamında sosyal paylaşım sitesine yüklenecek fotoğraflarla yeşil alan oluşturmayı amaçlayan “Gingo”. Müşterilere restoranlara gitmeden işlemlerini yapmaya olanak sağlayıp zamandan tasarruf sunan “Eating” projesi ise üçüncülük ödülüne layık görülmüş. Yaratıcılıkta sınır yok, değil mi?

Bu arada, Türkiye Vodafone Vakfı’nın “Teknoloji Hayatın Hizmetinde” vizyonuyla Haziran ayında Türkiye’nin en büyük engelsiz yaşam merkezi olarak faaliyete giren Düşler Akademisi Kaş, 26-30 Ekim’de Engelsiz Müzik ve Sanat Festivali’ne de ev sahipliği yaptı. Festivalde resim, heykel, drama, fotoğraf, jonglörlük atölyeleri ve birçok farklı etkinlik düzenlenmiş. Engelli ve engelsiz bireyler arasında alışılagelmiş rol dağılımını tersine çevirmeyi ve engellilerin becerilerine yönelik farkındalık yaratmayı amaçlayan festivaldeki tüm atölyelerde, engelli bireyler engelsiz katılımcılara eğitmenlik yaptı. Bu arada Social Inclusion Band öncülüğünde, Türkiye ve Almanya’dan engelli bireylerin yer aldığı müzik gruplarının katılımıyla gerçekleşen konserler de verilmiş. Bu gibi etkinliklerin devamlılığı, hem uluslararası bağlantıların güçlenmesi hem de engellilerin gerçek yetkinliklerinin görülmesi adına bulunmaz fırsat.

Bu hafta da bu kadar olsun, devamı da haftaya gelsin.

 
ETİKETLER : 995