Mektup 07 EYLÜL 2015 / 01:55

Madencilerin hayatını kurtarmak aslında hiç zor değil

En sonunda sonbaharla merhaba,

Haftaya senin pek sevmeyip genelde pas geçtiğin bir mevzu ile başlayacağım: Kahvaltı. Yemek.com, bu öğünü neden önemsemek gerektiğini Kahvaltının Önemini Gözler Önüne Seren Bilimsel 7 Kanıt başlığı altında ortaya koymuş. İşte başlıklar: Obezite ve diyabetik hastalıklara yakalanma riskini azaltır, yeni öğrenilen bilgilerin her zaman taze kalmasını sağlar, enerjinizi gün boyunca korumanıza yardım eder, ruh halinizi geliştirerek mutlu olmanızı sağlar, vücudun ihtiyacı olan besinleri depolayabilir, kilo vermenize yardımcı olur, konsantrasyonunuzu geliştirir. Bu kadar gerekçe de yetmediyse daha ne diyeyim ben…

Sofradan kalkıp gündeme bakalım. Sualtı fotoğrafçısı ve görüntüleme yönetmeni Tahsin Ceylan, Çanakkale Savaşları’nın 100. yıldönümünde önemli bir projeye imza atmaya hazırlanıyormuş ve savaş batıklarını 10 yıldır yürüttüğü çalışmalarla görüntülemeyi başaran sanatçı, eserlerini de ortaya çıkartıyor. TAV’ın katkılarıyla Ankara Esenboğa Havalimanı’nda 2 Eylül’de açılışı yapılan ‘100. Yılında 100 Fotoğrafla Sualtından Çanakkale’ sergisi 1 ay süreyle gezilebilecekmiş. Kaçırmayalım.

Sırada çevre haberlerimle birlikte acı gerçeklerde: Hayatımızdaki toksik maddelerin farkında mıyız? Bu sorunun yanıtı Dr. Sinan Akkurt’tan geliyor.  Toksinler en fazla Çin malı ucuz ürünler, oyuncaklar, giysiler, pişirme kapları, temizlik ve kozmetik malzemelerden alınıyor. Bazı ürünleri frekans analizine soktuklarını belirten Dr. Akkurt, kitapta formaldehit, ucuz çatallarda kobalt, kozmetik malzemelerde fitalat, içme suyunda kurşun ile karşılaştıklarını belirtiyor. Bu kadar da değil… Örneğin amalgam diş dolguları civa, deodorantların birçoğu alüminyum, raf ömrü uzatılmış paketli ürünler koruyucu kimyasallar içeriyor. Havada, mobilyada, deterjanlarda, aşılarda, gıda katkılarında, oyuncaklarda, temizlik ve kozmetik malzemelerinde bulunabilen toksik maddelerin hayatımızdaki yerini küçültmenin yollarını da anlatan Dr. Akkurt, başta yapay tatlandırıcı içerenler olmak üzere katkı maddesi ilave edilmiş paketli gıdaların tüketilmemesini önermiş, her şeyin daha doğalının arayışında ve doğal yollarda çözüm bulma çabasında olmamız gerektiğini vurgulamış. Gündelik hayatta bu felsefeyi umarım benimseriz.

Sırada tahammül edemediğimiz bir kirlilik, ‘gürültü’ var. Biliyorsun, gelişmiş ülkelerde; yoğun trafiği olan otoyollarda çevrede oturanları etkileyen gürültüyü azaltmak için doğal veya yapay gürültü perdeleri kullanılıyor. Ne kadar yayılır bilmem ama Türkiye’de de ses yalıtımı giderek önem kazanıyor. Öyle ki, İstanbul ve İzmir’de bunun ilk uygulamaları başlamış. İstanbul Kavacık’tan sonar, Atatürk Havalimanı çevresine yerleştirilecek ses emici tepecikler ve yalıtım panelleri ile Ataköy, Yeşilköy ve Florya sakinleri uçakların iniş ve kalkışlardaki aşırı gürültüsünden korunacakmış. Bornova ve Balçova ilçelerindeki kavşaklara da 2 metre 55 santim yüksekliğinde özel yapım fiber şeffaf ses perdeleri takılarak ses yalıtımına gidilmiş. CANPA’nın Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özcan, Ankara’da da trafiğe bağlı gürültü kirliliğinin had safhada olduğunu belirtip, ses yalıtımı uygulamalarına başvurulması gerektiğini vurgulamış.

Soma’da 301 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan maden faciasının acısı içimizde hiç bitmeyecek. Arkası kesilmeyen bu kazalar sonrası daha da önem kazanan madencilik teknolojileri, güvenliği ve ekipmanlarının ilk kez yer aldığı Mining Expo Turkey ile tünel açma makineleri, delme patlatma, havalandırma sistemleri gibi sistemlerin tanıtıldığı “Tunnel Expo Turkey”, İstanbul Fuar Merkezi’ndeydi. Demos Fuarcılık, Tünelcilik Derneği (TÜNELDER) ve Türkiye Madenciler Derneği (TMD) tarafından organize edilen “Tunnel Expo Turkey” ve “Mining Expo Turkey”, farklı ve sağlıklı kömür çıkartma ve olası riskler karşısında hayat kurtarma imkanlarına yer vermiş.

Memleket gerçeklerinin ardından sıra ödüllerde… Kuveyt Türk, dünyanın önemli ekonomi ve finans dergilerinden Global Finance’in en iyi dijital bankaları seçtiği ödüllerde “Avrupa’nın En iyi Dijital Katılım Bankası” ödülüne layık görülmüş.

LG Electronics Türkiye tarafından düzenlenen “LG G4 ile Fotoğrafya” yarışması da sonuçlanmış. 28 binden fazla kullanıcının katıldığı yarışmada LG G4 ile bulundukları şehrin en güzel fotoğrafını çeken kullanıcılar ödülleri almış. Yarışma kapsamında etkileşimli Türkiye haritası üzerinden yarışmacılar çektikleri fotoğrafları ve diğer yarışmacıların fotoğraflarını anında görme şansı elde etmiş. Böylece 33 bin 369 fotoğrafın paylaşıldığı yarışmada yarışmacılar kendi fotoğraf performanslarını da test etmiş.

Bu arada, Türk Telekom Grubu da dünyanın en prestijli iş ödülleri arasında yer alan ‘The International Business Awards’da “Yılın İnsan Kaynakları Takımı” kategorisinde gümüş madalyaya layık görülmüş. Çevik Stüdyo uygulamasıyla alınan bu ödül, Türk Telekom Grubu’nun yenilikçi uygulamalarının başarısını uluslararası arenada bir kez daha ortaya koymuş.

Huawei de P8’le, “European Imaging and Sound Association - Avrupa Görüntüleme ve Ses Birliği (EISA)” tarafından, üst üste üçüncü yılında, “Avrupa’nın Tüketici Odaklı Akıllı Telefonu - European Consumer Smartphone” ödülüne layık bulunmuş.

Ödüller bir yana, şimdi sıra kitaplarda… ‘Geç Kalmışlar Mangası'nın yazarı Burç Doğu, bu kez burukça mutlu, boşvermiş ama umutlu, absürd ve incelikli bir öykü kitabı ile karşımızda: ‘Mine'nin Masasındaki Çikolatalar’. Edinelim, ama bu bir.

İkinci kitap önerim ise gazeteci yazar Haluk Şahin'in toplu şiirlerini içeren ‘Uçuşur Ege Rüzgârında’. Daha önce, yine Yitik Ülke Yayınları'nca ‘Büyüyor Üzümler Bağlarda’ adlı haiku tarzı şiirleri yayımlanan Şahin'in bu kitabı üç bölümden oluşuyormuş. Çok fazla detay vermiyorum, alıp okumak için fırsat olsun.

Bu hafta da bu kadar, yeniliklerle haftaya yine buradayım,

 
ETİKETLER : 1037