Mektup 16 ARALIK 2013 / 08:16

Merhaba,

Geçen hafta ‘soğuk bir haftadan selamlıyorum seni’ şeklinde giriş yapmıştım ya mektubuma, bu hafta ‘dondurucu’ olarak bu girişi pekiştiriyorum. Türkiye’nin birçok ili kara teslim, ama konu İstanbul olduğu zaman ilk haber, trafikte sorunlar, kazalar ile ana gündem. Bu süreçte duyarlılık gösterdiğini, yakınında ve uzağında olan ihtiyaç sahiplerine giyecek ve kışlık erzak konusunda destek verdiğini biliyorum. Bu da benim içimi rahatlatıyor. Çünkü biliyorum ki böyle çok insan var.
Seninle paylaşmak istediğim, gurur duyarak yazdığım bir gelişme de var: BThaber gazetesinde 950’inci haftamıza ulaştık. Başından beri sektörün ve sektörle beraber bizim gelişimimizi yakından takip ettiğini biliyorum, bunun ne kadar mutluluk verici olduğunu benim gibi senin de paylaştığına eminim. Sektörün Türkiye’deki gelişimine her hafta rehber olduk, bu gelişimle BT sektörü ile birlikte gurur duyduk. Seneye bu zamanlar 1000’inci sayı için buluşacağız ve ben tahmin edeceğin gibi, şimdiden heyecanını yaşamaya başladım bile.
Biraz da kültürel gündemden bahsetmek istiyorum. Çünkü soğuk kış günlerinde kültür-sanat etkinlikleri, ironik bir benzetmeyle, ‘çölde vaha oluyor’ desem yeridir. İlk bilgi Bakırköy Belediyesi Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi. Aralık ayının son günlerinde resmi açılışının yapılmasının planlandığı merkez, toplam 9 bin 481 m2 alan üstüne kurulu ve bin 54 kişilik kapasiteye sahip salonun 400 m2 döner sahnesi ve dört farklı yükseklik istasyonuna sahip orkestra çukuru var. Fuayeler sergi alanı olarak da kullanılabilecekmiş, ki sergi gezmeyi seversin, bu bilgiyi eklemeden geçemedim. Bu arada üst katta 6 derslikli çocuk evi de var. Buranın iki amaca hizmet etmesi hedefleniyormuş: İlk olarak çalışan ebeveynlerin 3-6 yaş aralığındaki çocuklarına kreş hizmeti sunulacak. İkincisi ise akşam saatlerinde merkezdeki etkinliklere katılacak ailelerin, etkinlik boyunca çocuklarını bırakabilecekleri bir çocuk evi olarak görev yapacak. Çalışan, kültür-sanat aktivitelerine ilgisi büyük olan aileler için bulunmaz bir fırsat, değil mi?
Bir etkinlik haberi de Ankara’dan gelsin. Danimarka’nın caz divası Cæcilie Norby ve Kuzey cazının önemli isimlerinden, ritm dostu senin özellikle kontrbas ve çello ustalığı ile ilgini çeken İsveçli Lars Danielsson, 19 Aralık’ta Ankara Palas’ta olacak. Bence vakit varken, yollar karla buzla daha da kapanmamışken biletini alıp gitmende fayda var.
Şimdi de bir kitap: George Orwell’ın ‘1984’, Aldous Huxley’in ‘Cesur Yeni Dünya’ kitaplarını ne çok sevdiğini, yıllar içinde tekrar okudukça gündelik hayatın nasıl da bu kitaplarda anlatılan hikayelere benzediğini söylerdin ya, İzlandalı yazar Andri Snær Magnason’un kitabı LoveStar da sende aynı etkiyi uyandırabilir. Kitabın tanıtımında “Paranın tüm değerlerden üstün olduğu bir dünya düşünün. En yakın arkadaşınızın sohbet sırasında size gizlice bir ürünün reklamını yaptığını gözünüzün önüne getirin ya da komşunuzun faturalarını ödeyebilmek için her sabah yolunuza çıkıp size iltifat ettiğini” bilgisi ile, sahte bir dünyada aşkın ne kadar yabancı bir duygu haline geldiği detayı var. Modern toplum eleştirisi, tüketim kültürüne tepki ve bunların hepsinin hicivsel bir dille buluşması ilgini çekecektir sanırım. Kitap raflarına bakmanda fayda var.
Bir kitap önerim daha var sana: Destek Patent, 30. kuruluş yıldönümünü Türkiye’de marka ve patent bilincinin gelişmesine katkıda bulunacak bir yayınla kutluyormuş. Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz’in kaleme aldığı kitap “Ben Buldum Başkasının Oldu” marka, patent ve inovasyon hakkında bilinmesi gerekenleri anlatıyor.
Bir film festivali bilgisi ile bu haftaki mektupta bana ayrılan bölümün sonuna geliyorum. ‘Hangi İnsan Hakları? Film Festivali’nin 5’incisi 14-18 Aralık’ta #direniş temasıyla gerçekleşiyormuş. Dünyanın her köşesindeki hak ihlallerini konu alan pek çok filmin ve konuğun katılımıyla gerçekleşecek olan festivalin posteri boş bir çerçeveden ibaret. Facebook paylaşımlarından belki görmüşsündür bu ince detayı. Ben filmlerimi seçtim bile. Hafta boyu birçok yan etkinlik de yapılacak. Festivalde gösterim ve etkinlikler SALT Beyoğlu, Aynalı Geçit Etkinlik Mekânı, Dutch Chapel, Tütün Deposu ve Cezayir Salonu’nda olacak. İstanbul’da kar biter, kış güneşi biraz olsun yüzünü gösterirken, yılbaşı süslemeleri ile ışıldayan Beyoğlu’nda festival keyfi yaşamak iyi olur bence. Detaylara www.hihff.org sitesinden ulaşabilirsin.
Bu hafta da benden bu kadar, haftaya yine gündem zengini mektubumla görüşmek dileğiyle.
ETİKETLER : Sayı:950