Mektup 19 MAYIS 2014 / 08:16

Merhaba,

Yine umursamazlık, yine bir felaket, yine yitip giden canlar, arkada kalan acı dolu yürekler. Maden kazalarında sadece Türkiye’nin değil, Başbakan’ın da verdiği örneklerde görüldüğü gibi son yılların küresel bazda en büyük kaybını verdik. Ölüm Allah’ın takdiri, ama hele de böyle ihmallerin gölgesinde kesinlikle ‘kader’ değil, olmamalı. Ofiste hepimizin yüzü asık, herkesin farklı kanallardan gündemi, en son haberleri izleme çabası var, yüksek sesle paylaşılan son dakika bilgilerinden sonra yüzler düşüyor, sesler titriyor. Trafo, taşeron, siyasilere yakınlık, ölü sayısının az gösterilmesi… Bu ve bunun gibi birçok konuda iddialar birbirini kovalıyor. Ama tek bir gerçek var: Yüzlerce can gitti, yaptıkları zorlu mesleğin bedeli bu olmamalıydı. Çünkü dünyada böyle değil. Cumhuriyet’in 100’üncü yılına, 2023’e geri sayımda pek övünülen 2014 yılının Türkiye’si böyle bir acıyı sadece yitip gidenlere ve yakınlarına değil, tüm dünyaya yaşatmamalıydı.
TV kanalları, bazıları zoraki de olsa, yayınlarına çekidüzen verdi. Üç günlük yas tamam, ama aslında kısa vadede akıllardan çıkmayacak, sorumluların bulunması ve hesap vermesi için takip edilmesi gereken bir kriz var. Birkaç yılda bir insanları böyle kurban vermek Türkiye’nin akıbeti olmamalı. Bu arada, birçok şirket bu felaket sonucunda gündemin allak bullak olması ile toplantılarını erteledi. Yeni haftada da bu eğilim sürer mi bilinmez, ama en azından işin ‘eğlence’ boyutunun biraz olsun akılların geri planına itileceği kanısındayım. Bu arada, eklemeden geçemeyeceğim: Evet orada insanlar acı çeker, kayıplarına ağlarken, biz elbette eğlenmeyelim. Ama keşke bu dram, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinin iptali sonucunu beraberinde getirmeseydi. En azından milli birlik ve beraberliği göstermek adına bu bayramın şanına yakışır biçimde, devlet erkanının katılımı ile kutlanması önemli olurdu. Derdimiz yas tutmak, dizleri dövmek değil, artık lütfen bu göz göre göre gelen felaketlerden ders çıkartmak olsun. Ekran kenarındaki siyah kurdele geçiciyse, ‘kader’ ismi takılan hatalar kalıcı olmasın.
Biraz da kendi gündemimize dönelim. Hatta iyi haberlerle biraz olsun moral bulalım. Yaratıcı Çocuklar Derneği’nin Türkiye’deki çocukları yaratıcılığa ve inovasyona teşvik etmek için başlattığı “Geleceğin Mucitleri” yarışması sonuçlanmış. Samsung sponsorluğunda gerçekleşen yarışmada seçilen 3 projenin sahipleri, birçok ödülün yanı sıra Samsung Avrupa İnovasyon Merkezi’ne seyahat hakkı da kazanmış. Kazanan ilk üç projeye dikkatini çekmek istiyorum: Özel Kocaeli Doğa Ortaokulu 5. Sınıf öğrencisi Eray Aktokluk, “Akıllı Bileklik” buluşuyla görme engellilerin hayatını kolaylaştırmayı hedefliyor. Niğde Akşemsettin Bilim ve Sanat Merkezi 5. Sınıf öğrencisi Şehri Sude Kahraman, “Bass Ton” projesiyle, görme engellilerin nerede olduklarını belirten bir icatla, onlara yardımcı olmayı amaçlıyor. Çankaya Gaziosmanpaşa Necla-İlhan İpekçi Ortaokulu 7. Sınıf öğrencisi Avni Bora Yayla ise “Duyamıyorsan Hisset” adlı projesiyle, işitme engellilerin trafikteki en büyük problemine çözüm sunuyor. Dilerim bu ince düşünülmüş projeler en kısa zamanda somut, kullanıma geçen çözümler halini alır.
Kadir Has Üniversitesi Rezan Has Müzesi Koleksiyonu’nun önemli bir parçasını oluşturan yaklaşık bin 100 parçalık Urartu takıları 22 Mayıs Perşembe günü sanatseverlerle buluşacakmış. Anadolu medeniyetlerine yönelik senin merakını biliyorum. Bank of America Merrill Lynch’in küresel ölçekli Sanatı Koruma Projesi kapsamında destek verdiği sergi, dünyada alanındaki en geniş koleksiyonlardan biriymiş. Benden söylemesi, 22 Mayıs- 31 Temmuz tarihleri arasında Rezan Has Müzesi, Kadir Has Üniversitesi Cibali’de bu sergiyi gezebilirsin.
Zor bir haftaydı, duygusal olarak çok yıpratıcıydı, tekrarı olmaması dileklerimle mektubuma son veriyorum.
ETİKETLER : Sayı:972