Mektup 05 ARALIK 2010 / 18:00

Merhaba,

Orhan Veli Kanık’ın ‘Beni bu havalar mahfetti’ dizesiyle mektubuma başlamak istiyorum. Lodos çatıları uçuran, deniz trafiğini etkileyen hatta durma noktasına getiren gücüyle İstanbul’u adeta kasıp kavuruyor. Bu hava koşulları nasıl devam edecek bilemiyorum ama mevsimlerde belirgin bir değişim yaşanıyor diye düşünüyorum. Sen de çok iyi biliyorsun, geçmiş yıllarda bu zamanlarda soğuk hava ve yağış hakimdi. Öyle değil mi?
Hazır konusu açılmışken rüzgar ile bağlantılı bir eğlenceden ve bu eğlenceyi ülkemizin gündemine oturtan bir kişiden söz etmek istiyorum. “…Ancak yaptığım işten de müthiş keyif alıyorum. Nasıl almayayım ki 30 yılda sokak arasındaki uçurtmayı ülkemin gündemine oturtmak, binlerce değil, yüz binlerce çocuğun mutluluğuna bir şekilde ortak olmak/katkıda bulunmak. Ülkemizdeki uçurtma kültürünün yeniden yaşatılması, daha çok tanınır hale gelmesi ve yaygınlaştırılarak günümüz çocuklarının da bu müthiş güzel ve faydalı oyuncağı fark etmelerini sağlamak. Tüm bu çalışmalar için birlik, kulüp, dernek, uluslararası temsilcilikler ve müze kurmak…” Bu sözler Mehmet Naci Aköz’e ait. Kim diyecek olursan kendisini uçurtmaya adamış birisi. Yaptıklarını burada yazamam çünkü o kadar çok ki. www.ucurtmadunyasi.com adresine girip kendin inceleyebilirsin. Bu konuda neler yapıldığına şaşıracaksın. Çocukluğumuzun eğlencesi olarak gördüğümüz uçurtma ilgili bu kadar çalışmak, bu kadar başarı kazanmak herkesin harcı değil. İstanbul Uçurtmacılar Derneği, Uçurtma Müzesi, Uçurtma Gönüllüleri Kulübü gibi birlikteliklerin oluşturulması, İstanbul’daki ilköğretim okullarında her yıl uygulamalı uçurtma derslerinin verilmesi, 200’e yakın uçurtma yarışmasının, şenliklerinin ve festivallerinin yapılması ve bununla ilgili daha birçok konuyu biliyor muydun? Açıkçası ben bilmiyordum ve araştırarak öğrendim. Senin de ilgini çekiyorsa siteyi inceleyebilirsin. Hatta bu konuda çalışmaya bile başlayabilirsin, çünkü ben öyle yapacağım.
Endüstriyel balıkçılık ve denetimsizlik nedeniyle denizlerdeki yaşamın tehlikede olduğunu bize Greenpeace hatırlatıyor. Küçük balık yoksa büyük balık da yoktur. Böyle devam ederse çok yakında denizlerdeki balık kaynakları tükenecek. Denizlerdeki yaşamın hızla sona erdiğinin bilincine vararak www.kacsantim.org sitesindeki kampanyaya katılmamız gerekiyor. Tabii ki katılmak yetmez, biz bu küçücük balıkları almazsak, ticari değerleri düşer ve avlanmaz. Görev bize düşüyor, haydi görev başına…
Son olarak da Garanti Bankası’nın “Garanti Mayormatik” yarışmasından bahsetmek istiyorum. Bu yarışma katılımcılara iPod Shuffle ve iPod Nano kazanma fırsatı sunuyor. Foursquare üzerinden dahil olunan yarışmada, Twitter ve Facebook hesaplarını Foursquare’e bağlamak ve Garanti Bankası isimli kampanya hesabıyla arkadaş olman gerekiyor. İki etaptan oluşacak yarışmanın katılımcıların, www.garanti.com.tr ve Garanti Facebook sayfasında belirtilen 12 Garanti Paramatik’ten birine, Twitter ve Facebook’tan ilan edecek şekilde, “check-in” olması gerekiyor. Paramatiklere mayor unvanını Garanti Bankası’ndan alan yarışmacılar ilk etapta iPod shuffle, ikinci etapta mayor olanlara ise yepyeni, dokunmatik ekranlı iPod Nano hediye edilecekmiş. Daha ayrıntılı bilgi almak istersen www.garanti.com.tr adresini ziyaret edip bilgilenebilirsin.
Bu haftalık da mektubumu bitirdim. Haftaya görüşmek üzere, hoşçakal.
ETİKETLER : Sayı:798