Mektup 14 ŞUBAT 2011 / 20:33

Merhaba,

Bütün bir hafta “Sevgililer Günü” ile ilgili yaşadığımız bombardıman, her türlü ürünün allanıp pullanıp hediye olarak tercih edilmesi için okuduğumuz e-postaların üstüne ben tüm bunlardan çok anlamlı bulduğum bir seçeneği seninle paylaşarak mektubuma başlamak istiyorum. Tercihi sembolik, küçük ama maneviyatı çok olandan yana olan ve bugün bile düşünenler için Lösev, sitesinden ulaşabilerek satın alabileceğin birbirinden güzel hediyeler sunuyor. Lösemiyi yenen gençlerin el ürünü olan istersen isim yazdırabileceğin sevgi magnetlerinden, el yapımı kalpli bebeklere hatta ev yapımı kalpli kurabiyelere uzanan farklı seçenekler var. Hem alan hem de veren için maneviyatı çok bu hediye alternatiflerinden hala edinebilirsin. Bu vesileyle tüm sevenlerin de sevgiler gününü de kutluyorum. Ayrıca söz sevgiden açılmışken Şehir Tiyatroları’ında oynanan ve çok keyifli bulduğum bir oyunu da seninle paylaşmak istiyorum. Çok sevdiğim oyunculardan olan Sevinç Erbulak ve Engin Alkan’ın başrollerinde olduğu “Tarla Kuşuydu Juliet” Shakespeare’in yüzyıllardır insanları gözyaşına boğan karakterleri Romeo ve Juliet’i yeni bir kurgu ile günlük yaşantı ve çığırından çıkmış bir evlilik içinde ele alıyor. İntiharın eşiğinden döndükten sonra evlenip bir de çocuk sahibi olan “kıdemli aşıklar” oyunda kimsenin öngöremediği bir hayatı sürdürüyor. Bu beklenmedik hayat, yazarı Shakespeare’i bile olaylara müdahale etmek için mezarından çıkarıyor. Pişirilen yemeklerin buharlarının canlı icra edilen notalarla kaynaştığı hayli eğlenceli ve düşündürücü olan oyunda, tariflere uygun yapılmaya kalkıldığında tadı kaçmış, alışveriş listelerinde unutulmuş, akşam yemeği telaşı arasında kaynamış ve sonunda dibi tutmuş “efsane aşk”ın tüm zamanlarda, tüm tanıdıklığıyla “ille de var” lığı hatırlatılıyor.
Sen de bu eğlenceli ve alışılmadık sevgi komedyasını izlemek istersen acele et derim.
Bu arada, aklımdayken yeni okumaya başladığım ve hikâyesinin beni alıp götürdüğü yeni çıkan bir kitabı da sana önermek istiyorum. Yazarı Ahmet Tamtekin’in ilk kitabı olan “Siz bir Somon Balığısınız” kişisel gelişimin ana prensiplerinin öykülerle desteklenerek anlatıldığı ve keyifle okuyabileceğin bir kitap. “Enerjimizi nasıl odaklamalıyız?”, “Yaşamın ezberini bozmak için nasıl hedefler koymalıyız ve duygularımızı nasıl yönetmeliyiz ki sevdiklerimizle daha iyi iletişim kurabilelim?” gibi soruların yanıtlarını okuyucusuna anlatılan öyküler eşliğinde bulduruyor.
Hazır laf kitaptan açılmışken konusuyla dikkat çeken yeni bir kitap daha raflarda yerini aldı. Ondan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Türkiye’de denize düşen ilk ve tek yolcu uçağı olan ve bu sebeple “mezarsız” tek uçak kazası olma özelliği taşıyan olayın konu olduğu “Beklerken” isimli bir kitap. “30 Ocak 1975 tarihinde Türk Hava Yolları’na ait İzmir-İstanbul seferini yapan F-28-1000 Fokker Fellowship tipi Bursa adlı uçak, Yeşilköy Hava Meydanı’na yaklaşırken Marmara Denizi’ne düştü.” Kara kutusu hala çıkartılmayan uçağın düşüş nedenini kesin olarak söylemek ise hiç mümkün olmadı. Kazada 42 kişi hayatını kaybetti. Enkazı o günden bugüne çıkarılmayan uçak halen denizin dibinde gömülü. Gazeteci Eylem Türk, 36 yıl önce, 42 kişinin yaşamını kaybetmesine neden olan bu uçak kazasının anatomisini Faal Yayıncılık’tan çıkan kitabında yazdı. “Beklerken”, geride kalanların izlerini sürerek, 36 yıl önce düşen Bursa Uçağı’ndaki yolcuların yakınlarına ulaşan gazeteci Eylem Türk’ün yaptığı röportajlarla hayat bulmuş. Söylenenlere göre düşen uçakta yolcular arasında pek çok ünlü ismin yakınları da varmış.
Biraz da iyi haberler vermek istiyorum sana. Özyeğin Üniversitesi’nin “Bilgisayar Oyunu Atölyesi’ne” katılan 20 lise öğrencisi kendi bilgisayar oyunlarını tasarlamış. Beş gün gibi kısa bir sürede aldıkları grafik tasarım, programlama ve hikâye kurgulama gibi eğitimlerle kendi oyunlarını tasarlayan bu gençler, üniversiteye giriş sınavında ilk altı tercihleri arasında Özyeğin Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’ni tercih ederlerse “Yüzde 100 Bilgisayar Mühendisliği Dekanlık Bursu” kazanarak Özyeğin Üniversitesi’nde okuma olanağına da sahip olabileceklermiş. Gençlerimizin yeteneklerinin bu benzeri şekillerde örneklerini görmek gerçekten çok sevindirici oluyor değil mi?
Bu haftalık da bu kadar, yeni haftada görüşmek dileğiyle hoşçakal.
ETİKETLER : Sayı:808