Mektup 04 MART 2012 / 18:05

Merhaba,

Bu hafta yurtdışı seyahatler had safhadaydı. Sana gittiğim yerlerden bahsedeceğim.
Geçen hafta bir toplantı için Londra’ya gitmem gerekti. Aklımda yapmak istediğim çok şey, görmek istediğim çok nokta vardı. Ama gel gör ki, sabah erken saatte Londra’ya uçuşun ardından bir baktım yoğun bir toplantı trafiği beni bekliyor. Saat 9 gibi havaalanı oteline gittim, çünkü yine sabah erkendi dönüşüm. Sonuçta fazla bir şey göremeden gezemeden gittim geldim. Evet dünya çok küçüldü telekomünikasyon ve ulaştırmanın sunduğu yenilikler sayesinde. Ama küçülen dünyanın hakkını verebilmek gerçekten zaman harcamayı gerektiriyor, bunu bir kez daha anladım.
İkinci bir basın gezisi de Finlandiya’nın kuzeyinde kendini İskandinavya’nın kalbi olarak nitelendiren küçük bir şehir Oulu’daydı. Yüzölçümü ve nüfusuna bakıldığına küçük olan şehir, Ar-Ge harcamaları ve yetişmiş iş gücüne bakıldığında koca bir dev gibi duruyor. Şehrin yüzde 95’inde ücretsiz en az 1 megabit hızında internet bulunuyor. Finlandiya’daki iletişim hakkı nedeniyle internet sağlayıcıların bedava internet sunma zorunluluğu bulunuyor.
Şehrin yerel gazetesi Kaleva’nın Yayın Yönetmeni Kyösti Karvonen’in verdiği bilgilere göre, şehirde suç oranı yok denecek kadar az. Halkın kapılarını kilitlemeden uyuduğunu aktaran Karvonen oldukça haklı göründü bana da. Zira yılın 8 ayını kışla geçiren şehirde insanlar gittikleri mekânlarda öncelikle paltolarını asıyor. Herkes aynı yere paltolarını hiçbir güvenlik önlemi olmadan kapının yanındaki askılara yerleştiriyor ve çıkarken alıp gidiyor. Bizim ülkemizle karşılaştırılınca oldukça ilginç geliyor.
Kavela’nın yanı sırada, şehirdeki işsizlik oranını azaltmak için kurulan bir fikir geliştirme merkezi olan TAKOMO’da da insanlar çalışmaya başlamadan önce ayakkabılarını da kapıda çıkarıyor. Genelde bot giyen bir topluluk oldukları düşünüldüğünde oldukça iyi bir çözüm gibi görünüyor. İş yerinde terlikle gezen bir yayın yönetmeni ya da önemli bir şirket yöneticisi görmek beni şaşırttı açıkçası.
Finnfacts yöneticilerinden Henriikka Ahtiainen ve Türkçe’yi oldukça iyi konuşan tercümanımız Pasi Kemppainen’in yardımıyla gezme şansı bulduğumuz şehirde gece hayatı pek de İstanbul’daki gibi değil elbette. Nüfusun ülkemize kıyasla yaşlı olduğu Oulu’daki barlarda her yaştan insan görmek mümkün. Genç yaştan itibaren okullarında birçok müzik aleti çalmayı, dans etmeyi ve yabancı dil öğrenen Oulu halkı, gece olduğunda modern dans figürlerini sergilemek için barlara gidiyor.
Kültür ve sanat etkinlikleri için neredeyse tüm eski binaları merkezlere dönüştürülen şehirde, Qstock Rock Festivali, Oulu Müzik Festivali gibi birçok festival gerçekleştiriliyor.
Son basın gezisi olarak da 27 Şubat-1 Mart tarihleri arasında yedinci kez İspanya’nın Barselona şehrinde gerçekleştirilen GSMA Mobile World Congress’ten bahsedeyim. Mobil dünyanın tüm yeniliklerinin katılımcılara sunulduğu dev bir tiyatro sahnesi gibiydi. Bu yıl geçtiğimiz seneye göre katılımcı şirket sayısında bir azalma olsa da 50 bin kişilik katılımcı sayısının 70 bine çıkması ve yapılan iş ortaklıklarının sayısının artması mobil teknolojilerin ne denli hızlı geliştiğinin açık bir göstergesi oldu. Kongre ve teknolojiler konusunda ayrıntılı bilgi almak istersen manşet haberine göz atman gerekecek.
Vatandaşın kabusu icraların, şimdi umut olduğunu biliyor muydun? Ev almak, arabasını yenilemek, işini büyütmek isteyenler bu hayallerine yüzde 60 daha ucuza sahip olmak için şimdi icra ihalelerini takip ediyormuş. Üstelik bu kadar uygun fiyatlara ev, araba, fabrika, dükkân, arsa almak için iş adamı olmak da gerekmiyor. Kadınlarımız da artık büyük oynuyor, birikimleriyle ev ya da araba alıyor, yatırım yapıyorlarmış. www.icralik.com verilerine göre; icra ihalelerine ev kadınlarının katılımı yüzde 20 gibi küçümsenemeyecek bir orandaymış. Takip etmekte fayda var derim.
Bu haftalık bu kadar, haftaya yeniden yazmak üzere hoşçakal diyorum.
ETİKETLER : Sayı:861