Mektup 29 TEMMUZ 2012 / 15:30

Merhaba,

Çöl sıcaklarıyla haşır neşir olurken yazıyorum mektubumu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin Yeni Fikirler Yeni İşler Yarışması ile başlıyorum. ODTÜ, ODTÜ Teknokent işbirliğiyle 2005 yılından bu yana bu yarışmayı düzenliyormuş. Geçtiğimiz yıllarda organize edilen yarışmalar sonucunda 16 yeni şirket kurulmuş. Yedi sene içinde kurulan şirketlerde istihdam edilen kişi sayısı ise 55’e ulaşmış. Yarışma başvuruları Şubat-Nisan ayları arasında alınıyormuş. Nisan-Mayıs aylarında gerçekleşen ön eleme süreci sonrası, bu aşamayı geçen projeler Haziran ayında açıklanıyormuş. Daha sonra bu aşamaya gelen şirketlere iş planı eğitimi veriliyormuş. Eylül ayı içinde yapılan iş planı sunumları sonrasında ikinci aşama eleme yapılıyormuş. Son aşamada ise, Kasım ayında yapılan proje sunumları sonrasında kazanan projeler açıklanıyormuş. Ve yarışmada kazanan projeler ODTÜ Teknokent’te faaliyet göstermeye hak kazanıyormuş. Daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak istersen http://www.yfyi.info/tr/ adresindeki siteyi incelemen gerekiyor.
Bak şimdi sırada bizi ilgilendiren çok ilginç bir araştırma var. İngiltere’de müdür ve yöneticiler arasında yapılan bir anket oldukça ilginç sonuçlar ortaya koymuş. Çok sayıda çalışan, yöneticilerinin fazla çalıştığını düşünür. İngiltere’de Chartered Management Enstitüsü’nün 1,334 orta derecede yönetici ve müdür arasında yaptığı anketin sonuçları bu kanıyı doğrular nitelikte. Ankete katılan yöneticilerin tamamı işlerini kaybetme korkusu nedeniyle gönüllü olarak fazla mesaiye kaldıklarını belirtirken, bu durumun aile yaşantılarını son derece olumsuz etkilediği konusunda da görüş birliği içerisindelermiş. Katılımcıların üçte biri üzerlerinde bunaltıcı derece çok iş yükü olduğunu söylerken, aynı oranda katılımcı, daha iyi bir iş buldukları anda mevcut pozisyonlarından istifa edeceklerini ifade etmişler. Her ne kadar çok çalışmanın sağlık üzerinde de yadsınamaz etkileri olsa bile, katılımcıların yüzde 43’ü ‘yöneticiler hastalıktan ötürü işe gelmemezlik etmez’ gibi yazılı olmayan bir kural olduğunu vurgulayarak asla hastalık izni kullanmadıklarını belirtmiş. Türkiye’de de bu araştırmanın şiddetle yapılmasını istiyorum.
12. Soru Maratonu’nun başladığını duyurayım. Türkiye Zeka Vakfı ve Bilgi Çağı Dergisi işbirliği ile gerçekleştirilen maraton bu yıl ödüllü hale gelmiş. 20 hafta sonunda ilk üçe giren yarışmacılardan birinciye laptop, ikinciye cep telefonu, üçüncüye sayısal fotoğraf makinesi ödül olarak verilecekmiş. Bir çevrimiçi bulmaca ve zekâ oyunları yarışması olan Soru Maratonu’nun özelliği; sorularının zor olması ve internet üzerinden yapılması. Katılımcılara her hafta bir zekâ sorusunun yöneltildiği Soru Maratonu 20 hafta sürüyor. Sorular Türkiye Zeka Vakfı başkanı Emrehan Halıcı tarafından hazırlanıyor. Soru Maratonu’nun kurallarından bazıları şöyle; Sorulara yarışmanın son gününe kadar cevap verilebiliyor, ancak yarışmacılar, soruyu yanıtladıkları güne ve sorunun doğru yanıtlanma oranına göre değişen ek puanlar alıyorlar. Soru Maratonu’na katılım herkese açık ve ücretsiz. Haydi Soru Maratonu 2012’ye katılmak için http://sorumaratonu.tzv.org.tr sitesini hemen ziyaret et.
Su kabağından lamba yapıldığını biliyor muydun? Create Craft - Beceri Üret isimli Grundtvig Çalışma Grupları Projesi, Avrupa Birliği Bakanlığı, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Baskanlığı’nın (Ulusal Ajans www.ua.gov.tr) desteğiyle Ankara’da gercekleşiyormuş. Bulgaristan, Estonya, İngiltere, İtalya, Litvanya, Romanya, Slovenya ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen yetişkinler proje dahilinde katılımcılar 9 gün boyunca su kabağından dekoratif lambalar yapmayı öğreniyorlarmış. Anadolu motiflerini su kabaklarına işleyerek birer sanat eserine dönüştüren katılımcılar, kendi hayal güçlerini de kullanarak birbirinden güzel tasarımlar ortaya çıkarıyorlarmış. Ben de merak ettim açıkçası.Projenin web adresi ise www.yaparimbenbunu.com’u hemen ziyaret edip bu bal kabaklarını inceleyeceğim.
Bu haftalık da bitti, haftaya görüşmek üzere, hoşçakal.
ETİKETLER : Sayı:882