Mektup 26 KASIM 2012 / 16:17

Merhaba,

Bu hafta çeşitli konulardan aldığım duyumlarla mektubuma başlıyorum. Çevre duyarlılığı açısından önemli bir proje kulağıma çalındı. E-atık konusunda yeni bir gönüllü proje başlatılmış.  Yeryüzü Derneği ve Green Pr’ın aktörleri arasında olduğu proje, elektronik atıkların içerdikleri tehlikeli ve zehirli maddelerin toprak ve su kirlenmesindeki etkisine dikkat çekmek için düzenleniyormuş. Proje kapsamındaki kampanyaya katılımcılar ev ve işyerlerinde atıl durumda olan cep telefonu, şarz cihazı, ütü ve tost makinesi gibi elektrikli cihazlar, fotoğraf makinesi, floresan lamba, ekran ve bilgisayarları teslim ederek kampanyaya katılabiliyorlarmış. CeBIT Bilişim Eurasia fuarı süresince e-atık standına getirilecek e-atıkların toplanarak fuar sonunda geri dönüşüme gönderileceği kampanyada tam bin parça e-atık toplanması hedefleniyormuş.
Okan Üniversitesi’nde “Sınavdır Geçer Konferansı” düzenlenmiş. Üniversite adaylarının geleceklerini yönlendirmelerine ve kendilerine en uygun kariyer planını yapmalarına yardımcı olmak amacıyla Servet Gülsün Şirin tarafından böyle bir konferans gerçekleştirilmiş. Eğitimci Şirin, Sakarya’daki 10 farklı liseden gelen yaklaşık 500 öğrenciye üniversite, sınav, gelecek, meslek ve yaşam tercihleri konularında yol gösterip tüm merak edilen sorulara yanıt vermiş. Üstelik bu konferanslar Sakarya’nın ardından 14 ilde daha düzenlenecekmiş. Dilerim tüm üniversitelerde öğrencileri bilgilendiren bu tür konferanslar düzenlenir.
Resimlerinde yaşanan hayatlardaki katmanları sembolize ederek, sanatseverleri içsel bir yolculuğa sürükleyen Seray Vural, Mimar Sinan Üniversitesi Bomonti Yerleşkesi Bedri Rahmi Eyüpoğlu sergi salonunda düzenlenecek Mitos- Logos sergisine ‘Sarı Hüzün’ adlı eseriyle katılıyormuş. Bu eser Vural’ın, zamanın yaşamda bıraktığı tortuları, izleri ve hisleri vurguluyormuş. Bu arada sergide; insanlığın, toplumsal ve kültürel dünyasını, geçmişten günümüze taşıyan, tüm efsaneler, söylenceler ve semboller toplamı Mitos ile yaşamı anlamlandırma deneyimlerini dile getiren Logos kavramlarını anlatan sanat eserleri yer alıyormuş. Bu sergiyi ve Sarı Hüzün eserini görmek için plan yapmalıyız değil mi?
İzmir’de yapılmak üzere olan tarihi bir yanlışı engelleyebilmek için mektubumda bu projeye yer vermek istiyorum. İzmir’in flamingolarını tehdit eden bu çalışmanın adı “İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon” projesi. Bu çalışmayı basından “İzmir Körfezi’ni temizleyecek proje” olarak da duymuş olabilirsin. Proje, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Devlet Demiryollları tarafından planlanmış. İsmi kulağa hoş görünen bu projenin bir de karanlık yüzü varmış. Proje gerçekleşirse, İzmir Körfezi’nin dibinde kilometrelerce kazılacak kanaldan 22 milyon metreküp çamur çıkarılacakmış. Çıkarılan bu çamur, Gediz Deltası’nın güneyine, yani uluslararası ölçekte korunan bir alana dökülecekmiş.
Körfezi geri kazanalım derken İzmir’in doğa mirası Gediz Deltası’nın yok edilmesine karşıyız değil mi? Yetkililer umarım buna bir çare bulurlar.
Son olarak kara trenle ilgili bir konser ve garlarımızın hüzün dolu geleceğinden bahsetmek istiyorum. Türkiye’nin trenle tanışmasının üzerinden 150 yılı aşkın zaman geçmiştir. 20. Yüzyıl biterken biraz geç de olsa metro ile, hızlı trenle tanıştık. Kara tren nostalji olmuştu, şimdi ay yıldızlı vagon pencereleri ile motorlu trenler de anılarımız arasına girmeye hazırlanıyorlar. 29 Ekim 2013’te Marmaray projesinin hayata geçişinin ardından Haydarpaşa ve Sirkeci Gar binaları içinden tren geçmeyen nostaljik yapılar olarak bizlere veda edecekmiş.
Tuluyhan Uğurlu tarihi garların kapanmasından hemen önce Sirkeci Garı tarihi bekleme salonunda müzik ve görüntülerle trenin 150 yılı aşkın hikayesini anlatacakmış.  15-16 Aralık’ta içinde sayısız anılar barındıran Sirkeci Garı’nda buluşalım ve bir tren nostaljisi yaşayalım tamam mı?
Bu haftalık da bu kadar, haftaya yeniden görüşmek üzere, hoşçakal.
ETİKETLER : Sayı:897