Mektup 10 HAZİRAN 2013 / 08:22

Merhaba,

Mektubuma “…Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim... Nazım Hikmet” diyerek başlamak geldi içimden. Nedenini biliyorsun tabii ki. İçimdekileri burada yazmak isterdim ama yeri değil diyerek devam ediyorum.
Sektörümüzün güzide şirketlerinden Netaş’ın sosyal tesislerinde çalışmalarını sürdüren Netaş Tiyatro Topluluğu 2005 yılında genç mühendisleri tarafından kurulmuş. Bu grup tiyatroya duydukları kişisel ilgilerinin ve aynı şirket altında ekip olarak farklı başarılara da imza atılabileceği fikrinin biraraya getirmiş olduğu, kapısı, gönüllü tüm çalışanlarına açık bir grup. 2005-2006 sezonunda ünlü yazar Melih Cevdet Anday’ın “Ölüler Konuşmak İster” adlı 6 kisilik absürd oyunu ile izleyici karşısına çıkan grup, 2007-2008 sezonunda J.B.P Moliére’in 7 kişilik “Tartüffe” adlı oyunu ile izleyicisi ile buluşmuş. 2008-2009 sezonunda Nikolai V. Gogol’ün “Bir Evlenme” adlı oyunuyla seyirci karşısına çıkmış. 2009-2010 sezonunda da 15 kişilik kadrosu ile Haldun Taner’in “Günün Adamı” adlı oyununu sahneye taşımış. 2010-2011 sezonunda da izleyicisine yine keyifli anlar yaşatan, Aristophanes’in “Kadınlar Savaşı” adlı oyununu uyarlama olarak sunan Netaş Tiyatro Topluluğu, 2012 yılında da Shakespeare’in “Bahar Noktası” adlı oyununu 5 farklı sahnede 10’un üzerinde sergilemiş. 2012-2013 yılında da sergileyecekleri oyun Bertolt Brecht’in başyapıtlarından biri olan Sezuan’ın İyi İnsanı. Oyuna gitmeyi istiyorsan hemen tiyatro@netas.com.tr adresine bir e-posta gönder ve biletini al.
Bu yıl ilki düzenlenen Victor Ananias Dönüşüm Ödülleri, Victor’un doğum günü olan 21 Mayıs’ta yapılan törenle sahiplerini bulmuş. Victor Ananias Dönüşüm Ödülleri jürisi, Dönüşüm Ödülü’nü Mustafa Alper Ülgen’e, Teşvik Ödülü’nü de Sezgi Evren’e vermeyi kararlaştırmış. Hüseyin Serdar Tanal ise Jüri Özel Ödülü’ne değer bulunmuş. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Victor Ananias Dönüşüm Ödülü’nün Mustafa Alper Ülgen’e verilme nedeni sonradan yerleştiği Bayramiç Yeniköy’ün tarımsal ve ekolojik gelişimine yaptığı katkılar, orada bir döngü yaratması ve bu yolla da Kaz Dağları’nı tehdit eden kalkınma çalışmalarının yarattığı tahribata bir direniş oluşturmasıymış. Sezgi Evren’e de Türkiye’nin Güneydoğu gibi dezavantajlı bir bölgesinde kadınlar ve çocuklarla ilham verici çalışmalar yapması nedeniyle verilmiş.
Bir sergi duyurusu vermeden mektubumu bitirmek istemem tabii ki. Fotoğraf sanatçısı Burcu Aksoy’un ilk kişisel sergisinin adı “00.00” imiş. 13 Temmuz’a kadar sürecek olan sergi Sanatorium’da ziyaret edilebilir. Sanatçının fotoğrafları son olarak Bahreyn’deki “Bahrain National Museum”un “İstanbul Modern - Bahreyn” koleksiyon sergisinde yer almış. Plan yapıp bu sergiyi izleyelim birlikte, ne dersin?
Geçen hafta Documentarist 6. İstanbul Belgesel Günleri vardı. 110’u aşkın filmin başvuru yapıldığı festival programının Türkiye panorama bölümüne beşi yurtdışından olmak üzere 25 film seçilmiş. Bunların içinde genç yönetmenlerin elinden çıkma 17 film, aynı zamanda Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü’ne aday olmuş. Söz konusu yapımlardan beş tanesi, Türkiye dışında yaşayan yönetmenlere aitmiş. Festivale İsviçre’den katılan Ufuk Emiroğlu’nun ilk filmi “Babam, Devrim ve Ben”in (Mon Pêre, la Rêvolution et moi) dünya prömiyeri ise Documentarist’te gerçekleşmiş. Daha ayrıntılı bilgi almak istersen www.documentarist.org adresine bakman gerekecek.
Bu hafta mektubumu 5 Ekim’de NBA Global 2013 kapsamında gerçekleşecek geçen senenin finalisti Oklahoma City Thunder ile Fenerbahçe Ülker maçını söyleyerek bitirmek istiyorum. Daha çok var ama şimdiden biletlerini almakta fayda var, kalmayabilir.
Haftaya yeniden görüşmek üzere, hoşçakal.
ETİKETLER : Sayı:925