Dosya Mobil Finans ve Mobil Ödeme 10 KASIM 2014 / 09:31

Tüm paydaşların buluşma noktası

Mobil cihaz üreticilerinden operatörlere, finans kuruluşlarından yeni geliştiricilere ve perakende sektörüne dev bir ekosistem mobil finans ve mobil ödeme dünyası için işbirliği yapıyor. Tarafların bu işbirliğinde ilk adımları biraz çekingen olsa, hatta biraz amacından uzak kalsa da, temelde tüketici bu işbirliğini görmek istiyor.

Günümüzde neredeyse tüm bankacılık işlemlerini şubelere gitmeden mobil uygulamalar üzerinden gerçekleştirme imkanı var. Özellikle iOS, Android ve Windows platformları için özel olarak geliştirilen uygulamalar ile kullanıcıların alışkın olduğu mobil deneyimi herhangi bir farklılaşma yaratmadan bankacılık işlemleri özelinde kullanmak mümkün.

Yazılım test ve kalite alanında faaliyet gösteren küresel bir firma olarak her türlü mobil ödeme ve mobil finans uygulamasını canlıya çıkmadan önce test ettiklerini vurgulayan Keytorc Yönetici Ortağı Barış Sarıalioğlu, “Özellikle fonksiyonalite, kullanılabilirlik ve performans açısından değerlendiriyoruz. Hizmet verdiğimiz finans kuruluşları, bu testler sonucunda hazırladığımız raporları detaylı biçimde inceleyip gerekli değişiklikleri ve düzeltmeleri yaptıktan sonra müşterilerine daha kaliteli ürünler sunuyorlar” bilgisini paylaştı.

İşlem hacminde istikrarlı büyüme

Tüm dünyayla birlikte Türkiye’nin de yaşadığı sayısal dönüşüm sürecinin en önemli aşamalarından biri hiç şüphesiz günlük hayatımızın içinde sıklıkla yer alan ödeme sistemlerinin sayısallaşması. Mobil ödeme olanaklarının yaygınlaştığı nakitsiz bir topluma geçiş ile birlikte, sayısal dönüşümde kritik bir safha da geride kalacak. Ekosistemin tüm taraflarının hemfikir olduğu konu nakit paradan, kredi kartından, banka kartından, cüzdandan bağımsız bir hayat, hem bireyler hem de kurumların iş ve özel yaşam kalitesini çok ileriye taşıyacak.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk, bu konuda potansiyeli ortaya koyan bazı verileri paylaştı. Örneğin Gartner verilerine göre, mobil ödeme işlem hacmi 2011 yılında 105,9 milyar dolarken 2012′de 163,1'e, 2013′te de 235,4'e yükseldi. 2017 yılında ise küresel olarak mobil ödeme işlem hacminin 721 milyar doları bulacağı öngörülüyor.

Temassız ödeme fırsatı

IDC’ye göre ise küresel mobil ödeme işlem hacmi 2017 yılında 1 trilyon dolar düzeyinde olacak. Mobil ödeme dünyasındaki bu hızlı yükseliş, mobil iletişim çözümleri sunan operatörleri de güvenliğin ve özgürlüğün aynı anda çok kritik olduğu alışveriş ve finansal ihtiyaçlar için çözümler üretmek durumunda bırakıyor. “Aynı şekilde, akıllı telefon kullanımının yaygınlaşması ve bu telefonlarla günlük hayatımızı kolaylaştıran birçok servise erişebilmemiz sonucu mobil ödeme alanında gittikçe artan bir talep ve ilgi ile karşılaşıyoruz” diyen Ender Buruk, bu konudaki çözümleri olan Cep Nakit Kart’ı, Vodafone Cep Cüzdan’ı örnek gösterdi. “Temassız Bluetooth teknolojisi iBeacon içeren Vodafone Cep Cüzdan’a, son olarak NFC de ekledik. Visa Europe işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz bu projeyle, tüketicilerimize, banka bağımsız olarak temassız ödeme deneyimi sunuyoruz” detayını paylaşan Buruk, şöyle devam etti:

Mobil strateji geliştirmeden olmaz

“Mobil ödeme pazarının büyük potansiyel vaat ettiğine inanıyoruz. Yakın zamanda sadece mobilden ödeme kabul eden şirketler olduğunu göreceğiz. Bunun doğal sonucu olarak, tüketiciler de mobil cihazlarıyla tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri, güvenli alışveriş ortamı talep edecekler. Bu güvenilir ortamın sağlanmasında mobil iletişim teknolojileri önemli rol oynayacak. Operatörler, mobil teknoloji üreten ve taşıyıcı firmalar, finansal kurumlar, ticaretle uğraşanlar, mobil cihazlara bütünleşik yan ürün üreticileri, ödeme servisleri ve uygulama sağlayıcılar, mobil ödemeyi yetkinleştirmek için çalışıyor. Akıllı telefon kullanımı ve tüketicilerin alışveriş için mobil olanakları tercih etmesinin hızlı arttığını göz önünde bulundurursak, mobil strateji geliştirmeyen perakendeciler için risk daha yüksek olacak. Mobil çağa zamanında dahil olan perakendeciler, rekabette önemli bir avantaj elde edecek. Türkiye’de de bu yönde farklı sektörler kendi disiplinleri içinde çalışmalar yürütüyor.”

Beklentiler sürekli artıyor

Ödeme teknolojileri, mobilitenin hız kazanmasına paralel olarak, nakitten kartlı sistemlere geçişte yaşadığımız ivmeden daha hızlı biçimde sayısallaşıyor. Bir yandan akıllı telefonlar hayatımızın her alanında her geçen gün daha fazla yer edinirken, diğer yandan bu yeni nesil bilgisayarlar biyometrik kimlik, mobil imza gibi kimlik tanıma yöntemleri, konum bazlı servisler, temassız iletişim gibi teknolojilerle beslenerek yaygınlaşmaya başlıyor. Öyle ki tüm bunlar ‘talep edilen birer ihtiyaç’ haline geliyor.

Sonuçta akıllı telefonların yaygınlaşması, tüketicilerin beklentilerinin hızla değişmesini de beraberinde getirdi. Akıllı telefon sahipleri, ödemeler dahil tüm işlemlerini sahip oldukları bu cihazlar üzerinden yapabilmek istiyor. Teknolojinin tetiklediği bu değişim artık her alanda kendini hissettiriyor. “Günümüzde ödeme sistemlerinin de bu değişime ayak uydurmaya çalıştığını, hem teknoloji hem de finans sektöründe faaliyet gösteren kurumların müşterilerinin değişen taleplerini karşılamak için yoğun çaba harcadığını görüyoruz” bilgisini veren Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Semih İncedayı, bu konuda kapsamlı yatırımlar yaptıklarını söyledi. İncedayı ekledi: Önümüzdeki dönemde bu alandaki çözümlerin hızla yaygınlaşacağını düşünüyoruz.”

Ortak deneyimler işbirliği ile buluşmalı

Cihaz üreticileri; mobil ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasındaki en önemli unsurlardan biri. “Türk insanının ihtiyaçlarına uygun akıllı cihazlar geliştirebilmek için başladığımız T serisi ile bu alanda deneyim kazandık” örneğini paylaşan Semih İncedayı, şöyle devam etti:

“Bu başarımız Türkiye’de akıllı telefon penetrasyonun yükselmesini sağlayan önemli faktörlerden. Fakat finans sektörünün deneyimlerinden faydalanmayan bir çözümün de tek başına yeterli olmadığını düşünüyoruz. Mobil ödemeler alanına uzun yıllardır yatırım yapıyoruz. Ancak bunu yaparken finans sektöründe deneyim kazanan şirketlerle işbirliğinin de önemli olduğunu düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde mobil finans alanında hayata geçirilecek çözümlerin hem teknoloji hem finans alanında uzman şirketlerin ortak deneyimi ile geliştirildikleri takdirde başarılı olabileceğine inanıyoruz.”

Türkiye pazarı dünyaya örnek oluyor

Bu tabloda Türkiye, dünyada mobil ödemeler alanında altyapısını kurmuş ve gerekli düzenlemelerin birçoğunu yapmayı başarmış az sayıda ülkeden biri. Bu alanda geliştirilen çözümlerinin özellikle son birkaç yıldır çok daha yaygın şekilde kullanıldığı da görülüyor. Akıllı telefon penetrasyonu hızla artarken, önümüzdeki yıllarda mobil finans çözümlerine olan ilginin de artacağını tahmin etmek zor değil. “Bu noktada hem teknoloji hem de finans sektöründe müşterilerin ihtiyaçlarını doğru okuyabilen, yaratıcı çözümler geliştirebilen kurumların avantajlı olacaklarını düşünüyoruz” diyen İncedayı, şu tahminleri paylaştı:

“Mobil teknolojilerin her alanda olduğu gibi finansal süreçlerde de kullanımı artış trendinde. 2015 yılında sayısal kullanımın yanı sıra, yüz yüze alışverişlerde de mobil ödeme kullanım alanlarının genişleyeceğini, akıllı telefonlar ile yapılan temassız ödemelerin yaygınlaşacağını ve sayısal ödeme sistemleri pazarının hızla büyüyeceğini düşünüyoruz.”

Peki ya bundan sonra?

Finans sektörünün temel önceliği kendi yapısını geliştirirken, mobil uygulamaların da gücüne yetişmek. Çünkü müşterinin veriye en kolay biçimde ulaşabilmesi esas. Uygulamalar ve mobil siteler arasında bütünleşmenin artması ile farklı kanallar ve platformlar arasındaki farklar da giderek kaybolacak. İşte geleceğin finans dünyası:

- Müşteriye özel mobil deneyim öne çıkacak. Mobil platformların gücünün artması ile şirketler de mobil deneyimi kişiselleştirmeye önem verecek. Bunun için de müşterilerine kişiselleştirilebilir çözümler sunacak, herkes kendisi için önemli olan bilgiye ve araca erişebilecek.

- Geleceğin mobil finans odaklı gelişiminde aslan payı finans sektörü dışındaki sektörlerden şirketlerin fikirlerinde olacak. Sonuçta rekabet sadece finans sektöründe değil. Konu mobil uygulamalar olduğu zaman en iyi kullanıcı deneyimini sunan kazanır.

- Platformlar arası geliştirmeler konusunda adımlar atılıyor olmasına rağmen, olgunlaşma için önümüzde zaman olduğu görülüyor. Yani müşteri etkileşiminde farklı ekran yapıları ile uyumlu tasarım ve HTML5 henüz uygulamaları yerinden etmeye hazır değil.

- Giyilebilir teknoloji, etkileşimi zenginleştiren mobil deneyim sunma potansiyeline sahip. Finans sektörünün de bu gelişimden etkilenmemesi imkansız.

Bankalar kendilerini yeniden tanımlayacak

McKinsey'in 'dijital bankacılık' başlıklı araştırmasına göre, bankalar değer konumlandırmalarını yeniden ele almak zorunda. Yani sayısal bankacılık eksenindeki bu karar sürecinde bankalar üç stratejik konumdan birinde olacak:

Hızlı takipçiler: Bu konumdaki bankalar diğer bankaların süreçlerini yakından izlemeli ve müşteri ihtiyaçlarına yanıt verme yetkinliğine sahip hizmet modelleri geliştirmeli. Bu bankalar 'rekabetçi inovasyon merkezi' gibi yapılara yatırım yapabilir ve böylece bankacılık sektöründe yenilikleri hızlı takip eder.

Katalizör bankalar: Bazı bankalar büyüme konusunda katalizör görevi üstlenmeyi tercih edebilir. Yani diğerlerini yaratıcılık konusunda biraraya getirirken, kendisi müşteri güvenliği, hesap yönetimi, sistem sürekliliği gibi konulara odaklanabilir. Bunu yapmanın bir yolu bankanın BT platformunu önceden seçilen geliştiricilere açması veya kendi platformunda servis sunmak üzere belli yetkinlikteki geliştiricilere imkan tanıması olabilir.

Lider bankalar: Bu görevi üstlenen bankalar inovasyon alanında sadece sektörlerindeki diğer bankalarla değil, Google veya Facebook gibi sayısal dünyanın önde gelen platformları ve banka dışı hizmetlerle de yoğun rekabet halinde olur. Bu tarz bankalar kapsamlı sayısal çözümler sunma hedefiyle yol alır, yeniliklerin pazar uyumu ve kullanıcıların benimseme hızı gibi riskleri üstlenirken, aynı zamanda yaratıcılıkları ile sektörde liderliği de alır.
ETİKETLER : 995