Dosya Network ve Sistem Yönetimi 22 ARALIK 2014 / 13:09

SDN artık zorunlu hale geliyor

Şamil Doğan – ZyXEL Türkiye Ürün ve İş Geliştirme Müdürü

Kimi zaman teknolojilerin yaygınlaşması için oldukça uzun zaman alması gerekirken, şirketlerin BT operasyonlarındaki yükü ciddi oranda hızlandıran ve çevikleştiren uygulamalar çok çabuk kabul görüyor. SDN yani Yazılım Tabanlı Ağlar da bunlardan biri. Aynen sanallaştırma uygulamalarında olduğu gibi SDN sayesinde ağ trafiğini yönlendirmek, kaynakları dağıtmak ve çevik bir ağ altyapısı oluşturmak çok daha kolaylaşıyor. Günümüzde hızlı değişen altyapılar ve esnek operasyonlar için de SDN uygulamaları artık zorunlu hale geliyor. Aynen yurt dışında olduğu gibi Türkiye’de de SDN kavramı hızlı bir şekilde gelişmeye ve kurumlarda kabul görmeye başladı.

SDN’nin en önemli avantajı ağ yöneticilerine trafiği çok daha akıllı ve çevik bir şekilde yeniden yönlendirebilme ve ağ kaynakları optimize bir şekilde kullanabilme imkanı sunması. Bu özellikle birkaç uygulama da çok işe yarıyor. Örneğin bulut bilişim ağ mimarilerindeki ağ trafiğinin kontrol edilebilmesi veya günümüzde en büyük konu başlıklarından biri olan Nesnelerin İnterneti kavramında ihtiyaç duyulan dalgalı trafiğin yönetilebilmesi için çevik ve kolay yönetilebilir ağ araçlarına ihtiyaç duyuyorsunuz. Uygulamaların ve ortamların bu kadar değişken olduğu, sanallaştırma ile kaynakların farklı ortamlara yayıldığı ve dinamik bir şekilde değiştirildiği altyapılarında ağı çok daha çevik bir şekilde yönetebilmek için yazılım tabanlı ağlar bir gereklilik halini alıyor. SDN altyapısına geçmek ve SDN’nin sunduğu tüm avantajlardan sonuna kadar yararlanabilmek için doğru network standartları ile oluşturulmuş bir altyapı kurulması gerekiyor. Bunun için da öncelikle doğru çözümlerin ve ürünlerin seçilmesi şart.

Büyük avantajlar sağlıyor

Günümüzde sanallaştırma, bulut bilişim, mobilite ve büyük veri gibi kavramların ağ ve BT altyapı yönetim sistemlerinde bizlere çok büyük avantajlar sağladığını görüyoruz. Örneğin sanallaştırma ile başlayacak olursak; sanallaştırma iş taleplerimize daha hızlı yanıt verirken, yatırım harcamalarımızı ve işletme giderlerimizi azaltıyor ve BT işlemlerini basitleştirerek daha çevik olabilmemize imkân veriyor. Bulut bilişim sayesinde özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, çok derin BT bilgisine ihtiyaç duymadan ve çok daha ulaşılabilir maliyetler ile büyük kurumların kullandığı BT araçlarına online ortamda ulaşabiliyorlar. Mobilite özellikle saha operasyonu büyük kurumlar için çok daha kritik hale gelmiştir. Mobil çözümler ve bulut bilişim sayesinde kurumsal BT araçlarına her yerden ve her zaman erişebilirsiniz. Bu sayede iş birimleri ciddi anlamda operasyonel verimlilik kazanırken, işler çok daha hızlı ilerler ve zamandan tasarruf sağlanmış olur. Büyük verinin (BigData) avantajları arasında işletmelerin karlılığını arttırmak, ağ ve yönetim sistemlerini daha verimli hale getirerek operasyonel süreçleri en iyi şekilde yönetmek yer alır. Sanallaştırma, bulut bilişim, mobilite ve büyük veri kavramlarının ağ ve yönetim sistemlerine etkisindeki ortak noktaların işletme giderlerinin azaltılması ve iş taleplerimize hızlı ve kolay bir şekilde cevap verme olduğunu görüyoruz. Tüm bunların kurumlara sağladığı faydaya baktığımızda görüyoruz ki BT birimleri artık bu teknolojileri kurumlarında sorunsuz bir şekilde uygulamak zorundalar. Tüm bu teknolojilerin birbirleri ile uyum içerisinde çalışabilmeleri ve en üst seviyede verimlilik, tam güvenlik sağlayabilmeleri için de doğru ağ altyapısının kurulması gerekiyor.

Ağ yapısı açıldıkça güvenlik riski artıyor

Kurumlar daha önceden kapalı tuttukları ağlarını mobilite, büyük veri ve bulut bilişim teknolojileri sebebiyle çok daha fazla sisteme, cihaza ve kullanıcıya açmak zorunda kalıyorlar. BYOD sebebiyle çalışanlar kendi cihazları ile kurumsal ağlara bağlanırken, aynı zamanda misafirlere yönelik açık kapılar bırakılıyor ve kablosuz ağlar üzerindeki talep hızla artıyor. İnternet servisleri, bulut uygulamalar, e-ticaret, sosyal ağlar, büyük veri gibi online dünyaya bağlı sistemleri de hesaba katacak olursak, eskiden tamamen kapalı bir kutu olan kurumsal ağların artık çok daha fazla açık kapıya sahip olduklarını görebiliriz. Tüm bu sistemleri gerçek zamanlı olarak kontrol edecek, gerektiği takdirde trafiği kapatabilecek ve kaynakları doğru yönlendirecek olan sistemlere ihtiyaç giderek artıyor.  Akıllı ve etkili bir ağ ve yönetim sistemi olmadığında, ağınızın güvenliği tam olarak sağlanamıyor demektir ve ciddi sonuçlar doğurabilecek tehditlere maruz kalma riskiniz vardır. Bu riski arttıran en önemli faktörler arasında kuşkusuz BYOD (BringYourOwn Device) geliyor. BYOD’un çalışanların esnek çalışma modellerini uygulayabilmesi, iş akışını hızlandırması, motivasyonu artırması gibi birçok avantajı bulunuyor. Kişiler kurumsal ağlara ve iş uygulamalarına istedikleri her yerden bağlanabilmek ve işlerini istedikleri zaman yapabilmek istiyorlar. Bu durumda ağ ve sistem yönetimini doğru ve verimli bir altyapıyla yönetmek, ağ güvenliğimizi doğru ve etkin bir şekilde sağlamak çok önemli hale geliyor. Hayatımızı kolaylaştıran birçok teknolojinin doğru ve güvenli bir şekilde çalışabilmesi için ağ yöneticilerine çok daha fazla iş düşüyor. BT yöneticileri çalışanlara tüm bu avantajları sunarken, oluşan ek bağlantılar, değişken trafik yükleri ile de baş etmek zorunda kalıyorlar. Doğru ağ altyapısı oluşturduğunuzda, ağ yönetim ve güvenlik sistemlerini doğru kurguladığınızda bahsetmiş olduğumuz endişeler en aza indirgenmiş oluyor. Gerekli kurguyu ve yapıyı oluşturmadığımız takdirde “Kendi Cihazını Getir - BringYourOwn Device” trendi ”Kendi Tehlikeni Getir - BringYourOwnDanger”durumuna gelecektir.

 
ETİKETLER : 1001