Dosya Network ve Sistem Yönetimi 22 ARALIK 2014 / 13:10

Türkiye’de Yazılım Tanımlı Ağlara eğilim artıyor

Citrix Doğu Avrupa, Rusya, CIS ve Türkiye Bölge Başkan Yardımcısı Günther Brand

BT dünyası günümüzün yoğun veri ve yüksek hızla şekillenen yapısına uyum sağlamak için altyapılarını ve sistemlerini sürekli geliştiriyor. Verinin artışıyla birlikte BT altyapılarının ve veri merkezlerinin önemi daha da artarken, yeni bir ağ cihazı eklemek veya kullanıcı ihtiyaçlarına göre mevcut ağlar üzerinde çalışmak, değişimleri hızlıca gerçekleştirmek günden güne daha zor hale geliyor. Diğer yandan ağ ve sistem yöneticileri, yeni trendlerle gelişen ve dönüşen BT dünyasında; sunucu sanallaştırması, masaüstü sanallaştırması ve uygulama sanallaştırması gibi konularla başa çıkabilmek için çok daha fazla çaba sarf etmek zorunda kalıyorlar.

SDN sayesinde ağlara yeni teknolojilerin uygulanma süresi azalırken, mevcut sistemler üzerinde yapılması gereken değişiklikler de çok daha hızlı şekilde gerçekleşiyor. Bu ağ ve sistem yöneticilerinin işlerini büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Oldukça zor ve karmaşık olan süreçler çok daha kolay ve pratik bir hale geliyor. SDN çözümü BT’nin ihtiyaç duyduğu ağ altyapısını yönetebildiği gibi bu değişim yönetimini hataya sebep vermeden gerçekleştiriyor. Diğer yandan geleneksel ve donanım bazlı ağlar,  hem yüksek maliyeti hem de hantal yapılarıyla bulut bilişim odaklı mimari ve yapılara da çok uygun değiller. SDN, modern ağ altyapısının ihtiyacı olan tüm güvenlik ve ağ özelliklerini barındırarak KOBİ’lerden başlayıp çok büyük veri merkezlerine kadar her düzeyde ihtiyacı karşılayabilen çözümler olarak önemini artırıyor.

Türkiye dünyayla kıyaslandığında SDN çözümleri konusunda daha yavaş bir ilerleme gösterdi ise de; yine bu noktada önemli yolların da kat edildiğini Türkiye’de, sanallaştırma kavramına adaptasyon ve kullanım artar ve bulut bilişim ortamlarına geçiş hızlanırken, SDN’ye olan eğilim de artıyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de SDN konusunun daha da önem kazanacağını düşünüyoruz.

Yeni trendler için altyapı sağlıyor

Son dönemlerde, ağ teknolojileri dünyasında en sıcak iki konu olarak yazılım tabanlı ağlar ve ağ sanallaştırması öne çıktı. Ağ organizasyonları ve yöneticileri bu yapıların daha çevik ve efektif olması konusunda ağır baskı altındalar ve bu ihtiyaçların geleneksel ağ yapıları –ve yaklaşımlarla– karşılanamayacağı da çok açıkça görülüyor.

SDN bilişim dünyasında bulut bilişim, sanallaştırma, mobilite ve büyük veri gibi yeni ve gelişen trendler için tamamlayıcı bir teknoloji oldu demek mümkün. SDN bu trendlerin gelişimini hızlandırırken onların gelişimiyle birlikte büyüyor.

İşletmelerin günümüzde gerçekleştirdiği uygulamalar mevcut ağlar üzerinde büyük baskı oluşturuyor. İşletmenin içinde ve dışında tüm kullanıcılar için, her veriyi ve uygulama tabanlı fonksiyonu bağlamak ve çalıştırmak zorunda kalıyor. SDN, ağ yönetiminin merkezi bir yerden yapılabilmesini sağladığı için yönetimi kolaylaştırma, ağ cihazlarının davranışını hızlı biçimde değiştirebilme gibi birçok fayda sağlıyor. Merkezi yönetim kolaylığı ve iş akışını hızlandıran bu ağların, mobilite, BYOD ve bulut bilişim kavramlarına da olumlu etkileri bulunuyor. SDN, özellikle bulut bilişiminin gelişiminde önemli rol oynuyor.  Ayrıca BYOD’de mobil uygulamaları destekleyecek ağ hızlılığı gereksinimin karşılanmasına olanak sağlıyor.

Güvenlik dikkat edilmesi gereken konuların başında geliyor

Her yeni ve gelişen teknoloji segmentinde olduğu gibi, yazılım tanımlı ağlarda da; güvenlik konusu dikkat edilmesi gereken konuların başında geliyor. SDN, kurumlara ağ güvenliği ve şeffaflık sağlayan bir çözümdür. SDN sayesinde kurumlar güvenlik açısından da perspektifinde daha yönetilebilir, tehditleri öngörülebilir bir ağ yapısına sahip oluyorlar. Yöneticiye erişimlerin sıkı kontrollerden geçirilmesi ve kullanıcıların ihtiyaçlarına göre kurallar ile korunması gerekiyor. Bunun dışında, yönetici güvenlik duvarı gibi mantıksal önlemlerin yanında fiziksel olarak da güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyor.

Bağlı cihaz sayısı ve veri miktarı her geçen gün artıyor

Oğuz Yılmaz – Labris Networks CTO

Sanallaştırmanın zemin hazırladığı bulut bilişim ve bulut bilişimin zemin hazırladığı yüksek bant genişliğinin mobilite ile entegrasyonu, mobil ve internete bağlı cihaz sayısında üstel artışla sonuçlanıyor.

Diğer yandan mobil erişim teknolojilerindeki yüksek çarpanlı hızlanma, örneğin 4G şebekesinde 150 Mbps, 5G şebekesinde 6.4 Gbps tekil cihaz bağlantı hızları ise ileride nasıl bir iletişim dünyası olacağı hakkında fikir veriyor. Altyapının hızlanması içeriğin bunu kullanmasını sağlayacak. İnternet içeriği çok daha çeşitli, yüksek kalitede ve büyük veri miktarlarına sahip olacak.

Bulut bilişim, büyük veri ve mobil erişim aslında çok önemli bir kavrama daha altyapı hazırlıyor. Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) ismiyle anılan bugünün bağlı olmayan cihazlarının internete bağlandığı bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Takip ettiğimizde gördüğümüz şu an 5 milyar olan bağlı cihaz sayısının 2015'de 15 milyara çıkacağı. 2020'de bu sayının 50 milyara çıkacağı ile ilgili de tahmin yürütebiliyoruz. Bu sebepten dolayı tüm planlarımızı bu üstel büyümenin ortaya çıkaracağı tehditleri öngörerek yapıyoruz.

Görüldüğü gibi internette akan toplam veri miktarı bugünkünü defalarca katlayacak. Ağ, yönlendirme ve yönetim sistemleri de bu değişime ayak uydurmak zorunda kalacak. Ağ sistemleri, güvenliği artık çok daha fazla ağ cihazını çok daha detaylı ve güvenliği önde tutarak şekilde yönetebilmeli. Tehditlerin bu kadar arttığı bir ortamda güvenliği sağlamak başka türlü mümkün değil. SDN’ler ise işte bu noktada önem kazanıyor.

SDN ile ağ cihazı üreticileri tarafından tanımlanmış fonksiyonlarla sınırlı kalmadan, üçüncü parti üreticilerin sistemleri, SDN ağ cihazlarına tam entegre olabilecekler ve akış sırasında inceleme, güvenlik, optimizasyon ve benzeri görevleri üstlenebilecekler. Ağ cihazları üreticileri açısından yüksek donanım üretim maliyetlerini optimize etme amaçlı başlayan bu SDN girişiminin bu şekilde sonuçlanıyor olması ile ağ endüstrisindeki tekellerin de değişeceği ve çok daha katılımcı ve çok oyunculu bir ağ pazarı oluşacağını öngörüyoruz.

Güvenlik için farklı bir yaklaşım gerekiyor

Ağ ve sistem güvenlik sorunlarında 2 alternatif bakış var. Birincisi her şeyi üründen beklemek. Diğeri ise sistematik iyileştirme yapmamak. Ülkemizde ve ihracat yaptığımız diğer ülkelerde çoğunlukla ürünlerin veya İSS'lar tarafından sağlanan servislerin tüm sorunları çözeceği düşünülüyor.

Hâlbuki olması gereken bir güvenlik yönetim sisteminin kurulması, insan kaynağının güçlendirilmesi ve sürekli iyileştirme metodolojisinin uygulanmaya başlanması. Bu iş sadece teknoloji değil artık son çıkan tehditlerle tamamen insan zekâsı ile desteklenmek zorunda. Bunun en önemli örneklerini birden fazla sayıda senelerce tespit edilemeyen yazılımlarının şans eseri bulunmasından ve haber konusu olmasından da açıkça görüyoruz. Bir güvenlik operasyon merkezinin oluşturulması zaten her bir eylemi ile gerekli ürün ve sistemleri tesis edecek, eksik düzenli operasyonları düzene sokacaktır. Yalnızca bir güvenlik olayı olduğunda IPS alarmlarına bakan bir yaklaşımın, düzenli güvenlik operasyon merkezi içerisinde bunları inceleyen ve iyileştiren bir yapıya dönmesi gerekiyor. Biz de bu konuda hazırlıklarımızı tamamladık.

 
ETİKETLER : 1001