Ocak 2013 03 OCAK 2013 / 11:11

CIO - Cesur İstikrarlı Odaklı

CIO rolü ülkemizde artık yerleşti. Pek çok kurumda CIO doğrudan genel müdüre bağlı bir üst düzey yönetim pozisyonu. Bu güzel bir gelişme. Ama üst yönetim ekibin ayrılmaz bir parçası, masada eşdeğer bir ortak ve kurumun kurmay beyin takımı arasına henüz girmedi. Buna istisna olan çok nadir kurum var.

Bunun iki nedeni var. Birincisi CIO’lar halihazırda genelde teknik bir kariyerden geçmiş kişiler ve teknik gündeme daha hakimler. Bundan dolayı kullandıkları dil teknik kalabiliyor, konfor alanları da teknik tarafta bulunuyor. Hal böyle olunca kurumun üst tarafındaki gündeme doğrudan katkıda bulunamıyorlar. Sonuç olarak bir teknik destek faaliyetinin amiri konumunda görünebiliyor.
İkinci nedense, üst yönetim ekibinin ve özellikle kurumun en tepesindeki yöneticilerin teknolojiye bakış açılarıyla ilgili. Elektronik veri işleme döneminden kalma, teknoloji dendiğinde tüyleri diken olan bir grup insanlar var. Büyük oranda yaşla, deneyimleriyle, eğitim seviyeleriyle ilgili bu tür yöneticiler, bilişim ve iletişim teknolojilerinin yalnızca bir destek faaliyeti olduğu konusunda sabit fikirliler. Bunlar emekli olmadan bu tür kurumlarda CIO gerçek rolünü icra edemez, kurum teknoloji yatırımlarının gerçek değerini realize edemez.

Bu iki neden üzerinde CIO’ların çalışması gerekmektedir. Birinci nedeni bertaraf etmek için CIO üslubu geliştirmeli, değiştirmelidir. Satıştan sorumlu yöneticinin (CSO) tarzını, operasyondan sorumlu yöneticinin (COO) tarzını, mali işlerden sorumlu yöneticinin (CFO) tarzını izlemeli, değerlendirmelidir. Onların dilini, onların konularını ve genel müdürün beklentilerini karşılayacak bir gündem oluşturmalıdır. Yani üst yönetim ekibinin güvenini kazanmak, o ekibin bir parçası haline gelmeye gayret etmelidir.
İkinci nedeni bertaraf etmek için ise, genel müdüre, patrona ve üst yönetime pratik çözümler, anlayabilecekleri dilde açıklamalar, kolay uygulamalar, kullanışlı cihazlar vermelidir. Bu kişileri teknolojiye ısındırmalıdır, iştahlarını kabartmalıdır. Yapılan projelerle nasıl maliyet tasarrufu sağlandığını, nasıl gelir artırıcı faaliyet yapıldığı gösterilmeli, teknolojinin doğrudan kurumun performansına bir katkısını olduğu savunulmalı, gözler önüne serilmelidir.

Eğer iki konuda başarı sağlanabilirse, CIO gerçek rolünü icra edebilir. Böyle bir CIO, teknolojiye ilgi duyan bir üst yönetim ile birlikte, kuruma teknolojiden yarar sağlar, kurumun olgunluk, kurumsallık ve üretkenlik seviyelerinin yükselmesini sağlar. Amaç zaten bu olmalıdır.

Peki, CIO hangi konulara odaklanmalıdır? Çok basit, iki konu: SAYISal yarınlar ve akıllı kurum olma.
Peki, bunlar ne demek? İletişimin şeffaf (kablosuz ve genişbant) ve her yerde var olması, bu iletişim ortamı sayesinde her zaman, her yerde, her türlü cihazla, her türlü servisi kullanabilme imkanı, daha önce dünyada ve insanlıkta bu şekilde hiç var olmamıştı. Bu imkanları iş modeli tasarımda temel varsayımlar arasına almaya başladık. Bundan sonra tümüyle sıradanlaşacak ve hesabın, iş modelin, müşteri ilişkilerin vazgeçilmez, standart varsayımları haline gelecek.
Bu imkanlar sayesinde pek çok servisi - bazı sektörler için hatta bazı ürünleri - dijital kanallar üzerinden sunmak mümkün, hatta tercih edilen ortam olmaya başladı.

Örneğin telekom sektörü, medya sektörü, ticaret veya perakende sektörleri gibi. E-ticaret hacmi ve bunun akıllı telefon veya tabletler aracılığıyla yapılma oranları başka bir segmentte olmadığı kadar hızlı artıyor. Artmaya devam edecek.
Ayrıca 3-boyutlu yazıcılar, robotlar, sensörler, sanal dünyalar, artırılmış gerçeklik, dokunmatik ekranlar, ses ve görüntü tanıma ve benzeri teknolojilerin yaygınlaşmasıyla sayısal yarınlar çok hızlı ve çok cazip bir şekilde karşımıza çıkacaklar. Üstte anılan sektörlerin dışında, nerdeyse tüm diğer sektörler için de fırsatlar, tehditler, zorunluluklar, zorluklar ve kolaylıklar ortaya çıkacak.

CIO’nun rolü bu alanda çok net bir şekilde Chief Innovation Officer olmak veya en azından yenilikleri anlamak, konuyla ilgili projeleri hayata geçirmek ve kurumun bu konulardaki ufkunu genişletmek ve bunların gerçekleşmesini mümkün kılan haline gelmektir. Söylemesi kolay, yapması her zaman o kadar da kolay değil.

İkinci ana mevzu ise akıllı kurum olmaktır. Zeki kurum aslında küçük bir kelime oyunu. İş zekâsı demek yerine, kelimeleri değiştirmek suretiyle, zeki iş veya zeki kurum demiş oluyoruz. Böylece yapılan çalışmaların gerçek manası, önemi vurgulanmış oluyor. Zira amaç bir yazılım çözümünü (iş zekâsı çözümleri) hayata geçirmek ve onları kullanmak değil. Asıl amaç bu araçlar sayesinde doğru kararları vermek, riskleri azaltmak, doğru müşterileri seçebilmek, karı artırmak ve kurumun zekasını artırmaktır. Bu unutulmamalıdır.

Akıllı kurum, standart kararları otomatize etmelidir, zira insan hata yapabilir ve duygusal, taraflı davranabilir. Algoritma öyle davranmaz. Bundan istifade edilmelidir. Eğer algoritma doğru kurgulanabilir ve yeterince bilişim gücü varsa, konu arzu edildiği kadar ölçeklenebilir. Bu da farklı gelir kapıları açabilir. Bu bağlamda ise CIO, Chief Intelligence Office olabilir ve kurumun bir bütün olarak akıllanmasına liderlik yapabilir.

Akıllı kurum, ayrıca kurumun verilerini bilgiye dönüştürmelidir. Kurum çalışanlarına ise gerektiği noktada, zamanda ve cihazda bu veriler, ilgili rapor ve analizler sunulmalıdır, kişilerin daha donanımlı kararlar vermeleri sağlanmalıdır. Söylemesi kolay, yapması o kadar kolay değil.
Görselleştirme, dokunmatik hale getirme, sosyal ağlar ve internetten verileri zenginleştirmek, yapılan faaliyetleri gerçek zamanlı hale getirmek veya buna yaklaştırmak ve son olarak da operasyonel sistemler ile veri yönetimi için kullanılan sistemler bir araya gelmeli, kaynaşmalıdır. Yine söylemesi kolay, yapması zor bir iş.

Ama CIO zaten zor işlerin adamıdır. Bu iki konu yapılırken, hizmet kalitesi aksamamalı, tam tersi artmalıdır. Diğer yandan birim maliyetler düşmelidir. Diğer yandan ekibin moral ve motivasyonu yüksek tutulmalıdır. Kurum beklentileri iyi yönetilmeli ve olabildiğince talepler yerine getirilmelidir. Bunların hepsini yapabilmek için CIO iyi bir cambaz olmak zorundadır.