Ocak 2013 03 OCAK 2013 / 11:11

Pfizer Türkiye BT birimi pazarlamaya katkı sağlıyor

Pfizer Türkiye Bilgi Teknolojileri Direktörü Dr. Ali Orhon, “İlaç dünyasında yaşanan değişimler bizde BT tarafında maliyetleri nasıl azaltırız düşüncesine yol açtı. Bu doğrultuda verimliliği artırmak için altyapılarımızı güçlendirdik.”

150’ye yakın ülkede 100 bini aşkın çalışanı ile dünyanın büyük ilaç şirketlerinden biri olan Pfizer, Türkiye’de 1957’den beri faaliyet gösteriyor. Bu köklü yapı; Kazakistan, Özbekistan, Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan olmak üzere toplam 8 ülkenin yönetim merkezi olarak da görev yapıyor. İlaç, aşı, sağlık ürünleri, beslenme ve hayvan sağlığı alanlarında güçlü bir ürün portföyüne sahip olan Pfizer, Türkiye’de pazara sunulan ürünlerin yüzde 77’sini yine Türkiye’de üretiyor. Bu üretiminin yüzde 11’i ise ihraç edilerek, ülke ekonomisine katkıda bulunuluyor. Biz de, Pfizer Türkiye Bilgi Teknolojileri Direktörü Dr. Ali Orhon ile Pfizer Türkiye’nin altyapı yatırımlarını, bilgi teknolojilerinin konumlandığını noktayı ve Pfizer Türkiye’nin bu anlamda dünyadaki yerini konuştuk.

Öncelikle Pfizer Türkiye’nin teknoloji vizyonunu anlatır mısınız?
Dünyadaki sanallaştırma ve veri merkezlerinin konsolidasyonu ile maliyet verimliliği açısından sadece Pfizer değil bütün ilaç şirketleri büyük bir değişimden geçiyor. Ayrıca her geçen gün yeni ilaç keşfetmenin zorluğu ve hükümetlerin ilaçlara ödenecek bedellerde oldukça büyük ölçüde indirim uygulamaları da söz konusu. Bu durum şirketleri farklı modellerde çalışmaya itti. Eskiden ilaç geliştirmek hem daha ucuzdu, hem de istatistiksel olarak yeni bir ilacın piyasaya çıkma olasılığı son 20 sene ile karşılaştırıldığında çok azaldı. Bu da Pfizer gibi yeni ilaç geliştirerek hayatına sürdüren ilaç şirketlerinde değişimlere yol açtı. Bu değişim bilişim teknolojileri tarafında nasıl daha etkili oluruz ve maliyetlerimizi düşürürüz düşüncesine göre hareket etmemize neden oldu. Dolayısıyla bu dönüşüm çerçevesinde altyapılarımızı güçlendirerek verimliliği artırmak için, veri merkezlerinin konsolidasyonu ve sanallaştırma ile bulut teknolojilerini kullanıyoruz. Tabii bulut teknolojilerine altyapıyı oturtmak veritabanlarının uygulamaların buluta aktarılması gibi uzun bir süreç söz konusu. Pfizer da diğer şirketlerde olduğu gibi henüz bu yolun başında. Ancak veri merkezi konsolidasyonu konusunda oldukça iyiye gidiyoruz; veri merkezi sayısını 10’a düşürdük. Kullanıcılar bu sayesinde Belçika’daki ya da ABD’deki veri merkezlerine ulaşıyorlar. Bir başka faydası ise, her ülkenin afet yönetim planına sahip olması gerekiyor; bu planları veri merkezleri konsolidasyonu ile bütünleştirdiğinizde ayrı ayrı afet yönetim planı yapmanıza ve her sene değişen kadroyu bu plana göre eğitmesine gerek kalmıyor. Çok daha etkin bir BT ortamına gidiyoruz.

Daha çok küresel yabancı şirketlerde ve Pfizer’da da yapısal dönüşümler gözlemliyorum. Eskiden ülkelerde BT bölümleri varken ve her şey o ülkede yapılırken, bu durum tamamen bir dönüşüme uğradı. Ülkelerde artık daha çok talep yöneticileri, iş ortakları, analistler şirketin diğer bölümleriyle iç içe yaşarken teknik çözüm bölümleri merkezileştirilmeye, daha küresel yapılara kavuşturulmaya başlandı. Bu dönüşüm Türkiye’de de geçerli, hatta Türkiye Pfizer için küçük bir merkez oldu. Türkiye’deki çalışanlar teknik çözümler açısından, Rusya, Polonya gibi ülkeler teknik anlamda Türkiye’den idare edilmeye başlandı. Yöneticilerin, iş analistlerinin getirmiş olduğu talepler teknik çözüm merkezi tarafından çözülüyor.

BT birimi iş süreçlerine nasıl katkıda bulunuyor?
Pfizer Türkiye’de üretim ve medikal bölümleri var. Pfizer Türkiye ticari bir organizasyon. Bizim BT birimi olarak çalışanlarının yaptıkları işlemler, çalışmalar daha çok ticari tarafa hizmet veriyor. Son 3 senedir özellikle e-pazarlama alanında pek çok çalışma yaptık, hala da yapmaya devam ediyoruz. İlaç sektöründe bu projelerin bize ne getirip ne götürdüğünü, yatırımlarımızı nereye artırmamız nelere odaklanmamız nelere odaklanmamamız gerektiğini anlamak üzere yaptığımız çok çeşitli pilot çalışmalar var. Ar-Ge alanında katkılarımız daha çok küresel BT biriminin katkılarıyla gerçekleşiyor, Ar-Ge daha çok Japonya ve ABD’de gibi ana merkezlerde yapıldığından oralarda çok kuvvetli veritabanları ve molekülleri analiz edebilecek çok özel sistemler kullanılıyor.

Tanıtım yapabileceğimiz alanları kullanarak sanal satış ortamları oluşturuyoruz. Son zamanlarda oldukça vaktimizi alan e-kongreler bir başka pazarlama çalışmamız. Türkiye’de ilk e-kongreyi yapan şirket Pfizer; onun dışında eczane portalı geliştirmek üzere çalışıyoruz.
Ayrıca facebook gibi sosyal ağlarla web’i bir arada kullanan girişimlerimiz oldu. Örneğin en son gaz sancısı ile ilgili bir ilaçla ilgili siteler yayına soktuk. Ayrıca e-pazarlama alanında şuanda e-detailing (e-detaylandırma) çalışmalarımız devam ediyor. Bunun bazı pilot çalışmalarını yaptık. Bazı takımlarımıza pilot olarak tabletler verdik. Doktorla mümessilin etkileşimini algılayabilecek ve onu değerlendirip, doktorlara yeteri derecede medikal bilginin etkinliğini ölçümlemeye yönelik çalışmalarımız var. Önümüzdeki yıllarda iPad teknolojilerini ve satış işlemi araçlarını kullanarak medikal bilgileri doktorlara daha etkin şekilde aktarabileceğimiz platformları yaygınlaştırmayı planlıyoruz.

İlaç piyasasında çok fazla indirim yapılıyor. Biz bu indirimleri teknolojiyi kullanarak daha rasyonel hale getirme yöntemleri üzerine çalışıyoruz. Oluşturduğumuz platformlarla, gerçekten ilaca ihtiyacı olan insanların doğru zamanda doğru şekilde bir ilaç tüketmeye yönlendirmeye çalışıyoruz.

İş ortaklarınızla yaptığınız çalışmalarda bulut bilişimin önemi nedir?
Ar-Ge çalışmalarında üniversiteler ile işbirliklerimiz var ve hem de ABD’de birlikte çalıştığımız Ar-Ge’ye yatırım yapan çeşitli şirketler var. Bulut bilişim işbirliği içinde çalıştığımız Ar-Ge şirketleri veya üniversitelerle çok daha etkin bir şekilde çalışma imkanları sunuyor. Verileri eskiden ortaklaşa kullanabilmek mümkün değildi. Ortaklaşa kullanımı sağlayabilmek için özel sanal ağ bağlantıları yaratmaya çalışıp, çok özel güvenlik sistemlerine yatırım yapıp bu tür ortamlar kurmaya çalışırken şimdi yeni teknolojileri kullanıp aynı çalışmaları daha hızlı ve akıllıca yapma imkanı buluyoruz. O yüzden bu yeni teknolojilere yatırımlar yapıyoruz.

Sadece Ar-Ge çalışmaları için değil, bizim gibi büyük şirketlerin sıkıntıların biri de -sadece veri merkezlerini birleştirmiyoruz- fabrikaları da birleştiriyoruz. Dolayısıyla birleştirilmiş fabrikaların tedarik yönetimi dünyanın çeşitli yerlerinden üretilen mallarımızı dağıtım noktalarına taşınması, dağıtım noktalarından ülkelere dağıtılması çok ciddi bir operasyon. Bunu etkin yapmak bizim için bir rekabet avantajı. Bu noktada da bulut bilişimden faydalanıyoruz. İş ortağımız olan taşıma şirketleri ile ortak bir bulut bilişim platformunda buluşturup üretimden sevkiyata alınmış malların takibi, gecikmelerin tespitini yaparak dağıtım etkinliğimizi artırmaya çalışıyoruz. Buralara da küresel olarak yatırımlar yapıyoruz. Birleştirilmiş fabrikalardan Singapur, Porto Riko gibi merkezi dağıtım noktalarına tedarik sürecini etkinleştirmek için bulut bilişim teknolojileri kullanılmaya başlandı gittikçe de artacak.

Teknolojik anlamda diğer ülkelerle korelasyonu nasıl sağlıyorsunuz?
Pfizer’ın tüm dünyada kullandığı bir portföy izleme sistemi var. Tüm ihtiyaçlar ilgili BT birimi ve iş ortakları tarafından oraya giriliyor. Belirli sınıflandırmalar var; hangi ihtiyaçlar ortak bunu görüp ona göre ortak çözümler üretmek için oldukça faydalı bir sistem. Bütün ihtiyaçları bir araya getiriyoruz, bir arada inceleyerek bölgesel bir çözüm oluşturuyoruz.

Pfizer Türkiye’de, BT anlamında gelecek yatırımlardan bahsedebilir misiniz?
Pfizer aynı zamanda ihalelere de giren bir şirket, Pfizer finansal sistemini değiştirmek üzere bir karar aldı ama bunun Türkiye’de bu dönüşümün yaşanması 2017’yi bulacak. ABD’de, Japonya’da Kore’de uygulandı; plana göre 2017’de Türkiye’de uygulanacak. Ama başka bazı küresel değişikliklerde Pfizer Türkiye olarak istekli oluyoruz ve bizim için kritik ve önemli bir süreçse pilot bölgeye giriyoruz. Çok kritik değilse sonraki safhaları bekliyoruz.