Dosya Rekonomi Başlıyor! 25 KASIM 2017 / 17:13

SAĞLIKTA ‘DİJİTALLEŞME’ DEVRİMİ VİTAMİN GİBİ

Bilişim Zirvesi '17'nin ikinci gününde katılımcıları, sektörün uzman isimleri ile buluşturan 'Dijital Sağlık Ekonomisi Platformu', Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. S. Haluk Özsarı'nın sunumuyla başladı. 'Sağlık Sektörü Güncel Trendler' başlıklı konuşması ile Doç. Dr. S. Haluk Özsarı, her şeyin başında sağlığın geldiğini vurgulayarak, şu detayları paylaştı:
“Bireylerin mutluluk kaynağı anlamında ciddi bir önem taşıyor. Sağlık sektörünün global büyüklüğü 7,2 milyar dolar ve tarım ile gıdadan sonra dünyada en büyük ikinci sektör. Bulaşıcı olmayan hastalıklar ölümlerin yüzde 86’sını ve maliyetin yüzde 70’ini oluşturuyor. Kronik hastalıklar kırıcı harcamalara neden oluyor ve sonuçta insanlar evine daha az para götürüyor. Ekonomik gelişmişlik düzeyine de negatif etkisi oluyor. Hastayı kendi hastalığına, sağlık sorununa angaje etmeniz ve oluşan katma değer için de finansal teşvik oluşturmanız, entegre bir oluşumla bunu koordine etmeniz gerekiyor. Hangi hizmeti yapıyorum ve bunu nasıl koordine edebilirim diye düşünmeniz gerek. Gelecekte neler olduğu konusunda Davos’ta 2030 öngörüleri sıralandı ve bunlardan sağlıkla ilgili olanları paylaşmak isterim. Hastaneler önemini yitirecek. Evde bakım, hatta yazıcılarda biyobaskıyla organ üretimine kadar giden bir süreç öngörülüyor. Çevreye az zararlı ve sağlıklı besinler üretilecek. Büyük veri sayesinde dünya ve uzayın gizleri çözülecek. 2025’e kadar 50 yaş üstü nüfus artacak ve bu yüzden yüzde 70’i aşan bir kronik hastalık yüküne ulaşacağız. Bu sadece bizim değil, bütün dünyanın gördüğü bir durum. İnsanların 50’li yaşlarında yaptığı sağlık harcamalarının tüm yaşamı boyunca yaptıklarının neredeyse yarısına yakın olduğunu görüyoruz. Kişi başı sağlık hizmeti maliyeti çok önemsenen bir şey. Bütün müdahaleleri buna göre düşünmeye başladı dünya. Artık sağlıkta da belli ekonomik kavramları göz ardı etmeyeceğiz. Maliyet-etkinlik-verimlilik gibi kavramlar bunların arasında. Eğilimlerde hasta güvenliği, disiplinler arası hizmet yaklaşımının geliştirilmesi, toplum sağlığı, maliyet ve hastaya sorumluluk verme odaklarına yönelik sağlık çalışanı eğitimi, tükenmişlik ve ezilmişliğe yönelik acil iş motivasyon ihtiyacı da önemli. Sağlığı koruma ve geliştirme anlamında hepimizin kendi sağlığımızla ilgili yapmamız gereken sorumluluklar var. Sağlığın belirleyicilerini devreye sokma ve koruyuculuğa odaklanma, klinik etkinlik yaklaşımında ise bütün dünyada yavaş yavaş sizin yaptığınız işlerin ne kadar amacına ulaştığı klinikte de ölçülüyor ve model olarak yansıtılıyor. Mutlaka hesap vermesini bilmeli, ne yapıyorsak ve kimlerle yapıyorsak onun hesabını, bilgi paylaşımıyla birlikte vermeliyiz.”
 
 
Sağlığa ‘girişimci’ gözüyle bakabilmeliyiz
B-Wise Wisdom Exchange Platformu Kurucu Ortağı Dr. Cenk Tezcan, 'Geleceğin Dijital Sağlık Vizyonu' başlıklı konuşmasında, bir fütürist olarak sağlığın geleceğini anlatmaya çalıştıklarını vurguladı. 2006’dan 2017’ye mobil sağlıkta ciddi yol kat edildiğine dikkat çeken Tezcan, eklemeden geçmedi: “Çok hızlı değişiyor, ama bitcoin gibi yenilikleri sağlıkta nasıl kullanırız diye hiç düşünmüyoruz.” Bu eleştirisi sonrası, Dr. Tezcan, şu önerilerde bulundu:
“Biz geleceği bugün yaşıyor, insanları cep telefonları üzerinden takip edebiliyor, farkındalık yaratabiliyor, ilaçlarını aldırabiliyoruz zamanında, ama karar verebilirsek. Bugün herhangi bir iş modelinde mobil sağlıktan para kazanan kimse yok. Büyük veri ile ilk defa doktor, bilgiyle karşı karşıya. Eskiden dokunarak, görerek, muayene ederek yüzde 90 teşhis koyabiliyordu. Teknoloji geliştikçe bundan uzaklaşıldı, ama şimdi bilgi gibi korkunç bir silah var elimizde. Eğer istersek, insanların genetik bilgilerinden başlayarak o güne kadar geldikleri her bilgiyi bir veri halinde toplayabiliriz. Bunu konuşuyoruz, ama hala hastanın bütün hikayesini koyamıyoruz. Bunları denememiz gerek. Tıp fakültelerinde kod yazmayı öğretmemiz gerekiyor çünkü gelecek bizden bunu bekliyor. Sağlık harcamaları gittikçe artacak. Bu, bir dolu ekonominin çökmesi demek. Hastane ve doktorun dışına çıkmamız gerek ve bu, hastane dışında yeni bir takım hizmet şirketleri demek. Artık organ üretebiliyor, deri oluşturabiliyoruz. Tıp fakültelerine fütürizm dersleri koymamız gerekiyor. Birlikte çalışmayı da öğrenmemiz gerek. Başta da devletin biz girişimcileri, özel sektörü, sivil toplum üyelerini çağırıp dinlemeleri gerekiyor. Bunu kanunlaştırmamız gerekiyor, çünkü hepimizin değerleri ve tecrübeleri var. 100 yaşına kadar yaşayan insanlar, kronik hastalıklar artacak. O zaman ne yapacağız, sağlığı nasıl koruyacak, büyük veriyi nasıl kullanacağız? Önümüzde inanılmaz bir teknoloji olan giyilebilir teknolojiler var. Sağlık çalışanları olarak teknolojiyi benden dinlemek bir şey ifade etmiyor. Teknoloji, kullandığınızda çok yararlı. Hepimizin dahi olmasına gerek yok. Aramızdan da ‘bu verileri nasıl sağlıkta kullanabilirim?’ diyen girişimciler çıkmalı. Yeni iş modelleri bulmak zorundayız, çünkü hastanede tıkanıp kaldık. (Bir soru üzerine) Bu gereklilikler karşısında en büyük engel ise meraksızlık. Üniversitelerde ders veriyorum ve aynı şeyi öğrencilerimde de görüyorum, merak yok Türk gencinde.”
 
Yaşlanan nüfus ve artan kronik hastalıklar devri
Gentest Enstitüsü Direktörü Dr. Serdar Savaş, 'Dijital Sağlık Ekonomisi Platformu; Big Data ve 6K Tıbbı' sunumu ile büyük verinin sağlık sektöründeki konumundan bahsetti.
İçinde bulunduğumuz beşinci evrede oldukça düşük bir ölüm hızına, doğurganlığın da ölüm hızının altında olduğuna işaret eden Dr. Savaş’a göre, bu beşinci evrenin sonuçları bir toplumun yaşlanması ve kronik hastalıklarda artış demek. Kalp krizleri kanserler, obezite gibi hastalıkları örnek gösteren Dr. Savaş, hasta sayısı, ölüm sayısı, bunların ekonomik maliyetleri ve işgücü kaybından kaynaklanan ekonomik kayıpların önümüzdeki yılların böyle bir geçiş yaşattığını belirtti. “Şu anda da ülkemizdeki en önemli hastalık sebepleri bunlar” diyen Dr. Serdar Savaş, yorumlarını şöyle devam ettirdi:
“6K tıbbı; gelecekte bu hastalıklarla mücadele. Bu kişiye özel olmalı, çünkü bu kronik hastalıkların gelişme mekanizmaları bireyin genetik yapısına göre farklılık gösterir. İkincisi, geleceği öngörmek ve kestirimci olmak. Üçüncüsü koruyucu olmak, hastalığın gelişmesini önleyebilmek. Dördüncüsü kapsamlı olması. Çünkü sistemsel olarak bir hastalığın birçok nedeni vardır. Beşincisi, kanıta dayalı olması. Altıncısı da katılımcı olması. Birçok meslektaşım internetten araştırmasını yapıp gelen hastadan hoşlanmıyor. Bu hastaya saygı duymamız lazım. Birincisi genetik nedenlerle hasta oluruz. İkincisi dışarıdan bir bakteri alıp grip olurum, tifo olurum ve bunların genlerle alakası yoktur. Bunlar da dış çevre kaynaklı hastalıklar. 21. Yüzyıl hastalıklarının esasını oluşturan kronik hastalıklarda genetik yatkınlık vardır, ama kimse annesinden kalp kriziyle doğmaz. Bu genetik özelliklerin üzerine yaşam tarzı ve çevresel faktörler eklendiğinde kompleks hastalıklar ortaya çıkar ve işte bu durum bizi hasta eder. Gelelim veri ihtiyacına. Sistem biyolojisi, genetik bilgi, gen ekspresyonu gibi süreçleri, sonra bireyin yaşam tarzını bilmek lazım. Dış faktörler de önemli. Geniş yaşam ortamı, ev ortamı, iş ortamı ve bu ortamlarda bulunan radyasyon, rutubet, kimyasal, hayvanlar tüm bunlar sağlıkta etkili. Stres, dış dünyanın üzerimizde oluşturduğu baskı değil, bizim bu baskıya verdiğimiz tepkidir. Stresin ölçümü, farkındalığı ve yönetimini sağlamak mümkün. Tüm bunları bilirsek, o kişinin nokta atışı hangi hastalığa yakalanma riskinin yüzde kaç olduğunu ve bu kişinin ne yapması gerektiğini söyleyebiliriz. Bu verilerin toplanması, verilerin birbiriyle ilişkilerinin tanımlanması, bu verilerden bilgi oluşturulması ve bilgi ile karar destek sistemlerinin kurulması lazım. Tüm bunlar büyük veri. Bireylerden, coğrafi dağılıma dayalı nüfustan toplanacak veriler miktarları itibariyle çok fazla bir hacim oluşturacaktır. Birçoğu gerçek zamanlı olarak aktarılmalı. Self servis analizler, geniş çeşitliliği alan veri kaynaklarının birleştirilmesine ve bağlanmasına olanak sağlıyor.”
 
İnsanların alışkanlıkları ile savaşmamak gerek
'Hasta Odaklı Ürün Geliştirme' başlıklı sunumu ile Spirohome CEO'su Merthan Öztürk, 2014 yılında kurdukları şirkette kronik solunum hastalıkları üzerine kafa yorduklarını, astım hastası bir arkadaşın deneyimleriyle başlayan bir süreç olduğu bilgisini verdi. “Bu hastalıklar, bu insanlarla ömür boyu birlikte olan hastalıklar” tespitini paylaşan Merthan Öztürk, şöyle devam etti:
“Akciğer verilerini takip etme konusunda teknoloji ve deneyimi değiştiren bir ürün sistemi geliştiriyor, önümüzdeki yıl başı itibariyle satışa hazır hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu yeniliğin aslında kuvvetli bir empatiyle başlaması gerekiyor. Tüm deneyimi, birey açısından düşünmek gerek. Birbirimizin iletişimini gördüğümüzde birçok yenilik fırsatı görebiliriz aslında. Görünmeyen ama sistemin çok önemli parçalarını oluşturan birçok firma, ilaç firmaları, eczaneler gibi çok fazla paydaş var. Hepimiz konuşmalarımızda farklı paydaşların farklı problemlerine değindik. Genellikle gördüğüm şey sağlık sektörü denildiğinde hastalık üzerinden konuşmak yerine, biz diyoruz ki hastayı konuşalım, hasta odaklı deneyim gibi kavramları sorgulayalım. Hasta müşteri demek aslında birçok etik mecrada yanlış algılanabilir, ama hastanın gözünden baktığımızda aslında çözüm burada gizli. Hastaların aslında farklı kriterleri var. Bizim teknolojinin bulutsu dünyasından çıkıp, insani boyutuna inmemiz ve hastanın hayatındaki süreçlere dokunmamız gerekiyor. Son iki yılda Sağlık 4.0 konuşmaya başladık. Ama unuttuğumuz, kaçırdığımız gerçek deneyimler var. Hastaneye gidiyorduk, artık hastaneye gitmememiz lazım çünkü maliyetler çok yüksek. Dolayısıyla mobil sağlığın bu kadar gündeme gelmesinin temelinde teknolojinin düşük maliyete yüksek erişime kavuşması ve bizim bunun perspektifinde düşünmemiz gerektiğine inanıyorum. Burada kritik nokta; insanların alışkanlıklarıyla savaşmamak. İnsanların ne istediğini doğru anlamaya çalışmak da çok güçlü bir empati kası geliştirmekle yapılabilir. Yani empati ve korkutarak değil, sevdirerek tedavi etmekle.”
 
Kalp piliniz haklanırsa…
Verilen iletişim arası sonrası ilk sunumu Social Touch & Tek Doz Dijital Kurucusu Dr. Sertaç Doğanay, 'Sağlıkta Yapay Zeka ve Dijital Dönüşüm' ile yaptı. İhtiyaçlar piramidinin altına son zamanlarda yeni şeyler eklendiğine dikkat çeken Dr. Doğanay, küresel bazda siber suçların gelişimini ve bunun maliyetlerini de paylaştı. “2022’de dünyada siber suçların dünyaya vereceği zarar yaklaşık 4 trilyon dolar, yani Türkiye GSMH’sının 4 katı olacak” dedi ve siber risklerin sağlıkla bağlantısını şöyle anlattı:
“Kullandığınız dijital aletlerin tamamı haklanabilir durumda. Küresel bazda veri katlanarak artıyor. 2010 senesinde bir insanın günlük maruz kaldığı veri 85 iken, 2025’te her gün yaklaşık 5 bin tane veriye maruz kalacağımız tahmin ediliyor. Cep telefonunuz veya bilgisayarınız haklandığında bunun çözümü var. Ama gerçek anlamda kalbiniz haklanabilir mi sizce? Evet. Yaklaşık 1,5 ay önce Amerika’da takılan büyük orandaki kalp pillerinin siber güvenliğinin problemli olduğu ortaya çıkmış. Hayatınızda hiç görmediğiniz bir insan, kalbinizi haklayabilir ve hiçbir uzman bunu ortaya çıkaramaz. Bilişim uzmanları diyor ki, yakın zamanda biri ölüp otopsiye girdiğinde yanında bir bilişim uzmanı gerekecek. Bu güvenlik sorunlarını gözden kaçırmamak zorundayız. Şimdi cep telefonunuzun arkasına bağlayabileceğiniz bir ultrason cihazınız olabiliyor. Koca bir laboratuvar kurmuyorsunuz da bir çipiniz oluyor ve onun üzerinde simülasyon yapıyorsunuz. Bu yıl ilkokula başlayacak çocukların yüzde 65’inin, çalışma çağına geldiklerinde ne iş yapacakları belli değil. Mesleklerinin adı henüz konulmamış. Her şeyinizin vücudunuzda olduğunu düşünün. Mobil sağlık için çok kritik gelişmeler bunlar.” 
'Dijitalleşme Sağlık Ekonomisini Nasıl Dönüştürecek?' paneli, Dijital Sağlık Ekonomisi Platformu'nun da finalini oluşturdu. Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Sezerman'ın yönettiği panelin katılımcıları ise Datasel CEO'su Andonis Filippidis, Nobel İlaç Uygulama Geliştirme ve Süreç İyileştirme Müdürü Ergun Bağcı ve Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri İş Geliştirme ve Proje Yönetimi Müdürü Serhan Dereli oldu. Şu anda Türk genom projesini başlattıklarını, bunun bireysel danışma programında yer aldığını belirten Uğur Sezerman, 100 bin insanın genom programını çıkarmayı ve tedavilerinde kullanmayı hedeflediklerini vurguladı. Datasel olarak sağlık teknolojileri alanında faaliyet gösterdiklerini, hasta yönetim bilgi platformu ve genel olarak sağlık yönetim teknolojileri ürettiklerini belirten Andonis Filippidis, büyük verinin gerçekten ne olduğunu bildiklerini, binlerce insanın bu sistem üzerinden hizmet aldığını ve yurtdışında daha başarılı olduklarını belirterek kurumsal yapısını tanıttı ve şöyle devam etti:  
 
Türkiye’nin potansiyelini daha iyi değerlendirmeliyiz
Dijitalleşme çok önemli Türkiye’de. Çünkü sektörü yönetmek için dijital sektörlere ihtiyacınız var. Dünyanın en büyük Amerikan veri tabanı işletiyoruz Türkiye’de. Sağlık bilgi ile ilgili bir veri tabanı. Kişisel sağlık kaydı oluşturduk. Güzel bir iletişim altyapımız var. İnanılmaz büyük sağlık hizmetleri sunan Amerikan şirketleri Türkiye’de bizim teknolojilerimizi kullanarak hizmet sunuyor. Demek ki yeni piyasalar açıyoruz bilgi ile özellikle sağlıkla ve teknolojiyle. Ama Türkiye’de bu potansiyeli daha verimli kullanmamız gerekiyor. Sağlık sektöründeki harcamaların yüzde 80’i kronik hastalıklar için ve bu harcamaları daha verimli yapmak, doğru harcamak önemli. Teknoloji inanılmaz bir katkı sağlar bu konuda ve bu finansal kaynakları daha verimli kullanabiliriz. Bizim gibi toplumlarda geri ödeme sistemleri çok önemli. Özellikle insanlara daha iyi hizmet sunmak için bu konuda çözümler gerekiyor. Özellikle devlet tarafından daha çok destek bekliyoruz. Avantajları inanılmaz çok. Çoğu insan doktora gitmiyor veya nadir gidiyor. Hastaneler birbirine bağlıysa, eğer dün Ankara’da bir kan testi yapmışsam İstanbul’da tekrar yapmak zorunda değilim. Bu yüzden ekonomik etkisi çok yüksek. Dijitalleşmek çok çok önemli, devlet tarafından harcamaları da kontrol altına almak mümkün. Güzel bir yemek pişirmek için her malzeme var, bunu iyi kullanmamız gerekiyor.”
 
İlaç sektörü, girişimleri izliyor
Panelde ilaç sektörünü temsil ettiğini belirterek sözlerine başlayan Ergun Bağcı, sektörün dijitalleşme fırsatlarına değindiği konuşmasında, ilacı ‘bütünün bir parçası’ olarak tanımladı ve “Yapabileceklerimizden önce yapamayacaklarımızdan bahsetmek isterim” dedi. Türkiye’de hastaneler ve ilaçlarla ilgili kısıtlara işaret eden, “Reklam yapılamaz mesela” örneğini veren Ergun Bağcı, konuşmasına şöyle devam etti:
“Reklamı olmadan hiçbir şey yapamayız. Lojistik ve BT’de, yani benim de sorumluluğum olan tarafta, pek çok alanda kısıt var. Yaptığım her şeyi ilk günden son güne kadar bakıp geriye doğru dönebilmem gerekiyor. 20 ülkede Nobel var ve toplamda bin 500 kişilik bir iş yükünden bahsediyorum. Bu satış gücü ile bir CRM projesi yapıldı. Bizim satış ekibimizde olmayan bir süreci tamamen dijitalleştirdik. Bunu yaptık, çünkü şirketin iki tane ana hedefi var: Satış tarafında verimlilik ve büyüklük. Değer zincirimiz dijitalleşme, yol haritamız hazır. Satıştaki önemli kısımlarını yıl sonunda tamamlamış olacağız. Ruhsatlama süreçlerini hızlandırıyoruz. Oradaki süreçler inanılmaz bürokratik. Biz bir ürüne niyet ettikten sonra en iyi ihtimalle zaten 5 yıl sonra satışa sunabiliyoruz. Bugün 5 liraya satacağım diye yola çıktığım bir ürünü 5 yıl sonra 2 liraya satabileceksem bunun ekonomik etkisi çok büyük oluyor. İlacın doğru şartlarda doğru şekilde yapılması gerekiyor. Türkiye’ye doğudan baktığınızda çok gelişmiş bir ülke. Vitamin gibi reçeteyle satılmayan ‘tüketici sağlığı’ dediğimiz şeylerde biraz daha serbestiz. İlaçların düzenlemelerin pek çoğu olmasına rağmen reklam yapabiliyorsunuz, TV reklamı verebilirsiniz belki ama birçok kısıtlamayla yapıyorsunuz. Saha eğitimi için ekonomik anlamda bize en çok kazanç sağlayan ve görüşmeye başladığımız firmalar genellikle start-up firmalar. Bunların hepsini düşünüp planlıyoruz, her birinin ekonomik gelir getireceğine inanıyoruz. Özellikle büyük projeler sonrası sağlamasını yapıyoruz ve bugüne kadar da hiç beklediğimizin altında kalmadık.”
 
Onay süreçleri hız kazanmalı
Serhan Dereli ise konuşmasına hedeflerini vurgulayarak başladı: “Kendi hizmet süreçlerimizi mükemmelleştirmeye çalışırken, diğer taraftan da yeni teknolojilerle bu çözümleri daha verimli, daha etkin hastalarımıza nasıl ulaştıracağımızla ilgili çözümlerin peşindeyim.” Temel olarak verdikleri hizmeti hastane öncesi ve sonrasını kapsayacak bütün sağlık çözümleri olarak tanımlayan Serhan Dereli, önleyici koruyucu sağlık ve erken teşhis çözümlerinin, sensörler ve büyük verinin buradaki konumunun önemine işaret etti. Serhan Dereli, sözlerine şöyle devam etti:
“Yönetimlerin sahadaki ekiplerin kullanımı, onların yaptıkları hizmetlerin merkezle doğrudan haberleşmesi, merkezi bir operasyon merkezi gibi sonsuz ve teknolojinin bütün nimetlerinden yararlandığımız bir teknolojik altyapısı var. Burada yaptığımız her şey bir tasarrufla sonuçlanıyor, ama hizmet götürdüğümüz hastalarımıza bu sağlık çözümlerinin belki de yüzde 5’ini sunabiliyoruz. Çünkü bunun sonunda en büyük problemimiz ‘kim ödeyecek?’ sorusu. Şu anda hiçbir sağlık çözümü, istisnalar dışında, hiçbir sigorta sisteminin ödeme kapsamında değil. Oradaki dünyayı büyütemiyoruz, ama teknolojik altyapı ve teknolojik çözümleri düşündüğümüzde hepsi hazır. Ürettiğimiz ama büyütemediğimiz, sizlerin de büyük ihtimalle duymadığı pek çok çözümümüz var. Bunların başında sağlık portali oluşturmak var. Hedefimiz burada insanların ölçümlerini almak değil. İnsanların ne ölçümledikleriyle değil, ne yapmaları gerektiğiyle ilgili bir platform. Operasyonel dijitalleşmeyi konuştuğumuzda en büyük kazanım çalışanların memnuniyeti. Öte yandan müşterinize, hastanıza kattığı değer de var. Toplumun diyabet riski altındaki yüzde 10’unun çeşitli kontrollerle yüzde 1’ini etkileyebilsem hem Türkiye’ye hem küresele etkisi olur. Burada teknolojik çözümler hazır ve hepsi bir şalterin kaldırılmasını bekliyor. Türkiye’de 20’den fazla bunu yapabilecek hazır şirket bekliyor. Tek bekledikleri şey bir yerden onay ve sonrasında mobil aplikasyonlar üzerinden çok hızlı bir şekilde milyonlara ulaşılabilir, o milyonlarla yüz binler kazanılabilir.”
 
Dünyanın 5 yönetim merkezinden biriyiz 
Hitachi Healthcare Turkey Kıdemli Başkan Yardımcısı Erman Akgün ise 'Dijital Sağlık' sunumu ile hem kurumsal yapılar hem de sağlık sektöründe küresel bazda yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. “Dünyada Hitachi’nin 5 bölgesel yönetim merkezinden birisi Hitachi Türkiye. Sağlık alanında Türkiye’den bütün Ortadoğu’yu ve Afrika’nın İngilizce konuşan kısmını yönetiyoruz” diyen Erman Akgün, çalışma yaptıkları alanları ve beklentilerini şöyle anlattı:
“Bazı çözümleri de Türkiye’ye getirmeyi hedefliyoruz. Teşhis ve tedavi yöntemleri ilk ana çalışma başlığımız. Laboratuvar ekipmanları ve bir de bilgi teknolojileri işlerimiz var. Sistem entegrasyonunda faaliyet göstermekteyiz. Yeni çıkan akıllı MR sistemi bütün dünyada Japonya’dan sonra ilk defa geçtiğimiz hafta Türkiye’ye, İzmir’e kuruldu. Bu bölgeye Hitachi çok önem veriyor. Türkiye’ye getirmek istediğimiz bir çözüm de proton ışın tedavisi dediğimiz bir kanser tedavi sistemi. Normal bir radyoterapi sistemi bütün hücrelere zarar verirken, bizim ışın tedavisi yöntemimizle sadece kanserli hücreye ışınlarını gönderip, diğer sağlıklı hücrelere zarar vermeden işlem gerçekleştiriliyor. Büyük veri platformu yatırımımız var ve analizini de biz yapıyor, toplum sağlığı yönetiminde bunu kullanıyoruz. Yapay zekâyla teşhiste ve akıllı sağlıkta benzer uygulamaları kullanıyoruz. Klinik verinin, veri platformundan geçtikten sonra kullanılması, uzaktan iletişimle hekime bilgi verilmesi gibi uygulamalarımız söz konusu. Sentinel yöntemiyle cihazlarımız önleyici bakım yaklaşımı altında merkeze ya da servisin verildiği noktaya bağlanıyor. Kanser araştırmalarında da büyük veri kullanımı söz konusu. Hitachi’nin bir robot teknolojisi var. Ana işlerimizden birisi radyoloji. Radyolojide klasik iş akışında klinik departmandan iş isteği geldiği zaman, önce teknisyen tarafından çekim yapılıyor. Ama çekim sırasında hastanın doğru pozisyonlandırılması çok önemli. Biz bunu yapay zekayla yapıyoruz. Doğru pozisyonla doğru veri alınabilmesi için makine ile doğru pozisyonla görüntü alındıktan sonra otomatik bir teşhis desteği veriyoruz. Tabi ki teşhisi koymak hekimin görevi, ancak biz yardımcı oluyoruz. Benzer bir teknolojiyi Alzheimer’ın teşhisi için de kullanıyoruz. Laboratuvarlarda Hitachi’nin laboratuvar ekipmanları kullanılmakta ve her noktada bilgi teknolojilerini kullanmaktayız.”
 
 
 

22 Yıl Önce Bu Hafta

 
 
 
 
  Web Analytics
" Bu sitede yer alan yazılar (içerik) üzerindeki 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu altında düzenlenen tüm maddi ve manevi haklar eser sahibi olan BThaber'e aittir. Söz konusu içerikler eser sahibinin izni olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz. "
Fetih Mah. Tahralı Sok. Kavakyeli Plaza C Blok No: 7 D: 5 34704 Ataşehir / İstanbul
+90 (216) 291 13 90
E-BÜLTEN