Dosya Sağlık Sektöründe Bilişim 11 KASIM 2013 / 08:30

Sağlık alanındaki gelişimin temelinde BT yatıyor

Kamu ve özel hastanelerin bilişim temelli yatırımları, Türkiye’yi bu alanda önemli bir konuma taşıyor.

Sağlık hizmetleri her zamankinden hızlı bir değişim ve ilerleme yaşıyor. Dünyanın yaşlanmakta olan nüfusu görülmemiş bir hızla artarken, gelişmiş ülkelerde kronik hastalık yönetimi ve yaşlı bakımı ihtiyacı yoğunlaşıyor. Gelişmekte olan ülkeler de benzer bir değişim ihtiyacına tanık oluyor ve daha lokalize, daha kaliteli ve ekonomik olarak karşılanabilir sağlık hizmetleri ve ilaç sağlamaya çalışıyor. Bu konuda BT Operasyondan Sorumlu Genel. Md. Yrd. Attila Kesimgil, şu bilgileri verdi:
“Dünyadaki değişime paralel olarak Türkiye’de de refah seviyesinin ve yaşlı nüfusun artışı doğrultusunda sağlık harcamalarının da arttığı görülmektedir. Ayrıca ülkemizdeki özel hastanelerin sunduğu yüksek hizmet kalitesi ve uygun maliyetleri değerlendirildiğinde çevre ülkelerden de hasta geldiğini ve bölgesel bir sağlık merkezi olma rolü üstlendiğini görüyoruz. Kamu ve özel sektör birlikteliğinin güzel bir örneği olan PPP projeleri ise Türkiye’yi dünyanın en büyük sağlık yatırımları arasına sokmaktadır. Bu projelerin hayata geçmesi ile sağlık konusunda önümüzdeki dönemde çok hareketli günler yaşanacaktır.”
Oracle Türkiye Sağlık Sektörü İş Geliştirme Direktörü Korhan An ise konuyla ilgili olarak şunları kaydetti:
2003 yılı sonlarında Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan Sağlıkta Dönüşüm Programı sonrasına denk gelen son 10 yıl içinde Türkiye’de sağlık sektörü diğer bütün Avrupa ülkelerinden çok daha hızlı gelişmiştir. Bu pozitif ve hızlı dönüşümde devletin sağlık politikalarının ve özel sektör yatırımlarının payı tartışılamaz. Özellikle sağlık politikalarının ve özel sektör yatırımlarının sonucunda sağlığa erişilebilirlik artmış, hizmet kalitesi gözle görülür şekilde yükselmiş ve bunların sonucu olarak WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ülke sağlık göstergelerimiz bariz şekilde düzelmiştir.”
Pozitron Kurucu CEO’su Fatih İşbecer, şunları kaydetti:
“Akıllı cihazlarımızın artık hayatımızın her anında bizimle birlikte olduğu düşünüldüğünde, hastaların ve doktorların teşhis, tedavi ve takip süreçlerini, ilaç şirketlerinin ise tanıtım ve sipariş verme/takip süreçlerini mobil uygulamalar üzerinden yapabileceği bir döneme adım attığımızı görüyoruz. Türkiye’de hastanelerin kolektif bir yönlendirmesi henüz yok. Sadece bazı doktorlar bireysel olarak hastalarını çeşitli sağlık uygulamalarını kullanmaya teşvik ediyorlar. Devletin bu servisi teşvik etmesi ve bir çatı altında herkese veren bir yapı kurmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz.”
Biyometrik uygulamalar önem kazanıyor
Teknolojinin sağlık sektörüne kazandırdığı katma değer ve potansiyel gelişmiş ülkeler tarafından uzun süre önce keşfedildi. 1 Eylül 2013 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Kurumu Biyometrik Kimlik Doğrulama Projesi de ülkemizde bu potansiyelin işlenmesine güzel bir örnek teşkil ediyor. Proline eID ve Biyometrik Çözümler Departman Yöneticisi Serdal Karakaş, bu konuda şunları belirtti: “SGK bünyesi kapsamında sağlık hizmeti almak isteyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, özel hastane ve üniversite hastaneleri kapsamında hizmet alımlarının doğruluğu ve yerindeliği için bir sistem ihtiyacı bulunuyordu. Mevcut durumda hastanın kimlik doğrulaması yalnızca T.C. Kimlik Numarası üzerinden yapılıyor ve bu basit doğrulamada farklı birine ait kimlik numarası ile muayene olmak gibi tedavi usulsüzlükleri ortaya çıkabiliyordu. Biz de bu ihtiyacı karşılayabilmek ve usulsüzlükleri ortadan kaldırabilmek üzere, kimlik tespitinin yanı sıra biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulaması yapılabilmesini sağlayan bir sistem geliştirdik. Uygulamada kullanılacak olan SGK onaylı cihazlardan biri olan BioPOS aracılığıyla vatandaşlar, parmak damar izi analizi yöntemiyle kimlik doğrulamalarını gerçekleştirebilecekler.”
Turkcell Global Bilgi Mobil Sağlık Müdürü Emre Tavşancıl ise şu bilgileri verdi:
“Sağlık tüketiciliği kavramı, hastalığını sahiplenme ve sağlığını yönetme isteği, geleneksel hasta-doktor ilişkisine yeni bir perspektif getiriyor. Talep artarken, sağlık hizmet arzının yüzde 90’ını karşılayan sosyal güvenlik sistemimiz, dünyadaki benzer sağlık ekonomileri gibi, kaliteli hizmeti daha fazla hastaya, daha düşük maliyetler ile sunabilme zorunluluğu ile karşı karşıya.”

Sağlık bilişimi bizim gibi yazılım şirketlerini seçkinleştirecek

Sağlık alanında son yıllarda hem ülkemizde hem de uluslararası arenada pek çok yatırımın gerçekleştiğinin altını çizen Sisoft Genel Müdürü Ömer Siso, şu bilgileri verdi:
“Bu yatırımların başarılı olması için, çok iyi hazırlanmış şartname ve olmazsa olmaz standartlar zorunlu hale gelmeli. Standartlar çerçevesinde yapılan yatırımlar, sadece maliyet bazlı olmayıp, hedef bazlı olur ise başarıya erişim daha kolay olacaktır. Yatırımları gerçekleştirirken teknolojinin gereklerinden ve getirilerinden de yararlanmak süreci kuşkusuz hızlandıracaktır. Geleceği doğru okumak, buna göre yeniden konumlanmak, özellikle teknoloji kullanan ve üreten şirketler için ‘olmak ya da olmamak’ gibi hayati bir durum. Önümüzdeki günler sağlık bulutu için öngörülenler, sağlık bilişimimizi ve biz yazılım şirketlerinin seçkinleştirecek, ülkemizdeki sağlık uygulamalarını da tüm dünya için rol model yapacaktır.”

Kişisel sağlık kaydı uygulamaları geleceği şekillendirecek

Genişbant ve bulut teknolojisiyle birlikte, yakın gelecekte hemen bütün hastanelerin, kendi hastalarıyla gerçek zamanlı iletişim halinde olacağı, tüm tıbbi takiplerin hastaneler tarafından yapılarak, hastalara iletilmesi bekleniyor. Netaş Kamu Satış ve Ankara Bölge Direktörü Ahmet Şüküroğlu, bu konuda şunları kaydetti:
“Bu kapsamda hastanelerin yakında tümüyle tele tıp platformlarına dönüşeceği ve tüm sağlık hizmetlerinin daha gelişmiş mobil cihazlar aracılığıyla sunulacağı öngörülüyor. Dolayısıyla bulut teknolojisiyle birlikte mobil uygulamaların gelecekte insan sağlığı ve sağlık sektörü üzerinde çok etkin bir rolü olacağı inancındayız. Ayrıca, genişbant ve mobilitenin yaygınlaşmasıyla, vatandaş yönetimindeki KSK (Kişisel sağlık kaydı) uygulamaları da veri analizlerine olanak sağlayarak geleceği şekillendirecek teknolojiler arasında yer alacak.”

Hızlanan analiz süreci verimliliği artırıyor

Teknolojinin gelişim hızının katlanarak artmasıyla hayatımıza her gün yeni cihazlar, yeni yazılımlar, uygulamalar ve sistemler girmeye başladı. Bu uygulamalar sağlık sektörüne bakışı ve verilen hizmetlerin niteliğini değiştiriyor. Örneğin mobilite artık sağlık sektöründe önemli bir hizmet faktörü olarak görülüyor. Bilgiye hızlı erişim, tedavi sürecinde ve önleyici hizmetlerde olumlu sonuçlara ulaşmayı kolaylaştıran bir unsur. Microsoft Türkiye İş Geliştirme Yöneticisi Cenk Tuna, konuyla ilgili olarak, “Merkezi sağlık verilerinin karar destek sistemleriyle bütünleşmesi de genel sağlık hizmetlerinin kalitesinde artışı beraberinde getiriyor. Bilişim ortaya koyduğu verimlilik ve analiz sürecinde sağladığı hızlı sonuç alma yeteneği, sağlık sektörü hizmetlerinin gelişimi açısından önemli bir faktör.”

BT hastalıkla mücadele için önemli bir araç

IBM Türk Teknoloji Lideri Kıvanç Uslu, sağlık alanında yaşanan gelişmeleri şöyle değerlendirdi:
“Artan maliyetler, sınırlı erişim, teşhislerde ve tedavilerde hata oranları, kronik hastalıklarda sonuçların yetersiz kalması ve yeni ilaç geliştirme süreçlerinin uzun zaman alması gibi sorunların çoğu, aslında dünya genelinde ilgili kurumlar ve tüm mevcut bilgi kaynaklarının, süreçlerin ve bileşenlerin birbirleriyle bağlantılı hale getirilmesiyle ortadan kaldırılabilir. Sağlık hizmetleri teknolojik donanıma sahip olduğunda, sağlık sistemleri otomatik olarak doğru ve gerçek zamanlı bilgileri yakalayabilir ve daha iyi tedavi yöntemlerinin önünü açabilir. Teknoloji tek başına hastalıkları tedavi edemez ancak hastalıkları tedavi edenlere, yaraları iyileştirenlere ve hastalıklarla mücadele etmek için yeni yollar bulanlara, tüm bunları daha iyi yapmaları için yardımcı olur.”
ETİKETLER : Sayı:945