Dosya Sağlık Sektöründe Bilişim 23 HAZİRAN 2014 / 08:35

Teknolojiyi temel alan yenilikçi sağlık hizmetleri yaşam kalitesini artırıyor

Sosyal devlet anlayışının benimsendiği ülkelerde hükümetler, vatandaşlarının olabilecek en yüksek kalitede sağlık hizmetini, en düşük maliyetle alabilmelerini sağlama sorumluluğunu üstleniyor. BT’nin devreye girmesiyle ülkemizde sağlık alanında çok başarılı çalışmalara imza atılırken, önümüzde katedilecek uzun bir yolumuz bulunuyor.

Türkiye, sağlık alanında son yıllarda önemli bir atılım gerçekleştirdi. Bu atılımın temelinde bilişim teknolojilerinin yattığı ise yadsınamaz bir gerçek. Türkiye olarak sağlık alanında dünyada çok iyi bir konumda olduğumuza vurgu yapan BTech Kurucu Ortağı ve Ar-Ge Yöneticisi Kuntay Aktaş, “Dünya standardında işler yapıyoruz ve yaptığımız çalışmaların bir çoğu hem ülkemizde hem de dünyada ilk olan çalışmalar. Türkiye’ye getirdiğimiz teknolojilerle; değerli hocalarımızın açtığı bu yolda yeni teknolojiler üreteceğiz. Yalnızca dünyayı yakından takip eden bir kuruluş değil, dünyada öncü olan bir şirket olmayı hedefliyoruz. Her şeyin daha kişiselleştiği bir dünyada sağlık gibi önemli bir konuda kişiye özel bir yaklaşım sunuyoruz” ifadesini kullandı.
Proline e-ID ve Biyometrik Çözümler Departman Yöneticisi Serdal Karakaş, ülkemizin, gelişmiş ülkelerin tümünde olduğu gibi sağlık harcamalarının yoğun olarak tartışıldığı bir ülke olduğunun altını çizerek şu detayları aktardı: “Sağlık sektöründe teknolojinin kullanımı; hizmet kalitesinin artması, hizmet dağılımının verimli hale gelmesi ve maliyetlerin düşürülmesi için başvurulacak ilk adreslerden biri olmalı. Sosyal devlet anlayışının benimsendiği ülkelerde, hükümetler vatandaşlarının olabilecek en yüksek kalitede sağlık hizmetini, en düşük maliyetle alabilmelerini sağlama sorumluluğunu üstleniyor. Teknoloji de bu noktada devreye girerek hem vatandaşların aldığı hizmeti hem de devletin sunduğu imkânları geliştiriyor. Ülkemizde de bu adımların atılmaya başlandığını memnuniyetle gözlemliyoruz.
Sağlık atılımı uluslararası platforma taşınmalı
Türkiye, sağlık alanında son yıllarda kayda değer büyük atılımlar yaptı. Bunda Sağlık Bakanlığı’nın 10 yıllık sağlık dönüşümü projesinin payı şüphesiz büyük. Sisoft Genel Müdürü Ömer Siso, özellikle sağlık bilişimi alanında gerçekleştirilen projelerin, sektördeki şirketlerin de büyümesine ivme kazandırdığını belirtti ve “Ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin kalitesinin artmasına da katkıda bulunan bu durum, daha da iyileşmeye devam ediyor. Bu atılımı uluslararası platforma taşımak ve kullandırmak, bu başarıyı taçlandıracaktır” dedi. Siso, sağlık bilişiminin teknolojinin her türlü nimetinden faydalanarak hızla geliştiğine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Son yıllarda bu hızın daha da bir ivme kazandığını görüyoruz. Buna paralel olarak bizler de Sisoft olarak gelişen teknolojiyi sürekli takip ediyoruz. Dolayısıyla geniş bir ürün gamına sahibiz. Ülke olarak da sağlık tarafında pek çok alanda Avrupa’nın bile önünde bulunuyoruz. Bu durum bizim gibi şirketlerin de gelişmesini tetikleyerek, yurtdışı şirketleriyle mücadelede önümüzü açıyor.”

MOBİL SAĞLIĞIN BÜYÜKLÜĞÜ BİRKAÇ YILDA 1 MİLYAR DOLAR OLACAK

Mobil uygulamalar ile Türkiye’nin önemli bir virajı almış durumda olduğuna işaret eden Acıbadem Mobil Sağlık Genel Müdürü Rasim Topuz, “Mobilitenin sağladığı kolaylık ve avantajlar yüzde 100’e yakın diyebileceğimiz çok geniş bir kesim tarafından benimsenmiş ve hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. Dolayısıyla, temel son derece sağlam ve bu alanın güçlenmemesi için hiçbir sebep yok diyebiliriz. Mobil sağlık, ülkemiz için henüz yeni bir kavram ve gelişimini sürdürüyor” dedi.
“Teknolojiyi temel alan yenilikçi sağlık hizmetlerinin insanların yaşam kalitelerini artırdığı artık somut örneklerle görülüyor” yorumunu getiren Topuz şunları kaydetti: “Aynı paralelde, geleneksel sağlık sistemi de teknoloji temelli dinamik bir sisteme, mobil sağlığa dönüşüyor. Son 5-6 yıllık dönemde mobil sağlık sektörünün ülkemizdeki büyüklüğünün 250 milyon doların üzerine çıktığını görüyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içinde 1 milyar dolara ulaşacağı öngörülen sektörün ABD’deki büyüklüğü ise 200 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu rakamlar, bize önümüzde çok uzun bir yol olduğunu da gösteriyor. Teknolojiye yatırım yapanların kendilerini gösterebileceği bir dönemden geçiyoruz.”

DOĞRU KAYNAKLARDAN DOĞRU BİLGİNİN TEMİN EDİLDİĞİ DENETLENMELİ

Güçlü bir sağlık bilişimi için en önemli nokta, içerik kaynaklarının denetlenmesi ve ulaşılabilirliğin maksimum düzeyde tutulması. Konuyla ilgili, Kironna Dijital Sağlık Çözümleri Yönetici Ortağı Yağmur Selin Gülmüş, şu bilgileri verdi: “İçeriğin kral olduğu savından yola çıkarsak konu sağlık olduğunda bu krallık bir mertebe daha yükseliyor ve önem arz ediyor. Bunun için öncelikle doğru kaynaklardan doğru bilginin temin edildiği denetlenmeli. İkinci olarak ise bu bilginin halka hitap edecek şekilde hazırlanması, düz metinlerin yanında etkileşimli araçlar, görsel-işitsel içerikler şeklinde sunulması, mobil cihazlardan ve tabletlerden ulaşılabilir olması geniş kitleye ulaşmak için büyük önem taşıyor. Son olarak, konu bakımından çok geniş olan sağlık içeriğini kişilerin ilgi alanları, sağlık durumları ve taşıyabilecekleri risk faktörlerine göre sunmak ve ulaştırmak hayat kurtarıcı olacaktır. Türkiye’de gelişmiş olan bu talebin ve hazır olan pazarın, şu an için düşük olan rekabetle birleşerek hızla ilerleyeceğini bekliyoruz.”

DEVLET VE ÖZEL SEKTÖR BİRLİKTE ÇALIŞMALI

Corlam Kurucu Ortağı Mehmet Doğan Aşık, sağlıkta bilişim alanında Ar-Ge’nin olduğu kadar yurtdışına satışın da desteklenmesi gerektiğinin altını çizerek, “Bu noktada geliştirdiğiniz ürünü uluslararası pazarda destekleyecek bir ekip ve sistem olmadan satmak mümkün değil. Bu sebeple, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı başta olmak üzere devlet kurumlarının Ar-Ge sonrası destekler vermesi gerekiyor. Sonuçta, Türkiye’de Ar-Ge harcamalarının son yıllardaki artışına bakmak lazım. Ortaya çıkan ve çıkacak ürünler pazar ihtiyacına yönelik olmalı. Bu şekilde teknoloji üretmekle kalmayıp teknoloji ihraç eder hale gelebileceğimize inanıyorum” açıklamasını yaptı. Aşık, bu alanda yapılması gereken çalışmalarla ilgili şunları paylaştı: “Ülkemiz, sağlık bilişimi alanındaki gelişmelerin hızla takip edildiği ve bazı teknolojilere öncü olabilecek bir ülke. Bunu değerlendirebilmek adına hem devlet hem de özel sektör birlikte çalışarak gerekli tüm çabayı göstermemiz büyük önem taşıyor.”

YERLİ ÜRETİCİLER ULUSLARARASI ŞİRKETLERLE YARIŞMAKTA ZORLANIYOR

Ülkemizde tıbbi cihaz üreten ve sağlık alanında HBYS (Hastane Bilgi Yönetim Sistemi) yazılımlarının MEDULA nedeniyle zorunlu olması özellikle HBYS otomasyon yazılım firmalarının sayılarını artırdı. DataMed Genel Müdürü Ömer Kayahan Yalçın, “Pazarın en büyük alıcısı ve yönlendiricisi Sağlık Bakanlığı idari anlamda yeni bir yapılanmaya gitmiş ve bu yapılanma sonrası sektörde fiyat odaklı politikalar ağırlık kazanmış ve hazırlanacak teknik şartnamelerin en ucuz fiyatla alınması yeterli görülmüştür. Sektörde bulunan şirketlerin gelirleri düşmüş ve ticari rekabet, sektörü ileri götürmek yerine darboğaza sokmuştur. Sağlık Bakanlığı’nın alımlarda yerli üreticilere pozitif ayrımcılık yapılması konusunda genelgeleri bulunmasına rağmen somut anlamda yerli üreticiler uluslararası şirketlerle yarışmakta zorlanıyor” açıklamasını yaptı. Yalçın, dünyada ülkelerin kendi üretici şirketlerini çeşitli enstrümanlarla desteklediğinin altını çizerek “Ülkemizde de dünyadaki modeller uygulanabilirse özellikle orta vadede ihracat patlaması mümkün olabilir. Ayrıca savunma sanayisi alanında uygulanmakta olan ‘offset’ yöntemlerinin sağlık sektöründe de uygulanması, yani birlikte üretilecek ve satın alınacak bazı ürünlerin bir bölümünün ülkemizde yapımının şart koşulması hem teknik bilgi birikimini artıracak ve hem de şirketlerin finans ve üretimlerini önemli oranda destekleyecektir. TÜBİTAK’ın günümüzde Ar-Ge çalışmalarında öncelikli alanlar için özel Çağrı Başlıkları açmasına benzer bir model Sağlık Bakanlığı tarafından da uygulanabilir. Özellikle Orta Doğu, Türki Cumhuriyetler ve Afrika ülkelerine bu modelle ihracat yapılabilir ve uygun finansal araçlarla desteklenmesi durumunda da başarı sağlama oranı yüksek olur. Bu sayede katma değeri yüksek ürünlerin ihracatıyla ülkemiz için çok gerekli olan teknolojik faydalar sağlanacaktır” dedi.
“Sağlık bilişimi alanında Sağlık Bakanlığı’nın yasal yetkileri günümüz ihtiyaçlarını karşılayamaz görünmektedir” ifadesini kullanan Yalçın önerilerini de şöyle belirtti: “Bakanlık yetkilerini genişletecek özellikle sağlık turizmi ve üretici şirketlerin finansman anlamında desteklenmesiyle, ilgili yeni yasal düzenlemeler yapılması durumunda, sektör sadece ülkemize değil dünyaya hizmet eder hale gelebilecektir.”

SAĞLIK TURİZMİ HALKIN REFAHINA HİZMET EDECEK

Teknolojinin sağlık sektörüne kazandırdığı katma değer ve potansiyel, gelişmiş ülkeler tarafından çok daha uzun seneler önce keşfedildi. Diğer taraftan, dünyadaki değişime paralel olarak Türkiye’de de refah seviyesinin artışı doğrultusunda sağlık harcamaları da artmaya başladı. Ayrıca ülkemizin son yıllarda, bölgesel bir sağlık merkezi olma rolü üstlendiğini de görüyoruz. KoçSistem Pazarlama ve Satış Genel Müdür Yardımcısı Can Barış Öztok, “Sağlık turizmi konusunda, ülkenin ekonomik potansiyel avantajını daha iyi kullanmak üzere yapılacak ek düzenlemeler hem Türkiye’nin sağlık sektörünü canlandıracak hem de üretim ihtiyacı yaratarak istihdam sağlayacak. Diğer yandan oluşan rekabet sayesinde hizmet kalitesi artarak doğrudan halkımızın refahına hizmet edecek” ifadesini kullandı. Bugün dünyada birçok ülkede uygulaması başlayan, kamu tarafından da teşvik edilen teletıp ürünleri sayesinde bireylerin yaşam kalitesinin arttığına dikkat çeken Öztok, erken teşhis imkânlarıyla da sağlık harcamalarında kayda değer tasarruf sağlandığına vurgu yaptı. Öztok, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu tür teknolojik uygulamalar için Türkiye’de hastanelerin topluca hareket ettiği bir sistem ya da yönlendirme maalesef henüz yok. Sadece bazı doktorlar bireysel olarak hastalarını çeşitli sağlık uygulamalarını kullanmaya yönlendiriyor. Bu hizmetlerin kamu tarafından da teşvik edilmesi ve herkesin faydalanabileceği bir yapı kurulması çok önemli. Sağlık alanında son yıllarda ülkemizde pek çok yatırım gerçekleşiyor. Bu yatırımların başarılı olması için, sadece maliyet bazlı değil aynı zamanda hedef bazlı bir bakış açısıyla değerlendirme yapılması ve BT’yi yatırımların olmazsa olmazı olarak görmek gerekiyor.  Bütün bunlar gerçekleştiği takdirde ülkemizdeki sağlık uygulamalarının tüm dünya için rol model olmasının kaçınılmaz olacağı görüşündeyim.”

TEKNOLOJİNİN BİR DEVLET POLİTİKASI OLMASI GEREK

BDY Bilişim Ar-Ge ve Yazılım Geliştirme Direktörü Özgür Öztürk, olumsuz bir tablo çizerek Türkiye’nin çok geriden geldiği yorumunu yaparak düşüncelerini şöyle paylaştı: “Ne zaman bilgisayar faresinden daha çok bilgisayar klavyesini kullanırız o zaman ciddi mesafeler katetmeye başlayacağız. Sadece sağlık alanında değil, teknolojinin her alanında, ülkemizdeki girişim örneklerine çok daha ciddi destekler verilmeli, çok daha ciddi yatırımlar yapılmalı. Dış ülkelerde, özellikle Amerika’da, yurt dışından gelen amatör çalışmalara bile üniversitelerin tahsis edebildiği yüz binlerce dolarlık destek kalemleri var. Özel yatırım organizasyonlarında ise yatırım miktarları inanılmaz boyutlarda. Özel sektörün ya da devletin ayırdığı yatırım oranlarında henüz çok gerideyiz. Teknolojinin ve teknolojik yeniliklerin, iktidarlardan bağımsız, bir devlet politikası olması lazım. Akıllı mühendislerimiz, amatör ruhla çalışan, Ar-Ge yapan binlerce gencimiz, genç firmalarımız var ama arkalarında da aynı ruhla ayakta duran bir yapı lazım. Sağlık alanında da bu söylediklerim aynen geçerli.”
“Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı bir milli veri seti, bir veri sözlüğü bulunuyor. Türkiye’de sağlık yazılımları üreten firmaların yüzde kaçının kendi veri modeli bu çalışma ile uyumludur?” sorusunu gündeme getiren Öztürk, bu durumda e-devletin olmazsa olmazlarından olan; ‘e-dictionary’, ‘interoperability’, ‘data model definitions’ kavramlarının ülkemizde kullanılmadığına dikkat çekti. “Mesele sözlüğü yapmak değil, onu milli bir kazanım olacak şekilde tüm alanlarda teknolojik olarak geliştirip kullandırmaktır” şeklinde konuşan Öztürk, şunları kaydetti: “Sorunlarımız çok daha derinlerde. Kendimize ait, dünyaca bilinen, sadece kamuda değil özel sektörde de kullanılan, yurt dışına ödediğimiz milyonlarca dolarlık lisans bedellerinin önüne geçen bir ulusal işletim sistemimiz var mı? Kendi yazdığımız bir veri tabanı yönetim sistemimiz bulunuyor mu? Dünya çapında marka olmuş kaç teknoloji girişimimiz var? Dünyaca bilinen ve tüm kamu kurumlarımızı ciddi lisans bedellerinden kurtaracak bir güvenlik yazılımına sahip miyiz? Teknolojiyi transfer eden değil üreten bir ülke olduğumuzda bu sorular da, yanıtlar da eminim farklı olur.”
ETİKETLER : Sayı:977
YORUMLAR
mustafa 26 HAZİRAN 2014 / 11:05 0 0
super...