Dosya Ses ve Görüntü Sistemleri 30 TEMMUZ 2016 / 09:43

Nesnelerin interneti ve iletişim teknolojilerinin entegrasyonu verimliliği artırıyor

Günümüzde gerçek zamanlı iletişim giderek çok kanallı bir hale dönüşüyor. Sesli iletişimin yanı sıra görüntülü iletişim ve anında mesajlaşma gibi alternatif yöntemlerle daha verimli ve etkili bir iletişim sağlanabiliyor. Ses, görüntü ve veri iletişimini üzerinde bütünleştiren tümleşik iletişim sistemleri, iş uygulamaları-iletişim entegrasyonuyla iş süreçlerine ilave değer katan çözümlerin de geliştirilmesine imkân sağlıyor. Bununla birlikte bu sistemler IP kamera sistemleriyle de bütünleşmiş şekilde çalışarak mekânların güvenlik amaçlı uzaktan izlenmesini de mümkün hale getiriyor.
Karel Pazarlama Direktörü Nurşen Yıldırım’ın görüşlerine göre kullanıcılar bu farklı iletişim yöntemlerini sadece ofisteyken değil farklı ortamlardayken de kullanabilmeyi talep ediyor. Bu nedenle tümleşik iletişimde mobil uygulamalar giderek önem kazanıyor ve kullanımı artıyor. Mobil uygulamaların sunduğu iletişim performansı, çoklu platform desteği ve kullanıcı dostu olması başarımlarında önemli bir rol oynuyor.
Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen akıllı cihazlar da tümleşik iletişim çözümlerine her yerden erişimde önemli bir rol üstleniyor. Daha hızlı ve yetenekli cihazlar sayesinde her türlü uygulamayı bu cihazlar üzerinde kullanmak ve değişen iş koşullarına adapte olmak mümkün oluyor. Bu gerçekleşirken çalışanlar, BT yöneticilerinden kişisel cihazlarını iş amaçlı kullanmayı talep ederek işvereni cihaz yatırımından da kurtarıyorlar. Ancak elbette veri güvenliği için BT departmanlarına düşen sorumlulukların yerine getirilmesi gerekiyor.
Bununla birlikte çalışanların farklı mekânlardayken aynı odayı paylaşıyormuş gibi sanal toplantılar yapmalarını sağlayan web konferans uygulamaları da oldukça popüler hale geldi. Bu şekilde katılımcılar birbirleriyle sesli ve görüntülü iletişim kurabiliyorken aynı zamanda doküman paylaşım özelliği sayesinde bir belge üzerinde birlikte de çalışabiliyorlar. Bu kullanıcılara hem zaman hem de ulaşım giderlerinde ciddi tasarruflar sağlıyor. Müşteri memnuniyetini arttırmak, destek, satış, pazarlama süreçlerini daha verimli hale getirmek için çağrı merkezi uygulamaları da pazarın üst segmentinden alta doğru yaygınlaşıyor. Çağrı merkezi uygulamalarına entegre edilen konuşma tanıma, metni ses dönüştürme gibi ses teknolojileri sayesinde de çağrı merkezlerinin verimlilikleri arttırılabiliyor. 
Ses ve görüntü sistemlerine yönelik ihtiyaçlar ve kullanım alanlarıyla ilgili bilgi veren Nurşen Yıldırım, sektör ayrımı olmaksızın tüm işletmelerin tümleşik iletişim, çağrı merkezi ve web konferans gibi çözümlere ihtiyaç duyduklarını vurguluyor. Şirketler bu tür çözümlerle, iletişimlerini etkin ve verimli bir hale dönüştürmeyi, müşteri memnuniyetini arttırmayı ve iletişim giderlerinden tasarruf sağlamayı hedefliyorlar. Yıldırım, bu tür iletişim sistemlerinin kullanımının üst segmentten pazarın orta ve alt segmentine doğru  yaygınlaştığını söylüyor. Özellikle bulut bilişimin etkisiyle geçmişte sadece üst segmentteki müşterilerin sahip olabildikleri pek çok çözümden küçük ölçekli firmaların da yararlanabildiklerine dikkat çekiyor. Sunulan sistemler üzerinde her sektörün, müşterinin kendine özgü ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş bir takım çözümlere ihtiyaç duyabildiklerini söyleyen Yıldırım, Karel olarak bunlara cevap verecek esneklik ve Ar-Ge kabiliyetine sahip olduklarını belirtti.
 
4,5G ile artan bağlantı hızları ses ve görüntü sistemlerini yeni bir düzleme taşıyor
4.5G’nin sağladığı en temel faydasının yüksek bağlantı hızı ve düşük gecikme süreleri olduğunu söyleyen Nurşen Yıldırım aynı zamanda Nesnelerin İnterneti teknolojilerine de değinerek: “4.G yüksek hızda hareket eden araçlardaki kullanıcılar için de 3G’ye oranla daha iyi bir mobil iletişim imkânı sağlıyor. Bağlantı hızı ve gecikmeler nedeniyle 3G şebeke üzerinden kullanımında bir takım sıkıntılar yaşanan gerçek zamanlı görüntülü iletişim gibi uygulamalar 4.5G şebekeler üzerinden performanslı bir şekilde kullanılabiliyor. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre 4.5G’nin kurumsal alanda sağladığı faydalara bakıldığında ilk sırada üretkenlik artışı, ikinci sırada ise gider düşürücü etkisi göze çarpıyor. Özellikle gerçek zamanlı uygulamaların kullanımında sağladığı performans iyileşmesiyle 4.5G, seyahat halindeki çalışanlar için 3G’ye kıyasla daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Kullanıcıların yüksek performansla mobil şebeke üzerinden “birlikte çalışma” uygulamalarını kullanabilmelerine, yüksek hızda dosya paylaşımı yapabilmelerine, güvenlik kameralarını uzaktan izleyebilmelerine, CRM, ERP gibi iş uygulamaları ve diğer bulut bilişim çözümlerini kullanabilmelerine imkân sağlıyor. Bunların yanı sıra 4.5G gelecekte pek çok yeni inovatif  bulut uygulamalarının geliştirilmesi ve yaygınlaşmasına hızlandırıcı bir etki de yapacaktır. IoT çözümleri süreç otomatizasyonu, izleme, yönetme ve karar almada dijital dönüşüm sürecinde önemli bir kaldıraç etkisi yaratıyor. Bu etki sanayinin 4. Devrimi olarak tanımlanıyor. IoT’nin hayatımız üzerinde internetin yarattığı etkiye benzer bir etki yaratması bekleniyor. IoT uygulamalarının iletişim sistemleriyle entegrasyonu sayesinde iş süreçlerinde verimliliği arttıracak çözümler geliştirmek mümkün olabiliyor. Bu da firmalara giderek zorlaşan pazar koşullarında rekabet üstünlüğü sağlamaya yardımcı oluyor” şeklinde konuştu.
Türkiye pazarında ses ve görüntü sistemlerine yönelik potansiyeli değerlendiren Nureşn yıldırım şunları söyledi: “Türkiye pazarı çok dinamik ve yüksek potansiyel barındıran bir pazar.  Öte yandan iletişim alanındaki teknolojik yenilikler sadece bu sektörle sınırlı değil. Büyümenin, verimlilik artışının ve rekabet avantajı yaratmanın gerekli olduğu tüm sektörlerde bu alandaki çözümlere ihtiyaç duyuluyor. Özetle tüm sektörlere kaldıraç etkisi yaratan önemli araçlardan bahsediyoruz. Pazarı bireysel ve kurumsal olarak iki bölümde inceleyebiliriz. Bireysel pazar akıllı telefon, tablet ve TV gibi araçlar üzerinden gerçekleşen iletişim ve uygulamalarla yaygınlaşıyor. Kurumsal ise hem bireyseldeki alışkanlıklardan etkileniyor hem de rekabet avantajı yaratma gereksinimiyle hareket ediyor. Giderleri azaltmak, verimliliği arttırmak ve işletmelerin performanslarını yükseltmek için lokomotif olarak görülen bu uygulamaların satın alma maliyetleri ise düşüş eğiliminde. Yakın dönemde fiyat düşüşünün devamıyla küçük hatta mikro ölçekli işletmelerin de rahatlıkla kullanabileceği noktalara gelen bu uygulamaların standartlaştığını görebileceğiz”.