spot 15 TEMMUZ 2012 / 16:51

2013 yılında sıradan bir gün mü acaba?

Servis veren ve çözüm üretenler için çok heyecanlı, sınırsız inovasyon ve sınırsız gelir kapıları oluşuyor.

Huzurlu bir gece geçirdiniz. Sabah 06:30. Yatak odanızdaki ses sistemi sizin ayarlamış olduğunuz 80’li yılların sevdiğiniz parçalardan oluşan bir uyandırma sesi çalıştırdı. Yatak odanız sizin sevdiğiniz ses tonunda sevdiğiniz müzik parçalarını çalıyor. Huzurla ve parçayı mırıldanarak yataktan kalktınız. Odanız, gözetleme kameraları sayesinde kalktığınızı algıladı ve size - sizin ayarlamış olduğunuz - ses tonunda ‘Günaydın’ dedi. Hatta ‘Bugün nasılsınız?’ dedi. Sizin el hareketleriniz ve yüz ifadenizden ruh halinizi anladı ve ‘Teşekkür ederim. Ben de gayet iyiyim. Bu sabah sizin için ne yapabilirim?’ dedi.
Banyoya geçtiniz. Kişisel sayısal asistanınız sizinle konuşmaya devam ediyor. ‘Tebrikler. Diet işe yarıyor. Düne göre 245 gram vermişsiniz. Bunun da 178 gramı yağ kısmından gitmiş. Genel sağlık durumunuz son derece iyi!’. Lavabonuzun önünde duruyorsunuz. Aynaya bakıyorsunuz. Durduğunuz yerdeki yer seramiği bütünleşik ve sayısal bir baskül. Baktığınız ayna aynı zamanda bir ekran. Aynanın ortasında kendinizi görüyorsunuz, sağ kenarında baskülden gelen verileri ve bedensel bilgilerinizin tarihçesi yer alıyor. Aynanın sol kenarında ise gelen mesaj miktarı ve sosyal ağlardaki aktivite ve statüsünüz yer alıyor. Sayısal asistan soruyor: ‘Ailenize bu verileri statüs güncellemesi olarak gönderelim mi?’ bir de ekliyor: ‘Bugünkü inovasyon çalıştayınızı da profesyonel çemberinizdeki kişiler için statü güncellemesi yapalım mı?’ İkisini de onaylayan bir baş sallama hareketi yapıyorsunuz ve anında ilgili - sizin ayarlamış olduğunuz - ağlardaki statüleriniz doğru bir şekilde güncellenmiş oluyor.
Bu arada evdeki çevresel cihazlardan gayri bir bilişim cihazınız yok. Sayısal asistan, onun gerektirdiği bilişim, evinizi bütünleşik bir şekilde gözetlemek ve yönetmek için gerekli tüm bilişim ve depolama gücü şehrin / mahallenizin / oturduğunuz sitenin merkezi bulut ve erişim servis sağlayıcısından güvenli ve yüksek süratli bir şekilde geliyor.
Mutfağa geçtiniz ve sayısal asistan yine yanınızda. Buzdolabından alacağınız eşyalar ve yemenizi önerdiği kahvaltı ile ilgili size bilgi veriyor. Bu bilgilerin tümü anlaşmalı olduğunuz sağlık servis sağlayıcısına ve sigorta/güvence servis sağlayıcısına da gidiyor. Sözleşmede yazan bütünleştirmeler bunları. Bu bütünleştirmeler -yani bilgi alışverişi- sayesinde hem indirim alıyorsunuz, hem özel güvenceler alıyorsunuz, hem de uluslararası bir sağlık ve güvence ağının küresel bilgi bankasından yararlanıyorsunuz. Ayrıca bugünlerde yapmış olduğunuz diet ve fitness programı çerçevesinde dünya çapında 135 kişi ile rekabet ve yarışma halindesiniz. Hedefleri tutturan ilave bir indirim ve bir sağlık kongresinde katılım hakkı elde ediyor.
Dönelim kahvaltıya. Müslinizi ve meyvelerinizi afiyetle yerken, dokunmatik ekran olan masanızdan sabahın ilk haberlerini izliyorsunuz. Hava durumunu ve yol durumuna bakıyorsunuz. Tümü geçmişten gelen alışkanlıklar. Trafik Yönetim Sistemi sayesinde zaten trafik sorunu çözülmüş durumda, siz arzu ettiğiniz saatte merkezi bir bireysel taşıma sistemi ile iş yerinize ‘port’ edileceksiniz. Çocuğunuz aynı şekilde mahalledeki ‘Geleceğin Pilot Okuluna’ port edilecek. Eşiniz de aynı şekilde kendi işine bireysel taşıma aracı ile çevreye duyarlı, sessiz, beklemesiz ve yüksek hizmet kalitesiyle taşınacaklar. Detaylarına biraz sonra geleceğiz.
Halen kahvaltı masasındayız. Sabahın dakikaları elbette değerli ve aynı zamanda sayılı. Çocuğunuz ile günü ve haftanın geri kalanını dokunmatik masa üzerinde planlıyorsunuz. Ortak programlarınız vurgulanıyor, sayısal asistana işaret ediyorsunuz ve o önemli konuları size zamanı gelince hatırlatmak üzere, özel takviminize kaydediyor. Eşiniz ile günlük ve haftalık programı senkronize ediyorsunuz. Günün en önemli haberi hakkında kısaca sohbet ediyor ve ortak bir kanat geliştiriyorsunuz. Sayısal asistan bunu blog ve video kaydı olarak post etmek isteyip istemediğinizi soruyor ve siz bunun aile albümüne kaydının geçilmesini ama genele açılmaması uygun olacağını söyleyip, konuyu kapatıyorsunuz. Ne de olsa ‘sayısal göçmensiniz’… Çocuğunuzun ‘default’ ayarı, konuşulan, uğranılan, oynanan, izlenen, alınan, verilen her şeyi onay almaksızın en popüler üç sosyal ağ üzerinden tüm dünyaya post edilmesi şeklinde. Eh, ne de olsa o bir ‘doğuştan sayısal’…
Sizler evden çıktıktan sonra EYBS - Ev Yönetim ve Bakım Sistemi devreye giriyor. Temizlik robotu evi süpürüyor, siliyor, topluyor. Enerji yönetim modülü ev içindeki iklimi ayarlıyor, sizin tercihlerinize uygun bir şekilde ısıtıyor veya soğutuyor. Buna göre panjurlar iniyor açılıyor, kalorifer/klima sistemleri devreye giriyor, duruyor. Havalandırma yapılıp evin içindeki ideal oksijen seviyesi ayarlanıyor. Sizin ne zaman geleceğiniz belli ve ona göre hazırlık programı da ayarlanmış durumda, siz geldiğinizde evi bıraktığınız gibi, temiz, huzurlu ve tam istediğiniz iklimde bulacaksınız. Ama o vakte biraz daha var…
BTA’nız (Bireysel Taşıma Aracı) evin önünde sizi bekliyor. Çocuğunuz çoktan GUÇTA’sına bindi gitti (Gençlere Uygun Çoklu Taşıma Aracı). Otopilot yani kaptansız, çalışan bu araçlar elektrikli motorlu, GPS ve navigasyon sistemi ile donatılmış, merkezi bulut sistemi üzerinden tüm bilişim gücünü alıyor, en uygun rotadan, sabit hızda ve her türlü trafik kuralına uygun olarak, trafik lambaları gerekmeksizin sizi iş yerinize götürüyor. Elektrikli motor olduğu için ne gürültü var, ne de titreşim var. Siz çoktan çalışmaya başladınız bile. BTA’nın bir penceresi video konferans ekranına dönüştü ve hemen iş arkadaşınız ile öğleden sonraki inovasyon çalıştayın hedeflerini ve akışını konuşmaya başladınız. Diğer bir pencerede dokunmatik bir şekilde e-postalarınızı gözden geçiriyorsunuz. Parmağınızın ucu ile ilgili kişilere, klasörlere, projelere yönlendiriyorsunuz, yanına bazı sesli yorumlar bırakıp, az sayıdaki mesajlarınızı bu şekilde yolda giderken hızlıca hallediyorsunuz.
Ofise geldiğinizde boş bulduğunuz ilk masaya o gün için yerleşiyorsunuz. Masanın kendisi dokunmatik bir ekran. Hemen giriş yapıyorsunuz ve sayısal asistanınız karşılıyor. ‘Bugün senaryo planlama seansınız var. Öğleden sonra inovasyon çalıştayı var. Saat 17:00’de çocuğunuzun piyano konseri var.’ Senaryo planlama seansı için hazırlıklarınızı yapıyorsunuz. Şirketin büyük veri işleme servisine sizin faaliyet alanınız ile ilgili olan tüm verileri parmağınızın ucu ile getiriyorsunuz. Daha önceden hazırlamış olduğunuz parametre ve kriter seti üzerinden en olası üç senaryo giriyorsunuz ve operasyon görsel olarak ekranınızda canlanıyor. Aralarındaki fark çok vahim olmaması için parmak uçlarınızla kriterleri biraz değiştiriyorsunuz ve böylece iyimser, gerçekçi ve kötümser senaryoları hazırlamış oluyorsunuz. 5 dakika sonra seans başlayacak. Asistanınız size dietinizi hatırlatıyor ve kattaki otomattan taze bir kivi alıyorsunuz ve afiyetle yiyorsunuz. Bu otomatlar aynı sağlık ve sigorta güvencesi servis sağlayıcısının kurumsal hizmetleri arasında. Seans iyi geçiyor ve ortak karar olarak iyimser ile gerçekçi arası bir senaryo kabul görüyor. Buna göre hedefler ve karneler arka planda anında güncelleniyor ve ilgili birimlere hazırlanmış ses kayıtları intikal ediyor. Böylece çalıştığınız kurumun planlama ve operasyon birimleri arasındaki bütünleştirme ve iletişim tümüyle kurumsal ve otomatikleştirilmiş bir halde cereyan ediyor.

Öğle vakti. İş yerinizin yakınında sevdiğiniz bir kafeye gidiyorsunuz. Masanın bir kenarında küçük bir tablet var. Parmak iziniz ile kendinizi tanıtıyorsunuz. Sizin dietinize uygun olan yemekler karşınıza çıkıyor. Oradan seçiyorsunuz. Eski alışkanlık olarak mekan sahibi hala garson çalıştırıyor ve içecek siparişi nostaljik bir şekilde kağıt ve kalemle alınıyor. Aslında söylerken tablet bilgisayarın ses tanıma teknolojisi içecek siparişini de kayda geçiyor ve arka taraftaki operasyon öyle çalışıyor. Ama müşteriler bu önlüklü garsonları ve kulağının arkasına kurşun kalemi sıkıştırmış görüntüyü seviyor. Alışkanlık işte…
Kafede ofise dönerken 1.200 adım yürüyüş yapıyorsunuz, diet ve fitness programının bir parçası. Az daha unutuyordunuz, cebinizdeki sayısal asistan haber verdi. Yurtdışındaki bir iş ortağınız ile bu esnada küçük bir video konferans yaptınız. Başınızdaki sayısal gözlük ile ekranda görüntü ve sizin görüntünüz var ve hızlı genişbant üzerinden yüksek kalitede ses iletişiminde bulundunuz. Hatta ortak dokümanları gözden geçirdiniz ve aksiyonlarda mutabakat sağladınız. Bu aksiyonlar sayısal asistanınız tarafından yapılacaklar listesine dahil edildi ve takviminizde uygun boşluklarda çalışma seansları ve ilgili diğer kişilerle görüşmeler ayarlandı.
Saat 13:30. İnovasyon Çalıştayı başlıyor. Tüm duvarların dokunmatik ekran olduğu bir inovasyon odasındasınız. Toplam 12 kişi katılıyor. Herkesin elinde bir tablet var, post it niyetine. İnovasyon çağrısına uygun fikirleri tablette yazıyorlar, parmak kullanan, stylus kullanan ve hala klavye (hem de Q-klavye) kullanan dahi var. Olamaz mı, olabilir…
Bu fikirler bir hareket ile duvarlara aktarılıyor ve orada sağa sola çekiştirilerek, kategorize ediliyor, filtreleniyor, önceliklendiriliyor ve nihayetinde final fikirler seçiliyor. Bu esnada tüm seans, konuşulanlar, yazılanlar, çekiştirilenler (fikirler) ve final fikirler kaydediliyor ve çalıştayın sayısal replikası oluşturuluyor (eskiden buna toplantı tutanağı denilirdi).
İnovasyon fikirleri anında ilgili birimlerle paylaşılıyor, gerçek zamanlı oylama yapılıyor, kapasiteler ve fizibiliteler simüle ediliyor, final fikirler arasından en nihayetinde en parlak iki fikir onaylanıyor, anında sipariş geçiliyor ve ilgili birimlerin çalışma planları güncellenip, inovasyon hemen üretime ve operasyona intikal ediyor. İlgili birimler detayları ve bu noktaya neden ve nasıl gelindiğini anlamak için, sayısal replikayı tekrar izliyor ve üç boyutlu sanal bir mekanda sanki çalıştaydaymış gibi zengin bir deneyimle detayları anlıyorlar.
Çocuğunuzun piyano konserine gidiyorsunuz. Eşiniz de tam saatinde yetişiyor. Her ortamda sayısal HD kameralar olduğu için sizin ayrıca ses ve / veya görüntü kaydı yapmanıza gerek yok. Sonra bu konser zaten ilgili okul ve sosyal ağlardan paylaşılacak. Uzaktaki aile büyükleri konseri sonrasında bu kanallar üzerinden izleyebiliyorlar ve torunlarıyla, yeğenleriyle gurur duyuyorlar.
Belediyenin sağladığı ATA (Aile Taşıma Aracı) ile topluca evinize dönüyorsunuz. Akşam yemeği diete uygun olarak hazırlanmış durumda. Akşam yemeğinden sonra aile görevleri gözden geçiriliyor. Tüm ailenin en sevdiği etkileşimli oyun oynanıyor, bowling. Çocuğunuz bu tür dedektörlü ve kameralı oyunlara daha alışık olduğu için kazanıyor. Skorunu anında sosyal ağlar üzerinden post ediyor. Aile çemberinizdeki kişilere siz de cihazın çektiği video ve resimleri post ediyorsunuz.
Zil çalıyor. Evdeki tüketim alışkanlıklarınıza, çöp miktarlarından ve buzdolabındaki DYS - Depo Yönetim Sistemi üzerinden otomatik ve sizin önceden tanımlamış olduğunuz saat ve günlerde alışverişiniz evinize geliyor. Ödemeyi uzaktan dokunmadan yapıyorsunuz ve perakendecideki hesabınız ile bankanızın hesabı bütünleşik bir şekilde haberleşiyor. Ayrıca alışverişiniz sağlık servis sağlayıcısı ile de paylaşılıyor. Salona döndüğünüzde almış olduğunuz çikolata bir pop up olarak ekranda size soruluyor. Opsiyonlar olarak ‘kendiniz için’, ‘eşiniz için’ veya ‘çocuğunuz için’ sunuluyor. Siz çocuk opsiyonunu seçiyorsunuz. Sistem de eskiden kalma bir şaka ile ‘yarın sabah banyoda nasıl olsa görüşeceğiz…’ diyor ve pop up kapanıyor.
Çocuğunuz yatmadan önce dedesiyle kısaca bir video konferans yapıyor. Her akşam onlar da seviniyor. Ekranın kenarında sadece sizin için yaşlı insanlar için özel tasarlanmış sağlık ve bakım hizmet sağlayıcısının statü raporunu görüyorsunuz ve içiniz rahatlıyor. Sağlık, beslenme ve evin genel durumu son derece iyi ve her şey kontrol altında.
‘Sayısal Göçmen’ olduğunuz için yatmadan önce hala baş ucu kitap okuma alışkanlığınız devam ediyor. Eşiniz ışığı söndürmenizi söylüyor ve mışıl mışıl uyuyorsunuz. Bu arada EYBS (Ev Yönetim ve Bakım Sistemi) evi topluyor, sessizce ertesi güne hazırlıyor. Klimalar, ışıklar, kaloriferler ve sıcak su gereksinimleri asgariye indiriliyor. Çöp merkezi bir sistem üzerinden ayrılıyor ve boşaltılıyor. Bileğinize bağlı olan kişisel sağlık bileziği ise günlük verilerinizi buluta yüklüyor, analiz ediyor ve sabahki banyo seansınız için hazırlıyor. Yarışma içinde olduğunuz diğer kişilerin verileri ile karşılaştırılıyor ve yarın sabah size sunulacak.
Ertesi sabah 06:30 yeni bir gün. Haydi bakalım…
Nasıl? Hoşunuza gitti mi gitmedi mi? Giden kısımları var, gitmeyen kısımları var. Ama insanlık olarak bu yöne doğru gidiyoruz. Gençler için ‘cool’ bizler için ‘alışılmamış’.
Alışacağız, şekillendireceğiz, karşı koyacağız, ama öyle ya da böyle, bunun gibi veya bundan biraz daha farklı olarak, yenilikler bu eksende olacak. Servis veren ve çözüm üretenler için çok heyecanlı, sınırsız inovasyon ve sınırsız gelir kapıları var sanki.
Bunlara muhtaç olan engelli, yaşlı, bazı kaynaklara uzak, olanakları olmayanlar için de çok cazip ve heyecan verici. Bugün analog bir lüks yaşayanlar ve alışkanlıklarını değiştirmek istemeyenler için biraz ürkütücü, hatta oldukça ürkütücü…
Bundan dolayı bugün hala sivrisinek ilacı alıyoruz ama dinozorlardan korunmak için akıl yormamız gerekmiyor…
ETİKETLER : Sayı:880