Dosya Veri Merkezleri ve Teknoloji Altyapısı 08 EKİM 2015 / 16:51

UPS’te Verimlilik Her Geçen Gün Önem Kazanıyor

Günümüzde şehirlerin artan enerji ihtiyacı karşısında sadece elektrik şebekesine güveniyor olmak, sanırım yatırımlarımıza ve işletmemize karşı yapacağımız en büyük kötülüklerden biri olur.

Her geçen gün artan talebe karşılık aynı hızda gelişemeyen enerji altyapısı, özellikle kritik yüklerimizi yedeklemek için UPS kullanımı ihtiyacını her geçen gün artırmaktadır. Burada kritik yük dediğimiz noktada aklınıza büyük fabrikalar veya en az 300 kabinlik veri merkezleri canlanmasın. Bir veri merkezinde olabilecek bir kesinti sonucu yaşanacak kayıp ile bilgisayarınızda hazırladığınız bir raporun kesinti sonucu silinmesi arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü kaybedilen aslında aynıdır, zaman!

ARTronic Genel Müdürü Yüksel Erdoğan’a göre zaman ve iş gücünden bahsettiğimiz bir konuda konuşulması gereken tek bir nokta kalıyor; sahip olma maliyeti ve yatırımlarımızın kısa-orta-uzun vadede bizlere olan ekonomik katma değeri.

ARTronic, hizmet güvencesi ile kamu ve özel sektörde yer alan dev sanayi tesislerine, hastanelere, önde gelen bankalara ve veri merkezlerine ulaşan yüksek teknoloji ürünü Huawei UPS’ler ile 1 kVA’dan 6400 kVA’ya kadar geniş bir yelpazede seçenekler sunuyor.

“Modüler Mimari ile Daha Yüksek Verim”

Bir işletmenin UPS kullanımı ile ilgili olarak iki farklı süreç söz konusudur, bunlar;

• Sahip olma maliyeti

• Bakım ve işletme maliyeti

Bu konuda ayrıntıya girmeden önce modüler mimari ile ilgili kısa bir bilgi vermek gerekir.

Modüler mimaride belirli bir değerde güç modülümüz (örneğin 40kW) ve bu modüllerden belirli bir sayıda ekleyerek güç arttırılabilen bir gövde bulunmaktadır.

Örnekle; 200kW bir gövde içerisinde, her biri 40kW değerinde 5 adet modül eklenebilecek yuva bulunmaktadır.

Bu gövde içerisindeki modülleri enerji ihtiyacınıza ve bağlı olan yükünüze göre isterseniz yedekli olarak kullanabilirsiniz ki bu mimariye N+X adını veriyoruz. Yine örneklersek; 200kW gövde içerisindeki 5 modülü N+1 olarak konfigüre ettiğimizde, 160kW çıkış gücümüz ve toplamda 160kW gücü sağlayan modüllerden birinde oluşacak bir arıza durumunda yükü kesintisiz olarak üzerine alacak 1 adet yedek modülümüz bulunmaktadır.

Bu noktada modüler yapı, yukarıda bahsedilen sahip olma maliyetlerini ciddi anlamda düşürmektedir. Klasik mimaride, yukarıda verilen 160kW örneğindeki gibi bir durumda yedekli çalışacak bir sistem çözümü isteniyor olsaydı, aynı cihazdan iki adet alıp paralel çalıştırmaktan başka seçenek olmayacaktı. Bu da ciddi bir sahip olma maliyetinin sonrasında ayrıca işletme maliyetlerini de etkileyecekti. Biz bu noktayı kısaca “verimlilik hesaplaması” olarak açıklayabiliriz.

Buna göre; 10 yıllık bir kullanım sürecinde UPS’in içinden geçen elektrik kesinlikle cihazdan çok daha yüksek maliyetle olacaktır. Verimlilik burada hem sahip olma hem de işletme maliyetlerimizi etkileyecek en önemli noktadır. Bir örnekle açıklamak gerekirse; verim değeri %94 ve %96 olan iki adet %80 yükte çalışan 200 kVA UPS’i karşılaştırdığımızda, sadece %2 verim farkından bile 1 yılda yaklaşık 4000 $ maliyet tasarrufu sağlanmaktadır, bu uzun vadede sahip olma maliyetlerimizi çok ciddi anlamda etkiler.

Peki, bu noktada modüler mimari nasıl bir pozitif bir katkı sağlamaktadır?

Aslında en önemlisi UPS’e bağlı olan yük mertebesinde, ileride oluşabilecek güç ihtiyacında sadece modül ilave ederek güç artırımına gidebilirsiniz. Klasik mimariden farklı olarak, 10 sene sonra çıkacağınız güçler için şimdiden büyük UPS yatırımı yapmak zorunda kalmazsınız. Bu hem ilk alım maliyetlerinize pozitif katkı sağlamakta, biraz önce bahsedilen verimlilik değerlerinden ciddi bir maliyet tasarrufu olarak geri dönmektedir.

Modüler yapının sağladığı bir diğer kolaylık ise akıllı uyku teknolojisi ve eş yaşlandırma özelliğidir. Bir örnek ile açıklayacak olursak, bir işletmede 4 adet modül ile 160kW güç mevcut olsun ve mesai sonunda işletmede UPS’e bağlı yük değeri 30kW’a düşsün. Bu durumda modüler sistem geriye kalan 3 modülü uyku moduna alarak ihtiyacınız olan gücü sadece 1 adet 40kW modül üzerinden karşılıyor ve bu uygulamayı belirli periyotlarla her modülü sıra ile kullanarak gerçekleştirdiğinden, her modülün eş yaşlanmasını sağlıyor. Yani hem verimlilik değeri %96 seviyesinde kalıyor hem de kullandığınız UPS sisteminiz uzun yıllar hizmet ediyor.

“Modüler Tasarım ile Daha Hızlı Servis ve Bakım Kolaylığı”

Bakım en kritik noktalardan biri diyebiliriz. Doğru kurulmuş bir altyapı ile birlikte işletmenin karakteristiğine uygun, doğru UPS seçimi bakım sırasında yaşanabilecek olumsuzlukları minimuma indirger.

Modüler sistemin burada en önemli pozitif katkısı, N+X olarak konfigüre edilebilmesi sayesinde bakım esnasında bir modül sökülse bile bağlı bulunan sistemin bundan etkilenmemesidir. Bunun dışında N+1 olarak konfigüre edilmiş bir sistem düşünelim. Burada herhangi bir güç modülünde oluşan arıza sonucu teknik servis müdahale edene kadar aslında sistem hiç etkilenmeden çalışmaya devam edecektir, çünkü zaten bir adet yedek modül bulunmaktadır. Teknik servis tarafından sahada yapılacak müdahale sadece arızalı modülün değiştirilip yerine ikame modül koyarak sistemin devamlılığını sağlamak olacaktır. Bu noktada klasik sistemlerde karşılaşılan bakım esnasında cihazın devre dışı bırakılarak şebekenin bağlı olan yüke direk aktarılması ve bu esnada yaşanacak kesinti, dalgalanma gibi olumsuzluklar yaşanmayacaktır.

“Veri Merkezlerinden Ağır Sanayiye Kadar Her Alanda Çözüm”

Eskiden modüler mimari denildiği zaman sadece IT sektörü, veri merkezleri akla gelmekteydi. Günümüzde ise modüler sistemler; işletme ve sahip olma maliyetleri skalasında klasik sistemlere göre getirdiği pozitif katkısı, sadece yarım metrekare bir alan içerisinde 320kW güç sağlayabilmesi ve geniş giriş gerilim aralığı sayesinde akü kullanımını minimuma indiriyor olması gibi bir çok ayrıcalıklı özellikleri ile sanayide de çok ciddi anlamda kullanım alanı sağlamaktadır. Kritik yüklerde yedekli mimarinin getirdiği kolaylık sayesinde verimlilik her zaman en üst seviyede tutularak amortisman süreleri minimuma indirgenmektedir.

“Yönetim ve Kontrol”

Yönetemediğimiz bir sisteme asla tam anlamıyla sahip olamayız. Bu noktada modüler sistemlerin bize getirdiği iki büyük avantaj var. Bunlardan biri, UPS gövdesinde hot-swap (yük altında değiştirilebilir) iki adet kontrol kartı bulunmaktadır. Bu sayede kontrol kartları yedekli çalışarak birinde oluşacak bir arıza sonucunda diğeri tüm yükü üzerine alarak kesintisiz bir şekilde yönetimin devamını sağlamakta, hem de yük altında değişime olanak sağlayarak arızaya müdahale süresini minimuma indirgemektedir. Huawei modüler UPS sistemlerinde bütün yönetim ve kontrol kartları opsiyonel değil standart olarak sunulmaktadır, çünkü yukarıda belirtildiği üzere yönetilemeyen bir sisteme asla tam anlamıyla sahip olamazsınız.

Tüm bu çözüm ve ürünler 20 Ekim’de gerçekleşecek olan DataCenter Türkiye standımızda olacak. Detaylı bilgi için standımızı ziyaret edebilirsiniz.

 
ETİKETLER : 1041