Yazarlar 15 ARALIK 2014 / 12:21

1000. sayı ve geleceğe dair...

Bir çokluk simgesi olan 1000 -tüm kutsal metinlerde- simgesel olarak farklı anlamlara bürünürken ağırlık "nesillerin bütünlüğü ve hayatın mükemmelliği" ile “Cennet” gibi bir anlamı olduğundan, mutluluğun ölümsüzlüğünde toplanıyordu. Hatta, Talmud geleneğine göre ‘1000’ bozulmaz öğretinin simgesiydi.

Bizim içinse 1000, 20 yıllık bir emek ve gözlerimiz önünde adım adım gelişen Bilişim Teknolojilerinin tarihçesi...

1960’ların başında Stanford Üniversitesinde (ABD) Bilgisayar Bilimi (Computer Science)bölümü yoktu. Savaş Oyunları simülasyonları’nı öğrenmek için gittiğimde sadece 7 talebeydik ve dersler Matematik Bölümü altında başlatıldı. Bölüm ancak 1965’de kurulabildi. İleri görüşlü ve çok değerli hocalarla -başta kurucu George E.Forsythe- yürütülen eğitim, bilgisayar üretimi yapan firmaların katkılarıyla şekillendi ve Silikon Vadisi mucizesinin bir anlamda- yaratıcısı oldu.

Bir adam düşünün. Öyle bir adam ki, II. Dünya Savaşı’nın seyrini değiştirecek bir buluşa imza atmış olsun, binlerce insanın yaşamını kurtarsın, Avrupa’yı sürekli Nazi işgalinden korumuş olsun. Hatta aynı adam bugün hepimizi elinin altındaki bilgisayarların ve yapay zekanın temellerini atmış olsun. Kavramsal olarak ortaya attığı fikirler ölümünden yıllar sonra bile yapay zekadan nano-teknolojiye, moleküler biyolojiden matematiğe kadar her alanda hala geçerli, hala kullanılır olsun… Ama insanlığı derinden etkileyen bu katkıları olmasına rağmen, bu adam ne okullarda fen derslerinde anlatılsın, ne de adı filmlerde geçsin….

İşte bu unutulmuş dahinin adı Alan Turing.

20. yüzyılın en büyük matematikçilerinden biri olan ve bilgisayar bilimlerinin, yapay zekanın babası sayılan Alan Turing çoğumuzun çok geç duyduğu ya da belki de hiç duymadığı bir isim. Ama Stanford Üniversitesi Alan Turing adına verilen ödülleri toplayan hocalarla dolu.

Peki, bizim hikayemiz nasıl başlıyor? Saygıdeğer Prof.Aydın Köksal’ın 1970’lerden bu yana kullanılmaya başlanan “Bilgisayar” sözcüğüyle mi? Yoksa bilgisayarların iletişim alanında kazandıkları mesafeyle Bilgisayar ve İletişim kelimelerinin birleşmesiyle 1990’ların ardından mı? Telekom-Datakom yakınsaması bizleri nereye sürüklüyor? Tüm bunların cevabı peşinde koşturursak vardığımız noktada “Günümüz Dünyasının Gerçekleri” olarak şunları görürüz;

1. OYUNUN KURALLARI DEĞİŞMİŞTİR.

2. DAHA FAZLAYI DAHA AZLA YAPMAK DURUMUNDAYIZ.

3. GERÇEK DEĞER, İŞ DEĞİL İŞ İLİŞKİSİDİR.

4. İŞ COĞRAFYASI GİDEREK DAHA FAZLA SANALLAŞMAKTADIR.

5. GELİŞMENİN ALTERNATİFİ YOK OLMAKTIR.

6. AYNI ŞEYLERİ YAPMAYA DEVAM EDERSENİZ, AYNI SONUÇLARI ALIRSINIZ.

7. INTERNETİN BİRÇOK YARARI YANINDA KARANLIK BİR YÜZÜ DE VARDIR. 

Öyleyse yakın geçmişimize kısaca bir göz atıp yolumuza inançla devam edelim...

14 yıl önce (Sayı:272  12-18 Haziran 2000) “Kablolar daha hızlı olacak” dosyasında görüşlerimi paylaşmış ve fotonik anahtarlama ve bluetooth teknolojilerinden bahsetmiştim. Hemen ardından 276. Sayıda “Veri iletişimi, ama nasıl?” sorusuna cevap arıyor ve ISDN teknolojisinin neler getirebileceğinden söz ederken –ADSL, gerçek kullanım yeri olan konutlara uygulandığında., diyerek gelişmenin hangi yöne doğru gitmekte olduğunu ülke teknoloji tarihinin sayfalarına ekliyorduk.

Aradan 2 yıl geçtiğinde (Sayı:373  10-16 Haziran 2002) “İletişimin farklı yüzü” yazımda görüntülü iletişimi ele alıyor ve ilk kez e-öğretim, video konferans ve tele-medicine konularına değiniyordum. Bu arada, iki farklı yerdeki Florance Nightingale hastahanesi ile ABD’deki bir hastahane arasında naklen ameliyat ve MR, anjiyo ve benzeri filmlerle hasta istatistiklerinin görsel olarak nasıl paylaşıldığını anlatıyordum. “Terabit hızlar artık hayal değil!” dediğimde yıl Mayıs 2002’ydi.

Optik Ethernet , BT yöneticileri maliyetler konusunda yoğun baskı altında (2005), Krizlere inat teknolojik atılımlar sürmeli, Genişbant sunumu geleceğe damga vuracak (2008) ve fiber optik altyapının kaçınılmazlığıyla ilgili bugüne kadar onlarca yazı... Ardından da giderek önem kazanan “Akıllı Şehirler” hakkında yazdıklarım. Ülkemizin  bilişim tarihinde yerini alsın, geleceğimize karar verecek olanlar yararlanabilsinler diyerek yazmaya devam ettim, ettik ve edeceğiz bu kaçınılmaz.

Alvin Toffler: Tarih yeni bir uygarlık yaratıyor diyerek 3. Dalga olarak adlandırdığı bilgi çağına geçişteki hızlanmanın “okullarda eğitim sisteminin yeniden tanımlanmasıyla” gerçekleşebileceğini söylüyordu.  Çünkü, eğitimin kör aksak yürüdüğü bir ülkede gelecekten söz etmek anlamını kaybediyor yeni bir kölelik sistemini çağrıştırıyordu. Bu da ister istemez iktisatçı Schumpeter’in (1883-1950) Yenileşim ve Yaratıcı Yıkıcılık (Innovation and creative destruction) başlığı altında “ Yeni ürün ve süreçler eskilerinin yerini alır, yeniden yapılanma süreci tüm ekonomik akışlara nüfuz eder ve sistemik bir çöküşü tetikleyerek yapısal bir dönüşüme neden olur. Çünkü kesintisiz inovasyon, paradigma dönüşümünün derin taşıyıcısıdır” sözlerini hatırlatıyordu.

Yukarıda iki farklı alanda (Gelecek Bilim ve İktisat) önemli tespitler yapmış  iki değerli şahsiyet bize özetle diyor ki; -Eğitime zaman ve para ayır! Yoksa yıkım altında kalman kaçınılmaz! Çünkü, kısa sürede, doğru dürüst bir plan olmadan büyüme ve çağa yetişme güdüsü vahşi bir ortam yaratıp bu naif ve önemli alanı kirletip değerleri öğütüyor.

Gelecek nesillere gelişmiş bir ülke, insanca bir yaşam ortamı aktarabilmek istiyorsak iyi öğretmenler, iyi öğrenciler yetiştirmeli onlara en iyi imkanları sunarak gerek Ar-Ge, gerekse yenileşim (inovasyon) konularında teşvik etmeliyiz. Çünkü, her Ar-Ge ve yenileşim yeni iş alanlarının doğmasını sağlayarak işsizlikte azalma sağlarken kişisel yetenek gelişimini de artıracaktır. BTHaber buna inanmış okuyucular, paydaşlar ve yazarlarıyla 1000.sayıya geldi.

Dünyada ve ülkemizde konulan ve tarif edilen hedefleri şöyle bir gözden geçirin. 2020 ve 2030 (Dr.Michio Kaku), 2020 TBD- Türkiye, 2045 insiyatifi (Dmitry Itskov) vbg. Bunların hepsinde ve daha çoğunda insanoğlunun ölümsüz olmaya gidiş kararlılığını göreceksiniz. Yani bizdeki bir deyişe göre “Hiç ölmeyecek gibi çalış, yarın ölecekmiş gibi yaşa!”... Umarım nice 1000 sayılarda görüşüp buluşur ve birikimlerimizi paylaşırız.

İhsan.mutlu@botmas.com.tr
ETİKETLER : 1000
YORUMLAR
Hülya Gümüş 23 ARALIK 2014 / 09:18 0 0
Bilişim teknolojisinin geçmişi ve bu geçmişte ki hızlı gelişim vurgulanarak geleceğe çok iyi bir hazırlık yapılması gerektiği harika bir şekilde izah edilmiş. Tebrik ederim çok güzel bir yazı olmuş.
Serkan Cankaya 20 ARALIK 2014 / 23:39 0 0
Bt haberin 1000. sayisina yakisir tek kelimeyle mukemmel bir yazı. Kaleminize sağlık.